Ustaömeroğlu, 1960 yılında 3’ü kız, 1’i erkek 4 çocuklu bir ailenin
çocuğu olarak Trabzon’da dünyaya geldi.

Trabzon’un o dönemler sayılı birkaç ailesinden birisinin oğlu olan Cengiz Ustaömeroğlu, babasının Değirmendere’deki esnaflık dönemini özellikle yaz aylarında birebir
onunla yaşamış, o dönem kendileri gibi sayılı olan esnaflarla babası-
nın istişarelerine tanıklık etmiş. Yani o kültürle büyümüş bir bakıma.
Pazarkapı’daki buluşmalar sonrası o doyumsuz sohbetlerin ardından
babasının adımlarına koşarak yetiştiği günleri de gülümseyerek hatırlıyor.
Şehrin ve o dönemin esnafının ekonomisinden kendisinin sektö-
re girişine, içinde bulunduğu sektörün geleceğine dair de görüşlerini
anlatan Ustaömeroğlu, açıkçası çok da umutlu olmadığını söylemeden
geçmiyor.


Okumak, hattâ gazeteci olmak isteyen Ustaömeroğlu, Ankara’da
bir üniversitenin gazetecilik bölümünü kazanmayı da başardı. Sadece o
mu? İstanbul Gençlik ve Spor Akademisi’ni de kazandı ancak o gurbet
yok mu?.. İşte uzaktır, gider orada kalır endişesi taşıyan baba Ekrem
Ustaömeroğlu, oğlunu okumaya göndermedi.
Gerekçesini de ‘başka çocuğum yok’ olarak gösterdi.
O bugün, ‘Belki çok istedim ama iyi ki gitmedim.’ diyor. Liseden
sonra 4 sene paraşütçülük yapan Ustaömeroğlu, amatör pilot sertifikası
alarak bu mesleğe olan ilgisini de dile getiriyor. Ticari hayatı da 1984
yılında şimdiki Suluhan’ın olduğu yerde başlayan Ustaömeroğlu, evli
ve iki çocuk babası. O, istediği bölümleri okuyamadı belki ama iki çocuğu da siyaset bilimi okuyor.

cengiz
Bize ailenizi, çocukluğunuzu ve o dönemin Trabzon’unu anlatır
mısınız?


Babam eski zahireci, şimdi gıda toptancısı diyorlar. Annem ev hanımıydı. Hızırbey (Sotka) Mahallesi’nde geçti çocukluğumuz. Orada
kendi evimize taşındık ve okul hayatımız orada geçti. Önce Kaledibi
İlkokuluna, oradan Cumhuriyet Ortaokulu ve sonra da Ticaret Lisesine gittim. O dönemler akşamları aileler sahildeki gazinolara giderdi.
Babam tiyatro kaçırmazdı. Babam gıda maddesi satıyordu. Kıtlık dö-
nemlerini hatırlarım; kamyonlarımız belediyenin önüne gelir, şeker
orada satılırdı. Ben de kısa pantolonla çimento fabrikasının önünde
sakız satıyordum. Evde babam daha otoriterdi. Beni kucağına alıp sevdiğini hatırlamam. Yani sevgisini çok göstermezdi. Arkadaşlarımız arasında benden faydalanmak isteyenler çok oluyordu.

O zaman Adidas
şortlar, yarış bisikletleri yok. Dayılarım Hollanda’daydı, onlar bana top
getirirdi. Biz onlara kumanya verirdik, onlar da bize oradan bir şeyler
getirirdi. Yazın 2-3 ay Şana’daki köyümüze çıkardık. Hiç unutmuyorum, 1974 yılı Dünya Şampiyonası Almanya’da yapılmıştı; o dönemin
eşofmanlarını getirmişlerdi bana. O eşofmanlar da şimdiki taytlar gibi
dardı. Onları giyip okulun bahçesine çıktım ki herkes bana bakıyor.


HAVACILIĞA KARŞI BİR SEMPATİM VARDI


Kazandığınız okula babanız göndermeyince küskünlük oldu mu?


