KINALI KUZUM BUNDAN SONRA  ARTIK DEPLASMAN MAÇLARINDA

Bundan sonra kınalı kuzum da deplasman maçlarına gidecek. Öyle bir karar aldık kendisiyle.

Bu aldığımız karara vesile olan tek şey var o da, “O senenin bu sene olması”

Şimdi bana diyeceksiniz ki kınalı kuzunun deplasmanda ne işi var, o ne anlar futboldan, o ne anlar maç seyretmekten, o ne anlar maçın yorumunu yapmaktan?

Bu söyleminizde haklısınız ama unuttuğunuz bir şey var, bir kere kınalı kuzumun beynine müthiş güveniyorum. O kuzu beyni müthiş şeyler üretiyor, ikincisi gittiği deplasmanlarda sadece maçı seyretmekle kalmayacak. O gidilen deplasmanlarda perde arkalarında ne dedikodular yapılıyor, ne feykler atılıyor, ne kuyular kazılıyor, ne masalar anlatılıyor, ne görüntüler veriliyor? Hepsini bir bir takip edeceğiz.

Bunları kim, kimler merak etmiyor ki?

O nedenle deplasmanda oynanacak maçları takip etme kararı aldık.

Ve Bismillah diyerek ilk görevlendirmeyi Kayserispor maçıyla hayata geçirmiş olduk.

Cuma akşamı kınalı kuzum aradı…

Erzurum’da olduğunu istememiz halinde Trabzonspor’un oynayacağı Kayserispor maçı için Kayseri’ye geçebileceğini söyledi.

Bizler de kınalı kuzumuza “İlk görevini Kayserispor maçıyla ifa etmiş olursun” diyerek, gitmesi yönünde kendisine görüş bildirdik.

Ve kınalı kuzumuz dün sabah çat kapı yaparak kapıdan içeri girdi.

Bundan sonrasını kınalı kuzumdan dinleyelim. Bakalım nelere şahit olmuş Kayseri’de…

Hoş geldin kınalı kuzum.

-Hoş bulduk.

Sen anlat biz dinleyelim. Öyle zannediyorum ki anlatacak güzel hikâyelerin olmuştur.

-Olmaz mı, he mi de ne hikâyeler?

Hadi meraklandırma bizi!

-Başlıyorum, bakın cumartesi günü öğleden sonra Kayseri’ye gittim, hiçbir yere takılmadan doğru stada gittim. Oooo stada vardığımda gördüğüm manzara karşısında şaşırmadım dersem yalan söylemiş olurum. Sizinle bu gün stattan çektiğim bir fotoğrafı paylaşacağım.

Allah Allah ne fotoğrafmış göstereceğin?

-Ne kadar meraklısınız, işte o fotoğraf…

İlahi kınalı kuzum bu fotoğrafı mı diyorsun? Ooo sen nerelerde kalmışsın, Alp ve Şahin ilk kez bir araya gelmiyorlar ki…

-Yahu ne diyorsunuz siz? Ben gomişim o havaya, Asbaşkan Alp ile Haluk Şahin bir zamanlar bir birlerine mavzerlerle atış etmiyorlar mıydı? Bunların kavgasına şahit olmadık mı hepimiz, şimdi bir aradalar, size verdiğim bu fotoğraftan bir tane, bir başka yayın kuruluşunda yayınlandığını hiç gördünüz mü?

Burada haklısın kınalı kuzum ama bu ikili aylardır bir aradalar.

-Orası beni ilgilendirmez, ben gördüğüm manzarayı değerlendiririm, mavzerle bir birlerine ateş eden Alp ve Şahin ne oldu da bir araya geldiler, kim bunları bir araya getirdi? Benim bildiğim kıramadıkları ortak bir kardeşleri varmış, o kardeşlerinin getirdiği söyleniyor.

Kim o kardeş kınalı kuzum?

-Ben sizleri akıllı biliyordum, Allah aşkına fotoğrafta görülmüyor mu? Fotoğraftaki o kardeş. İkisi de çok seviyorlar bu kardeşlerini.

Kusura kalma kınalı kuzum orayı düşünemedik, bizde nerde sendeki kuzu aklı, zekası?

-Biz boş yere kuzu olarak dünyaya gelmedik, iyi koku alırız iyi duyar çok iyi de meleriz.

