EKONOMİK BAŞARI MI, BAŞARISIZLIK MI?

Hep saha içerisinde kaldık.

Biraz da saha dışına çıkalım ne dersiniz!

Kulübün ekonomi yapısını baştan aşağıya bir irdeleyelim.

Başkan Ahmet Ağaoğlu göreve geldiğinde kulübün borcu 900 milyon lira civarındaydı.

Yaklaşık 1,5 yıl içerisinde yani göreve geldikten sonraki 1,5 yıllık dönemde futbolcu satışları ve sponsorluklarla borç 800 milyon liraya düşmüştü.

Sonrasında ise bir Bankalar Birliği yapılandırması oldu.

800’e düşen borç 1 milyar 100 milyona yükseldi.

Daha sonra bir daha Bankalar Birliği yapılandırması oldu, borç bu sefer 1 milyar 500 milyon seviyelerine çıktı.

Var mı burada bir yanlışımız?

Var ise kulübün envanterleri orada lütfen gidiniz bakınız, ya da isteyiniz, inceleyiniz.

Zira kulüp borsaya açık olduğundan dolayı yazdığım bu rakamları zaman zaman yayınlıyorlar.

Borç nereden neye çıkmış açık seçik görüyorsunuz!

E benim güzel kardeşim ekonomik başarı nerde o zaman!

Başkan bu ayki çıkan Trabzonspor dergi yazısında sürdürülebilir ekonomiden bahsediyor.

Belli ki sayın başkan bizimle kafa yapıyor, sürdürülebilir ekonomiye bakar mısınız, yerlerde sürünüyor.

Vay Trabzonspor’umun haline!

Vay verilen bu kadar emeklere!

Sayın Ağaoğlu’nun sürdürülebilir ekonomi anlayışı böyleyse, varın gerisini sizler düşünün.

Ahan buradan yazıyorum Ağaoğlu başkanlığı bıraktığı zaman kulübün ekonomi yapısının dönülmez akşamın ufkunda olacağı kaçınılmaz olacaktır!

Hani bir söz vardır ”perşembenin gelişi, çarşambadan belidir” diye…

İşte maalesef bu söz Ağaoğlu’yla gerçekleşecektir.

ALT YAPI YI BIRAKIN ÜSTE BAKIN

Başkan Ağaoğlu “altyapı altyapı” deyip duruyordu.

Ne kadar güzeldi bu söylemi!

Kulağa ne hoş geliyordu!

Ancak her zamanki gibi Ağaoğlu’nun alt yapıyla ilgili söylemleri söylemde var, eylemde hayat bulamadı!

Neden acaba Sayın Ağaoğlu?

Gelin alt yapıyı bir kenara bırakalım.

Üst yapıya bakalım.

Ahmet Ağaoğlu geldiği günden bu yana 40’ın üzerinde futbolcu transferi yapmış.

Gelecek sezon için de yine transfer yapacak.

Etti mi sana 50 oyuncu! E başkanım, e benim canım cicim Başkanım, hani altyapı, hani üreten altyapı! Üreten altyapıya baktın mı şimdi!

Sadece bu sezon başı Vitor Hugo, Afobe, Baker, Plaza, Diabate, Trondsen, Marlon, Djaniny, Flavio’ya 7.2 milyon Euro bonservis verilmiş.

2.8 milyon Euro menajerlik ücreti, 8.3 milyon Euro da maaş verilmiş.

18.5 milyon Euro para harcanmış bu oyunculara.

Eddie Newton ve bu transferlerle başlanan sezona, 7 maçta 1 galibiyet. 4 mağlubiyet, 2 beraberlik alındı. Eddie Newton ile devam edilseydi şu an belki de düşme hesapları yapılıyordu!

Allah’tan Ağaoğlu’nun karşı çıkmasına ve masayı yıkmasına rağmen istemediği Abdullah Avcı geldi de kurtardı şu durum vaziyeti.

NEDEN BİR BUÇUK KAT ARTTI?

Az daha atlıyordum!

Son anda aklıma geldi.

