KINALI KUZUM İLE GURUR DUYUYORUM İYİKİ VAR İYİKİ BİZİMLE… AĞAMINOĞLU’NUN MASKESİNİ DÜŞÜRDÜ!

Kınalı Kuzum ile ne kadar gurur duysam azdır.

Hakkını asla ödeyemem.

Dört beş gün içerisinde olağan üstü iş çıkardı ve çıkardığı işle Trabzonspor’da perde arkası oynanan oyunu oynatılmak istenen Hacivat- Karagöz oyununda yapılmak istenilenleri, sabah-akşam demeden uykusuz geçirdiği gecelerde, üstelik sahur bile yapmadan çok çalışarak gözler önüne sermeyi başardı.

Hikayeyi bizler gibi sizler de dinleyince Trabzonspor’u kimin, nasıl yönettiğini daha iyi anlayacaksınız.

Eyyy gidi Trabzonspor…

Milyonlarca insanın formasını giymek için yanıp tutuştuğu Trabzonspor, sen bu günleri de mi görecektin.

Daha dün gibi hatırlıyorum formasını kaptırmamak için futbolcuların canı pahasına sahada savaştığını…

Şimdiki futbolcular “Ben oyuna girmem” diyor…

Eyy gidi Trabzonspor! Eyvah ki eyvah! Kimlerin eline kaldın?

Nasıl Ağamınoglu’nun oyuncağı oldun!

Dedim ya Kuzumuza birkaç gündür iftardan sahura çok yoğun bir mesai yaptırdık, daha doğrusu yaptırmak zorunda kaldık!

Yaptığı çalışmalar neticesinde yorgun, bitkin bir halde yanımıza geldi.

Belli ki yorgunluğu koşmaktan değil, öğrendiklerinin ağırlığındanmış meğer…

Anlat bakalım dedik Kınalı Kuzum, anlat…

Nihayetinde benim kınalı güzeller güzeli kuzum başladı anlatmaya…

-Çarşamba günü oynanan Galatasaray maçında dostlarım beni de misafir edip İstanbul’a maça gittim. Yani her şeyi açık şekilde gözlemleyip yaşadım. Abdullah Avcı, yedek kulübesindeki Abdulkadir Parmak’ı ısınmaya gönderdi. Isınma alanına giden Abdulkadir Parmak, 10 dakika sonra “Ne ısınacağım…” diyerek tribüne çıktı. Maçın sonlarına doğru Abdullah Avcı, Abdulkadir Parmak’ı oyuna almak istedi, Parmak bey, “Ben bu dakikada oyuna girmem” diyerek tribündeki koltuğunda oturmaya devam etti…

Sahi böyle mi yaşandı olay? Ne yalan söyleyelim, Kınalı Kuzumuz anlattıkça, başımızdan kaynar sular dökülüyordu. Dur, dedi kuzumuz, bitmedi…

-Ertesi gün tüm futbolcular korona testi için tesislere geldi, Parmak da tesislerin yolunu tutmuş. Korona testini olduktan sonra, “Benim keyfim yok, bugün antrenmana çıkmayacağım” diyerek evine gitti. Akşamki antrenmana da katılmadı…

Kınalımız sen bunları nereden biliyorsun? Baksana bire bir anlatıyorsun yaşananları, helal sana Kınalı Kuzum açıldıkça açıldın. Parmak, Trabzonspor’u Ağamınoglu’nun çiftliği zannediyormuş da haberimiz yokmuş…

-Lütfen konuyu dağıtmayalım. Konu ciddi, durum ise vahim…

Devam ediyorum... Bunun üzerine Abdullah Avcı, yazılı olarak bir rapor hazırlamış ve yönetim kuruluna Abdulkadir Parmak’ı kadro dışı bıraktığını iletmiş. Ancak gelin görün ki Ağamınoğlu, Abdulkadir Parmak’ın kadro dışı bırakılmasını istemediği için Çarşamba günü yaşanan bu olayın ardından; Perşembe – Cuma – Cumartesi günleri geçmesine rağmen kadro dışı bırakılma kararını bir türlü verememiş.

