Kaosa kalkan ellerden sonra yönetim kuruluna şöyle bir bakıverdim.

Yani yönetim kurulunun fotoğrafını büyütüp tek tek herkesi inceledim!

Hani ya Birlikten beraberlikten bahsediyorlar ya!

Hani ya ‘Yanyana’ güzellemeleri yapıyorlar ya. Camiaya “aynı dağın yeliyiz” diyorlar ya.

Ama bir kaosa kalkan ellere bir de fotoğrafa baktığımda kendi içlerinde paramparça! Dağılmış olduklarını görmemek için herhalde kör olmanız gerekmektedir…

Kim kiminle beraber belli değil!

Bir gün öyleler, bir gün böyleler!

Birbirlerinin arkasından atıp tutmayan neredeyse bir- iki kişi bile bulamazsınız yönetimin içerisinde!

Açıkça herkes birbirinin arkasından konuşuyor.

Bu kulüp uzun bir süre sonra ilk kez böyle!

Kısa ve net kulüp yönetilemiyor!

Neden yönetilmediğini zaman zaman bu köşemden sizlere yazdım aktardım…

Çok değil daha geçen haftaydı.

Abdullah Avcı’nın Parmak’ı kadro dışı bırakması kararını yönetimde oylatan!

O oylamaya kadar her tarafı yangın yerine çeviren.

Yereldeki bazı gazeteci arkadaşlarımızı arayıp “Hocaya niye sahip çıkıp duruyorsunuz! Arkamızda durun. Hocaya sahip çıkmayın” diyen.

Hocanın kararını oylatma uğruna Asbaşkan ve kulübün ikinci başkanını yok sayıp kendince kenara atan.

Sonra o oylamada yenilen.

Sonrası mı? Sonrası kocaman bir kaos!

Kendi kendimize herhalde bu kaostan sonra bırakın iplerin kopmasını gemi zincirine bile vursanız yönetim kurulu tutmaz derken, nasıl oldu ise sanki bunlar hiç olmamış gibi Abdullah Avcı’ya ‘Parmak’ gösteren, Ertuğrul Doğan ile bu olay nedeniyle ipleri kopartan Sayın Başkan, ikisiyle bir araya gelerek fotoğraf verdi?

Düşünebiliyor musunuz fotoğraf verilen masanın bir ayağında hocayı oylatan, diğer bir ayağında hocanın oylatmasına karşın başkanını oylamada yenen ve diğer ayağını da oylanan oluşturmakta!

Yani masa üç ayak üzerine kurulmuş!

Masanın dördüncü ayağı Asbaşkan masaya davet edilmemiş!

Sorarım size bu masanın ayakta kalması mümkün olabilir mi?

Bu masada samimi ve güven veren bir yakınlaşma birliktelik-bütünlük olur mu?

Bu masada koyulan hedefe ulaşabilir mi?

Bu masa bundan sonra Trabzonspor’u taşıyabilir mi?

Üç ayaklı bir masanın ayakta kalıp yol alması mümkün müdür?

Ve yalandan yere birliktelik ve bütünlük adına verilen o fotoğrafta kulübün asbaşkanı neden yoktu?

Ve o masada asbaşkan olmadan yeni sezon planlaması mı yapılmaya çalışılıyor?

Ağaoğlu, Abdullah Avcı’yı oylama öncesi yaptığı hitliği, üç kişiyle yaptığı toplantıda yapıp Asbaşkanı o masaya davet etmedi!

 Şimdi Ağaoğlu’na sormak gerek;  O ki bu kadar güçlüsün eğer Asbaşkan yok ise resmi olarak da yok olsun!

Hadi o kadar güçlüysen madem Asbaşkan yok, madem Asbaşkan ile beraber olanları da sözüm ona adamdan saymıyorsunuz.

Madem her şeyi siz herkesten iyi biliyorsunuz;  gelin o zaman Haziran’da kongre yapın!

Yeni bir liste oluşturun!

Yeni sezona bu parçalanmış ve dağılmış bir yapıyla başlamayın.

Sizin kaybetmeniz önemli değil, kulüp kaybedecek!  Bizim Derdimiz o!

