DAVA ADAMI BÖYLE OLMALIDIR

Yediği sert kasırga rüzgarlarına rağmen, sallanmadı!

O esen kasırga rüzgarları onu başka bir yere savuramadı.

Direndi.

Dik durdu.

Eğilmedi bükülmedi.

Önüne sürülen her şeyi elinin tersiyle itti.

“Ben bu davaya inanarak büyüdüm, ben bu davanın neferiyim” diyerek kendisine karşın esen rüzgarlara birileri gibi puma yelken diyerek yelken şişirip açmadı.

Dün ne ise, bu günde aynısı.

Dün nerede bırakmış ise, bu gün ise aynı yerde duruyor.

Ne duruşundan ne de davasından bir gram olsun taviz verdi.

Bir önceki yani Muammer Demeli’nin  başkanlığı döneminde MHP il yönetiminde teşkilat başkanlığı yapan Oktay Kaplan’dan bahsediyorum.

Hani yeri geldiği zaman kişi için deriz ya “Sütten çıkmış ak kaşık gibidir” diye.

Oktay Kaplan da kişiliğinin yanında, davası için de ‘sütten çıkmış ak kaşık’ gibidir.

Yıllarca ilçe başkanlığı yönetimlerinde görev aldı.

İlçe başkanlığı dönemlerinde yaptığı yöneticiliğini başkan Demeli yönetiminde il teşkilat başkanlığı ile taçlandırdı.

Kısacası Oktay Kaplan siyaset sahnesine öyle birileri gibi tepeden inme ve bindirmeyle gelmedi.

Aksine Kaplan tırnaklarıyla kazıya kazıya ve partinin her kademesini de görev yaparak hizmet ettiği  o kutsal davada büyümeyi başardı.

Zira öyle olduğu içinde teşkilatta kendisini sevmeyen kendisine saygı duymayan hiçbir dava adamı yoktur.

Kim ne der bilemem?

Benim için onu bunu demişler hiç de önemli değil.

Benim bildiğim ve benim gördüğüm kadarıyla, Trabzon siyasetinde ender temiz kalan siyasetçilerden birisidir Oktay Kaplan.

Hani ya Kaplan gibi siyasetçiler Trabzon siyasetinde çoğalabilsinler.

Kim istemez?

Bazı isimleri tenzih ediyorum, Trabzon siyasetinde  cirit atan siyasetçileri görüyoruz.

Hem de iyi görüyoruz!

Neler neler yaptıklarını, nelerin peşinde koştuklarını bilmeyenimiz mi var?

Hadi birisi çıksın söylesin ki, maddi manevi çok şeyini siyasete veren ‘Oktay Kaplan şunun peşinde koşuyor!’

Hadi desin!

ÜSTÜ ŞİŞHANE ALTI MUMHANE

Ne bitmeyen bir alt yapı çalışmasıdır?

Artık gına geldi bütün Trabzonlular’a!

Dün Tabakhane yokuşundan yukarı çıkarken, bir esnaf ile konuştuk.

“Hayırdır, nedir hala çalışmalar devam ediyor” dedik kendisine?

Keşke demez olaydık!

Esnaf arkadaşımızın söylediklerini bakar mısınız?

“Önce bir çalışma yapıldı, kablolar yer altına alındı, sonra kablolar geçirildikten sonra üstleri kapatılmaya çalışıldı. Hatta beton dökülmüştü bile. Bir de ne görelim tekrar kapatılan yerler açılmaya başlanıldı, sorduk meğer Belediye yüklenici firmayla anlaşma yaparken, kabloların geçeceği yerin 60 cm açılması yönünde sözleşme yapmışlar. Ancak yüklenici firma 60 cm yerine 30 cm açınca, bu kez dökülen beton kaldırımın boyunu geçmiş. Olaya müdahil olunmuş, bu kez tekrar açılmaya başlanılmış”

Allaha aşkına olacak şey mi?

Yap kırı anladık!

Bu sürekli karşılaştığımız manzara.

Buna yabancı değiliz!

Ya harcanan paraya ne demeli?

Kim denetleyecek?

Kim yaptırım uygulayacak?

Bakıyorum da Trabzon’da yapılan her şey “saldım çayıra Mevlam kayıra’ya” dönüşüvermiş!

Sonramı bizim Lee Van Cleef lar klavyenin başına geçip “Atam tutam ben seni, şekere katam ben seni” türküsünü derleyip yazmaya çalışıyorlar!