Eyyy gidi Trabzonspor ey…

Trabzonspor teknik direktörü oyuncuyu kadro dışı bırakıyor. Ağamınoğlu kadro dışı kararını açıklayamıyor. Vay seni Ağamınoglu vay, ne adamsın be, yedi düvele savaş açtın! Koskoca kulübü düşürdüğün duruma bakar mısın? Neyin peşindesin!

Eee… Sonra kuzumuz devam et.

-Ben sizi biraz geriye götüreyim, sezon başında Ağamınoğlu, Newton diye bir adam buldu. Kim olduğu, nerden geldiği belli olmayan bu adama Trabzonspor’u emanet etti. Aslında sezon başında Asbaşkan Mehmet Yiğit Alp, Abdullah Avcı ile görüşüp anlaşmıştı. Yönetime de ‘Avcı ile anlaşalım’ demişti. Yönetim büyük çoğunlukla Avcı isminde birleşmesine rağmen, Ağamınoğlu “Newton ile devam edeceğiz” demişti. Sonra Newton ile birlikte Plaza, Diabate, Afobe, Marlon, Baker gibi saçma sapan transferleri yapan, kulübün borcunu yükselten Ağamınoğlu, milyonlarca Euro’yu kankası Matheu ile birlikte Trabzonspor’a ödetmişti.

Sonra ne oldu?

Newton denen adam Trabzonspor’u küme düşme hattına getirdi, 3-1’den 4-3 maç kaybetti. Ağamınoğlu yine “Newton ile devam” dedi. Asbaşkan Mehmet Yiğit Alp yine yönetimi toplayarak, “Abdullah Avcı’yı alalım” dedi, yönetim de onay verdi ancak Ağamınoğlu hala “Newton ile devam” diyordu. Yani, Ağamınoğlu Abdullah Avcı’yı hiç istemedi. O süreçte yine ayak diretti. Şota ile 40 dakika görüşen Ağamınoğlu, Tamer Tuna’yı yokladı. Tuna’yı tam alacaktı ki olay patlayınca geri adım attı. İkisinden de istediğini alamayan Ağamınoğlu mecburen Avcı ismine ‘tamam’ dedi ama gönülsüz ‘tamam’ demek zorunda kaldı.

Vay be tarihe ışık tutacak bilgiler veriyorsun kınalı kuzum, neden Avcı’ya bu kadar karşıydı Ağamınoğlu?

-Çünkü senin Ağamınoğlu, Trabzonspor’u yönetecek hoca istemiyor, kendisinin yönetebileceği bir hoca istiyordu. Antrenman sahasında gezeceği, takımın içinde yemek yiyeceği, kadro yazıp vereceği, futbolcuyla oturup kalkacağı, takımın otelinde kalıp sabaha kadar futbolcularla laklak yapacağı bir hoca istiyordu. Belki Newton tercihinde olduğu gibi başka sebepler de vardı. Trabzonspor’da hiçbir şey gizli kalmaz, ilerde onun sebepleri de ortaya çıkar.

Eee Kınalı Kuzum, Abdulkadir Parmak ile ne ilgisi var konunun ve yaşananların…

-Allaha aşkına, Abdulkadir Parmak hiç kimseden güç almadan, ‘Ben ısınmıyorum’, ‘Ben oyuna girmiyorum’, ‘Ben antrenmana çıkmıyorum’ diyebilir mi? Diyemez!

 Kimden güç alıyor o zaman, Ağamınoğlu’ndan mı?

-Lafın tamamı kime söylenir biliyorsun diye 90’a taktı kuzum. Belki sadece güç değil, akıl ve talimat da alıyordur.

Olaya benim yorumum şu.

Parmak olayı Ağamınoğlu’nun hocayı yeme planının en büyük ayağıydı.

Kınalı Kuzum sen bu kadar olaydan sonra ne yorum yaparsın yaşananlara?

-Ağamınoğlu, Abdullah Avcı’yı istifaya zorluyor, Parmak üzerinden Abdullah Avcı’nın otoritesini yok etmek istiyor. Amatör takımda bile “ısınmam”, “soyunmam”, “maça çıkmam”, “antrenmana çıkmam” diyen futbolcunun hemen o gün sözleşmesi feshedilir. Ağamınoğlu bırak sözleşmeyi feshetmeyi, kadro dışı bırakıldığını bile duyuramıyor. Kararını açıklayamıyordu.

