HER ADAMA SÖYLEYECEK LAFIMIZ VARDIR!

Derler ki senin Ömer Sağıroğlu Efendi Bey ile bir alıp veremediğin mi var?

Ben de bunu bana söyleyenlere  “Hayırdır ne oldu ki, bir sıkıntı mı var?” dedim.

Bunu bana soranlar “İkide bir neden Sağıroğlu Efendi Bey hakkında yazıp durursun? Nedendir acaba?” diye karşı cevap verdiler…

Bu kez söyleyenlere cevabım şöyle oldu, ”Ne yazmışım Ömer Efendi bey hakkında?

Özel yaşantısını mı, işini gücünü mü, kişiliğini mi, sorarım sizlere ne yazmışım?

Ben böyle söyleyince kimsede maalesef çıt çıkmadı.

Zira çıkamaz da!

Beni ne alaka eder Ömer Efendi beyin özel yaşantısı, işi, gücü.

Bana ne Ömer Efendi beyden!

Ama beni alakadar eder Trabzonspor’da hepimiz adına yaptığı yöneticiliği.

Tabi ki beni alakadar eder, eşi dostunu, masa arkadaşlarını, nasıl işe aldığı?

Tabi ki beni alakadar eder yönetim içerisinde nasıl laf kargoculuğu yaptığı, böylelikle insanların arasını nasıl bozduğu?

Tabi ki beni alakadar eder Trabzonspor’un ismini kartvizit yapıp kendi çıkarı ve menfaati doğrultusunda kullanması.(Burada ekonomik anlamda bir çıkardan bahsetmiyorum)

Tabi ki beni alakadar eder Trabzonspor’un aleyhine olacak işlerde yaptığı ve yapacağı hamleler.

Tabi ki beni alakadar eder temsilde yaptığı yanlış ve hatalar.

Yoksa dediğim gibi bana ne Sağıroğlu Efendi beyden.

Çok net söylüyorum, Sağıroğlu efendi bey, Şu an yöneticiliği bıraksın, kendisinden tek kelam bahsedersem, kalemim kırılsın.

Sonra, neden bahsedeyim ki?

Çünkü kendisi sıkletimde değil.

Çünkü kalibresi kalibremle örtüşmüyor.

Çünkü dünyaya bakışımız ve görüşlerimiz farklı.

Çünkü Sağıroğlu Efendi Bey kişilik olarak da bize uymayan, çok değişik bir modda.

Velhasıl, Ömer Efendi beye yazışımın tek nedeni Trabzonspor’da yönetici olmasıdır.

Ha kulübün içerisinde şahsıma ettiği küfürlerin bana gelmediğini zannetmesin Ömer Efendi Bey.

O ettiği küfürlerin hepsini kendisine iade ediyorum, hemi de fazlasıyla…

Güzel ve anlamlı bir sözdür…

Bak ne deniyor sözde Sağıroğlu Efendi Bey?

“Her adama söyleyecek lafımız vardır lakin önce lafa bakarım laf mı, diye sonra söyleyene bakarım adam mı diye”

Fazla söze ve yorum yapmaya hacet var mıdır sevgili Ömer Efendi Bey?

Ve yazımı da şöyle bitiriyorum…

Bu da benim sana…

Yazıyı bitirirken hediyem olsun!!!

BİRAZ DAHA SABIR

Hani ya sürekli yazdıklarımdan dolayı şikâyet ediyorsunuz ya beni ilgili ilgisiz yerlere.

Bunun önünü kesmek için.

Şikâyet ettiklerinizi rahatlatmak için.

Benim çok daha özgürce konuşmam için.

Çok değil yakın bir zamanda kurduğumuz Youtube kanalımızla huzurlarınızda olacağız.

Youtube kanalına kardeş olarak ta internet haberciliğini de devreye sokacağız.

O nedenle diyorum ki.

Biraz daha sabır gösterin bizlere…

O göstereceğiniz sabrın sonunda habercilikte neler yapacağımızı çok daha net görmüş olacaksınız.

Trabzon siyasetinde, sporunda ve aktüelinde ne oluyorsa, perde arkalarında neler dönüyorsa… Hepsini bizlerde okuyup duyacaksınız.

Pek yakında buluşmak dileğiyle…

AKIBETİ NE OLUYOR?

Aylardır kafama, ne yapıyorlar, nerelere harcıyorlar, toplanan paranın miktarı nedir? Bu biliniyor mu? Falan filan birçok soru takılıyordu?

Ahan kafama takılan soruları şimdi sırası gelmişken sorayım istedim.

Murat Zorluoğlu dönemiyle birlikte, Büyükşehir belediyesinin çatısı altında birkaç şirket daha kuruldu.

Bizim bildiğimiz kadarıyla önceki dönemde TRABEL vardı.

Bugün ise, birkaç şirket daha kurularak, TRABEL şirketine  lokomotif edildi.

Anlayacağınız Büyükşehir belediyesinin kurulan bu şirketler nedeniyle gelir kaynakları önceki döneme göre önemli artış gösterdi.

