Terzi babasının aynı zamanda sektörü yakından takip eden, müteşebbis ruhlu bir esnaf olduğunu belirten Vardaloğlu, konfeksiyonun revaçta olmaya başladığı 1960’lar sonrasında imalata başladıklarını, 30-40 kişiyi istihdam ettiklerini anlatıyor.


1975 yılına kadar baba ve 5 kardeşin tekstil sektöründe işini sürdürdüğünü belirten Vardaloğlu, bu yıldan sonra imalatı bırakıp perakendeciliğe geçiş yapar ve çeşitli mağazalarıyla hem istihdama katkı sağlar.
hem de önemli tekstil markalarını Trabzonluların hizmetine sunarlar.


Ticaretle böylesine haşır neşir olmasına rağmen eğitimini de aksatmayan Zekeriya Vardaloğlu, İstanbul’da eczacılık eğitimi alır. Ancak bu yıllarda bile içindeki girişimcilik ruhu onu emlak işine ve kafeterya işletmeciliğine götürür.
Baba öncülüğünde aile dayanışmasına büyük önem verdiklerinin
ve elde edilen başarının, gelinen noktanın da bu dayanışmadan ve ‘biz’
ruhundan kaynaklandığını gururla dile getiriyor.


Vardaloğlu, aile işletmelerinin uzun ömürlü olmayışlarındaki en
büyük eksikliğin de bu ‘biz ruhu’ ve ‘dayanışma’ olduğunun altını çiziyor.
“Ticareti, ‘ben’ anlayışı ile değil sürekli, ‘biz’ düsturu ile hareket
ederek yaptık. Üç kardeş, ayrı meziyet ve özelliklere sahibiz. Herkes belirlenen alanında sorumluluğunu taşır ve çalışır.” diyerek bu başarının
altyapısını açıklıyor Vardaloğlu.


Zekeriya Vardaloğlu ile küçük yaşta başlayan iş yaşamını, Vardallar
markasının oluşum sürecini, TTSO’yu ve Trabzon’un geleceğini konuştuk.


Zekeriya Vardaloğlu kimdir? Kendinizi tanıtabilir misiniz?


1948 yılında Trabzon’da doğdum. Evli, bir kız ve bir erkek çocuk
babasıyım. Sırasıyla Gazipaşa İlkokulu, Karma Ortaokulu ve Trabzon
Lisesini bitirdikten sonra yükseköğrenimimi eczacılık fakültesinden
mezun olarak tamamladım.


ELBİSE DİKMEYİ ÇOK KÜÇÜK YAŞTA ÖĞRENMİŞTİM


Zekeriya Vardaloğlu’nun çocukluğunu dinlemek istiyoruz. Çocukluğunuz nerede geçti? Çocukluğunuza ilişkin biraz bilgi alabilir miyiz?
Biraz ailenizden bahseder misiniz?
Biz beş kardeşiz; üç erkek, iki kız. Ben iki numarayım. Benden bü-
yük bir ablam var. Ortahisar Mahallesi’nde doğduk. Babamız tüccar
terziydi. 1944 yılında Atatürk Alanı’ndaki (Meydan) iş yerinde ticari faaliyet gösteriyordu. Beş kardeşin beşi de ilkokulu Ortahisar’daki Gazipaşa İlkokulunda okudu. Okul zamanımın dışında kalan tüm zamanımı
babamın iş yerinde geçirmeyi çok seviyor, orada yeni şeyler öğrenmekten zevk alıyordum. Öyle ki terzilik yapmayı, elbise dikmeyi çok küçük
yaşta öğrenmiştim.


Birçoğumuz gibi ben de ticarete ilk adımı burada attım. 1944’ten
2015’e ticari serüvende babamızın emeği çoktur. Bize idol olmuştur.
Babam çok müteşebbis bir insandı. 1960’lı yıllarda Türkiye’de hazır giyim konfeksiyon revaçta olmaya başladı. 1964’te babam İstanbul’dan
dikiş makinaları, elbise kalıpları vs. getirerek imalata başladı. İş yerimizde 30-40 kişi çalıştırıyor, ürettiklerimizi perakende ve toptan satı-
yorduk.


