Trabzonlu Turan Koç, çocukken hayalini kurduğu polislik mesleğini İstanbul’da sürdürürken Cumhuriyet tarihinin en büyük ihanet şebekesine karşı görev yaptı. Çengelköy Karakolunu korudu. Tanklara ve darbecilerin tehditlerine 7-8 arkadaşlarıyla birlikte direnen Koç, nöbet kulesindeyken kurşunlanmasına rağmen görev alanını terk etmedi. Karartma uygulayarak karakolunu başarılı bir şekilde koruyan polis memuru, darbecilerin halka ateş etmemesi için saldırılara cevap veremediklerini anlattı.

15 Temmuz darbe girişimini duyduğunuz zaman bir polis olarak neler hissettiniz?

Turan KOÇ: 15 Temmuz, ülkesini ve milletini seven her insan için kâbus dolu bir geceydi. Çünkü yaşanan süreç 3- 5 askeri üniforma giymiş vatan hainin, seve seve canımızı vereceğimiz; şehit kanları ile sulanmış vatanımız üzerinde geleceğimizi çalmaya girişimidir. Bizler var olduğumuz sürece bu vatan üzerinde hainler ve art niyetli insanlar emellerine ulaşamayacaklardır. Kendi topraklarında yaşayıp da devletin tüm imkânlarını kullanıp, kendi halkına karşı art niyetli şekilde top ve tüfek ile saldıran hainler topluluğu olduğunu bir düşünün! Bunu anlamak ve kabul etmek mümkün değil! Geceyi yaşarken içinde bulunduğunuz durumda kafanızda o kadar çok gel git yaşıyorsunuz ki anlatması mümkün değil. Çünkü 3-5 askeri üniforma giymiş çapulcunun 3 dakika içinde sizden teslim olmanızı istemesi, eğer teslim olunmazsa devletin kendisine vermiş olduğu silahlarla ve mermilerle korumakta olduğumuz yeri, karakolu tarumar edeceklerini söylemeleri çok acı bir durumdur. O anda aklınızdan her şeyi geçiriyorsunuz ama korkudan değil. Çünkü biz bu yola baş koymuşuz, çünkü yaşanan anlık sıcak bir çatışma bir katliamın habercisi olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü vatanını seven, bayrağını seven sokaklarda esir alınan ve hainlere karşı koymaya çalışan insanlar ile yan yanaydık. Ben ve silah arkadaşlarım soğukkanlı ve metanetli bir şekilde dik durarak askeri üniforma giymiş vatan hainlerinin oyununa gelmemek için çalıştık ve sonuna kadar direndik yılmadık, yıkılmadık. Karakolumuzu ve vatanımızı kimselere canımız pahasına teslim etmedik. Polislik mesleği gönül işi, sınırsız sevda işi, vatan sevdası işidir.