Başkan Ağaoğlu devre arasında hoca istediği için 3 transfer daha yaptı.

Berat, Bakasetas, Yunus Mallı. Yani, hoca dedi ki…

Yani hoca başkana özetle dedi ki, “Senin transferlerin yetersiz, bana bu oyuncuları al.”

Bu transferlere Trabzonspor 6.6 milyon Euro bonservis, 400 bin Euro menajerlik, bir de bu futbolculara yarım sezon için 1.3 milyon Euro maaş ödedi.

Gelinen noktada Ahmet Ağaoğlu’nun bu sezon transfere harcadığı para toplamda 26.8 milyon Euro. Karşılığında ancak dördüncülük oldu o da Avcı sayesinde…

Bir sezonda Ağaoğlu Türk lirası olarak 268 milyon lira harcamış transfere 64 puan toplamış. Kısaca Trabzonspor 1 puan alabilmek için 4 milyon lira harcamış.

Başkan bir yandan bunları yaparken diğer yandan, Trabzonspor’da, tarihinin en pahalı transfer satışlarını yaptı.

Yusuf’u Yazıcı’yı, Sörloth’u sattı… Bunların yanında en iyi sponsorluk sözleşmelerini imzaladı, en çok forma satışı yapılan dönem oldu, en çok loca satıldı, en kalabalık maçlarını oynadı Trabzonspor!

Sonuç yani masanın üzerindeki borç 1.5 kat arttı.

Hadiyin gelin bunun adına başarı deyin!

Hadiyi gelin ‘Ahmet başkan bizi bırakma’ diye avaz avaz bağırın!

Hadiyin gelin ‘Ağaoğlu devam etmeli’ deyin!

Ben rakamları verdim bundan sonrasındaki yorumlar sizin!

NEDENİNİ AÇIKLAMALISIN

Geçen hafta Başkan Ahmet Ağaoğlu’yla, başkan yardımcısı Ertuğrul Doğan, Teknik Direktör Abdullah Avcı’yı yanlarına alarak güzel bir fotoğraf verdiler objektiflere!

Hala bu fotoğrafın neden verildiğini de anlamış değilim!

Sakın kimse o fotoğraftan şu anlamı çıkarmaya kalkmasın! ”Bakın biz biriz, bakın biz bütünüz”

O fotoğrafta kulübün olmazsa olmaz makamını temsil eden Asbaşkan Mehmet Yiğit Alp yoktu.

Alp Neden yoktu?

Neden çağrılmadı?

Neden haber verilmedi?

Oraları bizlere karanlık!

Ben burada yeri gelmişken Başkan Ağaoğlu’na seslenmek istiyorum!

Asbaşkanı refüze ettin, refüze etmenle birlikte istediğini elde ettiğin görülüyor!

Eyvallah!

Peki bu yaptığın eylem sana ve Trabzonspor’a ne kazandırdı?

Asbaşkan Mehmet Yiğit Alp’in olmaması neyi değiştirdi?

Ya da yapmak istediğin ne vardı da Mehmet Yiğit Alp olmadığı için yapmak istediklerini hayata geçiriverdin?

Sahi bu konuda ciddiyim sevgili başkan, neden Mehmet’ten rahatsız oldun?

Bu sorulara cevap vermelisin!

Senin bildiğin bizlerin bilmediği ne var?

Yazdırmayı düşündüğün kitapta anlatacağını söylemişsin Ali Savaş Dayım’a!

Akıl vermek gibi olmasın size de, ben olsam hemen o kitabı çıkarırım, inan her geçen zaman aleyhine işliyor.

O aleyhine işleyen zamanda birisi de çıkıp seninle ilgili “Gemisini batıran kaptan” diye kitap yazarsa o zaman ne olacak, sevgili başkan?

Benden sana ”Yağmurdan kaçarken aman ha sakın doluya tutulmayasın”

FOTOĞRAFA KAFAYI TAKTIM!

Abiler ben kafayı geçen hafta verilen fotoğraf taktım!

Neden diyeceksiniz?