Hemen belirteyim, gelir kaynaklarındaki artış öyle böyle de değil.

Epeyce artmış.

Hele otoparklardan sağlanan gelirler adeta dudak uçuklatan cinsten.

Eeee.  İşin başında işi bilen, bulup buluşturan  ve üreten, ürettiğini kazanca dönüştüren Adnan Gül olunca, gelir yönünde kim tutabilir ki Büyükşehir belediyesinin elini?

Kim ne derse desin Gül hem işi biliyor hem de ticareti iyi beceriyor!

Buradan ilgililere çağrı yapıyorum, Adnan Güle Belediyede gelir arttırıcı güzel işler yaptığı için kendisine mutlaka bir şilt bir plaket verilmelisiniz...

Cidden adam çok başarılı!!!

Şimdi gelelim sadede!

Aylık, ne kadar para toplanıyor Belediyenin işlettiği kafe, çay ocakları otopark işletmelerinden?

Toplanan para nereye, nerelere harcanıyor?

Toplanan paralarla ilgili Büyükşehir belediyesi meclis üyelerine bilgi veriliyor mu?

Cevap veren olur mu?

Tabi ki her zaman olduğu gibi olmaz.

Olması da mümkün değil.

Büyükşehir belediyesi kendilerine yakın olanlar hariç hepimize kara kutu gibidir!

Sorulan sorulara cevap almayı bir kenara bırakın, talep edilen randevulara bile ne yazık ki cevap verilmiyor.

ÖRS VE TÜRKKAN’IN FOTOĞRAFI

Yakın bir dostum aradı.

“Bir fotoğraf atıyorum sana bir bak ve sonrasında o fotoğrafa bir yorum yap” diye de uyardı beni.

Fotoğraf geldi.

İyi Parti Milletvekilleri Hüseyin Örs ile Lütfü Türkkan’ın birlikte poz verdiği bir fotoğraftı gelen foto.

Fotoğrafa baktıktan sonra dostumu arayarak ”Ben ne yorumu yapayım bu fotoğrafa, yorumu sen yap” dedim…

Ülkücü camianın önemli isimlerinden dolayısıyla neferlerinden olan dostum bakın o fotoğrafa nasıl yorum yaptı!

“Fotoğrafın altında Türkkan’ın yorumunu gördünüz mü bak ne yazmış, ‘Bu Hüseyin var ya, çok kral adamdır.’ Ben isterdim ki Lütfü bey ‘Bu Hüseyin var ya çok iyi bir milletvekilidir, Trabzon’un yaşadığı sorunlarla bir bir ilgileniyor, çözümü için çalmadığı kapı bırakmıyor, partimizi çok iyi temsil ediyor’ desin”

Dostum neden böyle bir söylem ve sitemde bulundu bilmiyorum.

Benim bildiğim Hüseyin Örs’ün fotoğraf vermeyi sevdiğidir!

Benim bildiğim Hüseyin Örs’ün göz önünde olma sevdasının bulunmasıdır!

Benim bildiğim Hüseyin Örs’ün tokalaşmayı ve öpmeyi sevmesidir!

Benim bildiğim Hüseyin Örs’ün yerelde yaşanan soranlara duyarsız kaldığıdır!

Benim bildiğim Hüseyin Örs sayesinde partide kopmaların yaşandığıdır.

Başka bir bildiğim var mı, diye sorarsanız, onu da vakti zamanı gelince yazarız.

Tam dostum ile sohbetimizi sonlandırıyorduk ki, dostum sözlerine ilaveten şunları söyledi  “Ben isterdim ki Hüseyin vekil Lütfü beyle poz verip o verdiği fotoğrafı instagramda paylaşacağına onu siyasete dolayısıyla milletvekilliğine taşıyan Koray Aydın’la o fotoğrafı verip paylaşsaydı. Ama siyaset kaygan bir zemin, ne zaman ne olacağı, ne zaman kimin başına bir şey geleceğini önceden kestirmek çok zor…”

Dostumun söylediği gibi siyaset cidden kaygan bir zemine sahip, yarının neler getireceğini şimdiden kestirmek oldukça zor.

İL TRAFİK KOMİSYONUN ALDIĞI KARAR YOK MU SAYILDI?

UKOME” mutlak cevap vermelidir.

UKOME” cevap vermiyorsa cevabı şoförler ve otomobilciler odası vermelidir.

İl trafik komisyonunun 15.08.2002 tarih ve 2003/33 sayılı aldıkları kararda bakınız ne diyor?

Bir dolmuşta ortak olup sonrasında anlaşamayan ortaklar önce bağlı oldukları odaya ve oradan da “UKOME’ye” verecekleri dilekçeyle taksiye dönebilirler.

Dediğimiz gibi bu karar 15.08.2002 tarihinde il trafik komisyonunda alınmış.

Peki, bugün ortağı ile sorun ve sıkıntı yaşayan dolmuş sahiplerinin taksiye dönme dilekçeleri neden kabul edilmiyor?

