Kıymetli okurlarımız; mail kutumuza gönderdiğiniz soruları cevaplamaya önümüzdeki hafta devam edeceğiz. Bu haftaki yazımı Trabzon Valisi İsmail Ustaoğlu’na ve ekibine ayırmayı düşündüm. Sayın Vali, Trabzon’a atanalı yaklaşık olarak 4 yıl gibi bir süre geçti. Ekibinde Trabzon’u iyi tanıyan, bölge insanın zihin haritasına hakim ve her kesimden insanların saygı ile söz ettiği Sami Ayan Bey’i Halkla İlişkiler ve Medya Direktörü olarak görevlendirdi. Sami Ayan ismi Sayın Vali için son derece isabetli bir seçimdi. Valiliğin Trabzon halkı ile bütünleşmesinde, halkın Valilik makamına ulaşması konusunda Sami Bey hakikaten son derece önemli bir misyon üstlendi. İsteyen herkes, Trabzon’u ziyarete gelmiş gurbetçiden tutunda, derdi olan vatandaşa kadar tüm insanlar Vali Bey’in kapısından boş geri gönderilmedi. Vali İsmail Ustaoğlu kimseyi sosyal konumu ve statüsünü ayırmadan devletin şefkatli yüzüyle karşılayıp uğurladı.

Trabzon’da faaliyet gösteren bütün STK ve sivil toplum örgütleri Vali Bey’den randevu almakta sorun yaşamadı. Vali İsmail Ustaoğlu, Trabzon’da devletin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın temsilcisi olduğunu hiç unutmadı. Devletin gülen yüzü olarak halkın her sorununda halkla bütünleşmeye çalıştı. Elbette bunda ekibinden Sami Ayan ve Yalçın Bahçekapı Beylerin katkıları yadsınamaz

Vali Bey’in sosyal ilişkilerde ve halkın sorunlarına eğilmede bu kadar hassas olmasında ‘Acaba özel olarak görevlendirilmiş olabilir mi?’ sorusuna cevap bulmak için AK Parti içinde birkaç dostumuzla görüşüp bu soruyu yönettim. Öyle ya vatandaşın siyasilere ulaşmakta zorlandığı hatta Büyük Şehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu Bey’e ulaşmanın ve randevu almanın çok zor olduğuna dair bir şehir efsanesi var. Acaba bu doğru muydu? 1 yıldır randevu bekleyen insanlar vardı. Yoksa bu konuda Sayın Zorluoğlu’na bir haksızlık mı yapılıyordu?..  Görüşme yaptığım partili dostumdan duyduklarım beni şaşırtmıştı. Şunları söylüyordu “Ben de Vali’nin bu kadar halka zaman ayırması, derneklerin vakıfların sorunlarına eğilmesinin ardında bir boşluğu doldurma çabası olduğunu düşünüyorum. Sayın Vali, sanki Murat Başkan’ın açığını doldurmak için son derece üstün bir gayret içinde çalışıyor” dedi. Diğer partili dostumuzun verdiği örnek gerçekten ilginçti “Fikretçim, Trabzon’un en önemli iş insanları Büyük Şehir Belediye Başkanından randevu alabilmek için araya aracılar koyuyorlar, iş insanlarının ulaşamadığı başkana halk nasıl ulaşacak?’’ diyerek cevap veriyordu. Öyle ya gerçekten de belediyede şehri tanıyan ve bu konuda başkanı bilgilendirecek bir tane bürokrat kalmamış hepsi çeşitli bahanelerle görevden alınmıştı. Yerlerine gelenlerin çoğu zaten Trabzon’la ilgili değildi. Halka ve sivil toplumla ilişkileri bu düzeyde olan Murat Zorluoğlu’nun acaba siyaset yaptığı parti ile ilişkisi nasıldı? Öğrendiğimiz kadarıyla;

AK Parti ile yönetimi il Murat Zorluoğlu arasındaki iletişimde eskiden olduğu gibi tek kişi görevliymiş ve sayın Zorluoğlu sadece onu kabul ediyormuş. Bu isim Bayram Öztürk’ün olduğu söyleniyor. İmtiyazlı 1-2 yönetici daha varmış. Diğer yönetim kurulu üyelerinin başkana ulaşma ve halkın bir talebini dile getirme gibi bir şansı çok fazla yokmuş. Zorluoğlu halen ‘Kayyum-Vali’ gibi davranıyormuş.

Sözün kısası kıymetli okurlarım, seçim yaklaşıyor, Ülkemiz zor bir süreçten geçiyor. Cumhurbaşkanımız gece gündüz çalışıyor fakat belediyelerde işler genel merkezle uyumlu gitmiyor. Bir oya ihtiyacımız varken, halkı her zamankinden daha çok kucaklayıp, dertlerine daha çok eğilmemiz gereken bir dönemde birileri sanki bu durumu sabote emek için başka bir gündemle çalışıyor. İşin garibi bu gizli gündemle çalışanların genel merkez uzantılıları var. Buradan sayın Zorluoğlu’na seslenelim. Sayın Başkan biliyoruz size zor gelecek, halkın elini sıkmaktan pek hoşlanmıyorsunuz, muhtarları kendi memurlarınız gibi görüyorsunuz lakin seçime gidiyoruz lütfen partimize daha fazla oy kaybettirmeden bu tavrınızdan vazgeçin.  Bu şehrin insanı iyidir, temizdir. Bu şehirde kayyum valisi gibi değil de halkın oyuyla seçilmiş bir belediye başkanı gibi davranmamız gerektiğini söylemeliyiz.