BABAM ÇOK ZEKİ VE CESUR BİR İNSANDI
Babanız hazır giyime yöneldiği zaman iş makinaları alıyor, bir fabrika kuruyor, burada insanlar çalışıyor ama Trabzon’da bu gelişmeler
Denizli’deki gibi büyük bir sektöre dönüşemiyor mu? Neler oluyor?
İşte, tam işlerin büyüme, yatırımların artması, istihdamın arttı-
ğı bu günlerde Türkiye’nin her bölgesinde siyasi krizlerle birlikte işçi
hareketleri, grevler, lokavtlar başladı. 1970’li yılların başlarında imalatçılarda zor günler başlıyor, iş yerleri kapanıyor, grevler yapılıyordu.
Babam çok zeki ve cesur bir insandı. Tüm çalışanları işe ortak yapmayı
teklif ediyor fakat işçiler kabul etmiyordu. O da imalatı zorlukla 1975
yılına kadar sürdürdü. Biz beş kardeş üretimde çalışıyorduk, bu dö-
nemde babam imalata son verip iş yerlerini bize devretti. Biz de hazır
alıp satmaya başladık.
Vardallar daha çok kazanç için mi itibar için mi yoksa tekstilin içinden gelindiğinden kaliteyi önemsediği için mi hep kaliteyi tercih etti?


İmalattan hazır alıp satmaya başladığımız 1975 yılında mağazamızı
yenilemekle yetinmeyip o zamanların modern mağazasını da aynı yıl
Erkuloğlu Pasajı’nda Vakko ürünleri satan hakikaten çok modern bir
butik mağaza açarak bir ilke imza attık. Türkiye’nin marka ve kalite
ürünlerini Trabzon’a getirmeye başladık. Trabzon insanı kaliteli yaşamı ve sosyaliteyi tercih ettiği için biz de müşterilerimizin bu talebine
cevap vermeye çalıştık. Kalite konusunda marka tercih edişimizin sebebi çekirdekten yetiştiğimizden, işe vâkıf olmamızdan yani hem kumaşı tanıyor, anlıyor hem de üretimi, işçiliği bilmemizdendir. Kaliteli
ürün sunduğunuzda müşteri sadakatini de sağlıyorsunuz. Türkiye’de
bu yıllarda tekstil gelişti. Dünya ülkeleri ile rekabet edebilecek boyutlarda idi ve Avrupa ile yarışan dünya markaları oluştu. Biz de bu kaliteli
markaları Trabzonlularla buluşturduk.


VARDALLAR İSMİ GELECEKTE KURULACAK YENİ ŞİRKETLERİMİZE İSİM BABASI OLDU


Üniversiteyi bitirdiniz. Babanızın hazır giyim mağazası vardı, bu
mağaza Vardallar ismini almış mıydı?
Vardallar ismi, tam da babamızın işi bize devrettiği bu dönemlerde
imalatı bırakıp hazır alıp satmaya başladığımızda doğdu. Atatürk Alanı’ndaki mağazamızı dekore ettik, yeni modern raflar ve vitrinler yaptık, tabii çok büyük sorumluluk almıştık. Firmamız adımızı ve ailemizi
temsil etmeliydi. İlk işimizde o zamanın ilgi çeken ışıklı tabelasını İlyas
Reklam’a sipariş verdik. Vardallar ismi gelecekte kurulacak yeni şirketlerimize isim babası oldu. Yıl 1975, 2015 yılı itibari ile 40 yıllık bir
ticari mazi.


GÖZÜMÜZÜ TİCARETİN İÇİNDE AÇTIK
Eczacılığı bitirdiniz ama babanızın yanına döndünüz. Eczane açıp
yine ticaretin içinde olabilirdiniz.
Ben ve ailem gözümüzü ticaretin içinde açtık. İlkokul, lise ve üniversite de dâhil İstanbul’da eczacılık fakültesinde okurken Nişantaşı’nda kafeteryam vardı. Üniversite bittikten sonra İstanbul’da bir süre arsa
alım satım işi yaptım, ortağım vardı. Sonra Trabzon’a döndük. Aileden
uzak kalmak bana cazip gelmedi. Babamın bana sunduklarına karşı ben
de ona birikimimle karşılık vermek istedim. İstanbul’da kalsaydım belki daha fazla para kazanabilirdim. Trabzon’da doğduk, iş yerimiz Trabzon’da, ailem Trabzon’da. Trabzon’a yatırım yapmak daha gurur verici geldi bana. Bundan dolayı çok mutluyum. Hiç de pişman olmadım.
Hattâ üçüncü kuşak olan çocuklarımıza da bunu tavsiye ediyorum.