Mesela ben üniversite imtihanına girerken düşünebiliyor musunuz
Antalya yazıyordum. Trabzon, Giresun, Ordu, Bayburt, Rize hep burada imtihana giriyor. Ben kendi şehrimizi değil de birinci tercih Antalya yazıyorum. Maksat elbette Antalya’yı gezmekti. Ama babam izin vermedi. Daha sonra girdiğim sınavda 4 puan alsaydım Tıp Fakültesi’ne girebiliyordum. Sonra Türk Kuşu Hava Eğitim Merkezine gittim.
Havacılığa karşı bir sempatim vardı. Lisede okurken de havacılık kolu
başkanıydım. Müracaatımı kabul ettiler. Babam ona da karşı geldi. İlk
senesi gidemedim, ikinci senesi hani kaçma derler ya işte öyle atladım
arabaya ve o şekilde gittim. Başarılı da oldum. O sene hemen tekâmüle
kaldım. Üç hafta uçuş yapıyorsunuz. Hocaların kriterleri var. Bana ‘kal’
dediler. Kaldım ve en son 1982 yılında Balkan Hava Oyunları vardı, ondan sonra da bıraktık. Eğer o dönem kalsaydım ilerisi olabilirdi. Mesela
benim devrelerimin hepsi jet pilotu. Gurbet olduğu için, uzak olduğu
için bıraktım. Hep orada kalma endişesi vardı belki. Babamın duvarda
asılan fotoğrafına ara sıra bakar onunla konuşurum. Kaderimiz buydu;
inanmışız, çizgimiz belli. Ve bu işe başladık, devam ediyoruz.
Eskişehir’den dönerken ne düşündünüz, ne yaptınız?
Arayışa başladık. Yıl 1981’di. Lise mezunuydum, biraz da İngilizcem vardı. Rahmetli Ali Osman Ulusoy’un limanda nakliye şirketi vardı, oraya girecektim. Sabah kalktım güzel bir şekilde hazırlandım ve iş görüşmesine gittim. O dönem İran nakliyatı çok aktifti. Erkut diye
hatırlıyorum bir beyle görüştük. İngilizcem yeterli değildi. Ve olmadı.
Rahmetli Suat Alemdar, yengemin abisiydi. Suluhan’ın altında İpragaz
bayisiydi. Amcam da önayak oldu. Birkaç ay onun dükkânında işi öğ-
rendim. Gençtim ve tecrübem yoktu. Amcamın kayınıyla benim dükkânın arasında Rahmetli Foto Nimet vardı. Tüp, elektrikli ev aletleri,
sanayi ocakları...


O ZAMAN ÇEK SENET YOKTU, SÖZ VARDI


Umduğunuz gibi gitti mi esnaflık? Aynı işi yapan diğer esnafla iliş-
kileriniz nasıldı?


Çok iyi, hattâ fevkalade diyebilirim. Sektörün de iyi olduğu bir
dönemdi. Firma eski bir firmaydı. Kurulu bir düzene geldik ve bu işi
yapan 11 arkadaşımız vardı. Bu arkadaşlar da kalburüstü arkadaşlardı.
Müftüoğulları, Alemdarlar, Muharrem Melek hep bu isimler vardı. O
zaman çek senet yoktu, söz vardı. Hepsini dolaştım, tanıştım ve geldim
başladım. Babam da bu işi yaparken bana destek oldu. Firmamızın desteğini alarak hem kendimiz kazandık hem onlara kazandırdık. Ancak
zaman içinde çalıştığım firma günün şartlarına ayak uyduramadı. Patronumuzu Trabzon’a davet ettik ve konuştuk. Ancak sorunlar çözülmedi. Ayrılarak başka bir firmaya; Turnagaz’a, oradan İpragaz’a geçtik.


İpragaz da satıldıktan sonra anlaşamadık, cezamızı da ödeyerek bıraktık. Sonra da Mogaz ve 12 yıldır da aynı firmadayım.


Sektör değiştirmeyi hiç düşündünüz mü?


Eskiden çok anormal bir hacmimiz vardı. O dönemler banka gelir
bizden para alırdı, biz bankaya gitmezdik. Enflasyon had safhadaydı.
Güvenlik açısından böyleydi. Şunu samimi söyleyeyim ki o zamanlar
benim parmak izimi alamazdınız, tabii para saymaktan. Bugün 68 lira
o zaman 68 milyon. O para sayılır mı? O günkü işler olsa yine aynı olacaktı. İş yerimizi saat 21.00’de kapatırdık, saatinde yemeğimizi yiyemezdik.

Milletvekili Cora'dan, CHP'nin vizyon tanıtım toplantısına eleştiri! Milletvekili Cora'dan, CHP'nin vizyon tanıtım toplantısına eleştiri!


ŞU ANDA SEKTÖRDE BENDEN ESKİSİ YOK


Siz ne kadar firma değiştirmiş olsanız da aynı sektörde kaldınız, bu
anlamda başarı nasıl geldi?


Şu anda sektörde benden eskisi yok. Ve ben bunu hakikaten ba-
şarı sayıyorum. Ailemizde en büyük amcam doktor, en küçüğü avukat. Amcamın da ismi vardır bu camiada; Dr. Küçük İbrahim. Kime
sorsanız bilir, avukat olan amcam da en eski avukatlardandır. Aradakiler yani amcalarım da esnaf. Ama ben kapımızı kimsenin çaldığını,
adliyeden, polisten bir evrak geldiğini hatırlamıyorum. Değirmendere Ziraat Bankası sabahtan babamı arar, ‘Ekrem abi para gönder bize,
para yok.’ derlerdi. Köylü sabah gelmiş para çekecek, para gerekliydi.
Babam da gider bankaya para verirdi. Çünkü sabahın erken saatinde
o dönem bankada para bulunamazdı. Şimdi bu yok; bir anda tavana
vurmuş, üç gün sonra ise o insan yok. Mesela babam ilkokul mezunuydu. O dönemin sayılı tüccarları; Şahinbaşlar, Saylamlar, Pirinççioğulları, babamlar… Trabzon’un esnafı onlardı. Babam sabah namazı kalkar, önce iş yerine Değirmendere’ye giderdi. Akşam vaktinden önce
de eve gelmezdi. Genelde yaz aylarında ben ona eşlik ederdim. Örneğin
Moloz’a indiğimiz zaman oradaki bütün esnaf beklerdi. Orada bir isti-
şare, ne var ne yok yapılır ve yürüyerek yukarı çıkılırdı. Pazar günleri
köy hayatı vardı ve gün içinde akşam saatlerinde çay bahçelerine gitme
olurdu bazen. Sosyal hayat buydu. Tabii ailece giderdik.


