Hakimler ve savcılar kararnamesi çıktı.

Birçok hakim ve savcı yer değiştirdi.

Emniyet müdürlerinin kararnamesinin çıkması bekleniyor şu aralar.

O kararnameninde elinin kulağında olduğu bilgisi geliyor bizlere.

Öyle zannediyorum ki, Emniyet müdürleri kararnamesinden sonrada Valiler kararnamesi devreye girecek.

E hazır bu kadar kakar name çıkmışken, bir kararnamede Trabzon bürokrasisine çıkmalı diyorum.

Neden bunu diyorum biliyor musunuz?

Trabzon bürokrasisinde yıllarca görev yapan öyle daire müdürleri şu an var ki, mesleki heyecanlarını kaybettikleri gibi yönetimsel ve karar verme anlamında da zafiyet yaşadıklarına şahit olmaktayız.

Hele bürokrasi ile ilgili aldığımız bazı duyumlar var ki, o duyumlar adamı koltuktan edecek nitelikte olduğunu buradan rahatlıkla söyleyebilirim.

Ha görevini heyecan ve layıkıyla yapan bürokratlar yok mu derseniz?

Elbette ki var.

Zira onları tenzih ediyorum.

Onları bir kenara koyuyorum.

Ha diyeceksiniz ki neden isim vermiyorsunuz? Böyle yapmakla bütün bürokrasiyi töhmet altında bırakıyorsunuz!

Vallahi isim veriyorum, sonrasında ben mahkemelik oluyorum.

Şunu da belirteyim, ben bana gelen bilgilere inanıp onları teyit ettirdikten sonra, kim mahkemeye verirse versin, benim için hiçte önemli olmuyor!

Çünkü bizler kamu adına görev yapıyoruz.

Bundan dolayı da gidecek olduğumuz yargı karşısına boynumuz kıldan incedir diyerek, hakkımızda verilen her türlü karara saygı duymaktan başka yapacak bir şeyimizin olmadığının da idrakı içerisindeyiz.

Zamanı ve vakti gelince isim vermekten de asla imtina etmediğimi de herkes iyi bilir.

Şuan ben sadece şunu söyleyebilirim.

Bürokrasiyle ilgili bize gelen bilgiler mutlaka ilgili makamlar başta olmak üzere siyasi iradenin il ve ilçe yönetimlerine de gidiyordur.

Ya oralara giden bilgileri görmemezlikten ya da duymamazlıktan geliyorlar!

Ama bir gün gören ve duyan olur diye de umut etmiyor değilim.

DURUŞ ÖNEMLİ

Önemli olan puslu ve sisli havada tarafını belli etmektir.

Önemli olan tozun dumana karıştığı havada sahiplenmektir.

Önemli olan 360 derece dönen kılıcın baş aldığı yerde saf tutmaktır.

Önemli olan aman konuşursam aman tarafımı belli edersem kürkümden, köşkümden, koltuğumdan olur muyum demeden fikrini-zikrini söylemektir.

Bu bağlamda Bakan Danışmanı Mazhar Yıldırımhan ve Hasan Dilekoğlu’nun hakkını teslim etmek istiyorum.

Yıldırımhan ve Dilekoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yapılan saldırı başladığında öyle bir duruş sergilediler ki!

Başkaları gibi ‘Kaf Dağı’nın arkasına saklanayım aman ne olur ne olmaz’ demediler!

Başkaları gibi Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ın konuyla ilgili verecek olduğu tepkiyi beklemediler!

‘Bir şey yazar, bir şey söylersem altında kalır mıyım?’ diye hiç mi hiç düşünmediler.

Korkmadılar, yılmadılar, başımıza bir şey gelir diye de asla düşünmediler.

Adam gibi çıkıp yaratılmaya çalışılan o sisli-puslu havanın daha ilk dakikasından itibaren ‘biz bakanımızın yanındayız, biz bakanımızla sonuna kadar varız” dediler.

Kimse kusura kalmasın.

İki isim herkese;

İşte dava adamlığı böyle olur.

İşte yol arkadaşlığı böyle olur.

İşte kelle koltukta böyle sahiplenilir.

