Korona musibeti ile mücadelenin inşallah sonlarına yaklaştık. Ümidimiz o ki, nisan- mayıs aylarından itibaren tam anlamıyla normale dönmesek bile büyük oranda rahatlayacağız. Bu görüşümüzü iki nedene bağlıyoruz.

Birincisi, aşı olayı… İnşallah aşı ile birlikte bu musibeti önemli ölçüde durduracağız. Ortaya atılan ‘Almanya aşısı’, ‘Çin aşısı’ tartışmalarının hiçbir geçerli karşılığı bulunmuyor. Avrupa ve Amerika zengin ülkelere veriyor. Kanada 1 kişi için 9 aşı alırken, aşı alamayan ülkeler dua ediyor!.. Bu da dünyanın adaletiyle ilgili.

İkincisi, virüs mutasyona uğradı. İki gündür hem bizim bilim adamlarını hem dünyanın bakışını izliyoruz. Mutasyona uğrayan virüs yayılma hızı kazandı. Lakin gücünü önemli ölçüde yitirdi. Yani, Korona’nın yeni vaziyeti ürkütücü olmaktan çıktı. Buna rağmen maske-mesafe ve hijyen hassasiyetimize bir süre daha devam edeceğiz. İnşallah nisan-mayıstan itibaren biraz olsun rahatlayacağız.

Koronavirüs, bütün dünyada ekonomileri altüst etti. Ekonomisi iyi olan ve merkez bankalarında paraları olan ülkeler vatandaşlarını destekledi. Bizim Merkez Bankası ise eksilerde seyrediyor. Ne yazık ki Türkiye bu bağlamda kötü bir sınav verdi. Ne önceki kredi ve destekler ne de son olarak açıklanan 500-750 lira kira yardımları hiçbir işe yaramıyor. Kimseyi rahatlatmıyor. Esnaf ve iş dünyası ile birlikte çalışanlar da kan ağlıyor. İşsizliğin gerçek rakamları bilinmiyor.

Hükümet son aldığı kararla pandemi sürecinde işten çıkarılmayı yasakladı. Doğrusunu ararsanız bu yasak işçinin aleyhine, işverenin avantajına bir hal oldu. İşveren, işten çıkarmayı planladığı işçiyi tek başına verdiği kararla ücretsiz izne ayırabiliyor. Ücretsiz izne ayrılan işçi tazminat talep edemiyor. Tekrar işine dönmesi, dönebilmesi çok düşük bir ihtimal olmasına rağmen tazminatsız aylarca bekliyor. İŞKUR’dan aldığı 1100 lira ile… Bununla geçinebilmesi mümkün değil. Öyleyse iş aramak zorunda. İş bulup girdiğinde ise tazminat hakkını tamamen kaybediyor.

Tabloyu okuyabilir musunuz?.. Yüzlerce, binlerce, on binlerce, yüz binlerce işçi, tazminatsız olarak ‘Ücretsiz izin’ altında işinden uzaklaştırıldı. Ortaya çıkan tabloyu da iki açıdan ele almak gerekiyor. Birincisi; hükümet, gerçekte işsiz kalan bu yüz binlerce işçiyi istatistiklerde çalışıyor gösteriyor. Böylece gerçek işsizlik rakamlarını gizlemiş oluyor. İkincisi; ‘işçiye iyilik’ adı altında bu yöntemle işçiye kötülük edildi. Tazminatsız ücretsiz izin, işveren için bulunmayan bir fırsat doğurdu. Halbuki tazminat alma hakkı saklı kalsaydı, işverenler bu kadar işçiyi ayıramazdı. Zira tazminatlarını karşılayamazdı.

Bugünden bir örnek verecek olursak şunu söyleyebiliriz. Bugün kısa çalışma ödeneği ve işten çıkarma yasağı Haziran 2021 sonuna kadar gidecek. Yani 7 ay daha var. Ücretsiz izne çıkarılan bir işçi 7 ay sonra işine ya dönecek veya tazminat isteyecek. Bu arada iş bulursa, tazminatı kaynayıp gidecek. İşsizliği daha düşük göstermek adına işçiye yapılan bu muamele çok ağır…

Türkiye, Korona sürecini insan sağlığı ve insana verdiği değer açısından iyi yönetti. Dünyanın neresinde olursa olsun vatandaşının peşine uçak gönderdi. Hastaneleri, sağlık kuruluşlarıyla dünyaya örnek teşkil etti. İçerde iş adamına, esnafına, sanatkarına sıra gelince yeterince destekleyemedi. Birinci dönem sunulan imkanlar idare etti… İkinci dönem ise perişan etti. İş adamı mağdur… Esnaf ve sanatkar mağdur… İşçi mağdur… Eğitim mağdur… Mağdur olmayan tek kesim devletten beslenen müteahhitler ile devletten maaş alan işçi ve memurlar…

Bir Korona hikayesinde bunları yazdık.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.