Güldürme bizi kınalı kuzum hikâyeyi anlat bu ikiliyi gördün de ne olmuş?

-Aklıma ben bunları maçtan sonra takip edeceğimi koydum ve maç bitti benim takibim baladı. Mehmet Yiğit Alp, Haluk Şahin ve kardeşleri Dursun Ali Sakarya birlikte stattan ayrıldıkları gibi araçlarına bindiler. Kayseri dışına doğru yol almaya başladılar…

Ne kuzusun sen kınalım? Yaptığın işe bak ne işin var adamların peşinde?

-Abi ben araştırmacı gazeteci değil miyim, mavzerle birbirlerine atan ikilinin samimiyeti benim dikkatimi çekti ve bu işi dibine kadar araştırmalıyım diyerek takip etmeye başladım, ne var bunda?

Kınalım yaptığında bir şey yok da maçtan sonraki bölüm adamların özel yaşantısı ve mahremiyeti sana ne adamların gittiği gideceği yerden.

-Kızdırmayın beni. Benim görev alanıma neden bu kadar müdahale ediyorsunuz? Ben görev esnasında ne eder ne yaparım size ne?

O benim güzel kuzum neden bu kadar hiddetlendin? İstediğini yap.

-Neyse devam edeyim, dedim ya takipteyim onlar önde ben arkada, bir de ne görürüm yol gösteren tabelalarda “Ürgüp 50 km” Belli ki bunlar Ürgüp’e gidiyorlar..

Kınalı güzel kuzum, belki bilmiyorsun Ürgüp Asbaşkan Mehmet Yiğit Alp’in dizi çektiği yerlerden birisidir, orada uzun süre konaklamıştır.

-Doğru diyorsunuz, haberim var bunlardan, devam edeyim, Alp, Şahin ve Sakarya, Ürgüp’e girmeden Kapadokya’ya doğru tırmanmaya başladılar. Yolun bir yerinden sonra, araçları sağa doğru kıvrılarak oradan devam ettiler tabi ki ben de peşlerinde

Aynı ajan gibisin kınalı kuzum.

-İltifat ediyorsunuz, durun bir ya, dağıtmayayım konuyu, bu kez yönelinen yerin giriş duvarında “Kaya kapı Premium Caves” yazıyordu. Neyse devam edelim, merak içerisinde oradan içeri girdik hep beraber.

Hep beraber derken kınalım…

-Siz ne anladınız hep beraberden, ya arkadaş hep beraber dediysek onlar önden ben arkadan girdik Kayakapı’dan…

Eeee devam edelim.

-Burada durun! Mehmet Yiğit Alp, Haluk Şahin ve Dursun Ali Sakarya’dan bahsetmeyi şu an bırakıp gördüğüm ve tanıklık ettiğim mekandan yani “Kayakapı’dan” sizlere bahsetmek istiyorum. Biliyorsunuz ben kuzuyum, gitmediğim, gezmediğim, görmediğim yer bırakmamışımdır ülkemizde. Yemin billah ediyorum ben böyle bir mekan, böyle bir butik otel görmedim hayatımda..

Kayakapı o kadar mı etkiledi seni kınalı kuzum?

-Ne hadi siz gidin de etkilenmeyin, olağanüstü bir yer muhteşem bile az kalır yanında, zaten çaktırmadan araştırdım “Kayakapı Premium Caves” dünyada butik oteller arasında birinci seçilmiş. Kısacası anlatılmaz yaşanmalıdır orası…

Vay benim kınalı kuzum demek çok etkilendin he.

-Diyorum ya muhteşem diye sahi öyle etkilenmemek elde değil, hele otelin bir sahibi var Yakup Dinler, arkadaş insan bu kadar mı mütevazı, bu kadar mı cana yakın, bu kadar mı samimi, bu kadar mı güler bir yüze, bir kişiliğe sahip olur? İnanın Yakup Bey’i uzaktan izledim, otel misafirleriyle bir bir ilgilenmesine, hayran kaldım. Nerede bizim buralarda böyle işletmeciler, gitsinler Ürgüp’e de işletmeci görsünler. Ha Yakup beylerin sadece “Kayakapı Preimun Caves” butik oteli yok, Ürgüp’ün içerisinde Dinler isminde bir otelleri daha var orası da muhteşem bir otel.

