KINALI KUZUM BULDOG’UN PEŞİNDE!!!

Havalar soğuyunca malumunuz kınalı kuzum için çalışma şartları oldukça ağırlaşıyor.

Ama şartlar ne olursa olsun kınalı kuzum da görev aşkı alev gibi yandığı sürece o hava şartları pek de umurunda olmuyor.

Zira kendisi de kötü hava şartlarına alışıktır.

Çarşamba günü uyarımızı yapmıştık kınalı kuzumun bizlere getireceği bilgiler için…

İşte güzel kuzumuz çıktı meydana. Verecek olduğu bilgilerin hepsi birbirinden şahane…

Hoş gelmişsin güzel kuzum…

-Hoş gördük...

Nasılsın ne var ne yok? Ne yaptın, ne gibi bilgilere kavuşabildin?

-Hop dedik Üstat… Ne oluyor, bu kadar aceleniz nedir? Tek tek sorun, ben de tek tek cevap vereyim.

Haklısın benim güzel kuzum, biraz ipin ucunu kaçırdık herhalde soruları sorarken...

-Doğrudur ipi de kaçırmayacaksınız, ucunu da kaçırmayacaksınız Üstat, bakın ben bir şey kaçırıyor muyum? Ne görev almışsak hepsini eksiksiz yerine getiriyorum.

Özür dilerim benim kınalı kuzum… Neyse başlayalım daha bekletmeyelim okuyucularımızı.

-Önce senin buldog köpeğinden başlayalım. Sen buna bu kadar yıl nasıl sabrettin? Bu köpeklikten çıkmış başka bir şeye bürünmüş.

Hayırdır güzel kuzum, köpeğim evrime mi uğradı? Ne oldu ona?

-Senin buldog köpeğin naylon fatura işine girmiş herhalde. Hani Trabzonspor tesislerinde görmüştüm ya kendisini, araştırmalarım sonucunda elinde faturayla muhasebeye girdiğini, orada bir müddet kaldıktan sonra tesislerden ayrıldığı bilgisine ulaştım.

İlahi kuzum güldürme beni, köpeğin ne işi olur faturayla? Yanlış olmasın başka birisini görmüşsündür.

-Olur mu Üstadım, senin tarifine bire bir uyuyor, sonra kameraları da inceledim, gördüğüm köpek senin buldog.

Allaha Allah vardır bunda bir iş. Buldog faturayı nereden buldu, sonra Trabzonspor ile ne işi olabilir?

-Ah üstadım ah, bu buldog köpekleri böyledir… Çok çabuk sahibini terk ederler, sonra ahde vefa nedir bilmezler… Karşı tarafa geçer eski sahibine havlatmaya başlatırlar onu. Belki sana da havlamıştır he?

Kınalı kuzum ben buldog köpeğimi iyi eğittiğimi zannediyordum. Meğerse yanılmışım, baksana fatura işlerine girdi. Ne için Trabzonspor’a fatura getirmiş? Naylona, maylona mı bulaşmış. Şu an durup dururken Trabzonspor’a fatura kesmek neyin nesidir?

-Üstadım dedim ya size, ‘Buldog köpekleri böyledir’ diye, bunlar köpek cinslerinin en kötüsüdür, çok çabuk hırçınlaşırlar, afkururlar ama ısırmazlar. Bu köpekler menfaatçidirler, menfaati gördü mü hemen seni satarlar.

Yapma benim güzel kuzum, bu kadar haksızlıkta yapma benim çirkin Buldoğuma!

-Haksızlık yapmıyorum ki üstadım, doğruları söylüyorum, buldoglar çirkin oldukları için kıçlarına süs takarlar. Güya kabadayılık yaparlar, güya karşı tarafı afkurmalarıyla susturup sindirmeye çalışırlar. Birde kendilerini en doğrucu Davut zannederler.

Güzel kuzum nerelere gittin? Alt tarafı bir köpekten bahsediyorsun, ne anlar ahde vefadan, ne anlar duygudan, ne anlar iyilikten, ne anlar kabadayılıktan, ne anlar naylon faturadan, ne anlar spordan?