15 Temmuz darbe girişiminin olduğu gece karakolda neler yaşandı?

Turan KOÇ: 15 Temmuz akşamı telefonuma gelen mesaj üzerine tüm yollar kapalı olduğu için motosikleti olan bir arkadaşımı aradım ve ondan beni görev yaptığım iş yerine bırakmasını istedim. O da beni bıraktı. Ben takviye olarak gelerek görev aldım çünkü geceden çıkmıştım. Bu tür olaylarda bize Emniyet Müdürlüğünden mesaj gelir. Geldiğimde ortamın epey gergin ve karışık olduğunu gördüm. Ben böyle bir ortamda arkadaşımın vebalini almak istemeyip ondan gitmesini rica ettim. Fakat sonradan öğrendim ki eve gitmemiş ve o gece gazi olmuş. O gece bambaşka duygular içerisindeydim. Geldiğimde karakolun önü insan seliydi her şey ortadaydı. Biz gerekli tedbiri aldık ama sürekli silah sesi geliyordu. Belki teröristlere bile o kadar kurşun sıkmamıştır bu hainler. Ateş edilmeye başlanınca bu sefer insanlar hep birlikte yürümeye başladığında yaralanmalar başladı. Tabii yaralanmalar arttıkça insanlar etrafa dağılmaya başladı, askerler bize doğru yaklaşıyorlardı ve biz karakolda sadece 7-8 kişiydik. Kuleli tarafından gelen ve bize doğru yavaş yavaş yaklaşan yoğun silah seslerine karşı ben de elimde bulunan MP5 silahla birlikte havaya ateş ederek karşılık vermeye çalıştım. İnsanlar dağılınca askerler karakolun etrafını sardılar. Deniz tarafı dahil her yeri sarmışlardı ama biz onlar yaklaşırken dış kapımızı kapattık. Sonra tabii hemen karakolda karartma uyguladık, etrafımızı sarmışlardı. Silah sesleri bize yaklaştıkça kalabalık içerisinde yaralanan insanlar olmaya başladı. Yine havaya doğru ateş ederken kendimi de korumaya yönelik siper almıştım. Nöbet kulübesinde nereden geldiğini bilmediğim bir ateş sonucunda vuruldum. Silah sesleri yoğun bir şekilde gelmeye devam ediyordu. Tam o sırada sağ bacağımda bir acı hissettim. Kontrol ettiğimde bir kanama vardı. Çıkış var mı diye kontrol ettim ama yoktu. Mermi sadece sıyırıp geçmişti. Daha sonra tampon oluşturdum ve sabaha kadar vatan hainlerine karşı mücadeleye devam ettim. Hastaneye gidemedim çünkü her tarafta askeri üniforma giymiş vatan hainleri vardı. Rütbeliler sık sık teslim olmamız yönünde tehdit ettiler. Sokak üzerinde plastik kelepçeyle ters kelepçe yaptıkları ve yere yatırdıkları kadın ve erkek sayısız vatandaşımız vardı. Zaman zaman telsizle muhabere yaparak son durumumuz hakkında haber merkezine bilgi aktardım. Vatan hainleri, silahlarımızı bırakıp teslim olmamızı ve sürekli bize süre tanıyıp teslim olmazsak karakolu tarumar edeceklerini beyan ederek bizi sabaha kadar yıldırmaya çalıştılar. Süreç hem karakolda hem köprüde devam ediyordu. Fakat ben ve silah arkadaşlarım hep dik durduk ve yılmadık. Onların sinsice emellerine ulaşmasına elimizden geldiği kadar müsaade etmedik. Sabah olunca, ortam biraz yatışınca hastaneye giderek gerekli tedavimi oldum. Allah tekrarını yaşatmasın, bu vatan bizim. Bu vatanı bize emanet edenleri şükranla anıyor, şehit olanlara Allah’tan rahmet, gazi olanlara da acil şifalar diliyorum.

Darbe girişiminin önlenmesindeki en büyük pay sizce kime veya neye aitti?

Turan KOÇ: Milletime ait. Bu halkımızın kendi zaferiydi. Çünkü millet olarak bir şuurla hareket ettik. Topyekûn mücadele verdik. Zafer o gece vatanını seven herkesindi.

Polis askerin ateşine neden karşılık vermedi?

Turan KOÇ: Eğer o gece bizler polis olarak sıcak çatışmaya girseydik askerlerin elinde bulunan halkımız, yaralılar, etraftaki herkesin kanı dökülürdü. Biz daha fazla kan dökülmemesi adına soğukkanlı davrandık. Yoksa dediğim gibi etraftaki kamera kayıtlarında da var bunlar. Bir sürü esir alınmış insanımız vardı. Bu sebeple biz ateşe cevap vermedik. Düşünsenize onlarda tank var, F-16 var. Halkın çoğu televizyondan izledi ama biz yaşadık bunları. Etrafımız sarılmıştı hem arkayı tutacaksın hem ön kapıyı hem sağ ve sol tarafları. Biz o gece karartma uyguladığımız için cesaret edip de içeri giremediler. Kaç kişi olduğumuzu dahi bilmiyorlardı.

15 Temmuz darbe girişiminin başarısız olmasının nedeni sizce nedir?

Turan KOÇ: Bence darbeciler halkın iradesinin bu kadar kuvvetli olacağını tahmin edemediler. Yani onlar halka 3-5 defa sıkarız onlar geri çekilirler diye düşündüler. Sokağa çıkma yasağı ilan ederiz ve kimse evinden çıkamaz diye düşündüler. Millet o hainlere cevabını verdi. Tamamen halkın iradesi sonucunda darbeciler başarısız oldu. Toplu, tüfekli, tanklı bir topluluğa karşı durdular. Ruhunu satan kişiliksiz insanlara halkımız gerekli cevabı verdi.

O gece ilk hareketlilik burada başladı, siz gün içerisinde bir farklılık hissettiniz mi?

