Trabzon bir değerini kaybetti! Trabzon bir değerini kaybetti!

Trabzon Büyükşehir Belediye bağımsız Meclis üyesi Davut Çakıroğlu, İYİ Parti'yi hedefe alan bir açıklama yaptı.

İyi Parti kurulurken, henüz kurulma fikri ortadayken kolları sıvadık.
Düşünmeden, önünü ardını hesap etmeden sorumluluk aldık.
Aynı sorumluluk hissiyle heyecanımızı kaybetmeden hareket ettik.
Süreç içinde eski alışkanlıklarından kurtulamayan kimi isimler şahsi hesapları uğruna bizi hedef yaptı.
Haksızlıkların üstesinden gelerek yoluna devam eden bir lider iradesinin olduğu yerde kendimizi, kendini "yerelde siyasetin iktidarı" olarak gören birilerinin ayak oyunlarına kurban edemezdik.
Direndik ancak gördük ki bizi hedef yapanların biz varken gerçek niyetleri ve potansiyelleri ortaya çıkmayacak...
Sorumluluk hissini kaybetmeden, derdimizin mevki değil mevzi olduğunu net anlatabilmek için geride durduk.
Az öteye çekildik.
Bu fiziksel bir çekilmeydi ancak ruhen hep "Her şey İYİ olsun" diye dua eder durumdaydık.
Gözlemlerimizi, tepkilerimizi,taleplerimizi dile getirmekten öte durmadık. 
Çünkü bu parti Millet-Memleket için kurulmuş ve kişilerin şahsi hırslarından, hesaplarından büyüktür diye düşündük.
Sayın Genel Başkanın da yakın zamanda yaptığı "bu partiyi koltuk hırsı olanlardan kurtaracağız" mealindeki açıklamalarından da anlıyoruz ki ilk günkü gibi ortak paydada buluşuyoruz ve doğru noktada duruyoruz...
Birileri partide yönetemeyeceği insanları tespit etti ve hedef yaptılar.
Esasen bunlar yönetebilen insanlardı ancak bu "Birileri" yönetebilen insan sevmezler.
Bugün kim "ağam" derse ona yetki verirler, en ufak anlaşmazlıkta da partiyi bir kaosa sürüklemekten çekinmezler.
Diyorum ya, bildik isimler ve tanıdık ayak oyunları...
Her gün büyüyen parti ve yorulmak bilmeyen bir lider, gelin görün ki Trabzon merkezinde sürekli kavga, polemik...
Kendilerine bir rakip bulunca kenetlenen isimlerin esasen birbirlerine hasım edasında olduklarını kamuoyu gözlemliyor.
Biz varken bir bardaktan su içenler şimdi aynı resim karesinde çıkmamak için köşe kapmaca oynuyorlar.
Yok arkadaş...
Bu parti sizin oyun sahanız da değil, top sizin de değil.
Partiden bir şekilde uzaklaştırdığınız insanların parti ile ilgili endişelerinin küçük bir kırıntısı siz de yok.
Halihazırda yönetimlerde yer alan kıymetli isimler de bu kısır döngüden, kaostan sıkıldılar.
İlçe yönetimleri de keza aynı durumdadır.
Kime selam versek "bir dokun bin ah işit" modunda.
"Nasılsa saha bize kaldı, istediğimiz gibi at koştururuz" diye düşünenlerin bu parti kurulurken nerede oldukları, bu partiye nasıl katıldıkları herkesin malumudur..!
Yani demem o ki "Siz yokken biz vardık."
Ev sahibi biziz, misafir siz.
Tabi en baştan her türlü emre amade olma vaadiyle görev kabul edenlerin, her talimata harfiyen uyanların bugün mağdur edebiyatı yapma hakkı yok.
Genel Başkanın iradesini emanet alıyorsanız o iradeye layık bir duruş ortaya koyacaksınız.
Eğilip bükülmeniz, ezilip büzülmeniz, renkten renge girmeniz  işgal ettiğiniz makamların kaldıracağı, kabulleneceği durumlar değildir. Yanıldığınız bir nokta daha var.
Sizin partiden uzaklaştırdık diye düşündüğünüz isimler, sizden daha çok partiye yakın, bir yere gitmediler.
Sadece, sizi sizinle baş bşa bıraktılar ve sizin kayıkçı kavgalarınızın içinde körelmekten imtina ettiler.
Kimi sizi çiğneyip geçti, yok saydı, "Partim için ne yapabilirim" diye çaba gösterenler de oldu.
Sonra dedim ya sizi sizinle bıraktılar ve gözlemlediler.
Gelinen noktada boş salonlarda göstermelik kongreler yapan bir parti bizim kabulümüz değildir.
Görüyoruz ki bizi sorun olarak pazarlayanlar esas sorunun kendileri olduğu gerçeğini bizim üzerimizden kamufle etmişler.
Sıkışınca da meşruluk oyunu oynayanlar, basına ne anlatmak istediği belli olmayan demeçler verenler, ağzında da aklında da lafı dolandıranlar kabulümüz değildir.
Partiyi getirdiğiniz nokta ortada ve bu parti kurulurken sorumluluk alan insanların bu duruma tahammül etmesi beklenmesin.
Bu insanların heyecanına şahitim, liyakatine kefilim ve hep birlikte sorumluluk almaktan kaçmayacaklarına eminim.
Umuyor ve diliyorum ki "yönetilen değil yöneten" o insanlar "artık yeter" derler ve Sayın Genel Başkanın gayretine ortak olurlar, yüküne omuz verenler, yolculuğunda yanında yer alırlar.