Demem o ki, siz o fotoğrafı vermekle bütün olmuyorsunuz. Çünkü camiada herkes neyin ne olduğunu senden benden iyi biliyordur.

Yani siz ancak ve ancak kendinizi kandırıyorsunuz, camiayı değil!

Bu dağılmışlık, bu parçalanmışlıkla da kulübe oldukça zarar veriyorsunuz!

Unutma sevgili başkan, sizin verdiğiniz zararı bugüne değin hiçbir başkan Trabzonspor’a vermemiştir!

Sizin yönettiğiniz gibi de hiçbir başkan kulübü yönetmemiştir!

AH ULAŞ’IM AH!

“Sıra sana da gelecek” dedim ya geçen ki yazımda.

Geldi Ulaş’ım geldi.

Peşinen söyleyeyim, Ulaş’ı severim. Ama o beni sevmez, belki itirazı olur buna, ben öyle biliyorum.

Bahsettiğim Ulaş Özdemir’dir.

Hani şimdilerde Trabzonspor Genel Müdür Yardımcısı.

Muharrem Usta zamanında başladı kulüpte işe Ulaş kardeşim.

Allah’ı var, hakkını burada teslim edeyim öncelikle, Trabzonspor’u medya anlamında iyi bir noktaya taşıdı.

Tek başına değil tabi canım ekürisi Can Karyağdı ile birlikte.

Ayrılmaz ikililerdir bizim Can ile. Sadece kulüpte değil dağlarda yaylalarda beraber geziyorlar.

Ara sıra benim kuzumla da yolları kesiştikleri olur dağlarda, kırlarda, yaylalarda. Ama dedikodusu olur diye, asla bir araya gelmedikleri gibi birbirlerine selam bile vermezler!

Neyse!!  Kendisiyle ilgili birkaç eleştiri yazısı yazmıştım. Gerçi ben değil Kuzum getirmişti o haberleri. Onun ağzından aktardık insanlara. Alınmıştı o zamanlar bize Ulaş’ım.

Niye alındın ki Ulaş’ım, kuzum da ekmek derdi peşinde, kuzum da yaşayacak. Ne o, senin yüzünden Kuzu’mu mu kesseydim?

Ah benim Ulaş’ım !

Ulaş işini bilir. Serhat Albayrak’ın prensidir. Babası Sadık Albayrak ile de arası çok iyidir. Trabzon’da Sabah’ın başındayken asıp kesiyordu.

Geçti Trabzonspor’a şimdi orada asıp kesiyor!

Personel alımları, personel çıkartılması işlerinde hatta yetki verilmesinde bile hep olayların içindedir.

Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; Ulaş’ın haberi olmamış Trabzonspor’da kuş uçmaz!

Ünal Karaman zamanında psikolog birinin işine son verilmişti, bu fırsatı kaçırmayan Ulaş’ım gitti Gümüşhaneli birini işe aldırdı.

Bu Ulaş’ım medya ekibine Ekin Uzunların kankası olan birini daha aldırmış.

Ah Ulaş’ım ah!

Sen neymişsin be?

Bu Ulaş’ım var ya bu Ulaş’ım karda yürür izini belli etmez cinsindendir, ayrıca kulübün genel Müdürü Sinan Zengin’in de kankasıdır.

Kankalıkları da Öyle böyle değillerdir haaa!

İşi bilir Ulaşım. Ulaş’a Sinan’ı ile kulüpte geçirdiği zaman yetmemiş olacak gitmiş Zengin ile aynı siteye taşınmış.

Gündüz yetmezmiş gibi geceleri de kankası Sinan’ıyla vakit geçiriyormuş.

Bu Ulaş’ım var ya bu Ulaş’ım!

Bir eli yağda bir eli balda olan Ulaş’ım!

Trabzonspor’dan sonra Turkuvaz’ın önemli bir yayın organının başına getirilecekmiş, şu an kulaktan kulağa yayılan dedikodu böylemeymiş!

Bak benim güzel kardeşim Ulaş’ım, hasetlik etmem, bilakis memnun olurum.