Vardallar’da baba mesleğine devam ediyorsunuz, diğer kardeşlerde döndüler mi?


Onlar da okudular, üniversiteyi bitirip döndüler. Ticareti ben anlayışı ile değil sürekli biz düsturu ile hareket ederek yaptık. Biz üç kardeş
üçümüz de ayrı meziyet ve özelliklere sahibiz. Herkes belirlenen alanında sorumluluğunu taşır ve çalışır.
İş sektörü olarak Vardallar vardı. Otomotiv ve inşaat o dönem yoktu.
3 kardeş giyim sektöründe çalıştınız. Sonra otomotiv ve inşaat geldi…
1975’te Vardallar olarak hazır giyim sektöründe faaliyetimizi hızla geliştirirken daha önce de bahsettiğim gibi çoklu markalar satmaya
başladık. Bu bizi yeni iş yerleri açmaya teşvik etti. 1975 yılında ikinci
mağazamızı Erkuloğlu Pasajı’nda Vardallar Giyim Sanayi olarak, üçüncü mağazamızı Uzunsokak’ta Vardallar Moda Merkezi olarak açtık. Yine
Trabzon’da bir ilk olarak çok katlı mağazacılığa geçtik. 1994 yılında
Kunduracılar Caddesi’nde tarihi bir taş binayı satın alarak Pierre Cardin mağazasını açtık. Mağaza sayımız dörde ulaştı. Üç kardeş görev taksimatı yaptık; biri mal alımı, biri mal satışı bir diğeri de finans işlerini
yönettik. 2001 yılında ise yine ülke bir kriz ve bunalım yaşadı. Riski
azaltmak düşüncesiyle küçülme politikası uygulayarak mağaza sayısını
ikiye indirdik. Nakit birikimini güçlendirdik ve bu krizden de küçülerek büyüdük. Farklı sektörlere yatırım yaptık. Bu arada Vardallar Otomotiv’i de 1994 yılında zaten faaliyete geçirmiş idik. 2001’de Vardallar
Sigorta ve Aracılık Hizmetini kurarak Trabzon halkına hizmet vermeye
devam ettik.


Yabancıları da dikkate alıyorsunuz…
Muhakkak, almak ve önemsemek durumundayız.1990-2000 yılları arasında yoğun bir şekilde Rus, Gürcü ve Azeri akımına uğrayan
Trabzon ve çevre illeri bu kaynağı yeterince kullanamadı. Bundan ders
alıp Arap turizmine doğru cevap vermeliyiz. Onları anlamaya çalışmalı,
ihtiyaçlarını doğru tespit etmeli, sonunda Trabzon halkı bu fırsatı iyi
değerlendirmeli.


Babanız ne zaman vefat etti?


30.06.1994’te vefat etti. (Gözleri doldu, konuşamaz oldu.)
Babanızdan bahsedince gözleriniz doldu, hatıratı çok taze ve canlı mı?
Her ailede olduğunu düşündüğüm gibi bizim ailede de babamızın
her yapacağımız yeni bir işte onun değerli görüşlerine, tavsiyelerine
önem verir; onun onaylamadığı şeylerden uzak durmayı önemseriz.
Onun kararları tüm aileyi bağlar, alınan kararlara tüm aile bireyleri
önem verip titizlikle yerine getirmeye çalışır.


BABAMIZ ŞEREFLİ BİR MAZİYİ BİZE MİRAS OLARAK BIRAKTI


Babanız size ne bıraktı?


Babamız maddi değeri paha biçilemeyecek kadar önemli olan 73
yıllık deneyim, tecrübe birikimi ve beceri kabiliyeti yanında şerefli bir
maziyi bize miras olarak bıraktı. Biz evlatları olarak bu sorumluluğun
bilincindeyiz. Bu onurlu mirası gelecek nesillere aktarmayı Allah nasip
eder inşallah.


Trabzon’da siyasette ismi bilinen ve tanınan birisisisiniz. MHP İl
Başkanlığı yaptınız ve milletvekili adayı da oldunuz…
Siyaset hizmet için yapılır, biz de halkımıza hizmet için o şerefli gö-
revi icra ettik. Gücümüzün yettiği kadarıyla yerine getirmeye çalıştık.
Biz her şeyden önce dava adamıyız. (Ülkü Ocakları’nda yetişti.)


