Yazmazsam eksik olur diye düşündüm.

Yazmazsam hak teslim etmemiş olurum diye kendimle empati yaptım.

Yazmazsam yapılan işin eksik kalacağının duyurusunu yapmamış olurum dedim.

Yazmazsam, daha doğrusu sesimizi duyuramamış olduğumuzun hissine kapılırım dedim.

Yazmazsam kamuoyunu bilgilendirme görevimizi yerine getirmemiş olurum dedim.

miraçabi-1

Ve bunlardan dolayı karar verdim yazmaya…

Evet gelelim konumuza…

Bugün bölgemizin çok önemli yol arterinden bahsetmek istiyorum. Araklı’nın ve bölge insanımızın üzerinde çokça durduğu Araklı-Dağbaşı-Bayburt Yolu…

Yaklaşık 1 yıl önce Trabzon Milletvekili Bahar Ayvazoğlu, gelini olduğu Araklı’ya vefa borcunu ödemek için Meclis’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı bulur.

O esnada kendisine Araklı-Dağbaşı-Bayburt Yolu’nun öneminden bahseder.

Çok dar ve hep virajlardan oluştuğu için her gün bu yolda ölümlü-yaralanmalı trafik kazalarının yaşandığından ve bölge halkının artık illallah dediğinden, yolun ulaşım ağı olarak devlet yolu niteliğinde olduğunu ve acilen bu yolun yapım ihalesinin yapılması için bir talimat vermesini kendisinden arz eder.

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da hemen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’nu arayarak kendisine “Bu yolu güzel ve konforlu bir şekilde bölgeye kazandırmak için çalışmaları başlatın” talimatını verir.

Burada Bahar Ayvazoğlu’nun hakkını teslim edelim.

Kaşla göz arası o yoğunlukta Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’a Araklı-Dağbaşı-Bayburt Yolu’nu anlattığı için...

Var mı böyle meclisin içerisinde hamle yapan bir başka milletvekili acaba?

Neyse dönelim konumuza…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatı ile başta bölge halkı ve Araklı haklı sevince boğuldular ve o günden bugüne bu yol hep gündemde oldu.

Bu yolun ihalesinin geçtiğimiz günlerde Karayolları tarafından yapıldığını öğrendik.

Ancak Araklı halkı ve yöneticileri bu yolun bir gidiş-bir geliş olarak yapılacağını ve bu şekliyle yapıldığında yine sorunların yaşanacağını ve bu konuda Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu'na ve Karayolları Genel Müdürü Abdulkadir Uraloğlu’na konuyu anlattıklarını söylüyorlar.

Ancak ne Karaismailoğlu’ndan ne de Uraloğlu’ndan kendilerine net bir cevap alamadıklarından da şikayet ediyorlar.

Biz de biraz sondaj yapalım dedik ve koyulduk araştırmaya. Evet bu yol gidiş geliş olarak projelendiriliyormuş.

Eğimin yüksek olduğu yerlerde tırmanma şeritleri eklenecekmiş. Karayolları tarafından hala daha net proje ortaya konulmamış.

Yeni yolun nasıl olacağı, yolun ve tünellerin projeleri henüz ortada yokmuş.

İhalesi yapılan Araklı-Dağbaşı-Bayburt Yolu’nun sonunda çift tüp tünel olan Şehit Hamit Şahin Tüneli (Salmankaş Tüneli) bulunmaktadır.

Bu tünel yaklaşık 6 yıl önce iki gidiş-iki geliş olarak projelendirilip bitirilmiştir.

Yine ihalesi yapılan yolun başlangıç kısmı ise Araklı sahilinden Dağbaşı’na doğru girildiğinde 7 kilometrelik yol yine iki gidiş-iki geliş olarak projelendirilmiş ve bitirilmiştir.

İhalesi yapılmış olan yolun başlangıç kısmı 7 kilometrelik yol ve yolun sonundaki Şehit Hamit Şahin Tüneli iki gidiş-iki geliş olup, yapılacak olan yeni yolun ise bir şerit gidiş bir şerit geliş olarak yapılması hususunda Araklı halkı ve yöneticilerine katılarak ben de tepki mi koyuyorum.

Bu yolun 2 şerit gidiş ve 2 şerit geliş olarak projelendirmeyenler bu aksın önemini bilmeyenlerdir diye düşünüyorum.

Yapılacak olan Arsin Yatırım Adası’na gelecek olan tırlar bu yolu kullanacaktır, turizm merkezlerinin ulaşım ağıdır ve Bayburt-Erzurum hatta devletler arası İran yolunun güzergahıdır.

Standardı yüksek bir şekilde duble olarak yol bitirildiğinde Trabzon’dan yük taşıyan araçlar bu aksı kullanmaları durumunda zaman ve yakıt tasarrufu ile ülke ekonomisine katkısı izaha bile muhtaç değildir.