Ulan Adam nasipli doğmuş kardeşim. Gelmiş Gümüşhane’den Trabzon’a Allah yürü ya Ulaşım demiş, Ulaş’ım da yürüyüveriyormuş!

Çikolata düşkünlüğü olan ulaşıma, Yürü Ulaş’ım yürüüüü!

Kim tutar seni! Demekten başka yapacak bir şeyimiz olmadığını Ulaşım da bilir!

GEMİSİNİ BATIRAN KAPTAN!

Yazacak olduğum bu yazının bilgilerini çok önceden atmışlardı bana!

Yazmak istemedim!

Bana ne, adamın iş hayatıdır dedim!

Ama gelin görün ki Ağaoğlu’nun iş hayatındaki zig-zaglık Trabzonspor’a sirayet edince bende bu yazıyı yazmak zorunda kaldım!

Söz konusu Trabzonspor olunca bizler için gerisi teferruat olmaktadır.

Ahmet Ağaoğlu’nun kendi işi olan ‘gemicikleriyle’ alakalı bir durumu yazacağım.

Bakın Ahmet Ağaoğlu ne yapmış!

Ne yaptığını da twitter’da İlker Tosun yazmış.

Ben yazılana yorum bile yapmıyorum, ben yorumsuz atıyorum yazılanı buraya.

Yorumu sizler yapın!

Kendi gemisini batıranın Trabzonspor’a neler yaptığını da varın siz tahmin edin.

İşte İlker Tosun’un yazdıkları…

“Birleşik Krallık Ticaret Mahkemesi, 2013 yılında Umman'ın Masirah Adası açıklarında batan Atlantik Denizcilik Şirketi'ne ait M/V ATLANTIK CONFIDENCE adlı geminin, gemiye sonradan çıkan kaptan ve başmühendisin Ahmet Ağaoğlu'ndan aldığı talimat üzerine batırıldığına karar verdi. Mahkeme, hazırlanan Bilirkişi Raporları ile gemi mürettebatının şahitliğini göz önünde tutarak, geminin armatörü Ahmet Ağaoğlu'nun talimatıyla sonradan gemiye binen kaptan ve başmühendisin bilerek ve kasıtlı olarak gemide yangın çıkarıp geminin batmasına neden olduğuna karar verdi. Bilirkişi raporunda; 'Bu davadaki delillerin toplamını ve karşıt argümanlarını düşündükten sonra, başmühendisin ve kaptanın bilgisi ve anlaşması ile kasıtlı olarak makine dairesinde bir yangın çıkartıldığı ve kasıtlı olarak M/V Atlantik Confidence batırdı sonucuna vardım’ deniliyor.

 M/V Atlantik Confidence isimli geminin kaderi ve hikâyesi ile Trabzonspor'un kaderi ve hikâyesi ne kadar benzer değil mi?

Şu mahkeme bir de Trabzonspor'un geçen sene kaçırdığı (!!!) şampiyonluğu da bir incelese, bir bilirkişi atasa keşke!”

Korkum o ki, Trabzonspor’un akıbetinin de Ağaoğlu ile devam etmesi durumunda M/V Atlantik Confidence gemisinin durumuna dönmesinedir!

Olur mu, olur canım?
İnsanoğludur şaşar beşerdir!

DAYIMIN MIŞ’LI MUŞ’LU HİKAYELERİ

Ali Savaş dayım yine Ahmet Ağaoğlu ile ilgili mış’lı-muş’lu bir hikâye kaleme almış!

Ali dayım, Ağaoğlu’yla konuşmuşta, bazı şeyleri yazılmamak kaydıyla konuşup yazdığını, yazmadıklarını da anılarını bir gün yazarsa o zamana bıraktığını belirtmiş!

Ali dayım her zaman yaptığı gibi yazdığı yazının omurgasını düşürmüş, yazıyı öyle kaleme almış!

Hepimizin malumu bir zamanlar Ali dayımın Kartalı pardon Kargası vardı!

O Ali dayımın kargası hiçbir zaman burnunu olur olmaz işlerden çıkarmazdı.

Dayımın kargası gak dediği zaman Ali Dayım da Kargasına guk diyordu.

