İki gün önce şikeci olduğu uluslararası futbol mercileri tarafından tescillenmiş bir kulübün yöneticileri hakkında yurt içinde alınan “hukuki” kararla ilgilenmiyorum. Mezkûr kulübün meşhur başkanının Trabzonspor camiasına hitaben tehditle karışık tavsiyelerde bulunduğu beyanatı da umurumda değil. Onları anlamaya çalışmanın faydası yoktur, hakeza bir şey anlatmaya çalışmanın da. Başka bir boyutta, kendi gerçekliklerinde yaşıyorlar çünkü.

Geçen cumartesi akşamı Trabzonspor’un verilmeyen penaltısını herkes gördü. Tabii bazıları nasıl görmek istiyorsa öyle gördü. Takip eden saatlerde ilginç bir gelişme oldu; yayıncı kuruluşun bazı yabancı ülkelerde faaliyet gösteren şubeleri pozisyon hakkında alaycı yorumlar yaptılar.

Ticari bir kuruluş sattığı malı kötüler mi? Ya yaklaşan ihalede malı daha ucuza almak için pazarlık çıtasını düşürmeye çalışıyorlar ya da Türkiye’deki futbol komedisi adamların canına tak etti. İki ihtimal de birbirinden beter.

Yayıncı kuruluşun yeni dönemde yayın hakları için 300 milyon dolardan fazla vermeye niyetli olmadığını işitiyoruz. Bu meblağ çarkı döndürmek için yeterli olmaktan çok uzak. Yani havuz çoktan kurudu da taşıma suyla beslemeye çalışıyorlar. O da artık sürdürülebilir değil.

Ne olacak peki? Ya devlet mevcut politikasına devam edecek ve aradaki farkı vatandaşın parasıyla sübvanse edecek ya da bütün mahzurlarını göze alıp Truman’ın çadırdan gerçek dünyaya çıkmasına engel olmayacak. (Truman Show filmini seyredenler meseleyi anladı. Seyretmeyenler de vakit geçirmeden seyretsin. Çok şey anlatıyor)

Trabzonspor ilk yarıyı en yakın rakibi Konyaspor’un 7 puan önünde lider bitirdi. Şampiyonluğun olağan şüphelileri ise çok gerilerde kaldı. Çok uzun bir zamandır ilk kez böyle bir manzara ortaya çıkıyor ve İstanbul taifesi patolojik tepkiler veriyor. Bir kâbusta olduklarını sanıyor, kendilerini çimdikleyip duruyorlar. Bu saatten sonra kabul etmekten başka çareleri yok. Bu fark kapanmaz.

O zaman üç hafta önce bu köşede değindiğim bir tehlike zuhur edebilir. Bu ülkede üç İstanbul takımı dışında bir başka takımın sadece bir defa şampiyon olmasının ciddi bir problem teşkil etmediğini, biraz canları sıkılsa da sistemin bunu kaldırabildiğini yazmış ve Bursaspor ile Başakşehir’in şampiyonluklarının zor hatırlandığını yazmıştım. Yani Konyaspor’un muhtemel bir şampiyonluğu, Trabzonspor şampiyonluğuna göre sistemi çok daha az rahatsız edecektir.

Trabzonspor camiası bu ihtimali gözden ırak tutmamalı, saha içi ve dışında bütün stratejilerinde hesaba katmalıdır.

En kötüsünü de yazalım: Eğer bir daha bütün dünyanın gözü önünde şampiyonluğu çalınırsa, Trabzonspor başka bir ülkenin ligine hicret etmeyi ciddi manada gündemine almalıdır. Ya da bu durumu kabul edip kendisine gösterilen yerde uslu uslu oturmaya razı olacaktır.