10 yıl kadar önceydi, sosyal medyada bir video görmüştüm. (Sonradan aradım ama bulamadım. Herhalde kaldırıldı)

Adamın biri öfkeden deliye dönmüş; saç baş dağılmış, üstü başı paralanmış bir halde sesi ne dediği zor anlaşılacak kadar çatlamış vaziyette bağırıyor. Zor zapt ediyorlar. Ne olmuş olabilirdi? Irzına, malına, canına bir kasıt mı vardı? Biraz dikkatli dinleyince adamın “O bayrak oradan ineceeeeek!” dediğini anlıyordunuz. Pekâlâ, ne bayrağıydı bu?

Meğer söz konusu şehirde tarihi bir film çekiliyormuş, şehrin kalesine de film icabı Bizans bayrağı çekilmiş. Vatanını canını verecek kadar seven bu kahraman vatandaşımız da o bayrağı görünce işte böyle aslanlar gibi taarruza (!) geçmiş.

Bu girizgâhı neden yaptığımız yazının ilerleyen bölümlerinde anlaşılacak. Biraz sabır…

Eskiden Doğu Karadeniz dağlarında başta İsrailliler olmak üzere yabancıların cirit attığı, bölgedeki orijinal bitkileri “çaldıkları” şeklinde haberler çıkardı sık sık. Devletimizin emniyet ve istihbarat kuvvetleri elbet gerekeni yapmışlardır, ondan bir şüphemiz yok. Tamam da acaba kimse elin adamının oralarda ne aradığını merak etmedi mi? Her ne arıyorsa onun değerli bir şey olduğunu kabulle o değerden bizim istifade etmemiz ve bunun için nasıl bir çalışma yapmamız gerektiğini düşünmedi mi? Hiç sanmıyorum, bugüne kadar öyle bir şey ne duydum ne de gördüm.

Yani topraklarımıza kötü niyetle giren yabancıları def edersek, şanlı bayrağımız da her taraftan görünen bir yerde nazlı nazlı dalgalanırsa bizim hiçbir problemimiz kalmıyor. Ekonomi, tarım, sanayi, kalkınma, gelişme… Hiçbirinin zerre önemi yok. O Bizans bayrağına taarruz eden vatandaşımızın da böyle dertleri yoktur kesin.

Her nasıl olmuşsa, vatana sahip çıkmak sadece şekil ve sembollere yüklenmiş. Film icabı şehrin kalesine asılan Bizans bayrağı görünce deliye dönen vatandaşa Konya kadar ülke olan Hollanda’nın tarımdan bizden çok daha fazla gelir elde etmesi neden ağır gelmiyor? Türkiye’deki bütün bankaların toplam mevduatının ancak orta düzeyde bir Alman bankasının mevduatı kadar olması?

Bayrağımız tabii dalgalansın, bizi gururlandırsın ama yabancı bir ülkenin para birimindeki değişim ülke ekonomisini alt üst ediyorsa o ülke ne kadar bağımsızdır? Bu ülkede kaç tane Amerikan üssü ve o üslerde ne kadar nükleer silah bulunduğundan haberimiz var mı?

Bu soruları sorduğunuz zaman boş bakışlardan başka bir cevap alamıyorsunuz maalesef.

Tekrar dönüp bakalım bizim köye. Doğu Karadeniz dağlarında yetişen bitkilerin yüzde 80’inin endemik bitki olduğunu okumuştum. (Endemik sadece o bölgede bulunan anlamına geliyor) Yani ecnebilerin bizim dağlarda ne aradığını önce merak edip öğrensek, sonra onlara biraz yakından baksak, en son da onlardan nasıl istifade edebileceğimize kafa yorsak… Üretip ülke ekonomisine katkıda bulunsak. Ot deyip geçiyoruz belki ama aynı kaynakta dağlarımızda tahmini 100 milyar dolarlık bir ekonomik değer yattığı yazıyordu.

O kadar zahmete ne gerek var… En yüksek tepeye en büyük bayrağı dik, yazının başındaki örnekte olduğu gibi aykırı bir durum görürsen biraz böğür, üstünü başını parala… Olsun bitsin.

Böyle olmaz. Mutlaka birilerinin zihniyet değişimi için hamle yapması lazım. Bugünkü hâkim anlayış böyle dönüşümler için dönüşüme ihtiyacı olan herkesin aynı anda harekete geçmesi gerektiği gibi çok yanlış bir düşünceye sahip. Böyle dönüşümler önce bir kişiyle, hemen ardından da küçük de olsa kararlı bir ekiple başlar. Sabır, sebat ve azimle gerisi gelir. Bütün dünya tarihi benzer örneklerle doludur. Ama önce böğürmeyi bırakıp okumak ve incelemek gerekir. Tabii sonra da harekete geçmek…