19 yaşlarında geldiğim Trabzon’da yaklaşık 30 yıl
kaldım. Hayatımın en güzel yıllarını da orada yaşadım.
Bundan da her zaman mutlu oldum. Orada
yaşarken de Trabzonspor’la olurken de hep mutlu
oldum. Hayatımın ilerleyen bölümlerinde de bu
mutluluğu hep içimde taşıdım. Hâlen de taşıyorum.
Yanındayken bile hava
şampiyonluk kokuyordu
Zihniyet böyle olduğu müddetçe Trabzonspor’un sonuca
ulaşacağına inanmak çok zor. Ancak tablo, puanlar her şey
ortada. 2010-2011 yılı şampiyonu elbette ki Trabzonspor’dur.
Mustafa Şamil Ekinci
Mustafa Şamil Ekinci... Efsane Başkan... İsmini zikretmek
bile insanın heyecanlanmasına, tüylerinin diken diken olmasına
yetiyor. Trabzon’un marka değeri Trabzonspor’un
en çok gurur duyduğu yıllar şampiyonluk yılları değil mi? Bugünleri
bize yaşatan, bugünleri yaşamamızı sağlayan, bizi büyük yapan şey değil
mi şampiyonluklar?.. İşte Trabzon şehrinin içinden çıkardığı belki
de en önemli markası Trabzonspor’un bize ve bütün adil vicdanlara
göre 7, resmi rakamlara göre 6 şampiyonluğunun 4’ünde onun imzası
var. Üstelik de Trabzon’un içinden çıkmış bir evladı değil, Trabzon’a
dışarıdan ticaret yapmaya gelmiş; o dönem Ankara’ya, şimdi Kırıkkale’ye
bağlı Keskin ilçesinde doğup İstanbul’da büyüyen bir isim Şamil
Ekinci. Baba mesleği un sanayiciliğini Anadolu’da yaygınlaştırmak
için çıktığı yolun ucu Trabzon’a çıktığında o da bilmiyordu belki hayatının
en önemli yıllarının Trabzonspor’la kesişeceğini. Ancak onun
yolu Trabzon’a düştükten ve bu şehirde iş adamı olduktan sonra Trabzonspor
için kendisini davet edenlere hiç düşünmeden ‘evet’ deyişinin
arkasında gizli bir sevda yatıyormuş meğer. O belki bir arayışın gereği
Trabzonspor yöneticiliğine seçilmiştir ancak kendisini seçip bu göreve
taşıyanları hiç mahcup etmedi. Bırakın mahcup etmeyi, onları fazlasıyla
onurlandırmıştır da… Tıpkı Trabzon şehrini ve Anadolu’daki
Trabzonspor sevdalılarını olduğu gibi... 6 yıl yönetim kurulu, 5 yıl da
başkanlık olmak üzere toplam 11 yıl Trabzonspor’da yöneticilik yapan
Trabzon Ticaretine Yön Verenler
21
Şamil Ekinci, ekibiyle birlikte verdikleri ‘güven’ sözünü fazlasıyla eyleme
dönüştürmeyi başararak da kalıcı oldular.
Güven ve ekip olma ruhu, yola çıkarken en önemli düsturları olmuştur
onların. Ataları, dedeleri Kırşehirli olan, kendisi Keskin’de
dünyaya gelen ve İstanbul’da büyüyüp tahsil hayatını tamamlayan
Ekinci; 1969 yılında geldiği Trabzon’la öylesine özdeşleşmiş ki kendi
isteği ile 1974 yılında nüfus kütüğünü de Trabzon’a aldırmayı ihmal
etmedi ve belki de bir ilke imza atarak, başkanı olduğu Trabzonspor
Kulübüne o dönemlerde ulusal basının ilgi göstermemesi, uğradığı
haksızlıkları yazmaması sebebiyle arkadaşlarıyla birlikte yerel bir gazete
kurmaya karar verir. Ve bugünkü Karadeniz gazetesini kurarlar.
Artık Trabzonspor’un haklarını koruyan, uğradığı haksızlıkları yazan
bir gazete olmuştur Trabzon’da. 1942 yılında iki çocuklu bir ailenin