Ulan ne entrikanın içerisine düşmüş hoca!

-Abdulkadir Parmak’ın yeniden takıma dönmesi için elinden geleni yapıyor Ağamınoğlu. Abdullah Avcı, kovduğu adamı geri alacak. Parmak, yeniden takımla birlikte sahaya çıkacak. O zaman Abdullah Avcı’nın otoritesi yerle bir olacak. Parmak, Ağamınoğlu üzerinden işini çözecek, Abdullah Avcı lafını geçirememiş olacak. O noktada Abdullah Avcı daha durur mu? verecek istifasını gidecek. Ağamınoğlu için ballı börek. Zaten gelmesini istemediği Abdullah Avcı’dan transfer dönemi öncesinde kurtulmuş olacak.

Vayyy Ağamınoğlu vay… Sen neymişsin de millet seni tanımamış, kınalımız bu anlattıkların adamı ipe götürür!

-İpe mi götürü sapa mı götürür orayı ben bilemem, ben bildiklerimi söylüyorum. Hatırlayın bu Ağamınoğlu sezon başında Fanatik Gazetesi’nde “Transferde %90 başarılıyız” dedi, küme düşen takım yarattı. Aldığı Plaza, Diabate, Afobe, Baker, Marlon gibi topçular için ‘başarılı’ dedi. Abdullah Avcı geldikten sonra alınan Berat ve Bakasetas olmasa görürdük başarıyı hem de cin den!

Herhalde Ağamınoğlu’nun yazdığı senaryo bitmedi güzel kuzum!

-Senaryonun babası bu bölümde, Ağamınoğlu, Cumartesi günü yöneticileri Parmak kararını görüşmek için toplantıya çağırdı. Ama İstanbul kanadından sadece Sertaç Güven’i aramış, diğerlerini aramamış. Trabzon kanadından herkesin haberi var. Düşünsene Ağamınoğlu toplantı yapıyor ama kulübün Asbaşkanı ile Başkan Yardımcısına haber vermiyor. Toplantı başlıyor. Trabzon kanadından bazı isimler kararı veto ediyor. Diğerleri aynen kabul edilmesini istiyor. Sonuçta Ağamınoğlu’nun Trabzon’dan bazı isimlerle yürüttüğü operasyon güdük kalıyor. Yani Ağamınoğlu kendi organizasyonuna yeniliyor. Gelinen bu noktada Ağamınoğlu burada büyük oynadı büyük kaybetti. Bence istifa etmelidir.

Başkana bakar mısınız yaptıklarıyla Dede Korkut’un güzel bir sözünü hatırlattı bizlere, “Hain içeride olunca kapı kilit tutmaz oğul” neyse Kuzu’muza ‘boş ver bunları’ diyor sen yapılan işe bak oraya odaklan, Abdullah hoca bu takımı adam etti. Bu takımı 17. sıradan alıp, 4. sıraya getirdi. Şanssızlık olmasa bugün 2. sıranın planlarını yapıyorduk. Bu takıma futbol oynatıyor, bu takımı çalıştırıyor, bu takımı adam ediyor. Gelecek sezon daha iyi olacağını biliyoruz. Ne yaptığını bilen ne oynadığının farkında olan, futbol anlayışı ve felsefesi olan bir Trabzonspor oluşturuyor. Beğenen olur, beğenmeyen olur. Bu işin cilvesidir. Ama gayretinden, emeğinden razıyız. Tüm Trabzonspor camiası hocayı görüyor, anlıyor ve arkasında duruyor. Sakın sakın hocamız aklından istifayı geçirmesin. Biz seni istemeyenlerin neden istemediğini çok iyi biliyoruz.