İKİ İSİMİN HAKKINI TESLİM EDELİM

Tabi Mazhar Yıldırımhan, Bakan Soylu’ya sosyal medya hesaplarından destek mesajları atınca, durumdan vazife çıkaran birileri de Yıldırımhan’ı FETÖcü olmakla suçlamaya başladılar.

Akıllarınca Mazhar Yıldırımhan’a bel altı vurmaya çalıştılar.

Yapmayın etmeyin.

Mazhar Yıldırımhan’ı yakınen tanıyanlardan birisiyim.

Her daim her defasında FETÖ terör örgütünün karşısında olmuştur.

Belki bilmeyenler olur, ben hatırlatayım, FETÖ terör örgütünde terör örgütü başına hiçbir zaman kendi içlerinde ismen hitap etmezler, edeni dışlarlar. O, baştaki kişiye hoca efendi diye hitap ederler.

Bakın bakalım Mazhar Yıldırımhan’ın paylaşımlarında hoca efendi kelimesini kullandığını görebilir misiniz?

Yıldırımhan’dan FETÖcü yaratmaya çalışanlar, boş yere zaman kaybedip hayal alemi peşinden gitmesinler!

Başka işlerle uğraşsınlar.

O aklı evvellere tavsiyem, 15 Temmuz darbesi gecesi fotoğraflarına bakmalarıdır, o fotoğraflarda, Yıldırımhan’ın darbeye nasıl karşı durduğunu, o dönemde neler söylediğini (gerçi hala söylüyor) görüp öyle fikir yürütseler bence daha vicdani hareket ederler.

DEĞİŞİM TAMAMDA, NE DEĞİŞTİ?

Bugün spora ara verip siyaset yazayım istedim.

Ve öyle yaptım.

Yine buradan devam etmek istiyorum.

Ak Parti il ve ilçe yönetimlerinin değişmesini çok önemsedim.

Diyeceksiniz ki önceki yönetimler kötü müydü?

Hayır elbette onlar görevde bulundukları süreç içerisinde en iyisin yapmaya çalıştılar.

Hatta başarılı oldular da diyebilirim.

Ama değişim şarttı.

Değişim kaçınılmazdı.

Nitekim şart olan değişim sonunda hayata geçirildi.

Yeni, yani yıpranmamış isimlerden oluşan il ve ilçe yönetimleri göreve getirildi.

Yaşanan bu değişim iktidar partisi tarafından Trabzon’a yeni bir heyecan, yeni bir umut getirdi.

Bizlerde sevinmiştik.

Artık Ak Parti’nin yönetimlerinde bulanan isimlerin olur olmaz şeylerle isimlerinin anılmayacağını bekliyorduk.

Açıkçası beklentimizde bu doğrultudaydı.

Neredeee?

Yeri gelmişken belirteyim, Ortahisar İlçe Başkanı Selahattin Çebi ekibiyle birlikte adeta İl Başkanı gibi çalışıyor.

Bırakın Ortahisar İlçesi’ni bir kenara, Trabzon ile ilgili sorunlar ve yatırımlar olsun, Çebi değinmediği ve elinin değmedi hiçbir şey bırakmıyor.

Çebi gece-gündüz demeden müthiş çalışıyor.

Bu da kamuoyu tarafından takdirle karşılanıyor.

İl yönetiminde üzülerek söylüyorum ki Çebi’nin gösterdiği performansı göremiyoruz.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya destek yönünde bile il yönetimin sesini bir türlü duyamadık.

Oysa ki çok duymak istedik.

Üstelik bir duruş da ortaya koyamadılar.

Hadi duruşlarından vazgeçtik koskoca yönetimden bir seste mi çıkmaz arkadaş?

Nedendir acaba?

Dost olarak şunu söyleyeyim, il yönetimi silik bir duruş sergileyip, silik bir görüntü veriyor. Böyle olması da Trabzon’a zarar veriyor.

Benden söylemesi!

Gerisi size kalmış bundan sonra…

TAKKE DÜŞTÜ KEL GÖRÜNDÜ

Kimin payına ne düşüyorsa alsın!