ilk çocuğu olarak Keskin’de dünyaya gelen Mustafa Şamil Ekinci,
ailesinin İstanbul’a taşınmasıyla öğrenim hayatına burada başladı. İlk,
orta ve lise tahsilini İstanbul’da tamamladıktan sonra da kendi isteği ile
19 yaşında Trabzon’a geldi. 30 yıla yakın bir süre Trabzon’da yaşayan
Ekinci, bu sürenin 11 yılını Trabzonspor’da yöneticilik yaparak geçirdi.
Trabzon Belediye Başkanlığının 2007 yılının Eylül ayında kendisine
verdiği ödülü almak için Trabzon’a gelen Ekinci’yi gören gençTrabzon
Ticaretine Yön Verenler
22
ler âdeta onun elini öpme yarışına girdi. Çok ilginç bir an da yaşandı
o dönem. Eski Trabzonspor Divan Kurulu Başkanı Nizamettin Algan,
“Başkan’ım izin verin de sizi doya doya öpeyim.” diyen bir gence bu
ısrarın anlamını sorduğunda, “Ağabey, şampiyonluğun kokusunu tatmak
için!” cevabını aldığını anılarının arasında paylaşmayı ihmal etmemiştir.
Evet, şampiyonluk koklamak sanırız Trabzon insanına, bize özgü ve
bir o kadar saf duygular…
Trabzonspor onun ismini bugün onlarca kupa, şilt ve plaketlerin
sergilendiği; Trabzonspor’u oluşturan takımlardan gelen kupalar ve
Trabzonspor’un şampiyonluk kupalarının sergilendiği Şamil Ekinci
Müzesi ile ölümsüzleştirmiştir. Sevgili eşini, hayat arkadaşını yakın zamanda
kaybeden Şamil Ekinci; ikisi kız, biri erkek üç çocuk babasıdır.
Ekinci son dört yıldır Bodrum’un Turgutreis beldesinde oğlu ile birlikte
yaşamını sürdürmektedir. Bugün kendisiyle hem Trabzonspor’u hem
yaşadığı dönemin Trabzon şehrini ve Trabzon ticaretinde yer alan bir
isim olarak Trabzon şehrinin ekonomik ve ticari konumunu konuştuk.
Trabzon şehrine ilk adımı ne zaman attınız, hangi vesileyle geldiniz
Trabzon’a?
Babamın un fabrikaları vardı, un sanayicisiydi ve ben de fabrikalardan
birisini kurmak üzere 1969 yılında Trabzon’a geldim. Fabrika
kurduktan sonra uzun yıllar Trabzon’da kaldım.
Trabzon, küçük ve şirin bir kasaba gibiydi o dönemler. Trabzon’a
gelirken benim zaten büyük bir beklentim de yoktu. Amacım ticaret
yapmaktı. Un fabrikasını kurmam bir yıl sürdü ve o yıl Trabzon’da kaldım.
Bu da benim Trabzonlu olmamın yolunu açtı. Trabzon’da tek başıma
yaşıyordum. Bu arada İstanbul’dan evlendim.
TRABZONSPOR HAYATIMIZA GİRDİKTEN SONRA İŞİMİZİ İHMAL
ETTİK AMA…
Ticaret ve Sanayi Odası ile tanışmanız nasıl oldu?
Trabzon Ticaret ve Sanayi Odasında Meclis Üyeliği yaptım. Un ve
çuval fabrikasının yanında bilgisayar fabrikamız da vardı. Yani 5-6 çeşit
işimiz vardı. Babamın mesleği un sanayiciliğiydi. Başka illerde de babamın
un fabrikası vardı. Babamın yardımı ile Trabzon’a un fabrikasını
ben kurdum. Her işte olduğu gibi oradaki iş kurmanın ilk zamanlarında
ben de zorluklar yaşadım. Ancak azim çok önemli bir düstur ve azmimizle
o işi başardık. Trabzonspor hayatımıza girdikten sonra işimizi
ihmal etmedik değil, ancak sistemi oturtunca o sorunu da hâlletmeyi
başardık diyebilirim.

