Erdinç TÜRK : Trabzon genelinde en iyisini yapmaya çalışıyoruz.

Mektepli olmanın da etkisiyle sektördeki yenilik ve değişimleri yakından takip eden Erdinç Türk, ‘Acaba farklı neler yapabiliriz?’ düşüncesiyle hareket ederek Trabzon inşaat sektöründeki birçok ilke ve yeniliğe de imza atmayı başardı.

Erdinç Bey, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?


1975 yılında Akçaabat ilçesi Ortaalan köyünde doğdum. 1976 yılında Bengisu, eski ismiyle Kisarna’ya yerleştik. İlkokulu Bengisu İlköğretim Okulunda, ardından da Cumhuriyet Ortaokulu ve Trabzon Lisesinden 1993 yılında mezun oldum.
Babamın müteahhit olması nedeniyle inşaat mesleğine karşı her
zaman ilgim oldu. Bu sebeple öğrenimimi bu meslek üzerine şekillendirdim. Üniversiteyi Kuzey Kıbrıs’ta İnşaat Mühendisliği Bölümü’nde
okuyarak 1999 yılında mezun olup Trabzon’a döndüm. İnşaat sektöründe çalışmalarımı sürdürdüm. Hâlen mimar kardeşimle birlikte
Türkler Yapı isimli firmamızla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.


Erdinç Bey, siz müteahhit bir babanın oğlu olarak inşaat mühendisliği eğitimi aldınız, peki ya sonrası...


Üniversiteyi bitirdiğim 1999 yılında bir kriz ortamı vardı. O dönemde başka ne yapabiliriz diye düşündük. Okul dönüşü Değirmendere’de Trabzon İpekyolu Öğrenci Evleri isminde bir yatırım yaptık. Bunu yaparken Trabzon’da ilk olan bir iş yaptık, tamamen otel konseptinde 130
odalı ve 250 öğrenci kapasiteli bir yurt inşa ettik ve işletmeye açtık.
2002’de askerlik görevimi Ankara’da tamamlayıp Trabzon’a döndüm.

Askerlik dönüşü yeniden inşaat sektöründe çalışmaya mı başladı-
nız?


2003 yılında sektöre hızlı bir şekilde girdik tekrardan. Çıkmamıştık ama hız verdik.
2000’li yıllara kadar Trabzon’daki inşaat sektöründe hâkim görü-
nüm ve düşünce şu idi; bağımsız binalar, site anlayışından uzak, mahalle aralarında maksimum iki binadan oluşan inşaatlar yapılıyordu.
Biz burada dedik ki, acaba farklı ne yapabiliriz?
Büyük projeler yapabilir miyiz diye düşündük. Çukurçayır beldesinde 2006 yılında 11 blok ve 250 konuttan oluşan bu düşüncemizi hayata geçirdik. O dönemlerde böylesine yoğun bir yapılaşma da yoktu.
Mimar kardeşimle ortak olduğum bu aile firmamız artık projesini kendi
çizen, uygulamasını da kendi yapan bir anlayışla çalışmaya başladı.
Bizim sektörde proje ile uygulamanın aynı elden çıkması gerçekten
de çok önemli. Bu manada çok şükür avantajlıyız. Babamızın da uygulayıcı bir tecrübeden gelmesi ayrı bir avantajımız. Sağ olsun kendisinin
bize hâlâ büyük katkısı vardır. Derken bu bölgede hızlı bir şekilde gelişmeye başladı.
Bu bölge gelişti ve toplu site anlamındaki site projelerle bu kadar
hızlı büyüdü. İnşaat sektörüne büyük destekler oldu bu dönemde.
Hem bankalar nezdinde, güven ortamından dolayı faiz ve krediler hem
de bakış açısı olarak. Öncesinde toprakta, temelde daire satışı yapılırdı.
Yazı yok, kredi yok. Sonrasında da binaları yapıp teslim ediyorduk. Ancak bu gelişen yeni anlayış ve ortamda insanlar peşinatı tamamlayınca
geri kalanı krediyle ödemeye başladılar, sektöre bir düzen geldi.