ÇOK TİTİZ VE ÇOK KURALCIYIM


Cengiz Ustaömeroğlu nasıl bir yapıya sahiptir?


Bana ‘zor bir insansın’ derler. Çok titiz ve çok kuralcıyım. Çok erken parlarım ama o öyle kalır. Ama yapılanları unutmam çünkü günün
birinde karşına çıkacak. Eğer bir insanla dostluğumuz, arkadaşlığımız
varsa o kişi şahsi menfaatlerini ön plana çıkarmayacak. Eğer iki taraf da
fedakârlık yaparsa bu iş yürür. Arkadaşlıklarda da orta yol bulunmalı.
Etrafımda çok arkadaşlarım oldu ama maddiyat ön plana çıktı, bana
göre yanlış olan değer yargıları oldu. Ancak bizim aldığımız terbiye ona
uygun değildi.

ustaomeroglucengiz
TTSO’ya girmeniz nasıl oldu, amacınız neydi?


Ferdi olarak 1984 yılında üye oldum ancak çok vitrinde olmadık.
Çünkü yaşımız daha gençti. Allah rahmet eylesin Ali Osman Ulusoy
bizim başımızdı, onun gittiği yoldan devam ettik. Biz daha çok koşturmayla meşguldük. Bütün seçimlerde hep birlikte dolaşıyorduk. Önü-
müzdeki arkadaşlar, onlar derken bize de sıra gelir dedik. Geçtiğimiz
dönem de seçimlere girmiştik. Ancak şirket olunca seçilme hakkını
kaybettim. 2005’te şirketleşmiştik, öyle olunca yeni kayıt oluyorsunuz.
Ancak söylediğim gibi ferdi olarak 1984 yılından beri üyeyim. Ben o
dönem giremeyince başka bir arkadaşımızı gönderdik. Ersoy Türker
rahmetli olunca da onun yerine ben geldim. Ve hemen istifa ettim.
Çünkü bizim bir beklentimiz olmadı. Ancak yıllardır komite başkanlığı
yapıyordum.


ORTA SINIF ARTIK ARADAN ÇIKTI


TTSO’nun özellikle iş gezilerini faydalı buluyor musunuz?
Çok faydalı ancak geç kaldık da diyebilirim. Ticari mi turistik mi
gezmeye gidiyorsun o da önemli. Ancak gerçek şu; Trabzon olarak
uzaklarda kaç kişi iş yapabiliriz bunu bilemeyiz. Örneğin Güney Afrika;
oraya ne satacaksın ne alacaksın? Bir de Türkiye’deki ticaret çok değiş-
ti, daha doğrusu tekelleşti. Kim ne derse desin orta sınıf artık aradan
çıktı. Trabzon’un nüfusu, hacmi belli ama ağırlığı fazla. Bunu kimse
çözemiyor. Havalimanı yoğunluğu bakımından Türkiye’nin en yoğun
illeri arasındayız. Bu bakımdan hacme baktığımızda Trabzon’a bir şey
vermiyor. Üç AVM’miz var ama 10 yerli firmamız yok.


Sektörünüzü gelecek açısından nasıl görüyorsunuz?


Benim sektörüm artık bitiyor. Ancak esnaf olarak bakıyorum,
Trabzon’da hepsinde bir dezavantaj var. Mesela benim için doğal gaz
geliyor… Bakkala bakıyorsun bırakın marketi, büyük hipermarket
zincirleri geliyor. 3-4 tane organize sanayi bölgemiz var. Kayseri’ye,
Antep’e, Denizli’ye gidin oralardaki bir OSB bizim dört taneyi götü-
rür. Ankara’dan bir Eskişehir, Bursa’ya gidin her taraf organize sanayi bölgesi. Gelecek nesil gençlerden de açıkçası çok umutlu değilim.
Trabzon olarak bizim toplumumuz dışarıya ayak uyduramayacak diye
düşünüyorum. Nispeten yozlaşıyoruz ama bölge olarak daha sağlam
karaktere sahibiz, ancak dışarıda çok farklı. Trabzon dışında başarılı
olan hemşehrilerimizin buraya sahip çıkması gerektiğini söyleyeceğim
ama burada da yatırım yapacak çok imkân yok. Bir yanda duygusallık,
bir yanda da realite var.


Cengiz Bey teşekkür ederiz.


Ben teşekkür ederim.