Trabzonspor hayatınıza nasıl girdi, yollarınız nerede kesişti?
Trabzon’da un fabrikasını kurduktan sonra (1969 yılında) Trabzonsporlu
yöneticiler bana yöneticilik teklifi nde bulundu. Ben de kabul
ettim. O dönemler çok tanınmıyordum ve ticaret hayatımda da yolun
başındaydım. Sanıyorum kulübe maddi olanak sağlamak için seçilenlerden
bir tanesiydim. O dönem sadece bana değil başka iş adamlarına
da bu şekilde teklifl er götürülüyordu.
Trabzonspor’a o güne kadar ilginiz var mıydı?
Trabzonspor’u biliyordum ancak o güne kadar taraftarlık ya da
başka bir şekilde ilgim yoktu. Trabzonspor’la ilgim tamamen gelen teklifi
kabul edip yönetici olmamla başlamıştır ve sonrasında da hayatımın
en önemli dönemini kapsamıştır.


TRABZONSPOR HER ZAMAN BÜYÜK BİR KULÜPTÜR


Sizin döneminizde Trabzonspor’da başarıyı getiren neydi ve bugün
aynı başarı yakalanabilir mi?
Aradan hakikaten çok uzun yıllar geçti. Ancak birlik, beraberlik,
azim ve birbirine karşı sevgi bizleri ayakta tutan temel öğelerdi. Biz
bunları bir araya getirdik. En önemlisi Trabzon’un kendi evlatları ile
yola çıktık. Şimdi de Trabzonspor’u mümkün olduğu kadar takip etmeye
ve maçlarına da gitmeye çalışıyorum. Trabzonspor her zaman
büyük bir kulüptür ve eski günlerine yeniden tabii ki dönebilir. Bizim
zamanımızda olduğu gibi yönetim, sporcu, teknik heyet, antrenör bir
araya gelip başarıyı yakalayabilir. Tabii bunun için şehrin de bir bütün
olması gerekiyor.


KENDİMİ TRABZONLU GİBİ HİSSEDİYORUM


Trabzon’da insanların gönlünde çok önemli bir yer edindiniz. Bu,
sizde nasıl bir duygu yoğunluğu oluşturuyor?
Kendimi başka türlü hiç hissetmedim ve hâlen daha Trabzonlu hissediyorum.
15-20 sene önce İstanbul’a taşındım ama bu duygularım
hiç gitmedi. Trabzonluluk ve Trabzonsporluluk hep benimle beraber
oldu. Hâlen de öyle devam ediyor.
Trabzon’da ne kadar yaşadınız?
19 yaşlarında geldiğim Trabzon’da yaklaşık 30 yıl kaldım. Hayatımın
en güzel yıllarını da orada yaşadım. Bundan da her zaman mutlu
oldum. Orada yaşarken de Trabzonspor’la olurken de hep mutlu oldum.
Hayatımın ilerleyen bölümlerinde de bu mutluluğu hep içimde
taşıdım. Hâlen de taşıyorum.