Alınan kararla taksiye dönüşüm hakkını elde eden şoför esnafının, bu hakları neden yok sayılmaya çalışılıyor?

Yoksa 2002 de il trafik komisyonun aldığı bu karar birileri tarafından askıya mı çıkarıldı?

Sormaya devam ediyorum, bu yıl 40 dolmuş dönüştürülürken il trafik komisyonun aldığı karar görmezlikten mi gelindi?

Sahi neler oluyor “UKOME “dolayısıyla şoförler ve otomobilciler odasında?

Dip not; konuyla ilgili daha geniş bir yorumum olacaktır zaman içerisinde.

NE GİYECEĞİNİ SİZE Mİ SORACAK?

Ulan neyin kafasını yaşıyorsunuz?

Neyin peşindesiniz?

Ne yapmak istiyorsunuz?

Bu kadar mı küçülür?

Bu kadar mı şiraze kaybolur?

Ulan bir zamanlar Şenol Güneş’in kravatına takıp, Güneş’in giydiği elbisenin rengini ve modelini bile eleştirmiştiniz.

Şimdi ise tutturdunuz bir eldiven meselesi koyuldunuz yola gidiyorsunuz.

Neymiş efendim, Uğurcan Çakır, Norveç ile yapılan milli maçta bordo-mavi eldiven giymiş.

Keşke ayakkabıları da bordo-mavi olsaymış…

Ulan ne kadar koymuş Uğurcan’ın giydiği bordo-mavi eldivenleri sizlere.

Alınan sonucu oynanan oyunu konuşacağınıza, Uğurcan’ın eldivenlerini konuşuyorsunuz.

Yuh olsun!

Yazıklar olsun sizlere…

Ulan Uğurcan’ın giydiği eldivenleri, Buffon da  Muslera da giyiyor.

Sorarım siz aklı evveller, onlarda mı Trabzonsporlu?
Onlarda mı provokatör eylem içerisine giriyor!

Diğer yandan, kendisini futbolun uleması zanneden Ahmet efendi, çıktığı TV programında Uğurcan’ın provokatör bir eylem yaptığını söylüyor hiç utanmadan, sıkılmadan!

Ey gidi Ahmet Efendi, sen Trabzonsporlulara iyi yapıyorsun!

O ki zatıalinize zaman zaman inanıyorlar ya!

Ne yapsan haklısın!

NEDEN DEĞER VERİRSİNİZ?

Gitmeyin arkadaş!

Buluşmasanız, görüşmeseniz ne olur?

Hiçbir etkinliğinize, hiçbir sosyal aktivitenize çağırmasanız ne yapacaklar?

Tavrınızı koyunuz.

Mesafeli durunuz.

İstanbul medyası sizin dolayısıyla Trabzonspor için ne zaman güzel şeyler düşünüp yapmışlardır?

Ellerinden gelseler spor sayfalarında ve kanallarında Trabzonspor’a yer vermeyecekler.

Yine her zaman olduğu gibi yanınızda Trabzon’un yerel medyası olmuştur, bundan sonrada onlar olacaktır.

Küçük bir şeyde neler yaptıklarını hep birlikte görüp yaşamıyor muyuz?

Evet, sözüm sizlere futbolcu kardeşlerim.

Şapkalarınızı önünüze koyup bu konularda bir durum değerlendirmesi yapınız!

NASIL ANLATIRLAR BİZLERE?

Bu zamanda!

Üstelik pandemide okulların uzun bir süre kapanmasından sonra!

Yaşananlar bana anlatılınca inanasım gelmedi.

Bir okulumuzda sınıf öğretmeninin dört beş günlük mazereti her neyse okula gelmediğinde derslerin boş geçmesini bizlere milli eğitim il müdürü ya da milli eğitim ilçe müdürü nasıl anlatabilir?

Çocuklar iki yıla yakın zaten eğitimden uzak kalmışlar.

Her alınan riske karşılık eğitim ama öyle ama böyle başlatılmış.

Dört beş gün derslerin boş geçmesi ne demek?

O sınıfta derse girecek bir tane de mi öğretmen bulunamadı okul müdürü tarafından.

Ah be çocuklarımızın eğitimi kimlerin eline kalmış?

YOK MUDUR ALACAK OLAN?

Kim alacak?

Kim toplayacak?

Yazdık, sorun çözülmeyince bir kez daha yazalım dedik.

Belki derde derman, belki önemli yaylarımızdan olan Haçkalı Hoca Baba Yaylasının sorununun çözülmesine yardım etmiş oluruz.

Şu çöp yığınını görüyor musunuz?

Bir işletmenin yanına her gün defalarca dökülüyor.

Maalesef bu dökülen çöpler ne alınıyor, ne de çöpü dökene dur deniyor?

Yok mudur Haçkalı Hoca Baba Yaylasının bir sahibi?

Yok mudur muhtarı, dolayısıyla oraya bakan bir  belediye?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.