BİZİM SEKTÖRDE BİR ÇITA VARDIR; BEN ŞU ANDA ONUN
ÜZERİNDE OLDUĞUMUZU DÜŞÜNÜYORUM

ERDİNÇ


Erdinç Bey, bu sektörde gözünüzü açtınız, sonrasında daha profesyonel bir mantıkla devam ediyorsunuz. Gerçi gençsiniz ama bunu yine
de sormak istiyorum; bugün kendinizi nerede görüyorsunuz?
Bizim sektörde, Trabzon’da gelinebilecek bir çıta vardır; ben şu
anda onun üzerinde olduğumuzu düşünüyorum. Daha kurumsal bir
yapıda ve daha büyük hacimli işlerin yapılabilmesi için Trabzon dışında
büyük şehirlerde sektörü ilerletmek gerekiyor. Bunun yanında farklı sektörlere de girilebilir. Bizim farklı iş dallarımız da var. Yani bu işi
Trabzon’da daha ileriye götürme imkânı yok. Bundan sonrası Trabzon
dışına açılmaktır.


Neden Trabzon’da sınırlara gelindi? Büyük şehirlerdeki çalışmalar
neden burada yapılamıyor?


Evet, Trabzon büyükşehir oldu ama bu hâlâ tartışılıyor. Büyükşehir olabilmek için coğrafi olarak merkezi olmak gerekiyor. Evet, biz bu
noktadayız ama Trabzon sadece bir iki sektörle ayakta duran bir şehir
şu anda. Nüfus ve ekonomi anlamında belli bir sınırın üzerine çıkamı-
yor, çıkma durumu da yok. Potansiyeli belli. Herkes Ankara’da, İstanbul’da bir dairem olsun ister ama Trabzon böyle değil. İlimizde sosyalite belli bir sınırda olduğu için büyük şehirler daha cazip. Yatırımınız prim de yapıyor ama ilimizde bu anlayışla kim daire alır ki? Buraya
kimleri çekebiliriz? Ya çevre illerimizdeki insanlar veya yurt dışından
insanlarımızı… Bu, Trabzon’u ne kadar taşıyabilir?


Sanırım bu anlamda gerçekçi olmak gerekiyor?


Evet. Trabzon marka değeri büyük bir şehir ama gerçekler de böyle. Bilhassa Trabzonspor’dan dolayı büyük bir algı var. Ama dışarıdan
bakınca sosyalitesi büyük bir şehir algısı oluşturamıyoruz. İmkânlarımız sınırlı, şehir kültürümüz çok gelişmiş değil. Bu da doğal tabii,
benzer şehirlerde bu hep böyle. İşinizde de belli bir yere kadar gelebiliyorsunuz.

İstanbul, Ankara, İzmir mantığında buraya bir proje yapı
lamaz mı?

Türkler haberlerden ne kadar kaçıyor! İşte rakamlar Türkler haberlerden ne kadar kaçıyor! İşte rakamlar

Belki yapılabilir ama orada yaptığın projenin yarısını burada
yapabilirsin. Bunun belli bir maliyeti var. Bu maliyeti burada verecek
belli bir kesim vardır, daha yüksek ekonomik geliri olanlar zaten villa
alırlar. Yani adamın zaten villası var, rezidansı ne yapsın? Trabzon’da
villa fiyatına rezidans satman lazım, satabilir misin? Satamazsın.
Rezidans yapılıyor diyoruz ama böyle bir anlayış yok. Rezidans insanlara A’dan Z’ye her türlü hizmetin verildiği bir yerdir. Yani ismini
koymakla olmuyor. Tıpkı Trabzon’a büyükşehir ismini koymakla olmadığı gibi.


TRABZON GENELİNDE EN İYİSİNİ YAPMAYA ÇALIŞIYORUZ


Erdinç Bey, il dışında yaptığınız çalışmalar var mı?


