Selam Dostlar,

Üzülerek söyleyeyim ki bu sayfada size dün akşam izlediğiniz maçın analizini yapan, ülke ekonomisinin gelecek yıllarda göstereceği seyirden bahseden ya da geçmişe dair tarihi ve siyasi analizler yapıp gelecek için politik çıkarımlar sunabilecek donanıma sahip bir yazar ne yazık ki olmayacak.

Bu sayfada size akıl veren ya da aklınızı küçümseyen, kendi fikrini DERİN! sizinkini sığ gören biri de olmayacak. Aslında buraya yazan kişi sizden daha fazla şey bilen biri de olmayacak. Beni, dostlar meclisinde çay içerken “ben de bir şey söyleyebilir miyim” diyerek söze giren o arkadaş gibi görün yeter.

(Beklentiyi yeteri kadar düşürdüğümü ümit ediyor ve bana katlandığınız için teşekkür ediyorum. )

Lafı daha fazla eveleyip gevelemeden, haydi konuya gir bakalım ne saçmalayacaksın diyenleri de daha fazla üzmeden , bu şehirde birkaç arkadaş bir araya gelip selamlaştıktan sonra hangi konuyu konuşuyorsa eğer biz de konuyu yavaş yavaş oraya getirelim. Puan tablosunda kendimizi aramaktan boyun fıtığı olmadan şu işe bir el atalım artık. Şu güzelim şehrimin kendini dünyaya tanıtabilmiş tek markası olan futbol takımının sıralamadaki yerini görebilmek için aşağılara bakmanın verdiği şu dayanılmaz acıdan kurtulalım artık.

                Sevgili dostlar, neler oldu, neler olmadı, ne olmalıydı-olmamalıydı, şu alındı tutmadı, bu alındı oynayamadı gibi tüm tutmayan planların daha da kötüye gitmeden telafi edilebileceği en kritik noktadayız. Bırakın liderle aramızdaki puan farkını hesaplamayı size neyin kıyısından döndüğümüzü tabir-i caizse şöyle anlatayım. İyi oynadığımız Beşiktaş maçında dayak yiye yiye doğranmış olmayı bir kenara koyacak olursak; Konyaspor’a son saniyede o golü atamasaydık, Galatasaray maçında şans yanımızda olmasaydı, Kayserispor ve Adanaspor maçlarında hakemler bizleri bile rahatsız eden o hatalara imza atmasaydılar ilk yarının sonu itibariyle şu an ligde yalnızca 6 puanımız olacaktı. Aşırı ürkütücü değil mi?

Yeterince gergin bir yıl, yani yeterince rencide edici iki yarım sezonun ardından artık şu transfer dönemini en faydalı şekilde tamamlamış, lige bomba gibi dönmüş bir Trabzonspor ümit ediyorum. Yayıncı kuruluşa verdiği maç sonu röportajlarında artık “Trabzonspor” değil de “BİZ!” diyen bir teknik direktör ümit ediyorum. Antremanlarını ait olduğu şehrin insanına kapalı gerçekleştiren yabancı bir takım değil, taraftarıyla antremanlarında bile iç içe olan; şehrin hırsını ve isteğini her an her saniye hisseden bir futbol takımı ümit ediyorum. “Çok iyi gidiyoruz ama abi bizim stadın ısıtıcısı yok, yolu yok, otoparkı yok, mağazalarımızda güzel ürünler yok” gibi başka sorunlara da odaklanabilecek keyfiyete ulaşmış taraftarlık duygusunun geri gelmesini ümit ediyorum. Bu kötü günleri biraz olsun unutturup yüzümüzü yerden kaldıracak mükemmellikte geçen uzun bir zaman dilimi ümit ediyorum.

Elimizde kalan son umudu da kaybetmeden, işler daha da sarpa sarmadan bu kulübü yönetenlere ve derdi çıkarsızca Trabzonspor olanlara bir kez daha moral verelim. Bizim onlara, onların da bize ihtiyacı var. Hepimizin iyi bir Trabzonspor’a ihtiyacı var. Bu mesuliyeti üstlenen yöneticilerden, Trabzonspor’u medyadan takip eden taraftara kadar tutun da kimsenin bu durumdan memnun olduğunu düşünmüyorum. Daha fazla kırılmadan, daha fazla dökülmeden. Unutmayın! Bize bizden başka çare yok.

Demem o ki; her şey için çok geç olmadan, her şey daha da kötüye gitmeden… Büyük Trabzonspor taraftarı! Kaldırın başınızı yerden! Tuttuğunuz takımı şu an ayağa kaldıracak ne kadar hırsınız varsa, size moral ve motivasyon sağlayan ne varsa yüklenin tekrar sırtınıza! Sahiplenmeniz gereken ne varsa sarılın bir kez daha! Kazım’ın hatrına! Dozer Cemil’in namusuna! Kadir Ağabey’in hatırasına! Kaybedeceğimiz ne olabilir diyemiyorum çünkü kaybediyoruz. En yükseğe zıplamak için dibe vurmak lazım derler. Dipteyiz dostlar…

Saygılarımla

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.