AK Parti İl Teşkilatı yeni bir sistem geliştirdi. Yönetim Kurulu Üyeliği için başvuru alıyor. Başvurular daha sonra temayüle sokulacakmış!.. Temayülün nasıl olduğunu veya olacağını bilmiyoruz. Lakin yöneticilik için 200 civarında ismin başvuru yaptığını düşünelim. Parti yetkilileri 200 kişiyle de konuşacak mı? Velev ki konuştu!… Tanınmayan çoğu ismin güvenlik soruşturması yapılacak mı? Belirlenen isimler aynı yönetimde uyum sağlayabilecek mi?

Eski köye yeni adet getirmek her zaman cazip görünür. Ancak bu cazibe köyü köy olmaktan çıkarmasın! Siyasi temayüller bu güne kadarki uygulamalarında yöneticiyi sokakta aramak yerine yerinde aramayı öngörmüştür. Gönlünde hizmet aşkı olan, alanında başarılı toplum tarafından sevilen ancak pek öne çıkmayı sevmeyen özgün isimler… AK Parti'nin şimdiki tercihi ise daha çok öne çıkmayı arzulayan ve belki beklentisi olan isimleri kuşatmaz mı?

AK Parti Trabzon İl Başkanı'na bir yönetim kurulu oluşturulacak!… Başkan acaba bu isimlerle ne kadar uyum sağlayacak? Siyasette başarının en önemli şartlarından birisi uyumdur. Yönetimlerde hep uyum aranır. Başkanın değil de genel merkezin belirleyeceği isimlerle bir il başkanı ne kadar başarılı olabilir? İl Başkanı zaten ilçe başkanlarını yeterince tanımıyor. Belirken olayın uzağındaydı. Şimdi de yönetim listesinin kısmen uzağında mı tutulacak? AK Parti ne yazıkki en başından beri parti içi demokrasiyi işletmiyor.  Milletvekillerini Ankara belirliyor. Belediye Başkanlarını Ankara belirliyor. İl başkanlarını, ilçe başkanlarını Ankara belirliyor. Şimdi sıra yönetim kurulu üyelerine geldi. Artık yöneticileri de Ankara belirleyecek.

Ankara'nın belirlediği yönetici il başkanına size göre ne kadar itaat edecek? Ya da il başkanı Ankara'nın belirlediği yöneticiyi ne kadar yönetebilecek?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in TBMM'de parti grubundaki konuşmasını dinledik. Doğu Türkistan ve HDP üzerine görüş belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Çin ziyareti sırasında "Doğu Türkistan mezalimini hiç gündeme getirmemesini eleştirdi. Bu eleştiri doğruydu. Ancak Meral Hanım'ın konuşmasında dile getirdiği iki husus var ki, bize göre gerçekçi değildi?

1- "Çin gazeteleri Erdoğan'ın Çin'de Türkistanlı kardeşlerimiz huzur içinde dediğini yazmış. Erdoğan bunun doğru olup olmadığını açıklamalı demiş. Bunun doğru olmadığını, olamayacağını Meral Hanım da bilir. Çin'in komünist sistemde çıkarılan gazetelerinin bir algı oluşturmak adına böyle başlık kullandığını da bilir. Siyasette yapılan bu çıkış, Doğu Türkistan  davasına fayda mı, zarar mı getirir bu konuşulmalıdır. Zira Doğu Türkistan Türk'ün derin yarasıdır.

2 - "Erdoğan, söz konusu Türk'ün özgürlüğü olunca ses çıkarmaz" demiş. Ne kadar yanlış. Daha Azerbaycan Türkü için Karabağ'ı Ermenistan'ın başına nasıl yıktığının dumanları tüterken söylenen bu sözün bize göre bir karşılığı yok.

Meral Hanım'ın TBMM grubundaki konuşmasında bir konu daha yoruma muhtaç!… İYİ Parti'nin Mahalli seçimlerde TRT'ye çıkartılan terörist Osman Öcalan ile ilgili araştırma önergesi vermesi… Bu önerge AK Parti, MHP ve HDP'nin oylarıyla reddedilmiş. Meral Hanım burada AK Parti, MHP ve HDP’nin bir ittifak içinde olduğunu ileri sürerek İYİ Parti'nin HDP ile dolaylı işbirliğini örtmek istiyor.

Birincisi, AK Parti'nin Osman Öcalan teröristini TRT'ye çıkarması vahim bir yanlıştı ve bedelini İstanbul seçimlerinde fark yiyerek ödedi.

İkincisi, CHP'nin neredeyse açık açık ittifak yaptığı HDP'nn pozisyonunu bile bile İYİ Parti'nin net tavır almaması gittikçe kabaran bir handikaptır. İYİ Parti’nin Diyarbakır Anneleri'ni ziyaret edememesi ve TBMM'de HDP'ye karşı net tavır sergileyememesi aynı handikapın uzantısıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.