Yeni ihalesi yapılmış olan yol 2 gidiş, 2 geliş olmadığında yolun sadece fiziki standardı düzeltilir, kalıcı olmaz ve yaraya pansuman şeklinde müdahale edilmesinden başka bir şey olmayacağı aşikardır.

Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu, Karayolları’na acilen bir talimat verip yol projesinin 2 geliş, 2 gidiş olarak yapılmasını sağlamalıdır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu yolun konforlu bir şekilde yapılması talimatına Adil Karaismailoğlu’nun sessiz kalmaması gerekmektedir.

Neden bakan Karaismailoğlu sessiz kalmamalıdır diyorum, yarın öbür gün konu Cumhurbaşkanı Erdoğan ile buluştuğunda “Ben bu yolun konforlu yapılması talimatını vermiştim, siz ne yaptınız” der ise, mutlaka diyecektir de... Kim, ne cevap verecek veya verebilir?

Evet sevgili Bakan Adil Karaismailoğlu, ivedilikle olaya el koymalısınız…

Ve… AK Parti Milletvekili Bahar Ayvazoğlu… Araklı-Dağbaşı-Bayburt Yolu’nun yapımının hayata geçmesi için sarfettiğin emek asla yadsınamaz. Ancak yapılan yol güzergahında önemli bir eksiklik yapılmaktadır…

Sayın Vekil… O ki o yol için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kadar ulaştınız ve  o yolun yapılmasına bu kadar katkı koydunuz, Araklı ve bölge halkının sizden yol ile ilgili bir istekleri daha var. O da yapılan yolun çift gidiş, çift geliş olarak yeniden projelendirilmesidir.

İnanın bölge insanı bu konuda çok haklıdır.

Bir çift sözümüzde Karayolları Genel Müdürü Abdulkadir Uraloğlu’na… Sayın Uraloğlu, bu konuya sanki kayıtsız kalmaktadır! Ya da bize öyle gelmektedir! Halbuki Karayolları Genel Müdürü Abdulkadir Uraloğlu’nun Trabzon ile ilgili konulara çokça duyarlı olduğunu bilenlerdeniz.

Mutlaka Araklı-Dağbaşı-Bayburt Yolu ile ilgili konu Uraloğlu’nun önüne geldiğinde yapılması gerekeni yapacaktır.

Son olarak şunu söyleyebilirim…

Yarın pişman olmamak için…

Yarın keşke dememek için…

Yol yakınken Araklı-Dağbaşı-Bayburt Yolu’nda yapılan proje tekrar gözden geçirilmelidir…

KIRILMA ANI DİREKTEN DÖNEN TOP

Futbolun içerisinde kırılma anları vardır ya…

O kırılma anları maç içerisinde öyle gelişir öyle yaşanır ki, top rakip kaleye gol olacağı anda, bir bakmışsınız kendi kalenize gol olmuş.

Trabzonspor’da Antalyaspor maçında bu kırılma anını ve anlarını yaşadı.

Maçın ikinci yarısında kırılma anında top Antalyaspor kalesinin direğinden dönüp Trabzonspor kalesine gol oldu.

Bana göre de maçın en önemli kırılma anı burası olmuştur.

Defaatlarca yazmışımdır, “Maç kazanırken veya kötü oynarken futbol şansının mutlaka yanınızda olması gerekir”

İşte bu futbol şansı Trabzonspor’un yanında olmayınca, Antalyaspor maçında farklı mağlubiyet de kaçınılmaz olmuştur.

Olmadı.

Olmadı diye de dünyanın sonu gelmedi.

Olur böyle vakalar ve de olacaktır.

‘Trabzonspor yenilmeyecek’ diye bir kural mı var?

ÇOK ERKEN BEL ALTI YAPILIYOR

Hani ya şampiyonluk kutlamalarında Trabzonspor dünyaya örnek olunmuştu.

Hani ya dünyada böyle bir şampiyonluk kutlaması yapılmamıştı.

Hani ya dünya bizi gıpta ile seyretmişti.

Hani ya en büyük taraftar Trabzonspor’da vardı.

Hani ya Trabzonspor herkesin sevdasıydı.

Hani ya Trabzonspor bir kulüpten daha fazlaydı.

Hani ya Trabzonspor dalgaların ve yaylaların sesiydi.

Hani ya Trabzonspor ormanların giziydi.

Hani ya Trabzonspor kemençenin sözü, bebelerin ninnisi, ninelerin türküsü, yaşlıların öyküsüydü.

Hani ya Trabzonspor gençlerimizin tutkusuydu...

Ne oldu şimdi?

Bir maç kaybedilmeyle kemençenin sözü, bebelerin ninnisi, ninelerin türküsü, yaşlıların öyküsü bitti mi?