Toparlarsak Kınalı Kuzumuz…

-Bu kararı almak için çok uğraştın Ağamınoğlu. Ama başaramadın. Seninle beraber bu kararı veto edenlerin bir daha bu kulüpten içeri sokulmaması lazım. Bir daha yöneticilik yapmaması lazım… Çünkü siz Trabzonspor’u bir futbolcuya teslim ettiniz. Çünkü siz kendi kişisel egolarınız için Trabzonspor’un değerlerini yerle bir ettiniz. Çünkü siz bir takımın hocasına operasyon çektiniz. Hem de göz göre! Sizi bugün afişe etmeyeceğim. Ama notlarım arasındasınız. Günü geldiğinde hepinizi tek tek afişe edeceğim. Şanlı bir kulübü ne hale getirmek istediğinizi tek tek anlatacağım. O kulüpte yakınlarınıza prim ve maaş ayrıcalıklarını nasıl tanıdığınızı, kendi işyerinizde vermediğiniz, asgari ücretli çalıştırdığınız garibanlara kendi kasanızdan veremediğiniz paraları kulübün kasasından nasıl bol kepçe dağıttığınızı yazacağım. Beraber yola çıktıklarınızı nasıl sattığınızı, nasıl güce göre karakter değiştirdiğinizi de yazacağım. Yazacağım agam bunun başka lami cimi olmaz! Hem de dibine kadar yazacağım. Bir şey daha. Kendi organizasyonunuzda yenilenler olarak tarihe geçtiniz. İstifa ediniz. Etmezseniz hepinizi bir bir deşifre edeceğim…

Kınalı Kuzum akıl tutulması yaşıyoruz vallahi!

-Vallahi üstat yaşanan bu entrikalarda tutulma yaşıyorsan dua et. İyi ki ‘aklımı kaybettim’ demiyorsun, ben söyleyeceklerimi söyledim, sen yaşananlara ne diyeceksin?

 O zaman son noktayı ben koyayım. Biri Asbaşkan Mehmet Yiğit Alp diğeri Başkan Yardımcısı Ertuğrul Doğan. Hocanın Parmak kararının arkasında sonuna kadar durdular. Duracaklar tabii ki kınalım! Alp’in babası bu kulübün köklerinde var. Kardeşi Özkan Sümer döneminde en genç yöneticilik yapmış isimdi. Doğan’ın dayıları Trabzonspor’un efsane yıllarının mimarlarıydı. Köklerini Trabzonspor’un değerlerinde alan bu ikili tabi ki kulübün değerlerini koruyacaklar. Adam gibi iki Trabzonsporlu. Bugüne kadar kulübün doğruları için mücadele ettiler. Aralarına nifak tohumu sokmaya çalışanlara inat birbirlerine asla gönül koymadılar. Trabzonspor için çalıştılar. Bugün dengeler değişince gücün tarafına geçenler gibi yol değiştirmediler. Ertuğrul, kulübün paraya ihtiyacı olduğu zaman kendi cebinden milyonlar verdi. Mehmet, kulüp menfaati için en yakınlarıyla zaman zaman kavga etti. Dünü bilmeyenler bugünü anlayamaz. Birileri başarıyı kendinden sayıyor. Yürüyün gidin. Albayrak ailesi olmasaydı bu kulüp lisans alamazdı, sahaya çıkamazdı. Kendi işyerinde aylık 100 bin lira maaş ve sigorta ödeyenler mi para verip çözecekti bu işleri. Ha azcuk para verdiler onu da hemen geri aldılar. ey gidi ey! Şimdi kalkmışsınız Albayrak ailesine borçlu olduğunuz başarıyı kendinize mal edip hava atıyorsunuz. Ayıptır ayıp. Mehmet’in ve Ertuğrul’un emekleri ne olacak! Onları hiç mi saymıyorsunuz. Başkalarının ve o yakınlarınızın menfaatine engel olmak için yapılan işleri kulüp menfaati için engelleyen Mehmet’i hep birilerinin önüne attınız. Sonrada, “Ben yapmadım Mehmet yaptı” dediniz, onu toplumun önüne attınız. Ertuğrul’un zor zamanlarda imdada yetişmesini kendinize bağladınız. Bak Mehmet gardaşım, bak Ertuğrul gardaşım. Bunlarla yola gidilmez. Siz aynı yolun yolcusu iki kader birliği yapmış insansınız. Bunların nifak tohumlarını yeşertmeyin. Ben sizin ağabeyinizim. Gelin beni dinleyin. Trabzonspor’un bunlara değil size ihtiyacı var. Birleşin ve bu kulübü yeniden şaha kaldırın. Bunu yapacak güçtesiniz… Şunu bilin ki arkanızda da önemli bir destek var…

                                                                         

- - - - -