-Siz öyle zannedin Üstadım, bunlar dengesizdir, zaman zaman abuk subuklaşırlar, işlerine geldiği gibi hareket ederler, dürüstlüğü kimseye bırakmazlar ama kıçları deve kuşu gibi her zaman dışarıdadırlar.

Yahu kınalı kuzum herhalde bizimle kafa yapmıyorsun değil mi? Cidden sen benim buldog köpeğimden mi bahsediyorsun?

-Evet Üstadım, benim hiç kafa yaptığımı gördün mü sizlerle. Doğru ne ise onu söylüyorum. Dua et senin buldog iyi ki gitmiş, yoksa senin başına çok işler açacaktı ama ben senin köpeği kafaya taktım. Onu adım adım izleyeceğim, yaptığı her şeyi seninle buluşturacağım.

Kınalı kuzum, giden gitmiştir boş ver gitsin, bırak peşini.

-Bak Üstadım, bu cins köpeklerin en tehlikeli yanları bunlarla bir şey paylaşılmaz, bunlarla sohbet edilmez, bunlara sır verilmez, hemen satarlar seni… Yeter ki karşı taraftan iyi kemik gelsin, yeter ki o taraf onlara iyi mama versin. Eski sahibi senmişsin hiç gözünün yaşına bakmazlar.

Ulan desene kınalı kuzum iyi kurtarmışız o şerefsiz köpekten.

-Ne diyorsun üstadım, o şerefsiz köpek çok güvensizdir, arkadaşlarını uyar, belki kapı kapı dolaşıp onlara yanaşmaya çalışır aman dikkat etsinler, yanlarına senin buldog köpeğini sakın yanaştırmasınlar. Çok çok tehlikeli bir hayvandır.

Kınalı kuzum senin sayende onları da uyarmış olalım.

-Bu yaptığımız sohbette hepsini uyarmış olduk.

Biraz da Trabzonspor alt yapısı ve bizim anlı şanlı gazeteciler cemiyetinden bahsedelim.

-Doğru diyorsun üstadım. Sizin cemiyet hakikatten anlı şanlı bir cemiyetmiş. Mübarek cemiyet sanki gazeteciler cemiyeti değil de bir holding ya da bir un fabrikası ya da bir kömürcü…

Hayırdır kınalı kuzum nerelere gittin yine koskoca gazeteciler cemiyetinin holding ile, uncu ile, kömürcü ile ne işi var?

-Siz her halde cemiyete gitmiyorsunuz üstadım, cemiyette ulufe dağıtılıyor. Cemiyetin genel müdürü var, cemiyetin danışmanları var, cemiyetin daha neleri var…

Hani ya rahmetli Barış Manço söylüyordu ya;

‘Daha daha neleri var ben bilirim ben bilirim’ diye, sizin gazeteciler cemiyeti de aynı şarkının sözlerindeki gibi olmuş.

Yakma bizi güzel kuzum. Bak önümüzde gazeteciler cemiyetinin seçimi var, aday olacaklara malzeme vermeyelim.

_Vallahi üstadım kim ne malzemesi alırsa alsın? Cemiyeti, cemiyet başkanı değil de, sanki başka iradeler yönetiyor. Bu açık seçik belli oluyor. Zaten gizlemiyorlar, başkan ‘ben bu koltukta oturayım da, kim ne yaparsa yapsın, ne olursa olsun’ mantığında gidiyor. Başkanı kapan Ankara’ya koşuyor… Başkan da film-milim ve projelenen işlerin hayata geçmesi için, daha doğrusu kendi ekibine (çıkar demeyeyim ağır olur) katkı yapmak için can siperane bir uçaktan iniyor başka uçağa biniyor! Burada da şu anlamlı türküyü söyleyeyim,” Ankara'nın taşına bak, gözlerimin yaşına bak… Uyan uyan cemiyet üyeleri şu feleğin işine bak…”

Aman benim güzel kuzum, bugün ne oldu sana coştun böyle.