Babanız aynı davaya gönül vermiş miydi yoksa yalnız çocukları mı
bu davanın içinde büyüdü?


Babamız da aynı davanın içinde birçok hizmetleri olmuş bir insandı. Başbuğ Trabzon’a geldiğinde bizzat babamın misafiri olur, onu evimizde misafir ederdik. (Vardaloğlu, siyasetin bu röportajda daha baskın
olmaması için daha fazla siyasi soru almak istemedi.)


TTSO’da da görevleriniz oldu… Biraz da bundan bahseder misiniz?
TTSO’da Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı, Meclis Üyeliği ve
Ankara Genel Kurul Delegeliği görevlerini çeşitli dönemlerde yaptım.
1995 yılında TTSO Başkanlığına aday oldum, seçimde Sayın Mazhar
Afacan Bey’le başkanlık için yarıştım, çok az bir oyla kaybettim. O dö-
nemde meclis üyesi olarak Sayın Mazhar Afacan’la çalışarak Trabzon’a
hizmet ettik.


TTSO’da Meclis Üyeliği neden gündeminize girdi?
STK’lar halkın hizmetinde olan kurumlardır. Temsil ettikleri kurumun sorumluluğunda, üyelerinin hak ve hukuklarını aramada
önemli ara bulucu kimliğe sahiptir. Biz de bilgi ve beceri birikimlerimizi paylaşmak, topluma yararlı olmak, bölgemize katkıda bulunmak
amacı güderek bu hizmetleri vermeye talip olduk. TTSO’nun önemli
işlevleri ve bunları yerine getirebilme kabiliyetine sahip olduğuna inanıyorum, bu görevi de TTSO başarıyla yürütmektedir. Biz yönetim ve
meclis üyeleri olarak Trabzon’a yeni bir hizmet binası yapma kararı aldık. Bizden sonra gelen TTSO yöneticileri de sahil yolundaki yeni binayı Trabzonluların hizmetine sundular. TTSO’ya hizmet eden, katkıda
bulunan herkesten Allah razı olsun. Mevcut yönetime, meclis üyelerine
çalışmalarından dolayı teşekkür ederim.


TRABZON GÖÇ VERMEYE DEVAM EDİYOR MU ?


Biraz Trabzon’un sorunlarına gelelim. Trabzon göç veren bir kent mi? Size göre Trabzon yeteri kadar mesafe alabildi mi?


Trabzon tarihi bir şehir, çok da göç veren bir şehir. İstihdama dayalı
yatırımlar yapılmadığı için göç vermeye devam ediyor. Trabzon halkı
müteşebbis ve mücadele azmi olan insanları sayesinde mevcudiyetini
de korumaya devam ediyor. Trabzon, tarihi çok eski yıllara dayanan bir
şehir olduğu için yapılaşmada çok dikkatli olmak gerekiyor. Yeni imar
alanlarına ihtiyaç var, bunun için Güney Çevre Yolu’nun mutlaka yapılması gerekir. Dağlık ve engebeli bir araziye sahip olduğundan, sanayi için ihtiyaç duyulan büyük araziler olmadığı için bu eksiklik deniz doldurularak giderilmeye çalışılmakta olsa da benim için yanlış bir uygulamadır. Ne yapabilirsen yap ama doğanın dokusunu bozmadan yap.
Küçük ve orta ölçekte sanayiler elbette yapılabilir, teşvik etmek lazım.
Organize sanayi bölgesi yapılmadan önce uzun bir süreç geçti, ne zaman ki dönemin Meclis Başkanı Sayın Necmettin Karaduman konuyu
önemseyip ilgilenince Trabzon organize sanayi bölgesine kavuştu.
Trabzon, üniversiteleriyle, kolej ve okullarıyla bir eğitim şehri olabilir. Dağları, yaylaları, tarihi dokusuyla, deniziyle, spor etkinlikleriyle
de turizm şehri olabilir. Ekonomilerini turizm ile ayakta tutan ülkeler
var, daha birçok özelliklerini burada sayabilir, bu zenginlikleriyle farklılık oluşturabilir diye düşünüyorum.

