Trabzonspor camiası mutsuz ve huzursuz. Sezon başından beri gerek ligde gerekse Avrupa’da oynanan oyun ve sonuçlar tatmin edici olmaktan çok uzak. Gözle görünür bir kitle sorumlu olarak Abdullah Avcı’yı işaret ediyor, hatta daha da ileri giderek takımın geçen sezonun neredeyse yarısından bu yana iyi futbol oynamadığını iddia ediyor. 

Peki. Avcı gönderilsin, yerine nasıl biri getirilsin? Mesela geçen yıl takımını uzun yıllar sonra şampiyon yapmış bir teknik adam olur mu?  
Okuma yazma bilen herkes meramımızı anlamıştır. Geçen yıl takım açık ara şampiyon olurken görev başında Abdullah Avcı vardı. Rakiplerle puan farkı açıldıktan sonra takımın oynadığı (yani Avcı’nın oynattığı) futbol pek lezzetli gelmemiş olabilir. Ancak neticede maksat hâsıl oldu ve o tatsız tuzsuz futbolda kim bilir belki başka faktörler rol oynamıştır. Bu da bizim hüsnü kuruntumuz olsun.

“Takımda huzursuzluk var” şeklinde bir görüş dile getiriliyor. Doğru olduğunu varsayalım ve biraz yakından bakmaya çalışalım. Takım geçen sezon çok uzun bir hasrete son verdi. Kursağımızda bırakılan 2011’i saymazsak tam 38 yıl… Başkanından malzemecisine bu başarının bütün bileşenleri tabii ki çok özel insanlardı. Tabii ki futbolcular da. Sonra ne oldu? Camianın önemli bir kısmı “Kadro Avrupa için yetersiz. Transfer yapılmalı” diye koro halinde zikir ayinine başladılar. Ağzını açan en az dört-beş mevkiden bahsediyordu. Bu kadar özel bir başarının başrolündeki futbolcuların bu durum karşısında zil takıp oynamasını mı bekliyordunuz?
Her neyse. Bu kaotik ortamı yönetecek, hal yoluna koyacak olan yönetim ve teknik kadrodur. Bu ekip yakın geçmişte bu dirayeti göstermiş, rüştünü ispatlamıştır. Yine başarabilir, yeter ki camia da o dirayetin biraz yakınından geçsin. 

Rakiplerden örnek vermekten pek hoşlanmıyorum ama sahasında lige yeni çıkan bir takıma yenildikten sonraki hafta tribünleri yine hıncahınç dolduran kulüp taraftarına bir bakmakta fevkalade fayda vardır.