Kınalı kuzum sen sahi bayağı bayağı etkilenmişsin!

-Eğriye eğri, doğruya doğru. Dinler Grubu Ürgüp’e süper yatırımlar yapmış. Bizimkiler de kaliteyi ve ağızlarının tadını biliyorlar ki “Kayakapı Preimum Caves”i tercih etmişler. Sonra Haluk Şahin’de Empula otelin sahibidir, o da iyi anlar otel işlerinden… Merakım acaba Şahin “Kayakapı Preimum Caves” için ne düşünüyordur?

Kınalı kuzum biz yeniden takibimize dönelim.

-Doğru diyorsunuz dönelim, üçlü bu olağanüstü muhteşem otelde Karargahlarını kurmak için odalarına çekildiklerinde ben de mecburen kendime bir yer bulma zorunluluğuyla o büyük alan içerisinde dolaşmaya başladım. Burada bir şeyin altını çizmek istiyorum, bulacak olduğum yer şu açından önemli olmalıydı. Alp, Şahin ve Sakarya’yı yakın ve onların göremeyeceği bir yer olmalıydı. Nihayetinde öyle bir yer buldum.

Kınalı kuzum cidden sen harika bir kuzusun.

-Ben de karargâhımı kurdum ve beklemeye geçtim.

Kınalı kuzum atlamadan şunu söyleyeyim, hani diyorsun ya, Mehmet Yiğit Alp ile Haluk Şahin birbirlerine mavzer ile atıyorlardı diye…Sen herhalde bunların dostluğunu bilmiyorsun.

-Bilmez olur muyum, ikili birlikte görev yaptıkları zaman öyle güzel işlere imza attılar ki, öyle güzel şeyler yaptılar ki, bakın o dönemlere Trabzonspor her alanda başarılı ve iyiydi. Sonrasında ne olduysa benim bildiğim kadarıyla Şahin hakkında Mehmet Yiğit Alp’i etrafındaki yöneticiler dolduruşa getirince, Alp de onlara inanınca, haliyle Şahin ile yol ayrımına gelmişlerdi.  Sonrasında Alp ve Şahin bir araya gelip, aralarında yaşanan sorunu masaya yatırıp konuşunca ve yaptıkları konuşmalar sonunda taşları bir bir yerine koyunca, aralarındaki sorunun çözümünü çok daha rahat buldular.

Vay be ben bunları bilmiyordun sanıyordum kınalı kuzum, tutturmuşsun mavzer de mavzer atıyorlardı…

-Benim mavzer de mavzer, diye tutturmamdaki neden,  ikilinin arasında yaşanan sorunun detaylarıyla açıklanması içindi..

Kınalım rahatladın mı şimdi?

-Ben ne rahatlayacağım, rahatlayacak olanlar ikilinin arasını bozanlardır, neden diye sorarsanız, iplikleri pazara çıktı da onun için. 

Neyse kınalı kuzum barışmaları iyi oldu, ben o muhteşem dediğin otelde neler yaptılar, neler konuştular? Bu sorduklarımı sakın yanlış anlama, sorduklarım, Trabzonspor için ne düşündükleri neler yapacaklarıdır.

-Çok şey konuştular, çok şeye kulak misafiri oldum, şimdilik hepsi bende kalsın. Ancak bunu söylemesem kendime karşı ayıp etmiş olurum. Üçü de “Trabzonspor bu sene mutlaka şampiyon olmalıdır” diyorlar, Ahmet başkanın şampiyonluk hedefi koyduğu bundan dolayı da kendisine destek olunması gerektiğini konuştular. Güzel şeyler konuştular..

Kınalım yazı çok uzadı istersen burada keselim ne dersin?

-Keselimde devamı var oy oy neler neler var neler. Ha unutmadan şunu söyleyeyim Ürgüp’ün Ortahisar Belediye Başkanı Mustafa beyin bizim Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’e selamları var. Ahmet başkanı çok sevdiklerini söyledi bu konuyla da ilgili anlatacaklarım var ama daha sonra..

Olsun be kınalı kuzum bu kadar yeter şimdilik.

-O zaman bana eyvallah.