Takılmayacak bir fotoğraf mıydı o verilen poz!

Bakın bu fotoğrafı biraz inceleyelim…

Başkan, başkan yardımcısı ve teknik heyetin yüzlerine iyice bir bakıverin.

O yüzlerde ki ifadelerde bir samimiyet görebiliyor musunuz?

O yüzlerdeki ifade camiaya güven veriyor mu?

O yüzlerdeki ifade, ‘Biz bir aradayız, tek yumruğuz, hiçbir sorunumuz yok’ diye mesaj verebiliyor mu?

Sorarım size, bu başkan değil miydi, daha 1 hafta önce hocanın Parmak için verdiği kararı onaylamayan?

Bu Başkan değil miydi ayak direten.

Bu Başkan değil miydi, Abdullah Avcı’nın kararını yönetim toplantısına oylamaya sunan?

Peki, sonra ne oldu da bu üçlü bir araya gelebildi?

Ertuğrul Doğan, “Hocanın kararının arkasında duralım” dedi de, hayır demedi mi sevgili Başkan. Mehmet Yiğit Alp ve Ertuğrul Doğan’a rağmen hocanın kararını yönetimdekilerin oylarına sunmadı mı?

Kendi yaptığı oylamada yenilmedi mi?

İşte benim aklımın ermeyip almadığı yer burası!

Bu yaşananları görünce aklıma mukayyet olamıyorum!

Sonrası malumunuz frenimiz patlıyor!

Evet, sonra nasıl oluyor da hem Abdullah Avcı hem de Ertuğrul Doğan ile aynı masada başkan ile karşılıklı yüz yüze oturuyorlar.

Ve Avcı başkanın karşısında otururken, başkanı dinlerken nasıl bir ruh haliyle oturup, başkanı dinliyor?

Merakım aklından, beyninden o an ne geçiriyor?

Avcı hakkında başkanın yaptığı hamleleri, Abdullah hoca muhakkak bizlerden çok daha iyi biliyordur!

Vallahide billahi de tam bir Türk filmi gibi yaşananlar!

DİBE VURMUŞTUR

Kimseler bize birlik beraberlikten bahsetmesin!

“Görünen köy kılavuz istemiyor?”

Yönetim kurulu üyeleri bir masanın etrafında kerhen de buluşsalar bölük-pörçük oldukları alınan karar ve yapılan oylamalarda belli ediyorlar?

Kulübün başkandan sonra en etkili ve yetkili unvanına sahip Asbaşkanlık makamının yok sayılmaya çalışıldığını da sağır sultan biliyor, yöneticiler mi bilmeyecek!

Sorarım sizlere, Trabzonspor yönetimi sadece Başkan ve Ertuğrul Doğan’dan mı ibarettir?

Bunlardan başka kimsenin sesinin çıkmasını bir kenara bırakın, silüetlerini arar duruma gelindi.

Acaba diyorum silüetlerini bile görmekte zorlandığımız diğer yönetici arkadaşlar ne yapıyor mesela? Öyle ya, 20 tane yönetici var Trabzonspor’da, bu arkadaşlar verilen o fotoğrafı görünce acaba ne düşünmüşlerdir?

Nasıl bir yorum getirmişlerdir?

Demişler midir ki mesela ”Bize dokunmayan yılan bin yaşasın, bizim dümenimiz iyi, bana ne?”

Veya “ Aaa ne güzel, birlik ve beraberlik bir fotoğraf keşke bizlerde bu fotoda olsaydık! “

Kimse kusura kalmasın?
Kimse de darılmasın!

Trabzonspor yönetimsel anlamda dibe vurmuştur, ne biliyim ki bu diptden çıkılabilsin?

Belki bir mucize gerek!

Olur mu dersiniz?

Neden olmasın derim?

OY ULAŞIM ULAŞ’IM!

Geçen bizim Ulaş’ı yani Ulaş Özdemir’i yazdım ortalık ayağa kalktı. Telefonlarım susmadı.

O kadar başkan, yönetici ve falan filan dünya yazı yazdım beni bu kadar arayan olmadı.