Turan KOÇ: O gün hiç kimse böyle bir şey olacağına ihtimal vermiyordu. Bir hareketlilik vardı ama insanlar darbe olacağını düşünmüyorlardı. Terör olayı vardır, diye düşünüyorlardı. Devlet görevlileri bunun bir darbe olduğunu açıklayana kadar terör olayı olduğunu düşünüyorlardı. Ama açıklama öncesinde de darbe ihbarları alıyorduk.

O gece emniyet birimlerinin geç kaldıklarını söyleyenlere ne demek istersiniz?

Turan KOÇ: Polis Teşkilatı, bu milleti koruyan bir güçtür. Öyle değil mi? Peki karşıdaki kim? Asker. O da bu milleti koruyan başka bir güç öyle değil mi? Peki, biz orada ateş edip karşılık verseydik bu darbecilerin gözü iyice dönüp halka, esir aldıkları insanlara ateş etseydiler daha fazla insanımız ölmeyecek miydi? Bu şekilde düşünen varsa basitleştirmiş. Polis, halkına zarar gelmesini neden istesin? Darbe olacağına yönelik kimsenin o anda bir beklentisi yok. Çünkü saat daha 7-8 civarındaydı.

Eşiniz ve çocuğunuz o gece yaralanmanızdan, yaşadıklarınızdan nasıl etkilendi?

 Turan KOÇ: İnanır mısınız ben karakoldan çıktıktan sonra hiç kimseye bir şey anlatmam. Niye diyeceksiniz? Çünkü benim onlara anlattığımda nasıl duygusal bir hale geleceklerini biliyorum. Ben senelerce Doğu’da görev yaptım. Evimin önünde bomba patladı. Parçaları bile bulunamayan cesetler gördüm. Siz bu olayları ailenize anlatabilir misiniz? Anlatılmaz. Orada büyümesi gereken bir çocuk var. Orada sizi düşünen bir eş var gözleri yaşlı, merak içinde. Anlatsaydım her gün beni düşünür olurdu. Öyle her şeyi onlara anlatmam çünkü neler hissedeceğini biliyorsunuz.

Ateş etmemeniz yönünde size emir geldi mi?

Turan KOÇ: Hayır, hiçbir emir gelmedi. İşte Cenabı Allah’ın orada bir hikmeti var. Yani ateş etseydik belki de çok ama çok insan ölecekti. Allah bize o anda öyle bir soğukkanlılık verdi ki hiçbirimiz çatışmaya girmeden onları kendimizden, karakoldan uzak tuttuk. Yani ne o darbeci hainlerden ne de vatandaşlarımızdan hiç kimse şunu demedi: ‘’Polis bize kurşun sıktı, bizi yaraladı, ya da bizi korumadı.’’ Böyle bir cümle kimseden duymadık. Böyle 3-5 çapulcunun yaptığı darbeyi tüm askere mal edemezsiniz. Bu nedenle Polis Teşkilatımızın böyle bir ithamla karşılaşmasını doğru bulmuyorum. Bizler sizleri korumak ve sizlere hizmet etmek için varız. Vatan ve milletimiz adına gereken neyse her zaman yapmaya hazırız. O gece milli birlik ve beraberlikle dolu bir ruh vardı.

15 Temmuz ruhu dediğimiz bu ruhu sizce neden canlı tutmalıyız?

Turan KOÇ: O gece hain darbe girişimini tüm vatandaşlar olarak milli bir bilinçle engelledik. Hiçbirimiz birbirimizden farklı olmaksızın o gün vatan için bir araya gelmiştik. Ne din, ne dil, ne de ırk, hiçbir farklılık gözetmeksizin o gün millet olarak tam bir seferberlik örneği sergiledik. Halkın iradesine sahip çıktık. Bu bilinç, bu ruh her zaman korunmalı ki ülkemizi bölmek isteyen tüm art niyetli insanlara karşı dimdik durabilelim. Bizler bu topraklarda hep birlikte kardeş kardeş yaşamak zorundayız. Bu nedenle 15 Temmuz milli ruhunu hep birlikte ayakta tutmalı ve yaşatmalıyız.

Avrupa, FETÖ'cülere kucak açtı Avrupa, FETÖ'cülere kucak açtı

Mücadeleniz ve içtenlikle verdiğiniz yanıtlar için teşekkür ederiz.

Turan KOÇ: Ben teşekkür ederim.