Hadi sana güle güle, ancak diğer anlatacakların için çok bekletme bizleri!

-En kısa sürede yanınızdayım, güzel hikayelerle buluşmak dileğiyle…

DUYARLI OLMANIN BEDELİ Mİ?

Daha önce yazmıştım, Osman Necip Sevinç’i.

Neler yazmıştım Sevinç için?

Sevinç’in Trabzon için önemli bir değer olduğunu, Trabzon’a objektif baktığı için yaptığı yorumlar ve değerlendirmeler bizler ve sizler için de önem arz ettiğini yazılarımda defalarca vurgulamıştım.

Hatta Sevinç’in sosyal medya hesabında Trabzon için zaman zaman yaptığı paylaşımları da alıp köşemde yer verdiğimi de biliyorsunuzdur.

İşte Osman Necip Sevinç’in yine yaptığı o paylaşımlardan birisini  daha sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Trabzon Büyükşehir Belediyesinin yaptığı kalitesiz imalatları, ruhsuz projeleri, halkı rahatsız eden gecikmeli işleri... Ben zaman zaman eleştiriyorum ya, bir yerel gazetemizde S.Ö. adında gazeteci bir arkadaşımızdan şahsımı hedef alan yorum geldi.

Ben belediyeyi eleştirdim, oradan bir savunma gelmedi ama bu arkadaş belediye ve imalat kalite kontrol uzmanıymış gibi belediyenin avukatlığına soyundu ve beni ve 2009-2014 arasındaki hiçbir zaman diliminde görülmemiş yatırımları ve meclis çalışmalarını eleştirirken, mevcut belediyeyi savunuverdi.!  Demokrasi var, normaldir de, benim de oy verdiğim belediyemi korumak içgüdüsü ile üstlenilen görevde!!! obje olarak şahsımı eleştirmek normal mi?

Sevgili dostum. Sizin ne kariyeriniz, ne belediyecilik deneyiminiz bizi eleştirecek çapa şimdilik ulaşmamıştır sanırım. İlerde belki o aşamaya gelirsiniz ama teknik konularda, asla.!

Bugünkü günlük asfalt üretiminin, saatte 200 tona çıkmasını sağlayan, sıcak karışım plentini alan ve kuran, yıllık üretimi ile 250 bin ton BSK serme sıkıştırması yapan, Zağnos Vadisi ve Tabakhane deresinin büyük kısmında kentsel dönüşüm gerçekleştiren, TOKİ evlerinin yapımında büyük pay sahibi olan, Trabzon’da birkaç cadde açan, ‘Temiz Trabzon”-‘ olarak çevre Bakanlığı'nın Türkiye birinciliği unvanını alan, Botanik Park ve daha nice yeşil alan ve parklar yapan...Meclis’de muhalefeti ve iktidarı ile büyük bir konsensüs sağlanarak birçok kararı ortak alan..  Veee bugünkü gibi belediyeyi aşırı borçlandırmayan, o günkü adı ile su ve kanalizasyon müdürlüğü ile hemşerilerine zulüm yapmayan, ulaşımda elektronik bilet uygulamasını başlatan, mezarlıkları düzenleyip ücretsiz yapan, camilerimizin tamamını her hafta temizleyip ihtiyaçlarını karşılayan, çeşitli okullarımızın teknik eksiklerini gideren, fakir fukaraya çeşitli yapı malzemelerini veren, sosyal hizmetlerde en uç noktada yardımlar yapan....Hep sizin yeterince bilgi sahibi olmadan Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu başkanlığındaki 2009-2014 arasında benim de Belediye Başkan Yardımcısı ve Başkan vekili ve Encümen başkanı olduğum; şehrimizi yöneten o belediyedir..

Bu başarılarda belediye meclisinin AK Partili ve CHP’li üyelerinin katkısı çok büyüktür.

Pek bilginiz olmadan, tabi olduğunuz belediyeyi savunmak adına fikir beyan ederken, lütfedip benim de bilgime başvursaydınız, bu açıklamaları sohbet havasında size verebilirdim, aydınlatırdım, gazeteciliğin gereği de bu olsa gerektir.

