Türkiye için ilk kritik hamle! Değişim başladı...

Dün Merkez Bankası'ndan yaşanan sürpriz istifa köklü bir değişimi de beraberinde getirebilir...

banner4
06 Nisan 2017 Perşembe 13:28
Türkiye için ilk kritik hamle! Değişim başladı...
banner38

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine ilişkin tartışmaların odak noktalarından birisi de bürokratik vesayet. 1 16 Nisan referandumun sonucunda “Evet” çıkması halinde kamunun kurumsal yapısında, özellikle de bürokraside değişiklikler yapılması kaçınılmazdır.

CB sisteminin gereklilikleri, bürokratik vesayeti azaltma arzusu ve mevcut kurumların etkinlik seviyesi bahse konu yapılanmada belirleyici olacak. Yeniden yapılanma sonrasında bürokraside etkinliği azaltan başat unsur konumundaki yatay işleyişlerin minimize edilmesi sağlanabilecektir.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile bürokraside gerçekleşecek bir yeniden yapılanma sürecinin ekonomi tarafında kaçınılmaz hale gelen Kurumların yeniden mimarisi için hayati bir fırsat olduğu aşikâr. Ekonomi kurumları dendiği zaman ise, doğal olarak, akla ilk olarak merkezi konumda ve baş aktör olan Merkez Bankası gelmektedir.

EKONOMİ KURUMLARINDA ÇİFT BAŞLILIK

Önümüzdeki döneme baktığımız zaman, en azından, kısa ve orta vadede, makro ihtiyatlı politikaların merkezi konumunun devam edeceğini öngörmek zor değil. Bu halde, fiyat ve finansal istikrarı sağlama yolunda ekonomideki çift başlılığın kaldırılması yerinde olacaktır.

Aslında siyasetteki çok başlılığın ekonomideki bir nevi karşılığıda bu oluyor.

BDDK'nın Bankacılık sektörüne ilişkin düzenleme ve denetleme fonksiyonlarının TCMB'ye aktarılması ile bu çift başlılık giderilebilir. Böylelikle, fiyat ve finansal istikrar konularında karar vermede “yatay” diye ifade edebileceğimiz süreçler ortadan kalkacak, daha hızlı ve etkin kararlar alınıp proaktif politikalar hayata geçirilebilecektir.

Yani, Merkez Bankasının para ve kredi araçlarıyla donatılması yani güçlü bir hüviyete kavuşması, hem hızlı karar verebilmesi hem de para ve kredi piyasalarında etkinliğin artırması açısından daha önemli hale geliyor. Kurumsal yapıda yapılacak değişiklikle, Merkez Bankası tarafından son dönemlerde sıklıkla kullanılan farklı “politika bileşimlerinden” de kurtulmuş olacaktır.

Bu yeniden yapılanma süreci aslında Merkez Bankasını güçlendiren ve makro ihtiyati politikalar (risk azaltıcı) dediğimiz politikaların karar alıcısı durumuna gelmesi, hem Merkez bankalarının kredibilitesini daha yüksek bir kurum haline getirecek hem de uygulanacak politikalarda geniş manevra alanı bulmasına yardımcı olacaktır.

UĞUR GÜRSES: MERKEZ BANKASI’NDA ‘KAPTAN KÖŞKÜ’ HIZLA DEĞİŞİYOR

MERKEZ Bankası’nın yıllık genel kurulunun hemen öncesinde, Merkez Bankası Banka Meclisi’nin 6 üyesinden biri olan Ahmet Faruk Aysan görevinden ayrıldığını duyurdu. Aysan, akademik alanda çalışmak istediği için, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya ile görüşerek bu kararını bildirmiş.

Malum şu sıralar Merkez Bankası’nın Genel Kurulu toplanacak ve bankanın 2 ‘yönetim kurulu’ üyesi belirlenecekti. Şimdi bu sayı 3 oldu. Hepsi değişirse ‘Çetinkaya ekolü’ ağır basacak.

Hikayenin ‘teknik tarafına’ bakalım. 
O da şöyle; Aysan ilk defa 2011’de kasım ayı başında Merkez Bankası Banka Meclisi’ne atandı. Banka Meclisi, bankanın yönetim kuruludur. Ama faiz kararlarını Para Politikası Kurulu (PPK) verir. Aysan, 2011 Kasım ortasında da, PPK üyesi yapıldı. Malum, 7 kişilik PPK üyesinin biri Banka Meclisi’nden atanıyor. Aysan’ın Banka Meclisi üyeliği görev süresi ise geçen yıl 11 Nisan’da bir 3 yıllık dönem için yenilenmişti. Yani, Başkan Murat Çetinkaya’nın atanmasından bir hafta önce yapılan Genel Kurul toplantısında.

Merkez Bankası Banka Meclisi’ndeki 6 üyenin görev sürelerine bakılırsa; her yıl iki üyenin süresi doluyor. Süresi dolan yeniden atabiliyor. Son 10 yılda çoğunlukla da öyle oldu. Banka Meclisi’nde bu yıl 2 üye 3 yılını dolduruyor. Yani ya yeniden atanacaklar, ya da yerlerine yeni 2 üye atanacak. Aysan’ın ayrılmasıyla birlikte en az 3 yeni üye atanması söz konusu olabilir.

17 Nisan’da görevde birinci yılını dolduracak olan Başkan Çetinkaya’nın sergilediği yönetim tercihlerine bakılırsa 3 yeni üye atanması kuvvetle muhtemel.

TÜİK’in Merkez Bankası’nın da katkıları ile hesaplayıp aylık olarak açıkladığı yeni çekirdek enflasyon endeksinde (D) son 3 aylık eğilimin yıllıklandırılmış hali yüzde 12’lik bir artışı gösteriyor. Tüketici Fiyatları Endeksi’nde, 414 adet kalem mal ve hizmetin 282’sinde fiyat artmış. Son 3 aylık eğilimden hesaplanmış hali ile; her 100 kalemin 68’inde artış var demek. Ayrıca üretici fiyatlarında, ara malı fiyat artışların yıllık oranı yüzde 20’yi geçti.

Merkez Bankası’nın politika faizi sayılan faizleri ise yüzde 8 ile yüzde 9.25’te. Ama bunları değiştirerek kullanmak yerine, yüzde 11.75’lik Geç Likidite Penceresi faizi ile fonluyor bankaları. Bu faiz oranı bile baz kabul edilse bu çekirdek enflasyon eğilimi ile gelecek aylarda da enflasyon bekleyişlerini çapalamak zor.

Merkez bankacılığındaki ‘kural bazlı’ para politikası dikkate alınırsa (Taylor Kuralı) Merkez Bankası’nın faizleri yüzde 14.5’ye çekmesi gerekiyor. Artık bu hesaplar Bloomberg gibi bilgi ve haber terminallerinde anında hesaplanıyor; bir politika tahmini yapabilmek için. Tabii ki merkez bankalarının da ‘ana yoldan’ ne kadar uzaklaştığını görebilmek için iyi bir kılavuz bu. İşte bu tabloda, Merkez Bankası’ndaki potansiyel karar verici heyet değişimi izleri dikkat çekiyor. Çapa atamayan Merkez Bankası, kaptan köşkünü değiştiriyor.

Bilgileri Yeni Şafak yazarı Erdal Tanas Karagöl ve Hürriyet yazarı Uğur Gürses köşelerinden paylaştı.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.