“İstifa edeceksin bunun başka çaresi yok”

Bu söz bir zamanlar Trabzon’un en çok sevilen bürokratına söylenmişti bağlı olduğu bakanlığın müsteşarı tarafından.

O dönem o bürokratımızın müthiş bir rüzgârı vardı camiasında.

Sadece camiasında mı?

Tabi ki hayır?

Bırakın bağlı olduğu kurumu, Trabzon’un genelinde yediden yetmişe herkes kendisini seviyor sayıyordu.

Zira kendisi de, gösterilen sevgi ve saygıya layık olmaya çalışıyordu.

Her nedense müsteşarı, o herkes tarafından sevilen bürokrata kafayı takmış, ısrarla istifa etmesini istiyordu.

Müsteşar istifa istiyor, bürokrat ise müsteşara karşı direniyordu.

Ankara’yı istifasını durdurmak için adeta su yolu yapmıştı.

Müsteşarın kapısından her içeri girdiğinde, müsteşar, yüzüne bile bakmadan, direkt kendisine ‘İstifa etmelisin’ diyordu.

Sonunda müsteşarın dediği oldu.

O sevilen bürokrat görevinden alındı ve sonrasında da Trabzon’u terki diyar etti.

Buradan nereye geleceğim?

Evet, Ağamınoğlu sana sesleniyorum, ”Zatı alinizin başka çaresi yok istifa etmelisin”

Bak çok sevilen takdir edilen o bürokrat bile istenen istifanın karşısında durup direnemedi, sonunda pes etmek zorunda kaldı.

Senin de bu saatten sonra direnecek ne gücün kaldı nede takatin?

Camia, taraftarlar senin üzerindeki denklemi geçte olsa çözmeyi başarabildiler!

BİN DEREDEN SU GETİRSEN ARINAMASIN!

Ağamınoğlu diyoruz, Ağam diyoruz.

Neredeyse her yazımızda bu olgulara vurgu yapıyoruz.

E Ağamınoğlu’nun da morale motivasyona ihtiyacı vardır diyerek.

Ağama Yıldız Tilbe’den, yaptığı transferler için şu şarkıyı hediye ediyorum.

Bin dereden su getirsem arınamazsın

Sussam olmaz konuşsam duymaz anlamazsın

Sevmekle hakkından gelmek mümkün mü söyle

Sana bir canım kaldı verirsem rahatlar mısın?

Diyordu ya Ağam!

Djaniny’yi 3-4 hafta bekleyin!

Diyordu ya Ağam!

Baker frikikçi diye!

Diyordu ya Ağam!

Hala menajerler üzerinden vurmaya çalışıyorlar!

Diyordu ya Ağam!

Yüzde doksan transferlerde başarılıyız!

Ne dersen de Ağamınoğlu?

Dedim ya bin dereden su getirsen de arınamazsın!

Senin her yaptığın transfer başarısızdır?

Ve en önemlisi, bu transferlerin nasıl yapıldığını net bir şekilde açıklamadıktan sonra hepsi şaibelidir!

Nokta!

NE DEMEK İSTEDİ AĞAMINOĞLU?

Net ve açık “Her mevkiye oyuncu bakıyoruz”

Kim diyor bunu?

Trabzonspor teknik direktörü…

Vay anasını be hocanın demesine göre ortada ne takım var ne de edevat?

Yıllardır bu mesleğin içerisindeyim, İlk kez bir teknik direktörün ağzından “Her mevkiye oyuncu bakıyoruz” sözünü duyuyorum.

Transferde Trabzonspor’un geldiği noktaya bir bakar mısınız?

Ah Ağamınoğlu,her şeyi eline yüzüne gözüne bulaştırdın maalesef!

Ağamınoğlu’na merakımdan soruyorum, hocanın bu açık ve net söylemine cevabın acaba ne olur?

Ya da ne olacaktır?

Seni bilmem ama hocanın söyleminden benim anladığım kadarıyla yaptığın bütün transferlerin güme gittiğidir.

Yani fasa-fiso olduğudur!

Ah benim Ağamınoğlu?

Bak futboldan anlayan ve oynatan adam, senin alıp yere göğe sığdıramadığın oyuncularının kendi oyun mantalitesince bir işe yaramayacağını nasıl net bir şekilde ortaya koydu?

Hani ya yaptığın transferle in hepsi bomba gibiydi?

Ah benim Ağamınoğlu, oyuncu alırken dinlemedin kimseyi?

Neden tek başına yaptın o kadar transferi?

Ahan sonuç ortada!

Yazık günah değil mi Ağamınoğlu?

Bir sente muhtaç olan Trabzonspor’un senin kibrin ve egon yüzünden çuvallar dolusu milyon Euroları göz göre göre uçup gitti!

O nedenle sesleniyorum sana Ağam, kimseler duymadan hiç ses çıkarmadan usulca süzül ve git!

GEÇ OLDU AMA…

Pereira gidiyormuş!

Sosyal medya hesabından veda yazısı yazmış!

Ben taa kendisiyle ilgili sözleşme uzatılmadan yazmıştım, ‘Pereira ile sözleşme yapmayın bırakın gitsin’ diye…

Çünkü Pereira futbolda yolun sonuna bırakın gelmeyi yolun sonunu çoktan geçmişti.

Oynadığı maçlara iyi bir bakıp inceleyin, Pereira sahada top oynamadan çok tribün şov yapıyordu!

Neyse ki, sonunda Pereira ile yol ayrımına gelindi.

İyi de oldu.

Yine de Pereira’nın verdiği hizmetten dolayı kendisine teşekkür ediyoruz.

ÖKÜZÜN ALTINDA BUZAĞI ARAMA?

Bak Topaç kardeş!

Hiç evirmeden, çevirmeden direk sana yazıyorum.

Seni iyi tanımam ve de bilmem…

Tanımak ve bilmek zorunda da değilim.

Ama yine de senle bir iki kez telefonla görüşmüşlüğümüz olmuştu, arkadaş ve dostlarımız sayesinde.

O kadar.

Buraya kadar olan kısma herhalde itirazın olamaz.

Benim ise senin bizim hakkımızda verdiğin fetvaya sonuna kadar itirazım var!

Bak Topaç kardeş!

Bugüne kadar yazdıklarımızın ve söylediklerimizin hep arkasında olmuşuzdur.

Destek olduklarımızın da bedeli ne olursa olsun yanında olmuşuzdur.

İkili oynamayıp, ayak oyunu yapmamışızdır.

Hele hele ona başka, buna başka konuşup yön ve yol tayini içerisinde asla olmamışızdır.

Bak Topaç kardeş!

Biz destek olduğumuz insanların treninin gitmesine vesile olurken.

Sen o zamanlar karşı trene binip öyle yolculuk yapmayı tercih etmiştin!

Biz o destek olduğumuz arkadaşlarımız yüzünden birileri tarafından tehditlere maruz kalırken, sen o dönemlerde bizleri tehdit edenlerle birlikte aynı safta koşmaya çalıştın!

Bak Topaç kardeş!

Biz çıktığımız yolda kendimize dava edindiğimiz minberde, pilavdan dönenin kaşığı kırılsın derken.

Sorarım sana sen Topaç kardeş hangi davayı güdüyordun?

Bak Topaç kardeş!

Hayatta selvi ağacı gibi hiçbir zaman yalpalamadık!

Ve kavak ağacı gibi eğilip bükülmedik!

Hep ip gibi olup dik durmaya çalıştık.

Tabi ki böyle olmamızın bedellerini de ağır ödedik!

Soruyorum sana Topaç kardeş, gerçi yaşça da bizden çok küçüksün, bu zamana kadar neyin bedelini ödemişsin?

Bak Topaç kardeş!

Ona ayrı, buna ayrı konuşmadık, konuşmayız.

‘Onu idare edeyim, bunu idare edeyim’ demedik, demeyiz!

Acaba sen de bu yolda mısın?

Bak Topaç kardeş.

Olmadan oldum havasına girme!

Kendini bir şey zannetme?

Bir şey bilmeden, biliyorum deme!

Hele de öküzün altında buzağı aramaya kalkma!

Aynanın karşısına geç azıcık aynayla bir yüzleş!

Sana bunlar bir ağabey tavsiyesi olsun.

Hani  derler ya, bilmem onun hatırı yoksa sahibinin hatırı vardır diye.

Aynen öyle sevgili topaç kardeşim, o hatıra binaen yazımı burada noktalıyorum.

VERİN ARTIK!

Adam gol atıyor sevinmiyor!

Adam asist yapıyor yine sevinmiyor!

Takımı galip geliyor adam yine sevinmiyor!

Demek ki adamda bir sıkıntı var!

Demek ki adam problemli.

Nwakaeme’den bahsediyorum.

Teknik ekip bu oyuncuyu karşılarına alıp mutlaka onunla konuşmalıdır.

Canı İstedi diye, zevki geldi diye, oynayacaksa, çok daha Nwakaeme bekleriz oynasın diye.

Hatırlayın, Sosa da geldiği zamanlar problemliydi!

Canı istediği zaman oynuyordu!

Ne zaman kendisine kaptanlık verildi, Sosa değişti.

Her zaman diyorum, Nwakaeme’nin sorumluluk alması için kendisine kaptanlık verilmedir.

Yoksa Nwakaeme hep sorun olacaktır.

Verin kaptanlığı Nwakaeme’ye sonrasında kahvenizi alıp geçin Nwakaeme’nin karşısına, sonrasında da zevkle izleyin kendisini.

DAHA NE YAPACAKLAR?

Abdulkadirler, Serkan, Hüseyin derken, kafamıza birde Uğurcan bela oldu!

Yahu arkadaş sen neyin peşindesin?

Yahu arkadaş senin derdin nedir?

Yahu arkadaş senin için daha ne yapılacak?

Kaleyse sıkıntı, kale verildi.

Paraysa sorun, paran verildi…

Kaptanlıksa, o da yerine getirildi!

Peki, güzel kardeşim zorun ne?

Diğer yerli oyuncularımıza sahip çıkmaya uğraşırken, bir de seninle uğraşmayalım!

Gitmek istiyorsan!

Ben burada kalmak istemiyorum diyorsan!

Çık yönetimin karşısına adam gibi söyle.

Sahada yaptığın her şey hepimizin gözüne batıyor.

Haberin olsun

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.