Ah Lee Van Cleef ler ah!

Bir türlü tepki verecek zamanı tutturamıyorsunuz!

Gülerim acınacak halinize!

Şehir elden gidiyor, siz hala Ganita’nın derdiyle dertleniyorsunuz!

TRABZONSPOR’UN YANINDA OL

Sana ne oluyor?

Sonra sana ne?

Klavye kabadayılığına soyunup, klavyede yamuk-yumuk bir şeyler yazmak senin haddine mi düşmüş!

Ahmet Ağaoğlu’na neden saldırıyormuşuz?

Vallahi bizim kimseye yada  bir şeye bir yere saldırdığımız yok!

Sonra neden saldıralım ki!

Sonra saldırılacak ne var ki?

Biz acık-seçik Ağaoğlu’na yazılması gerekenleri yazıyoruz!

Peki size sorarım siz Trabzonspor’da olup bitenleri neden yazmıyorsunuz?

Veya yazamıyor musunuz?

Veya yazamamanızın nedeni, acaba gidilen uçak seyahatleri midir?

Veya bizim bilmediğimiz başka şeyler midir?

Sahi Trabzonspor da  tavan yapmış sorunları, neden dile getiremiyorsunuz?

Evet neden acaba?

Beklentiniz mi var sizlerin?

Neden yazamıyorsunuz?

Neden Ağaoğlu’nu koruma refleksi içindesiniz?

Yoksa evet yoksa!!!!

Adam olan!

Delikanlıca yazan!

Gönderme yapmaz!

İsim vererek yazar tıpkı bizim yaptığımız gibi!

Hem İsa’ya hem Musa’ya çalışırsan!

O zaman yamuk-ymumuk olursun ki, bu da toplumda karşılık görmene engel olur!

Horonu dik oyna bu kez ne kaybedersin?

Sana tavsiyem, kişinin yanında değil, Trabzonspor’un yanında olman olur.

ŞU SENDROMDAN BİR KURTULSAK

Yemin billah yazmamayım diyorum ama söylenenleri , konuşulanları duyunca kendi kendime  gel de yazma diyorum.

Ağaoğlu öyle absürt şeyler konuşuyor ki! İnanın konuşulanları duyunca” koskoca Trabzonspor Başkanı milletin gözünün içerisine baka baka nasıl böyle konuşuyor diye  hayıflanmıyorum değil!

Sanki Parmak’ın kadro dışı kararını oylatmayan kendisi değil mi?

Sanki böyle bir şey yapmamış!

Sanki birinci oylamada isteği olmayınca, ikinci oylama yaptırmayan kendisi değilmiş!

Sanki Avcı Parmak’ı kadro dışı bırakınca, bu kadro dışı oluşu 4 gün açıklamayan kendisi değilmiş!

Sanki Ertuğrul’un “Hocanın kararını uygulayalım” sözlerine karşı gelen kendisi değilmiş!

Sanki çıkan karardan sonra Ertuğrul Doğan’la aynı masaya oturan yine kendisi değilmiş…

Şimdi kakmış Ağaoğlu , birlik-beraberlik içindeyiz diye mesaj veriyor!

La insanda azıcık utanma, sıkılma olur!

La insanın azıcık yüzü kızarır!

Vallahi de tallahi de bazen ne yazacağımı ben de şaşırıyorum!

Şu Aralık ayı gelse de şu sendromdan bir kurtulsak ya!

BAL LOKMASI TADINDA

Başkan Ahmet Ağaoğlu kulübün ekonomisinden bahsederken ”Benden sonra gelecek başkan borçsuz kulüp devralır” diyor.

Nasıl borçsuz alacaksa gelen başkan?

Başkan’ın söylediklerini biz mi yanlış algılıyoruz?

Yoksa başkan camianın aklıyla alay mı ediyor?

Başkan’a göre Trabzonspor’un borcu yokmuş!

Yahu gardaşım!

Yahu benim güzel biraderim!

Yahu benim bal lokması tadındaki başkanım!

Ertelenen banka borçları, hangi kulübün borçlarıdır?

Ya da banka borçları borçtan sayılmıyor mu?

Yapma bizlerin aklıyla oynama?

Böyle yaptığında bizler akıl tutulması yaşıyor, sonra frenimiz patlayıveriyor!