Firma olarak 1980’lerin sonu ve 1990’ların başlarında İstanbul, Yalova, Bursa, Balıkesir illerinde çok proje yaptık. Bunlar küçük projeler
de değildi. Ancak babam ailece Trabzon dışına çıkınca dağılacağımızı
düşündü sanırım. Ailemiz dağılmasın, memleketimizde kalalım diyerek il dışındaki işlerini sonlandırdı. Trabzon’a ağırlık verdi. Memleket
sevgisi de var tabii. Bize hâlen tavsiyelerde bulunur, resmi işlere girmeyin ihale mantığıyla. Şehir dışında çok da gerek yok. Bunlara sıcak
bakmıyor. Biz de bunları dikkate aldık ve Trabzon genelinde en iyisini
yapmaya çalışıyoruz.


Aile şirketlerinin avantaj kadar dezavantajları da var. Burada başarı
nasıl geliyor, neler yapılmalı? Bir mimarın mühendise, mühendisin mimara ihtiyacı var. Bir nevi birbirinizi bütünlüyorsunuz diyebilir miyiz?


Aynen öyle. Bu bizi daha pratik hâle getiriyor. Aile şirketlerinde sıkıntılar olabilir ama çok şükür mimar kardeşim ve ben bunu yaşamadık. Görev dağılımı çok önemli. Birbirimizi tamamlaması bakımından
güzel yürüyoruz. Birimiz masabaşında ve resmi kurumlarda, birimiz de
şantiyede, dayanışma içinde işlerimizi yürütüyoruz. Çok şükür güzel
bir şirket yönetimimiz var. Tecrübeli bir babamız var, bu çok önemli.
Göremediğimiz çok şeyi görüyor. Şirketi kuramsallaştıramazsak sıkıntı
yaşarız. Bu en temel neden. Biz bunu yapmaya çalıştık. Ne derece yaptık derseniz, bu konuda da giderek kendimizi geliştiriyoruz çok şükür.


İHTİYAÇ MANTIĞI BİTTİ, ARTIK EKSTRALARI TALEP EDİLİ-
YOR. OLMAYANI EDİNMEYE ÇALIŞIYOR


Erdinç Bey, Karadenizli iş adamları inşaat sektöründe çok güçlü
denilir? Trabzon’da imar ve şehircilik anlamında bu düzenliliğin oluş-
mayışını nerede aramak gerekir?


Temel sebebi yerel yönetimlerde ama tabii ki bunlar daha çok uygulayıcıdır. Sonuçta kanun koyucu siyasi irade çok önemli. Evet, yerel yönetimler kanunlar, nizamlar doğrultusunda hareket ediyor ama bazı yerel yönetimlerin keyfi uygulamaları da oldu, oluyor. Trabzon’da
coğrafi yapı olarak arsa imkânı zor. Hâliyle yapılacak imar planlarının
büyük önemi var. Bunların planlanması lazım. Şu an büyükşehirden
kaynaklı bütünsel bir çalışma yapılıyor. Sınırlar ve imar alanları geniş-
letiliyor. Şimdi 1000’lik, 5000’lik planlar yapılıyor. İnşaat sektöründe anlayışlar ve beklentiler sürekli değişiyor. Trabzon inşaat sektörü 2005’e kadar ihtiyaç odaklı idi. İnsanımız başımı sokacak bir evim olsun anlayışındaydı. Bu yönde projeler yapılıyordu. İnsanlar çok da incelemiyor, farklı şeyler talep etmiyordu. 2005’ten sonra anlayış değişti.
Evim şu semtte mi olsun, kaç katlı olsun, site mi olsun, otoparkı olsun,
çocuk bahçesi olsun gibi talepler gündeme gelmeye başladı. Şimdi ise
sektör şu anlayışa geldi; havuzu olsun, cephesi giydirme olsun, spor
alanları olsun gibi. Sektör böyle gelişiyor. İnsanlar geliri artınca arabasını yenilediği gibi konut sektörü de bu mantıkta hareket ediyor. İhtiyaç mantığı bitti, artık ekstraları talep ediliyor. Olmayanı edinmeye çalışıyor.