Sen neymişsin be Ulaş’ım.

Ne kadar dostun varmış! Maşallah gardaşıma.

Aferin sana Ulaş’ım!

Bu kadar insanın kalbini nasıl fethettin?

Ulaş hakkında çıkan yazıdan sonra Kuzu’muzu aramadı. Tenezzül dahi etmedi.

Enis gardaşımı yani Yıldırım’ı aramış. “Bu nasıl yazı demiş” “Sevmiş mi, övmüş mü, dövmüş mü? Belli değil” demiş!

Enisin Ulaş’a sevgisi çok daha fazla olduğundan, yazdığım yazıdan dolayı kızdı bana tabi ki!

Sitem üzerine sitem etti?

Hatta siteminde daha ileri giderek ”Abi çevremizde bir tane dost bırakmadın” dedi.

Neyse Enis’i sonunda ikna etmeyi başardım yazdığım yazıyla ilgili.

Yahu Ulaş’ım! Sen neymişsin be! “Gümüşhane’den kalkıp geldi” dediğim için de kızmışsın. Eşimize dostumuza bizim için fetva vermişsin, anlatmışsın mikro milliyetçilik yapıyor diye!

Oldu mu bu yaptığın Ulaş’ım?

Sorarım sana E nereden geldin Ulaş’ım!

Hem Gümüşhane bizim kardeş şehrimiz. Etle kemik gibiyiz Ulaş’ım!

Sen bu Gümüşhane ifadesine niye alındın Ulaş’ım!

Reklamın iyisi kötüsü olur mu Ulaşım?

Bunu en iyi bilenlerdensin!

Belli ki çikolatayı çok fazla yediğin için sen da alerjik bir durum yaratmış

Seni hedef yaptığımdan dem vurmuşsun!

Ne alakası var Ulaş’ım!

Sen beni sevmezsin ama Enis’le birlikte seni çok severiz Ulaş’ım!

Bugün Trabzonspor’dasın yarın Turkuvaz’da Ulaş’ım!

Nasipli doğdun dedim diye niye alındın Ulaş’ım!

Senin için nasipsiz mi deseydim Ulaş’ım!

Kankan Sinan Zengin gibisin Ulaş’ım!

Her gelen yönetim seninle çalışmaya can atıyor benzetmesi yaptım diye niye sitem ediyormuşsun Ulaş’ım!

Ne güzel işte? Sana iltifat ediyorum işte! Demek ki yok alternatifin be Ulaş’ım!

Vah Ulaş’ım Ulaş’ım! Sana da bir türkü atayım da yazıyı bitireyim Ulaş’ım!

Evleri hane hane de yoktur bir Gümüşhane! Gümüşhaneli Ulaş’ım bizim için bir dane!” Öptüm seni Ulaş’ım!

Dip not; Enis Yıldırım da gözlerinden öpüyor Ulaşım…

UCUZ SÖYLEMLER!

Bir sitemimde Abdullah Avcı’ya olacak!

Avcı belediye başkanını ziyarette alt yapıya gerekli yatırımları yapacaklarını söylerken ”Bu topraklarda verim var” demiş.

İlahi hocam alt yapıya yatırımdan bahsediyorsun.

Verimliliği dile getiriyorsun.

Bundan dolayı adama derler ki ”Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu”

Şu an kadronda alt yapıdan gelen ve gelişip görev bekleyen üç -beş oyuncu var, sen hala Marlon,n Afobe, Baker’i oynatıyorsun?

İlahi hocam yaptığın söylemlerin uyguladığın eylemle hiç mi hiç örtüşmüyor.

Ligde iddialı bir durumun olmamasına rağmen Faruk gibi birkaç oyuncuya şans vermiyorsan ki vermiyorsun, gelecek sene direkt hedefe oynayan Trabzonspor’da alt yapıdan gelen oyunculara nasıl şans vereceksin?

Bana göre alt yapı söylemleri her zaman olduğu gibi ucuz söylemler olarak arşivlere geçmektedir!

N’ olur? Siz bu yola başvurmayın!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.