Bu arada “Orhan beyi siz de son zamanlarda eleştirdiniz” diye kişilik tartışmasına girerseniz, bilesiniz ki ben Orhan başkanı yönetim şeklinden eleştirdim. Yoksa hizmetlerine ve hizmetlerimize  ve de günde 18 saate varan müspet çalışmalarını ve çok zeki oluşunu, ortak akılı kullanmasını, yardımcılarına inisiyatif kullandırmasını hep takdirle karşılamışımdır. Zaten öyle olmasa, ben belediyeden ayrıldıktan sonra tam 3 defa Sn. Başkan bana “Tam yetki ile danışmanım ol” diye teklif getirmezdi.

   Sevgili dostum. Size bir iddia ile geleyim. Ben Trabzon Belediyesi'nin 150 yıllık tarihinde bu kadar tartışılan ve halkımızın büyük ekseriyetince hizmetleri eksik ve yersiz bulunan Sn. Başkan gibisini görmedim, duymadım. Kendisi iyi bir insan, beyefendi ve de mesleğinde donanımlı birisidir. .Ama asla ekibinin büyük kısmı da dahil, iyi bir belediyeci halen olamamıştır. Temennim, İnşallah olur yönündedir. O zaman Trabzon'um kazanır.

Var mısın dostum, seninle bir sokağa çıkalım, bakalım yerel gazetelerin yazdıkları mı doğru!, yoksa hakem olan halkımızın dedikleri ve şikâyetleri mi? Bir sokağa çıkıp Kunduracılar Caddesini geziniz, yer döşemelerini görünüz,  bir de Ordu ve Samsun'un eşdeğer caddelerini.!

Sizinle yüz yüze görüşmek dileğim ile selam ve sevgilerimi sunarım.”

NEDEN KATILMAZSINIZ?

Siz belki gözünüzden kaçırmışsınızdır ama biz kaçırmadık.

Geçtiğimiz hafta Trabzonspor eski başkanı Muharrem Usta babasını kaybetti.

Öncelikle Usta ailesine başsağlığı diliyorum…

Merhum babamızın da kabrinin cennet makamının  ala olmasını niyaz ediyorum.

Buradan bakın nereye geleceğim?

Muharrem Usta’yı sever veya sevmezsiniz.

Muharrem Usta’yla bir hesabınız da olabilir.

Adam Trabzonspor’a başkanlık yapmış.

Adam Trabzonspor’a hiç birinizin veremediği, veremediği paraları vermiş.

Sorarım sizlere,

Sorarım sevgili Ömer Sağıroğlu efendi beye.

Usta’nın babasının cenazesine Trabzonspor’dan neden katılım olmadı?

Bir tane yönetici de mi müsait olamadı cenaze törenine katılmaya.

Ayıp ettiniz hem de koskocaman..

Sağıroğlu efendi bey değneksiz köy bulmuş gibi, kulübün içerisinde değneğini istediği gibi oynatıyorsun.

Daha şimdiden eşine dostuna yapılacak genel kuruldan sonra “Kulübün as başkanı ben olacağım” diyorsun.

Has güzel bunları söylüyorsun ve de yapıyorsun da cenaze törenlerine ve Trabzonspor’la ilgili yapılan aktivitelere neden katılma gereği duymuyorsun?

Haksız mıyım Sağıroğlu efendi bey kardeşim?

Sınıfta kaldın bilesin cezalısın!

KİMSEDEN TOLERANS YAPILMASINI BEKLEMİYOR

Bu hakemlerle çok zor o senenin bu sene olması!

Üç İstanbul takımına yaptıkları ve tanıdıkları toleransın birini bile Trabzonspor tanımıyorlar.

Gerçi bizler tanımasını da istemiyoruz ya

Biz hakkıyla hakkaniyetle düdük çalmalarını bekliyoruz sevgili hakem camiasından.

Çalarlar mı?

Bunu yaparlar mı?

Bana göre asla!

İşte Galatasaray Rizespor maçında yapılanlar!

İşte Beşiktaş Sivasspor maçında Josef de Souza’nın yaptığı.

Vitor Hugo aynı pozisyon için kırmızı kart ama Josef de Souza’ya kırmızı kart yok.

Peki bu yapılan ayrıma kim dur diyecek?

Trabzonspor kendisine yapılan haksızlıklar karşısında masaya yumruğunu vurmalıdır.

Hemi de sert!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.