Trabzonspor Kopenhag maçına beklenildiği gibi hızlı başlayan taraf oldu. İlk maçın aksine daha istekli olan Trabzonspor bu kez daha organize daha özgüvenli bir şekilde karşılaşmaya start verdi. Abdullah Avcı'nın orta sahadaki Siopis ve Dorukhan tercihi rakibin sertliğine karşılık vererek daha dinamik bir yapı ortaya çıkardı. Zira Abdullah Avcı bunun meyvelerini ilk yarıda almaya başladı. Dakika beşte Djaniny'nin kaçırdığı net pozisyon maçın gidişatına etki edebilir, hatta geriye kalan dakikalarda bize bambaşka bir karşılaşma da izletebilirdi. Dakika 18'de Cornelius kafa vuruşu ile tekrar rakip kaleyi yoklarken, üst üste gol şansları değerlendirilemedi. Bu gibi Kuzey takımları kaç tane böyle pozisyon verir ki...

Karşılaşmaya iyi başlayan Bordo mavililer aradıkları pozisyonları cömertce harcarken, Kopenhag ilk tehlikeli atağını 39. dakikada buldu. İkinci yarı Kopenhag adeta 50 ile 70. dakikalar arası oyunu ve bizi uyuttu. Abdullah Avcı oyunun gidişatına müdahale etmek isterken Abdülkadir Ömür ve Djaniny'yi oyundan aldı. Avcı kafasında değişiklikleri yaparken ne düşünmüş anlamadım ama, zaten ileri ile pas bağlantısı zar zor olan Trabzonspor'da bu değişiklikler ile oyun iyiden iyiye Kopenhag'ın arzuladığı bir hale geldi. 

Karşılaşmada dakikalar ilerledikçe taraftarda Trabzonspor da mental olarak düştü. Öne doğru top şişirmeler zaten hava topunda güçlü olan Kopenhag'ın işini daha da kolaylaştırırken, gol bulamayan Trabzonsporlu oyuncuları da iyice germeye başladı. Zaten hali hazırda taraftarın da modu düşünce sahada basit top kayıpları, sorumluluk almayan futbolcuları izledik. Tabi burada azalan süre, ilk maçtaki kötü skordan dolayı rakibi rahatlatırken bizim için bir baskı unsuru haline geldi. 

Sonuç olarak Trabzonspor ve camia Avrupa'nın en büyük organizasyonu için bu kadar heveslenirken, sabırlı futbol hevesleri kursaklarda bıraktı. Çünkü burası oyun temposu düşük yavaş oynanılan ve sabırlık oyunun her zaman kazandırmadığı bir arena. Buranın Adı Şampiyonlar Ligi.