-Nasıl coşmayayım, iyi malzeme buldum mu vurup gidiyorum. Cemiyetin ağır ağabeyleri var ya onlar zannetmesin ben onları unuttum, O ağır ağabeylere de sıra gelecek. O ağır ağabeylerin kapı ve perde arkalarında ne feykler attıklarını ve attırdıklarını bir bir anlatacağım sizlere.

Ooooo kınalım nerelere gittin? Neyse kapatalım bu konuyu, başka konuya gecelim.

-Sizin söylediğiniz gibi olsun üstadım, kapatalım ama konularda uzadı, isterseniz Trabzonspor’un alt yapısıyla ilgili konuları bir dahaki yazıya bırakalım. Çünkü alt yapıdan sizlere anlatacağım o kadar konu var ki, alt yapıda yaşananlar filmlere senaryo olacak nitelikte.

Kınalı kuzum sana ‘tamam’ diyor ve seni uğurluyorum.

Hadi sana güle güle…

-Hadi bana eyvallah…

 

AKTAŞ İLE DEVAM KARARI MI ALINDI?

Ortahisar İlçe Milli Eğitim Müdürü Şükrü Köse'nin Bakanlıkta daire başkanı yapılması üzerine yerine atanan Cemil Karakaş'ın doğru bir isim olduğunu yazmıştık.

Söze Milli Eğitim’den devam edecek olursak, İl Milli Eğitim Müdürü Hızır Aktaş ile ilgili de bir kaç kelam etmek istedik.

Herkes Ortahisar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne aynı anda atama yapılacağını beklerken, Ortahisar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne Cemil Karakaş atanırken, İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nde ise Hızır Aktaş koltuğunu korudu.

Amacımız müdür Aktaş'ı yıpratmak değildir elbette.

Önceki müdür Şükrü Köse ile kavgalı olduğunu, uzun süredir aynı görevi yürütüyor oluşunun kendisini yıprattığını ve hatta Trabzon'da ikamet etmediğini biz seslendirmiyoruz!

Biz işte bu noktada “sallanan diş yerinde durmaz” deyimini sizlere hatırlatmak istiyoruz.

Neden mi?

Çünkü Ortahisar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne yapılacak atamada isim tespit edilirken, İl Milli Eğitim Müdürlüğü için de isim tespit edildiğini dibine kadar biliyoruz.

Hatta 3 ismin Bakan Mahmut Özer'e verildiği kulislerde konuşulurken, ‘acaba?’ diyoruz… Evet acaba şeytanın avukatlığını yapmış olsak, Aktaş’ın koltuğunu korumayı başardığını mı söyleyelim?

Aktaş'ın yardımcılarından bir ismin İl Milli Eğitim Müdürü olması beklenirken, bugüne kadar bu atamanın yapılmaması insanın aklına türlü türlü senaryoları da getirmiyor değil.

Birde olaya şu pencereden bakalım.

Hızır Aktaş'ın göreve devamında AK Parti İl teşkilatı mı geri adım attı? Yoksa Milletvekilleri kendi aralarında bir isimde mi uzlaşamadılar veya Rize siyaseti Trabzon siyasetinin önüne geçip ağır mı bastı?

Öyle ya Hızır Aktaş’a ‘gitti’ gözüyle bakılıyordu!

Halbuki, AK Parti İl teşkilatı ile milletvekilleri müdür Aktaş'ın değişimi noktasında anlaştıkları ve hatta 3 ismin tespit edilerek bakana sunulacağı, bakanın da bu isimlerden birisini Aktaş'ın yerine İl Milli Eğitim Müdürü olarak atamasını yapacağı herkes tarafından biliniyordu.

Ne olduysa burada oldu diye düşünüyoruz?

Belki de sendika bu işe müdahil olup, Aktaş’ın değişimine ‘dur’ demiştir.

Eğitim bir-sen ve Memur-Sen’in Müdür Aktaş'ı başarılı bulup kendisiyle devam edilmesinin daha doğru olduğu sonucuna da varmış olabilirler.

Ne diyelim vardır bir bildikleri…  

Ancak biz sendikaların faaliyet alanlarının dışına çıkıp müdür atamalarında aktif rol almalarının doğru olmadığını da düşünenlerdeniz, hadi hayırlısı…

BU KADAR FOTOĞRAF NEYİN NESİ?