Sahi ne oldu?

Bu kadar belden aşağıya vurulur mu?

Yapmayın beyler, bütün değerleri böyle çok çabuk harcamaya kalkmayın.

Bu kadar çabuk harcarsanız, elinizde ne öyküsü yazılacak bir takım? Ne de dalgalara ve yaylara ses olan bir kulüp kalır?

KİM BİLEBİLİYOR?

Yeri geliyor biz de eleştiriyoruz Abdullah Avcı’yı…

Yeri geliyor biz de tukaka ediyoruz Avcı hocayı.

Yeri geliyor biz de isyan ediyoruz hocanın futbolcu tercihlerine veya oyuncu değişmelerine!

Ama bir gerçek var ki, o da bizler sadece ekrandan ya da maçta tribünden seyrettiğimiz kadarıyla sahaya sürülen kadroya, girene-çıkana, oynayan oyuna yorum getirebiliyoruz.

Hafta içerisinde yapılan antrenmanlara, antrenmanlar esnasında futbolcuların performansına, hocanın oynatmak istediği sistemle ilgili çalışmaları kim biliyor ve izliyor...

Ya soyunma odasında verilen taktiği kim bile biliyor?

Dışardan gazel okumak iyi!

O nedenle diyorum ki eleştirilerimizi yaparken kırk kez düşünüp bir yazıp söyleyelim…

Daha düne kadar şampiyon hoca diye yere göğe sığdırılamıyordu Abdullah hoca.

Avcı dün hocaydı da bugün ne?

Her şeyin bir zamanı var…

Acele etmeyle kimse bir şey kazanmıyor.

İŞ GERÇEKTEN ÇOK CİDDİ

Yarın Danimarka’nın Kopenhag takımıyla Trabzonspor hayati bir maça çıkacak.

Temennimiz, dileğimiz takımımızın bu maçı geçmesidir.

Tabi ki bu sadece teminiyle, dilekle olacak bir şey değil.

Sahada malzemecisinden, teknik adamına kadar…

Tribünde yönetim kurulu ve taraftarlar dahil, ekran başlarında olan bütün Trabzonsporlular tek yürek olmalıdırlar.

Bu tek yürekliliği stadyuma yansıtmalıdırlar.

Bu tek yürekliliği sahada oynayan futbolculara iliklerine kadar hissettirmelidirler.

Oydu buydu.

Öyle olmalıydı.

Şöyle yapılmalıydı.

Bunların hepsi Çarşamba akşamı Kopenhag maçı bitene kadar bir taraf bırakılmalıdır.

Aksi takdirde, maç sonrası oluşacak olumsuzluktan sonra yaşanacakları, dile getirmek istemiyorum…

Yani iş gerçekten çok ciddi.

Sadece sizden işin ciddi olduğunu farkına varıp bilmenizi istiyorum…

Gerisini Kopenhag maçından sonra yazarız.

KÜÇÜK KARDEŞ!

Ulan sen ne dönekmişsin?

Ulan sen ne abudik-gubidikmişsin?

Ulan sen ne bukalemunsun?

Ulan sen nasıl bir topaçsın? (hem de şimşir topaç)

Ulan sen nasıl bir fırıldaksın?

Ulan sen ne dubaraymışsın?

Ulan sen ne omurgasızmışsın!

Ulan sen hayatın hep böyle devam edeceğini mi zannediyorsun?

“Gün ola harman ola…” Bu sözü hem de altını kalın harflerle çizerek yazıyorum…

Senin yaptıklarını!

Senin söylediklerini!

Senin arkadan filim çevirmelerini!

Senin sırttan hançerlemelerini!

Senin ikili oynamalarını!

Senin yalandan yere takla atmalarını!

Yazmamak için kendimi ve şartlarımı öyle zorluyorum ki; amma dedim ya “Gün ola harman ola” diye…

Bekleyip göreceğiz küçük kardeş… Sonra,  “El mi yaman bey mi yaman” buna da hep birlikte şahit olacağız.

Unutma küçük kardeş “İki kişinin bildiği sır kalmıyormuş”

Ne biliyim öyle değildir.

Bak küçük kardeş, yarıya kadar düşen masken artık tamamen düştü…  “Senin için deniz de bitti” ipliğin pazarda, korkum o ki işportaya düşecek!

Kimseyi bundan sonra süslü yalanlarınla kandıramayacaksın!

Ha kendini kudretli güçlü gösterip anlattığın lafonten hikayelerinle birilerini emir altına alıyorsun ya, onlar ne yapsın? Onlar da mecburen lafontenden anlattığın hikayeleri dinleyip inanmak zorundalar!

Çünkü onların da başka çıkar yolu yok!

Küçük kardeş, inşallah her şey bundan sonra dilediğin gibi olur!