Diyorum ki, Soylu’nun yaşadığı bu 20 günlük süreçte, ses vermeyip, sessiz kalan ve pozisyon alan herkes samimiyetsizliklerini bir kez daha ortaya koyup, kendilerini arzı endam etmişlerdir!

O partiliydi bu partiliydi yi bir kenara. Kendi hemşehrimiz yahu kendi hemşehrimiz İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, “Boğazına tasma takacağım” sözlerine bile cevap vermekte aciz kaldınız. Susup sinsice beklemeyi tercih ettiniz, hiç kimseyi ayırt etmeden, diyorum ki herkes sınıfta kalmıştır!

Sakın durumdan vazife çıkarmaya çalışmayınız!

Çünkü “Takkeler düştü keller göründü!”

Durum bu vaziyetteyken, dedik ya sinsice bekleyenler, Çarşamba günü Cumhurbaşkanı’nın Süleyman Soylu’yu desteklemesinden sonra yaptıkları paylaşımlar ve destek açıklamaları içimizi daha çok acıttı!!!

Halbuki yaptıkları o paylaşımların anlam taşımadığını, taşıyamayacağını bizden daha iyi o paylaşımları yapanlar biliyordur.

Bakın Trabzon olarak, birkaç kişinin dışında hemşehrimiz İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu sahiplenip destek olunmadı ama Trabzon’un yapamadığını, diğer illerimiz fazlasıyla yaptı.

Yurdun her tarafında yazılıp asılan pankartlarla Soylu’ya müthiş destek geldi.

Neler yazılmadı ki o destek pankartlarında?

Ben de o pankartların bazılarını sizlerle paylamak istedim.

Son söz, Ankara-Trabzon siyasetini bana göre yeniden gözden geçirip, yeniden dizayn etmelidir.

HEPSİ BİRER DEĞER AMA;

Trabzon’da hiçbir şey gizli kalmıyor.

Hele de bu siyasette olursa yapılan, edilenin yaygarası çok daha çabuk yapılıp duyuluyor.

Neler konuşulmuyor ki?

Sinop’ta ihale kaybedildikten sonra asılsız ihbar yapanlar mı?

Vergi dairesinde ifade verenleri mi?

Bulunduğu konumla kendisine imtiyaz sağlayıp, atıp tutanımı?

Neler neler konuşuluyor?

Buradan Ak Parti İl Başkanı Sezgin Mumcu’ya çağrı yapıyorum.

Yönetim kurulunda çok çok değerli isimler ve siyasetçiler var.

Çok değerli iş adamları da bulunuyor.

Söylediğim bu değerlerin hepsi Trabzon’umuz için bir değer, bir şanstır.

Amma velakin bu değerlerin arasında sıkıntılı olanlarında olduğu söyleniyor.

Aman bu gibi insanlarla herkesin umut ve önyargısız baktığı yönetim kurulunun yıpranmasına müsaade etme!

Ben inanıyorum ki, belki sizler bir şey kaybetmeyebilirsiniz ama hal böyle olursa, Trabzon çok şey kaybeder, bunun önlemini almazsanız!

İYİ Kİ VARSIN DAVUT HOCAM

İskenderpaşa Camii’ne giden herkesin bir şekilde Davut Süer hocamızla yolu kesişmiştir ya da kesişir.

Süer hocamızı burada uzun uzadıya anlatmaya kalksam belki de sütunlarımız yetmez.

Hocalığının yanında Davut Süer hocamızın bir de futbol tutkusu vardır.

Elinden geldiğince Trabzonspor ve özellikle Hekimoğlu FK’nın maçlarını kaçırmamaya çalışır!

O nedenle futbol ile zaman zaman güzel hoş esprileri olur hocamızın.

Hekimoğlu FK’nın maçı olduğu gün, hocamızla bir mevlitte buluştuk, Hekimoğlu’nun neden kaybettiğini sordum kendisine?

Davut Hocamızın verdiği cevap, “Ben Hekimoğlu’na kazanması yönünde doksan dakikalık dua etmiştim, 91. dakikayı hesaba katmamıştık”

Sen çok yaşa hemi hocam.

İyi ki seni tanımışız.

İyi ki senin gibi din hocalarımız var.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.