Teoman Yılmaz söylemlerinde haksız mı?

Nedir bu yahu?

Adeta fotoğraflar insanların gözünün içerisine giriyor!

Trabzon’da yapılan projelerin olduğu alanlara baktığınızda inşaat alanlarının her tarafının Başkan Murat Zorluoğlu’nun fotoğraflarıyla donatıldığını görürsünüz!

Hadi o koskocaman afişlerde başkanın bir fotoğrafı olur da onu anlarız diyelim.

Arkadaş her afişte bir fotoğraf, neyin nesi bu?

Trabzon insanı ilk defamı Büyükşehir Başkanı fotoğrafı görüyor!

Başkanın o fotoğraflarını görende zannedecek ki, başkan yapılan inşaatın parasını kendi cebinden ödüyor!

Ulan ne günlere kaldık!

Birileri para kazanacak diye, inşaat alanlarının her tarafına boy boy afişler yaptırılıyor. Afişleri yapanlarda aldıkları paraya karşılık başkana da güzellik yapıyorlar!

Ee o kadar da olsun canım!

Nede olsa işin ucunda paracıklar var.

Ey gidi benim memleketim!

Ey gidi benim memleketimin güzel insanları!

Ey gidi benim memleketimin zeytin gözlü insanları!

Ey gidi benim memleketimin zizil parmaklı güzellikleri!

Daha ne arıyorsunuz? Şehrimiz inşaat alanına döndü, inşaat alanına dönen yerlere de Büyükşehir valimizin, pardon başkanımızın fotoğrafları asıldı!

Ekmeğe fırıncılar zam istiyormuş!

Dolmuşçular her gün akaryakıta gelen zamlar yüzünden ne yapacaklarını şaşırmış!

Suya yüzde yirmi bir zam yapılmış!

Marketlerde, market çalışanları her gün ürünlerin fiyatlarını değiştirmekten bitap düşmüş!

Bakıyorum da bunlara kafa yoruyorsunuz.

Eğer ki bunlara kafa yorup moraliniz bozuluyorsa, şehrin her tarafına yerleştirilmiş belediye başkanımız Murat Zorluoğlu’nun fotoğraflarına bakınız, bakınız ki o bozulan moraliniz düzelsin…

Şimdi diyeceksiniz ki, fotoğrafla moral düzeltmenin ne alakası var?

Yapmayınız, etmeyiniz cahil olmayınız! Olmaz mı?

Baksanıza başkanın fotoğrafları cam gibi üstelik hepsi fotojenik,  soruyorum sizlere o görünen fotoğraflarda, başkanın yüz ifadesinde hiç şehrin kötü yönetilişinin mimikleri var mı?

Ah benim feriğim, fidanım, feryadım!!!!

ACİL ÇÖZÜM BULUNMALI

Sıkıntı çok büyük…

Hemi de ne büyük?

Kur yükselince, yabancı oyunculara döviz üzerinden yaptıkları ödemelerden dolayı kulüpler ödemeler konusunda içinden çıkılmaz bir hal alıyor.

Ha döviz üzerinden futbolcusuna ödeme yapmayanlar için kur yükselmiş, inmiş hiç de o kulüplerin umurlarında olmuyordur.

Ancak döviz üzerinden futbolcularına ödeme yapan kulüp yöneticileri, inanıyorum ki şu an başları elleri arasında karara kara düşünüyorlardır.

Yapılması gereken tek şey var o da döviz üzerinden yapılan ödemeleri TL’ye çevirmeleridir.

Hiç beklemeden, vakit kaybetmeden, yabancı oyuncuları masaya davet etmelidirler.

Aksi takdirde, döviz üzerinden anlaştıkları rakamların iki mislini futbolculara ödeyecekler.

Bu da kulüpleri batağa sürükleyecektir.

Gerçi hepsi batakta ya…

Zaten hepsi gırtlaklarına kadar batağa saplanmamışlar mı?

Allah bütün kulüplerin yardımcısı olsun, demekten de başka yapacak bir şeyimiz yok…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.