Karadeniz ve demiryolu” konusunda ne kadar dertli olduğumuzu bizi takip eden dostlarımız bilir. Bu çabamız uzun zamandır devam ediyor. Bir mesafe kat edip etmediğimizi hiç düşünmedik, “biz gayretimizi gösterelim, gerisi hayırlısı” dedik. İlk defa bir yerden ses geldi, hem de insanı umutlandıracak bir yerden.  

Uzunca sohbetimiz arasında konuştuklarımızı yazıp yazamayacağımı sorunca isim vermeden yazmamda bir mahzur olmadığını söyledi, ben de bir özetle birlikte meseleye bir defa daha değinme fırsatı buldum.

Muhatabım demiryolu meselesine (Karadeniz boyutu da dâhil olmak üzere) ziyadesiyle vakıf bir bilgi ve tecrübeye sahip. Hatırımda kaldığı kadarıyla sıralamaya çalışayım:

-Erzincan-Trabzon demiryolu birkaç yıl önce projesi çizilmiş, yüklenici firmaya bile verilmişti. Fakat sonraki bakanlar döneminde her nasıl olduysa İkizdere’ye kaydırıldı. Son hali, hem İkizdere’ye hem Trabzon’a inecek iki ayrı yol projesi. Fakat hiçbir girişim yok, öylece duruyor.

-Erzincan tarafından inecek demiryolundan ziyade, Samsun’dan öteye inşa edilecek bir demiryolu çok daha önemlidir. Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin şehirlerinin kendi aralarında da çok yoğun bir yolcu trafiği var. (Bu vurguyu biraz da benim yazılarımdan İstanbul-Trabzon arasındaki yolcu trafiğini birinci sıraya koyduğum anlamını çıkardığı için yapıyor) Bir arkadaşımız bu güzergâh için taslak bir çalışma yaptı bile. Yani henüz ufukta görünmüyorsa da bile projesi hazır. Ayrıca, “Keşke Karadeniz otoyolu yapılırken beraberinde demiryolu da yapılsaydı” düşüncesi yanlıştır, çünkü kullanılan teknikler çok farklı olduğu için iki yolun aynı güzergâhtan gitmesi mümkün değildi.

-Karadeniz demiryoluna müsait olmayan bir coğrafya değil. Tam tersine, birçok yere göre son derece elverişli. Adana’ya trenle gidenler bilir, Toros dağları Karadeniz coğrafyasından çok daha zorlu bir geçiştir ama oraya demiryolu gider.

-Cenova şehri eski Ceneviz’dir ve tarihte ticaretiyle ünlüdür. Önü deniz ve limandır, arkası ise çok zorlu bir coğrafyadır ama zamanında hem demiryolu hem de karayoluyla birçok bağlantı sağlamışlar ve iç bölgelerle ticari faaliyetlerini üst düzeyde yürütmüşlerdir. Mesela Trabzon da limanla diğer bölgelerin bağlantısını sağlarsa ticari açıdan büyük atılım yapacaktır.

-Bizim insanımız demiryolunun konforunu bilmiyor. Tadını bir alsa bir daha bırakamayacak. Hâlbuki Anadolu’nun bazı şehirlerinde yaşayanlar bütün ulaşım planlarını demiryoluna göre yapıyorlar. Bizde öyle bir kültür ne yazık ki oluşmamış.

-Karadeniz’e demiryolu konusunda herhangi bir sivil inisiyatif, bir STK faaliyeti başlatılacaksa ben hazırım, seve seve katkıda bulunmaya çalışırım.

Arkadaşın anlattıkları kabaca ve özetle böyle. Benim öncelikli amacım, vatandaşın bilinç ve hassasiyetini arttırabilmek. İnsanımız konunun önemini kavrar, daha yüksek sesle talep ederse inşa etmekle görevli olanların kayıtsız kalması zorlaşır. Yoksa son olarak açıklandığı gibi 2053’te de yapılmaz.