Allah için Kargası ile Ali dayım iyi anlaşıyordular.

Hemen burada belirteyim, karganın dilinden sadece Ali dayım anladığı için yazdıklarında hep mış’lı, muş’lu ifadeler kullanmıştır.

Şu an Ahmet Ağaoğlu ile yaptığı sohbetle ilgili yazısında da, net bir şey söylemiyor dayım, zira söylemediğini bizim Fiko da anlayıp dayıma sosyal medyasında ”Ali buba bir şey anlamadım” diye yazıverdi dayıma…

Kolay kolay kimse anlamaz Ali dayımın yazdıklarından!

Yeğenin bak ne diyor sana dayım?

Yazılarında net ol net dayım!

Mış’ları, muşları bırak bir kenara!
Kurban olsun yeğenin sana, önce yazdığın yazında da Ağaoğlu kadar kafamıza taş düşürmüştün. Ben de dayı taşı bırak bir tarafa, sen Bizler adına, sen Trabzonsporlular, sen hepimiz adına şu soruları sor dedik Ağaoğlu’na!

Ne o sormadın mı, ya da soramadın mı ?

O sor dediğimiz sorulardan bir haber yok mu benim güzel dayım!

Ne olur, azıcık horonu dik oyna!

Azıcık Trabzonspor’un yanında dur!

Ne olur güzeller güzeli dayım!

Dursan ne kaybedersin?

Bak kara tren gelmiş, düdüğünü çalıp seni bekliyor!

O nedenle ‘dik dur’ diyoruz güzel Ali dayım.

Anlıyoruz, Ahmet Ağaoğlu’na olan sevgin Trabzonspor sevgisinin önünde olabilir!

Bu senin kişisel bir sorunundur!

Buna bir şey demem, diyemem de!

Ancak, yeğeninin senden istediği tek şey bu mübarek ramazan ayında topu taca atmadan oyunu oynamandır!

Çok şey mi istedi bu yeğenin senden Ali dayım?

YENİ ADET!

Ne güzel işte!

Önceleri kimler transfer ediliyor, kimlerle görüşülüyor diye spor muhabirleri haber almak için göbekleri çatlıyordur!

Bugün ise alınacaklar ve görüşülen isimler yöneticiler tarafından kamuoyu önünde herkesle paylaşılmaya başlanıldı!

Bravo yönetim kuruluna!

Alkışlıyor ve kutluyoruz kendilerini!

Şeffaflık bu olsa gerek!

Eski köye yeni adet getirdiler!

Ve bundan dolayı da spor muhabirlerinin omuzlarındaki yükü almış oldular!

Helal, helal, helal diyoruz…

DEKONTLARI BEKLİYORUZ!

Dekont istemiştik!

Kimsede ses yok!

Neden yok acaba?

Acaba ceza yiyen yöneticiler yedikleri cezaları kulübe mi ödetmişler!

Ondan mıdır seslerinin çıkmaması!

Yoksa kınalı kuzumun söyledikleri sahiden doğru muydu ki, ayıp olmasın diye çıtlarını çıkarmıyorlar!

Dekontları bekliyoruz arkadaşlar.

Söz verdik sizlere, buradan ödediğiniz ceza dekontlarınızı yayınlayacağız diye.

Evet, beyler sizleri bekliyoruz!

Tekrardan da soruyoruz, yöneticilerin yedikleri cezaları. Ccezayı yiyen yöneticiler mi ödedi, yoksa kulübün kasasından mı verildi?

Soru bu kadar basit.

Cevabının da basit olacağını düşünüyorum!

Dipnot; Son anda yetkili bir isimle konuştum, ceza yiyen yöneticilerin çoğunun cezalarını ceplerinden ödediklerini, banka dekontlarını yayınlamamalarının nedenini ise kendileri açısından dekontların yayınlanmasının şık ve etik olmayacağını belirtti o yetkili isim bana… Kamuoyunun bilgisine…

KİMSE MERAKLANMASIN YAZACAĞIZ

Yazmayalım mı gardaşım!

Yaşananları dile getirmeyelim mi?

