Trabzon'da FETÖ'nün İl ablası olduğu iddiasıyla tutuklu yargılanan sanık, tahliye edildi.

Songül MAZLUM -Trabzon'da FETÖ/PYD terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyon kapsamında il ablası olduğu iddiasıyla tutuklanan Ayşegül A.'nın yargılanmasına Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Duruşmada tanık olarak dinlenen Vildan K. ve Rukiye C., örgütün yeniden toparlanabilmek için hangi yöntemleri uyguladığını deşifre etti.

Beşikdüzü Teleferik için yeni ihale Beşikdüzü Teleferik için yeni ihale

VİBER VE SİGNAL PROGRAMINA GEÇİP YARDIM DAĞITMIŞLAR

Tanık Vildan K., "Daha önce etkin pişmanlık yasasından faydalandı. Emniyette örgütle bağlantımı anlattım. Çok kısa bir geçmişim var. 1 yıl kadar signal ve viber programlarını kullandım. Örgüt lideri olarak gözaltına alındım ama yaptığım e ürün satışını örgüte finansman olarak değerlendirmişler. Ben 2. el eşya alım satımı yapıyorum. Bunun yanı sıra zeytin salça zeytinyağı gibi şeyler satıyordum. Bu yüzden çevrem çok geniş. Bazen ben ürünü sanıyordum bazen evimden ürün almaya geliyorlardı. Bunlar terör faaliyeti olarak değerlendirildi. Ben örgüt faaliyeti kapsamında birkaç kişiye yardım parası dağıttım. Biz sanaldan kod isimlerle görüşüyorduk. Kimse kimseyi tanımaz. Sanalda görüşülenle yüz yüze görüşülmez. Kendi yaptığımız faaliyeti kimse bilmez. Kardeşimize bile faaliyeti aktarmayız. Ancak il ablası olarak yargılanan kişi sadece benden zeytinyağı ve zeytin aldı. Bana emniyette soruldu. Bildiğim kadarıyla eşleştirmeler yaptım. Ayşegül Hanım benim bilgim dahilinde değil. 'Kardeşin biliyor. Sen nasıl bilmezsin?' denildi.  'Sizden sonra onu alacağız.' denildi. Kardeşim tespit etti diye öyle ifade verdim. Ancak şu anki hiyerarşik yapı kimseyle paylaşılmaz. Viber de kullanılan Reyyan ismini eşleştirebileceğim kimse yok. Orada kimse yaptığı işi de paylaşmaz. Yurt dışında programlar cihazlara yüklenip Türkiye'ye öyle geliyor. Para da bizim bilmediğimiz bir kişi tarafından bir yere bırakılıyor. Alıp elimizdeki listeye göre yardımları dağıtıyoruz." iddialarında bulundu.

PROGRAMLAR YURT DIŞINDAN CİHAZLARA YÜKLÜ GELİYOR

Tanık Rukiye C. ise, "Korkutulmadan baskı altında olmadan geldim. Ben bu kadını tanıyorum. Eşi tutuklu 3 çocuklu. Ablam Vildan'dan aldığı siparişleri bazen ben getirirdim. Benim 10 polisle evim arandı. Gözaltına alındım. Bu bayanın fotoğrafı gösterildi. 'Reyyan bu mu?' dediler. ‘7.5 yıl yargıtayda dosyan var.’ dediler. ‘Biz gerçeği biliyoruz ama senden duymak daha önemli.’ dediler. Korktum. Biz örgüt üyeleriyle sanaldan görüşüyorduk. İsimler kod. Görevler kod. Örgütün kaidesi var kimse kimseyi bilmez. Bu kadın tanımadığım bir kadın değil ama Reyyan kod adıyla örgütsel faaliyette bulunan kişi olarak bilmiyorum. Örgütsel bir beraberliğim olmadı. Vicdan azabıyla yaşayamıyorum. Ben buraya vicdan azabından kurtulmak için geldim. Biz örgütün kullandığı yazılımların olduğu telefonları R.K.'nın dükkanında alıyorduk." iddialarını öne sürdü.

İL ABLASI OLMADIĞINI İDDİA ETTİ

Tutuklu yargılanan sanık A. A. ise, "8 aydır içerde yatıyorum. Çocuklarıma kavuşmak istiyorum. Ben o kişi olmadığımı bir türlü anlatamadım. Eşim tutuklu. Çocuklarıma yaşlı annem babam bakıyor. 8 aydır haksız yere hapisteyim." savunmasında bulundu. İfadelerin ardından Cumhuriyet Savcısı sanığın tutuklu yargılanmasını devam etmesini talep ederken, mahkeme heyeti sanığın adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmasına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.