YEŞİL YOL DOĞAYLA BARIŞIK OLMALI


Yeşil Yol, Trabzon’un mesafe almasında rol oynayabilir mi?
Tabii ki rol oynayabilir. Yeşil Yol bir ulaşım projesi olmakla birlikte içeriği hakkında bilgilendirme yapılmalı; ekonomiye, turizme ve ulaşıma katkıları anlatılmalıdır. Yeşil Yol adı üzerinde doğayla barışık olmalı, dağlar yol için tıraşlanırken bitki örtüsü, su akak yolları bir mühendislik ile titizlikle yapılmalı. Şimdi günümüzde Arap turizminde hareketlilik var. Araplar dağları, yaylaları yani yeşillik alanları tercih etmekteler. Onlara bu imkânlar sunulmalı, bunun için Yeşil Yol diye
tabir edilen bu proje hızla ama titizlikle hayata geçirilmeli. Tabiat ve
bitki dokusu korunarak STK’ların gözetiminde yapılmalıdır.


Arap turizminde aynı hatalar yapılır mı?


Denenmiş ve yaşanmış bir şeyler var. Bu konu, yönetenlerle halkın iletişimine bağlı bir şey. Turizm hassas bir konu, turisti evinize gelen özel bir misafir gibi ağırlamaz isen o misafir sizi ziyarete bir daha
gelmez. Yerel yöneticiler, yatırımcılar ve halk ortak düşüncede olmalı,
buna ortak akıl diyoruz. Hiç kimse zarar görmemeli, herkes mutlu olmalı. Amaç; gelen Arap turistleri para harcamaya sevk edip Trabzon’a
döviz girişini sağlamak. Eğer mutlu olmaz ise Arap turist gelmediği gibi
başkasının gelmesini de engeller. Yaylaya giden Arap turiste ihtiyaçlarını sağlama imkânı tanınmalı, o yörenin insanı ile ticaretini yapabilmeli, kandırıldığını düşünmemeli ve rahatsız edilmemelidir. Dün Ruslar, Gürcüler, Azeriler; bugün Araplar bu yörenin gelir kaynağı oldular.
Bu ilişki devam etmeli ki bölge halkı gelir elde edebilsin.


DEMİR YOLU TRABZON’U UÇURACAKTIR


Demir yolu Trabzona  ne getirir?


Raylı ulaşım sistemi Trabzon’un ilçe ve komşu illerle daha yakın ve
kolay ulaşımını sağlar. Ticaret yollarıyla Trabzon’u uçuracak bir proje
olur. Nakliyede büyük kolaylık sağlar.


O zaman Trabzon’un geleceği hakkında umutlu musunuz?
Tabii ki bu umudu taşıyorum. Trabzon insanının bir ayağı dünya
ülkelerindedir. Rusya sınır kapısı açılınca ticaret gelişti hattâ Trabzon
halkının bir ayağı Avrupa’da, Asya’da, Doğu ülkelerindedir. İran’da,
Irak’ta, Rusya’da, Dubai’de ticaret yapan birçok yatırımcı iş adamlarına
sahip oldu. Bölge insanının azmi ve gelişmeye açık olması Trabzon’un
geleceği açısından önemlidir. Trabzon çok daha önemli mesafeler alabilir. Kolektif çalışma sorunu var. Örneğin Trabzon Limanı özelleştirilirken bu girişimci ruh başarılı olamadı. TTSO’da bir şirket kurduk,
yarıya geldik ama olmadı. Aynı ortak girişim çimento fabrikasında da
olumsuz neticelendi. Bu durumlardan gerekli ders alınmış olmalı ve
geleceğe bakılmalı.


Gelecek nesiller kolektif çalışabilir mi yoksa bu durum genlerimizde olan bir şey mi?
Eğitim ve kültür meselesidir. Birlikte çalışıp kazanıp güçlü olma
kültürüdür, zamanla düzelecektir kanaatindeyim. Biz ortaklarımızla
büyüdük. Babamız tüccar terzi idi, kardeşler bir olarak işimizi büyüttük. Farklı sektörlerde faaliyet gösterdik, şimdi eğitimini tamamlayan
yeni ortaklarımız çocuklarımızla daha farklı sektörlerde iş yaparak birlikte olmanın mutluluğu ve kazancı içerisindeyiz. 100’ün üzerinde ki-
şiyi istihdam ediyoruz, kendimizi sürekli yeniliyoruz.


Size nice asırlar diliyoruz. Vardallar Ailesi’nin birlik ve beraberliğinin ömür boyu sürmesini temenni ediyoruz.
Teşekkür ederim