Senin yaptığın hesabı mali veya genel kurulda hep birlikte göreceğiz, bakalım evde yaptığın hesap bu kongrelerde tutacak mı?

Ah benim fiyakası, cakası, havası ve egosu tavan yapmış Başkanım?

Sayende Trabzonspor yaşamadıklarını ve görmediklerini yaşıyor!

Ne yazık ki herkes buna seyirci kalıyor, en çok da yönetimindekiler!

NEDEN GÖRMEZSİNİZ

Trabzonspor’un neresine el atsanız elinizde kalıyor!

Hal böyle olmasına rağmen, yaşanan bu olumsuzlukları yazan birisi var mı dersiniz?

Tabi ki hayır!

Yazan bir ben!

Anlayacağınız derenin derinliğini ölçen bir en var!

Merakım nedir biliyor musunuz?

Benden başka Trabzonspor’da olan bitenleri gören yok mudur acaba?

Kimsecikler bir kalem oynatmıyor?

Bir-iki satır yazmıyorlar!

Bir-iki nefes TV programlarında konuşmuyorlar!

Trabzonspor çok mu iyi yönetiliyor ki, yukarda yazdıklarım hayata bir türlü geçmiyor.

Sorarım size Trabzonspor sadece benim Trabzonspor’um mu ki, yapılan yanlışlara, yapılan hatalara ben çomak sokuyorum!

Yarın Ahmet Ağaoğlu da çekip gidecek!

Yönetim de değişecek!

O zaman iş işten geçmeyecek mi?

Ne zaman gerçekleri görüp yazacaksınız?

Ne zaman Trabzonspor’un yanında olacaksınız?

Ne zaman hatalara ve yapılan yanlışlara dur diyeceksiniz?

Biliyorum, bana dokunmayan yılan hesabı içerisindesiniz.

Veya dümenim iyi bana ne o onu yapmış, şu Trabzonspor’u zarara uğratmış, o Trabzonspor’un hakkını yemiş!

Unutmayın yarın çok geç olacak böyle duyarsız kalmanız halinde.

NE KADAR DOĞRUDUR?

Transferde bütün denklem Uğurcan’ın gitmesinin üzerine kurulmuş.

Uğurcan giderse Trabzonspor’un transferde eli rahatlayacak!

Uğurcan giderse Trabzonspor talip olduğu oyuncuları almış olacak.

Uğurcan giderse Trabzonspor çok borçlanmayacak!

O zaman başta yönetim kurulu olmak üzere hepimiz Uğurcan’ın gitmesi yönünde duacı olmalıyız.

Bir de ben fotoğrafa diğer taraftan bakmak istiyorum.

Hedef koyan, şampiyonluğa oynayan Trabzonspor’un Uğurcan’ı vermesi ne kadar doğru?

Öyle ya, Türkiye’nin bir numarası.

Ve o bir numara senin kalende, sen hedef koymana rağmen Uğurcan’ı vermeye çalışmaktasın.

Bu iş ne kadar doğrudur, onu da tartışmak gerek!

ÜNAL HOCA’NIN PAYI VAR

Burak Yılmaz’ın Trabzonspor’da geçirdiği  futbol yaşantısının hikayesinden bahsetmek istiyorum.

Burak’ın Trabzonspor’a ilk geldiğinde  parlamasının nedeni Şenol Güneş’in olmadığını o zamanın yöneticisi anlatmıştı bana.

Bakın o zamanın yöneticisi ne demişti.

Burak transfer edildi, Şenol hoca kamplarda kendisine hiç şans vermiyordu, Ünal Karaman, Şenol Hocanın yardımcısıydı. Karaman’ın ısrarıyla Burak forma şansı bulmuştur Trabzonspor’da.

Belki de Ünal hoca ısrarcı olmasıydı Burak Türk futbolunda o dönem tarihe karışmış olacaktı.

Demem o ki, Burak Türk futbolunda yeniden var olmuşsa bunu Ünal hocaya borçludur.

Peki son döneminde Trabzonspor’dan nasıl ve kimlerin sayesinde gitmiştir?

Eee bunun da cevabını sizler verin.

Çünkü Burak’ın Trabzonspor’dan son ayrılışı çok değil, yakın tarihte yaşanmıştır.

kralbet giriş - kralbet giriş sahabet - sahabet - sahabet - - betmoon -

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.