KENDİ ÖZ DEĞERLERİMİZDEN KOPMAMALIYIZ


Sizin döneminizde çok olmayan bir yabancı futbolcu furyası var.
Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dünya globalleşiyor, onun için her işte olduğu gibi sporda da özellikle
futbolda yabancı futbolcunun sizin ülkenize, takımınıza gelmesi
kaçınılmaz. Nasıl ki bir Türk oyuncu yurt dışına gidiyorsa, oradan da
bize gelecektir. Bunlar kaçınılmaz. Ancak bunlar olurken kendi öz değerlerimizden
kopmamak, birlik ve beraberliği kaybetmemek gerekiyor.
Trabzonspor’da bu anlamda bir zayıfl ama oldu.
Trabzonspor’dan size çağrı gelmesi durumunda nasıl bir tavır takınırsınız?
Manevi olarak her türlü fedakârlığı yaptık, bundan sonra da yaparız;
bundan kaçınmam. Ancak aktif görev bu saatten sonra almak çok
zor. Söylediğim gibi manevi olarak bizden bir destek istendiği zaman
buna her zaman hazır oluruz. Bu kadar emek verdiğiniz bir değerin
durumu kötü olduğunda üzülmemek elde değil. Hattâ çok üzülüyorum
diyebilirim.


2010-2011 YILI ŞAMPİYONU ELBETTE Kİ TRABZONSPOR’DUR


Trabzonspor’un 2010-2011 yılında kazandığı bir şampiyonluk var
ancak hâlâ teslim edilmeyen bir hak arayışı var, neler söyleyeceksiniz?
Yeterince mücadele edebildi mi Trabzon şehri size göre?
Bu konuda gereği kadar çok iyi mücadele etmiş sayılmayız. Gerek
Futbol Federasyonu, gerekse ilgili kurullar bu konuda adil davranmadılar.
Hani ‘balık baştan kokar’ derler ya… Kabahat biraz da onlarda,
hakkımızın yenmesi doğru bir olay değil. Bu saatten sonra da açıkçası
çok umutlu değilim. Çünkü zihniyet böyle olduğu müddetçe Trabzonspor’un
sonuca ulaşacağına inanmak çok zor. Ancak tablo, puanlar
her şey ortada. 2010-2011 yılı şampiyonu elbette ki Trabzonspor’dur.
Trabzon şehrinin sizin yaşadığınız dönemlerine dair neler hatırlıyorsunuz?
Trabzon, o dönemler bir sanayi şehri değildi ama ticaret şehri
olma özelliğini hep korumuştu. Bugün son yıllarda turizm öne çıkmış,
bunun çok iyi değerlendirilmesi lazım. Tabii ticaret şehri kimliği de
önemli. Bunu da bir kenara bırakmadan turizmle birlikte kullanarak
Trabzon çok daha ilerilere taşınabilir. Bu da yine şehrin idarecileri ve
dinamiklerinin birlikte hareket etmesiyle olabilecektir.
İş adamı ve Trabzonspor Başkanı olarak Trabzon’da yerel bir gazete
kurdunuz, neden gerek duydunuz buna?
Trabzon Ticaretine Yön Verenler
25
Utku Bozoğlu Bey ve başka birkaç arkadaşla fi kir alışverişinde bulunurken,
‘yerel gazete kuralım’ dedik. Gazeteyi kurmamıza en büyük
amil Trabzonspor’du. Trabzonspor’un hakkı yeniyordu ve ulusal basın
buna yer vermiyordu. Bu, bizim için önemli ve büyük bir eksiklikti. Bu
eksikliği gidermek için böyle bir çalışma yaptık. Uzun yıllar da sürdürdük.
Bizim açımızdan çok faydasını, olumlu sonuçlarını da gördük
diyebilirim. Çünkü kurduğumuz Karadeniz gazetesi, Trabzonspor’un
hak arayışı için bir vesile ve sesi olmuştu.


KULÜPLE YATAR, KULÜPLE KALKARDIK


Şampiyonluk yıllarında nasıl bir yöneticilik sergiliyordunuz?
Bütün yönetici arkadaşlarım ve ben âdeta kulüple yatar, kulüple
kalkardık. O derece kulübün içindeydik. Biz öyle görev yapardık. Zaten
başarıyı getiren en önemli etkenlerden birisi de buydu. Anadolu
kulüpleri de bize çok saygı gösteriyordu. Bir dönem de onların temsilciliğini
yapmıştım. O dönem kulüp başkanlarının birbirlerine çok fazla
sözlü sataşması da olmuyordu.
Şamil Bey teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim.