Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu Genel Kurulu’nu geçen hafta gerçekleştirmişti.

Üç adayın yarıştığı listelerde seçimi yine mevcut başkan Bendevi Palandöken kazandı...

Biz işin burasında değiliz.

Biz işin Trabzon tarafına bakıyoruz.

Bakmak zorundayız da!

Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu seçiminden sonra seçime, Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Muharrem Karabacak’ın listesinden giren Trabzon Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Metin Kara, kaybettikleri seçimden sonra bakın kamuoyuna nasıl bir açıklama yapmış?

Hemen belirteyim, Kara başkanın yaptığı açıklamayı kesit kesit vererek hem sizlerle paylaşmış olacağım hem de kesit kesit verdiğim bölümlere yorum getireceğim..

Kara başkan… Bugün Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu’nun seçimli genel kurulunu gerçekleştirdik. Seçim sonuçları her ne kadar bizleri mutlu etmese de içimizdeki huzuru da asla bozmadı. Dik durduk, dostluk kurduk, gönüllere girdik çünkü bu güzide teşkilat bunu sonuna kadar hak etti.

Kara başkanın sözlerine yorum getiriyorum; Bell iki Kara başkan hedefi büyütmüş, hedefi büyütmeyle birlikte huzuru da Ankara’da bulmuş. Allah huzurunu bozmasın!

Artık görülüyor ki Trabzon Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığı, Kara başkanı daha tatmin etmiyor! Vites büyüttü… Ne biliyim ki bundan sonra geri dönüşü olsun!

Ankara’da dik durduğunu söyleyen Kara başkan, orada dostluk kurup gönülleri de fethettiğini belirtiyor. Kara başkana şunu sormak lazım, Trabzon esnaf ve sanatkarları dahil diğer oda başkanlarıyla neden dostluk kurmada zorluk çekersin? Neden bir fındık kabuğunu doldurmayacak sorunlardan dolayı onlara kin güdersin? Neden onların gönüllerine giremezsin. Gerçi gönüllerine girmek istemediğin için o gönül köprüsünü de kuramıyorsun ya…

Kara başkan… 4 aydır il il, ilçe ilçe Türkiye’nin dört bir bucağını Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanımız, TESK Genel Başkan Adayımız Muharrem KARABACAK ve kıymetli yol arkadaşlarımızla arşınladık. İstisnasız gittiğimiz her yerde esnaf ve sanatkarımızın sorunlarını analiz ettik ve bu sorunları ortadan kaldırmak için çözüm önerilerimizi sunduk. Esnaf ve sanatkarımız zor durumdaysa bunun en büyük nedeninin TESK’in verimsiz yönetiminden kaynaklandığını delegelerimizin ağzından dinledik.

Kara başkanın sözlerine yorum yapıyorum…. Ey gidi Kara başkan, 4 aydır il il, ilçe ilçe gezdiğini vurguluyorsun ya merakımdan soruyorum; Trabzon esnaf ve sanatkarlarını hiç aralıksız dört ay gezdin mi? Hiç onların dertlerini dinledin mi? Sorunlarını ortadan kaldırmak için çözüm önerileri onlara sundurdun mu? Ve diyorsun ki esnaf ve sanatkarlar zor durumdaysa bu TESK’in verimsiz yönetiminden kaynaklanıyor… Ey gidi Kara başkan size bağlı Trabzon esnaf ve sanatkarları size göre iyi durumdalar mı? Sizin yönetiminiz çok mu verimli?  Bak ne dinliyor esnaf ve sanatkarlarınız? …

Bir gün ümit veriyorsun

Sonra gülüp kaçıyorsun

Sen beni öldürüyorsun, ah

Unuttun beni zalim, unuttun beni zalim

Unuttun beni zalim, unuttun beni zalim

Kara başkan… Evet bazen seçim sonuçları istediğin gibi olmaz ve bugün de olmadı. Lakin biz hiçbir delegemize küsmedik, kırılmadık. Çünkü biz gönüllere girmeyi, dostluk kurmayı kendimize ilke edindik. Dik durduk ve her ne olursa olsun kimseye de eğilmedik.

Kara başkanın sözlerine yorum yapıyorum… Kara başkan yukarda çok anlam yüklü sözler söyledi! seçim kaybettik ama lakin hiçbir delegemize küsmedik, peki sayın kara başkan buna ne dersiniz? Bir önceki Trabzon’da yapılan seçimde, karşınızda aday olan ve o adaya oy veren delegelere seçimi kazanmanıza rağmen neden küstünüz, neden onlardan selam sabahı kestiniz? Oh ne güzel, “mahallede ambar Mehmet, kapıya gelince Mehmet abi ne haber he.” Seninki de şimdi o misal… Evet devam ediyorum, sayın Kara başkan, biraz siyaset yapalım “dik dur eğilme, bu millet seninle!” öyle diyorsun ya “dik durduk eğilmedik!”

 

Kara başkan… Bu güzide teşkilatın ve kıymetli delegelerinin üstünde demokrasiye gölge düşürecek hiçbir güç olmadığını biliyoruz. Lakin delegeleri tehdit ederek, maddi anlamda zor durumda olan odalar birliklerimizi parasal konularla korkutarak etki altında bırakan TESK yönetimine de asla ama asla taviz vermemek için bugün delegelerimize bir fırsat sunduk. Sunduğumuz bu fırsatın esnaf ve sanatkarımız için en hayırlısı olacağını düşündük, lakin sözlerimin başında da bahsettiğim gibi sonuç istediğimiz gibi olmadı.

Kara başkanın sözlerine yorum yapıyorum… Heyt be yürü kim tutar seni? Kara başkan restini çekti. Biz diyor tehditten mehdithen anlamayız. Ey gidi Kara başkan, senin seçiminde karşında olan odalara sen ne yaptın, onları sonra nasıl bir uygulamaya maruz bıraktın? TESK’in maddi olarak zor durumda olan odaları parasal yönden korkuttuklarını söylüyorsun, Ya zatıalinizin bir odaya yaptığını nereye koymalıyız, bak şimdi yeri geldi yazıyorum, bir oda başkanına kendisinden önceki oda başkanından kalan borcu için seçimde sizin yanınızda olmadığından dolayı ‘üç gün içerisinde borcunuzu ödeyin’ ihbarını göndermiştiniz, o gönderdiğiniz ihbarı  hadi sen gel de bir yere koy bakalım nereye koyacaksın? Ey gidi Kara başkan, bak Ali Seven ne diyor?

Yıllar önce açılmıştı aramız
Yine bugün hatırıma sen geldin
Kabuk tutmuş küllenmişti yaramız
Yine bugün hatırıma sen geldin
Kabuk tutmuş küllenmişti yaramız
Yine bugün hatırıma sen geldin

Ayrılık treni gelip geçerken
Sevda dağlarını delip geçerken
Herkes kendi sine bir yar seçerken
Yine bugün hatırıma sen geldin

Sahi bugün hatırıma sen geldin ve bunları yazdım...

Senin de ayrılık trenine binmenin zamanı çok dan geldi de geçti!

Ha…Ayrılık trenine ben bindirmiyorum Ali Seven bindiriyor!

Kara başkan… Bilinmesini isterim ki biz tehditten, eğilip bükülmekten, maddi konularla delegeleri etki altında bırakmaktan anlamayız. Her ne olursa olsun doğru bildiğimiz yolda emin adımlarla yürümeye devam edeceğiz. Bu vesileyle bugün seçime katılan her delegemize teşekkürü borç bilirim. Selamlaşamadığım herkese selamlarımı iletiyorum. Sonsuz saygılarımı sunuyorum. Bu teşkilatın kimsenin babasının malı olmadığını gördük, ilerleyen zamanda da göreceğiz. Tekrardan bu süreçte yanımızda olan, olmayan herkese şükranlarımı sunuyorum. Sağlıkla kalın.

Kara başkanın sözlerine yorum yapıyorum… Ve finali yaptı Kara başkan… Der ki eğilip bükülmeyiz, eyvallah burada katılıyorum kendisine, maddi konulardaki söylemine katılmıyorum sayın Kara başkanın, Daha düne kadar Esnaf ve Sanatkarlar Odası’ndan kimlere kredi verdiğini veya verdirttiğini Trabzon’da bilmeyen var mıdır? Burada kendisiyle tezat düştü sayın başkan, bu bölümü düzeltmeli! Son olarak bu teşkilat kimsenin babasının malı değil der Kara başkan, ben de kendisine derim ki, yerden göğe kadar haklısın sayın başkan, Doğrudur oturduğunuz koltuklar kimsenin babasının malı değildir. Neden o koltukları o koltuklarda oturanlar bırakmak istemezler? niye odalarda üç-dört dönem başkanlık yaparlar?  Sen de sağlıkla kal Kara başkan….

CANKO ABİNİN TRABZONSPOR YORUMU

Her Pazar günü Söğütlü Fatih Camii’nin çay ocağında Zeki Hayırlıoğlu, İrfan Kani Bayram (namı değer Canko) ve Hacı Zeki Bayram ile bir saate yakın Trabzonspor sohbeti yaparız.

Hemen belirteyim üçü de sıkı bir Trabzonsporludur.

Ancak hakkını teslim etmem gerek, en sıkı olanı da Canko abimizdir.

Yaptığımız bu sohbetlerde Canko abimiz bizleri zaman zaman 70’li yılara da götürür.

Yani Trabzonspor’un efsane olarak Türk futboluna adını yazdırdığı yıllardır 70’li yıllar.

Her zaman olduğu gibi pazar günü Canko abi ve iki hacı Zeki ile birlikte Kayserispor maçının yorumunu yaptık.

Az daha unutuyordum, Muhlis Demir hoca da yanımızdaydı…

Çaylarımızı yudumlarken bir taraftan da Canko abiye kulak veriyorduk.

Sohbetteki en büyük sıkıntımız Canko abinin yoruma başladığındaki durumumuzdur.

Canko abiden topu alana aşk olsun!

Pazar günü baktık ki Canko abi yine topu bize vermeyecek, hemencecik orada çok çabuk bir şekilde Necmi Perekli ile telefon bağlantısı yaptık.

Bu vesileyle de Canko abinin nefes almasını sağlamış olduk!

Necmi abiyle telefonda yaptığımız sohbetimiz bittikten sonra, Canko abi Abdullah hocanın oynattığı veya oynatmaya çalıştığı oyunu beğenmediğini söyledi.

Canko abi masaya bombayı bıraktı! Hadi gelin çıkın bakalım şimdi işin içerisinden!

Kendisine, “Hayırdır neden beğenmiyorsun Trabzonspor’un oynadığı futbolu ya da Abdullah hocayı?” dedik...

“Kardeşim sizlere soruyorum Trabzonspor ne oynuyor, oynadığı oyunun adı nedir? Hadi bana cevap verin?”

Canko abinin söylemleri karşısında herkes bir anda sus pus oldu!

Herkes susunca yine söze Canko abi girdi “Ne oldu bir şey diyemediniz, çünkü siz de Trabzonspor’un oynadığı oyundan bir şey anlamıyorsunuz. Kardeşim ben dediğim gibi 70’li yıllardan beri Trabzonspor’u takip ederim, Abdullah hoca kadar olmasa da biraz futboldan anlarım. Abdullah hoca geldiğinden beri Trabzonspor şu maçta şöyle oynadı, böyle yaptı dediğiniz kaç maç bana gösterirsiniz? Adama tanınan imkan, adama tanınan kredi soruyorum size hangi teknik adama tanınmıştır?”

Dedik ya Canko abi söze başladı mı mevlam kayıra bizleri…

Devam etti Canko abi, “Ahan Muhlis hoca top oynadı o bile bir yorum yapamıyor. Ancak biraz sabır gösterelim iyi olacak diyor. Kardeşim 15 oyuncu alınmış, daha neyi bekleyeceğiz. Muhlis hoca Söğütlü durağında Hacı Zeki Hayırlıoğlu ile beklesin, beklesinler bakalım ne görecekler?”

Bir anda söze Hacı Zeki Bayram girmek istedi ama nerede Canko abi amca oğluna peş vermemek için sözüne bir türlü nokta koymuyor.

Baktık ki iş bitmeyecek, uzayacak bendeniz arkadaşlar devamını bir dahaki pazara bırakalım diyerek çaylarımızdan son yudumları alarak Söğütlü Fatih Camii’nin çay ocağından ayrıldık.

Ben buradan çağrımı yapıyorum, futbolu kitabın ortasından dinlemek istiyorsanız, sizlere Canko abinin sohbetini Pazar günleri sakın kaçırmayın derim…

Canko abi bir saate yakın konuşuyor ama masamızdan simidi, pideyi, kaşarı, zeytini de eksik etmiyor.

Sorarım hacı Zekilere, Canko abi bizlere daha ne yapsın?

Efendim bütün dostları bekleriz….

Dip not; Çaylarımız Hacı Zekiden, kaşar simit zeytin pidemizde Canko abiden…

BUNDAN SONRA İŞ USTADADIR

Trabzonspor son iki haftayı geriden gelerek çevirmeyi başardı.

Bana göre bu önemli bir başarı.

Hani zaman zaman örnek verilen bir sözdür, “Kedi her zaman pilav yemez” ya da “çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncüde sıçrayamaz”

Korkumuz o ki böyle gitmesi halinde sonunda yukardaki sözlere muhatap kalmasıdır Trabzonspor’un.

Abdullah Avcı’nın elinde geniş bir kadro var.

Bu kadronun iyi kullanılması halinde Trabzonspor’un ligde yenemeyeceği takım yoktur.

Yeter ki hoca oyuncu tercihlerinde hata yapmasın.

Oynanan maçlarda çıkan ve giren oyunculara bakıyoruz, hepsi liglerde rahatlıkla forma giyecek oyunculardır. Yani demem o ki bu Trabzonspor için büyük bir avantajdır.

Kısacası Trabzonspor’da un var, şeker var, yağ var, bu ürünlerden süper helva yapacak olan da Abdullah Avcı’dır.

İş bundan sonra ustadır.

Şuan yapılan helvadan kimse tat ve zevk almıyor…

Helvanın ya şekeri az, ya da yağı...

Abdullah hocaya duyurulur…

HADSİZLİK VE DENSİZLİK OLUR

Doğrudur Uğurcan kötü oynuyor...

Doğrudur Uğurcan maça iyi konsantre olamıyor.

Doğrudur Uğurcan’ın aklı fikri başka yerlerde.

Doğrudur Uğurcan kendisine verilen ücreti beğenmiyor olabilir.

Doğrudur Uğurcan’ın başka problemleri de olabilir.

Doğrudur Uğurcan geçen sezon gibi lige kötü başladı.

Doğrudur Uğurcan’ın belki Avrupa’ya transfer beklentisi vardı.

Ancak ama ancak Uğurcan’ı eleştirmek, Uğurcan’ı tukaka yapmak  hadsizliğin, densizliğin dik alası olur.

Hele de ‘Uğurcan takımına ihanet ediyor’ diye algı yaratmak! Sözün bittiği yerdir.

Yahu arkadaşlar 38 yıl sonra gelen şampiyonlukta en büyük pay sahibi olan kimdi?

Geçen sezon Uğurcan olmasaydı, Trabzonspor ligi birinci bitirebilir miydi?

Unutulmamalıdır futbol bu, zaman zaman kötü oyun oynama kredisi her futbolcunun vardır olmalıdır da…

Uğurcan konusunda işi fazla büyütmemenizi tavsiye ederim…

Biliyorsunuz kaçan balık büyük olur, bu büyük balığı kaçırmayalım, velev ki Uğurcan gitti, kale kime kalır ya da kaleyi kime teslim edersiniz?

Haydeyin bana bir isim söyleyin…