Yapılanları kamuoyunun gözler önüne sermeyelim mi?

Hadi siz söyleyin Ne yapalım gardaşım?

Trabzonspor’un hakkını hukukunu aramayalım mı?

Yapılan Yanlışlara dur demeyelim mi?

Sahi ne yapalım gardaşım!

Doğruları yazıyoruz!

O yazdırıyor deniliyor!

Ya da o birilerini adamı ondan yazıyor algısı yapılmaya çalışılıyor!

Şunu iyi bilin bugüne kadar Biz kimsenin adamı olmadık olmayız, öncelikle bunu biliniz!

Biz dün olduğu gibi bu günde Trabzonspor’un adamıyız!

Biz dün olduğu gibi bu günde Trabzonspor’un yanındayız, kişilerin değil!

Bilmeniz lazım ki, Kişiler bu gün var yarın yok.

 Trabzonspor her daim var, var olacaktır.

Var mı böyle bir dünya, yapılan yanlışları, yapılan hataları görmeyip, olup bitene alkış tutmak!

Veya helal olsun yapanlara deyip, onlara övgüler dizeceğiz, he öylemi bunumu istiyorsunuz?

Sizi bilmeyiz ama bizlerin böyle bir dünyası olamaz, olmamıştır da…

Yeri gelmişken sorarım sizlere, onun adamı o yazdırıyor diye işaret ettiğiniz o kişinin acaba Trabzonspor’da derdi nedir?

Bunu bilirmisiniz?

O kişinin tek derdi Trabzonspor’un bir kuruşunun heba edilmemesidir.

O kişinin tek derdi, Trabzonspor’un haklarının yenilmemesidir.

O kişinin tek derdi Trabzonspor’un layıkı ile yönetilmesidir.

O kişini tek derdi, Trabzonspor’da doğru işlerin yapılmasıdır, yanlış işlerin değil.

O kişinin tek derdi, Trabzonsporlu olduğu için Trabzonspor’un yarınlarını düşünmesidir.

O kişinin tek derdi, transferlerde hata yapılmamasıdır.

O kişinin tek derdi, menejerlere kulübü teslim etmemektir.

Falan filan..

Hani beni suçluyorsunuz ya o diyor yazıyor diye.

Peki, şimdi ben sorayım, sizlere…

Yazmayayım mı Ahmet Ağaoğlunun transferde yaptığı yanlışlarını?
Yazmayayım mı Ahmet Ağaoğlunu kulübü nasıl fütursuzca darma dağın ettiğini?

Yazmayayım mı Ahmet Ağaoğluun koskoca Trabzonspor’u egosuna kurban ettiğini?

Yazmayayım mı Ahmet Ağaoğlunun kulübü nasıl zarar uğrattığını?

Yazmayayım mı Ahmet Ağaolğnun teknik direktörünü oylattığını?

Yazmayayım mı Ahmet Ağaoğlunun yönetim içerisine nifak sokup, yönetimi ikiye böldüğünü?

Yazmayayım mı Ahmet Ağaolğnun gemilerini Trabzonspor sayesinde yürüttüğünü?

Yazmayayım mı Ahmet Ağaoğlunun kulübü nasıl bir menajere teslim ettiğini?

Yazmayayım mı Ahmet Ağaoğlunun kulübü kendi şirketi(İstediği) gibi yönettiğini?

Yazmayayım mı Ahmet Ağaoğlunun kimin parasını kimlere nasıl verdiğini?

Yazmayayım mı abiler?

Yazmayayım mı gardaşlar?

Yazmayayım mı Arkadaşlar?

Bunları yazınca her nedense birilerin adamı oluyoruz?

Sonuç olarak bizler yazmayalım, Ahmet Ağaoğlu atını istediği gibi kulübün içerisinde sürüversin he?

Yok, öyle bir dünya!

Sonuna kadar, son belgeye ulaşana kadar ve en önemlisi yapılan yanlışlar bitene kadar ve de kulübü maceraya sürükleyen Ağaoğlu gidene kadar, yazmaya devam

Kimse bundan dolayı da kusura kalmasın!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.