ERDNC-1
TTSO Meclis Üyeliği’nize gelelim. Bu fikir sizde nasıl oluştu? TTSO,
şehrimiz ve iş dünyası için ne anlam ifade ediyor?
Benim TTSO’daki ilk dönemim. Ben siyaset yapan bir insan değilim, hiçbir partiyle ilgim yok. Yalnız sivil toplum örgütlerinde görevler aldım. İyi bir tecrübe de yaptık. 2008 yılında kurulan Trabzon Genç İş Adamları Derneğinin iki kurucusundan biriyim, başkan yardımcılığını
yürüttüm. Bu işe şöyle kalkıştık; Türkiye genelinde 66 tane il ve ilçede derneği olan, 6 bölgede federasyonu olan ve TÜGİK diye geçen bir
konfederasyona bağlı. Bunun Trabzon şubesi yoktu. O yıllarda bunu
yapabiliriz diye düşündük. Çevremiz var, genç iş adamlarını bir araya
toplayabiliriz, ivme kazandırabiliriz diye düşündük.
TTSO’da da bu derneklerde yönetici olduğumuzdan dolayı orada
seçimlere giren arkadaşlara, üyelere destek veriyorduk, yardımcı oluyorduk. Böylece TTSO’yu tanıma fırsatımız oldu. Son seçimlerde şu
algıyla düşündüm; biz de burada olmalıyız, bir şeyler verebiliriz. TSO,
Trabzon’da çok önemli bir kurum. Genç iş adamları olarak aktif olabileceğimizi düşünüyorum.
Sizce TTSO şehre neler verebilir?


TTSO; yönlendirici, tespit edici, raporlayıcı, analizci bir kurum olmalı. Tespitlerini yapacak. Şu an turizm çok aktif. Raporları ilgili kişi ve
kurumlara gönderdiğinde takipçisi olmalı. Uygulanmasını takip etmeli.


Balıkçılığımız, inşaatımız var; turizm de yabancıların gelmesiyle ivme kazandı. Bu alanda
gerekli hazırlıkları yapmalıyız. Burada marka olmuş; Türkiye’ye, dünyaya pazarlayacağımız bir tane markamız var mı? Kayseri’ye gidiyorsun bir sürü marka. Oradaki firmaların dayanışması burada da olmalı.
Bırakın Türkiye’yi, dünyaya satıyorlar. Bizim de markalarımız olmalı.
Limanımız, havalimanımız var ama bunları geliştiremiyoruz. Geç kalınan tren yolu projelerini düşünmeye başlamalıyız. Yatırımcıyı buraya
çekemiyoruz. Arazi yok, ham madde yok. Bunlar belki etkili ama Trabzon dışındaki hemşehrilerimiz bile buraya gelip yatırım yapmıyorlar.
Altyapımızı iyileştirmemiz gerekiyor, otel yapmayla iş bitmiyor. Hizmet
anlayışımızı ve kalitemizi geliştirmemiz gerekiyor. Evet, yoğunlaşmalıyız ama gerekli adımları belli bir plan ve program dâhilinde atmalıyız. Belli standartların hâkim olması gerekiyor. Bu sene turistler geldi,
peki seneye gelmezse ne olacak? Yapılan yatırımların ne anlamı kalır?
Sektör büyük darbe alır. Turizm demek sadece otel demek değil. Gelip
yatırım yapan insanlar var. Ev alıyor, arsa alıyor. Bu, Trabzon’a sermaye girişidir aynı zamanda. Antalya’da çalıştığımız bir firma 15 yıldır yabancılara satış yapıyor. Bu yıl Rusya’daki ekonomik kriz sebebiyle aldıkları gayrimenkulleri satmaya başladılar. Aynı ve benzer durumları
yaşamamamız için turistlere ticari yaklaşımlarımızı gözden geçirmeliyiz.
Erdinç Bey biraz da size dair konuşalım. Boş zamanlarınızda neler
yaparsınız?


Trabzon’da boş zamanlarda ne yapılır? Maç varsa maça gidilir, gidiyoruz. Taraftarlığımız var, son yıllarda gerçi bir düşüş oldu ama bu
bizim için bir tutku. Onun haricinde ailece vakit geçirmeyi seviyorum.
Aileme zaman ayırırım. Yazın ise yaylalara çıkarız, doğayla baş başa kalmayı seviyoruz.


Erdinç Bey teşekkür ederiz.


Ben de bu imkânı tanıdığınız için teşekkür ederim.

2016