Amerika’daki işçilerin 1886 yılında Şikago kentinde sekiz saatlik işgünü için verdikleri mücadelenin ve kazanımlarının yıldönümü.

Ülkemizde de işçiler ve tüm ezilenler bugünde ‘Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü’ olarak etkinlikler düzenliyorlar.

Kapitalizme karşı çıkan sosyalistler, komünistler ve tüm sol gruplar bu sınıf hareketini destekliyorlar.

Ancak bu yıl; Türkiye’de ilk kez ‘Kendiliğinden gerçekleşmiş Gezi Direnişi’nin ardından sürdürülen ‘Gezi Davası’nın sonuçları 1 Mayıs etkinliklerine damga vuracak gibi görünüyor.

‘Gezi Davası’ ile ilgili herhangi bir örgüt bağlantısı en azından bizim izlediğimiz kadar bulunmamasına rağmen, Osman Kavala ve 17 sanığa verilen cezalar gezi direnişçilerini ikna edemedi. Hatta sağ siyasi düşünceli insanlarımızda da vicdani sızlanmalara neden oldu.

Cumhurbaşkanının Osman Kavala’yı direnişin arkasındaki adam olarak tariflemesi ise somut deliller sunmadan tüm kesimleri yeterince etkilemedi.

Cumhurbaşkanı’nın söylediklerine kayıtsız-şartsız inananların dışındaki partililerden de eleştirel yaklaşımlar duyulmaya başlandı.

Türkiye’de yaşanan siyasi iklimin düzeysizliği; seçmenleri etkileme çabasından daha çok seçmenleri vicdan muhasebesi yapmadan taraf olmaya yöneltiyor. Böyle olunca da hem iktidar hem de muhalefet tarafından çıkan eleştirel yaklaşımlar önem kazanıyor.

Yıllar önce Almanya’da yaşanan Deniz Feneri Davası’nın Türkiye’ye yansımasının ardından yerleri değiştirilen mahkeme heyetiyle başlayan ‘Adaletin Siyasallaşması’ sürecinin bu kez gezi davasının mahkeme heyeti ile sürdüğüne dair kanaatler güçleniyor. Bu durum AKP’yi destekleyenlerden de zaman zaman kamuoyuna yansıyor.

AKP eski milletvekili Hüseyin Kocabıyık’ın ‘Gezi Davası’ kararlarını Menderes döneminde yaşanan traji-komik Yassıada yargılamalarına benzetmesini ‘AKP karşıtlığıyla değil, vicdan muhasebesiyle açıklamak’ daha gerçekçi olarak görülüyor.

Kocabıyık’ın eleştirisinin ardından Uşak valisi olan eşinin merkeze atanması ayrıca düşündürücüdür.

Kişiye eleştirel bakılırken eşine ve yakınlarına da siyasi tutum alınması siyasetin geleceği açısından düşündürücüdür.

Ülkemiz insanlarının ister AKP-MHP tarafında isterse Millet İttifakı tarafında bulunsunlar ‘Kendi vicdanlarıyla karar vermesini teşvik etmek’ ülkemizin siyasal hayatına yapılacak önemli katkılardır diye düşünüyorum.

Tüm emekçilerin, ezilenlerin ve sömürülenlerin ‘1 Mayıs Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü’ nü selamlıyor demokratikleşme özgürlük ve eşitlik için mücadele edenlere saygılarımı sunuyorum.