Dedi: Şimdi de Emekli Amirallerin gözaltı süreciyle ilgili tartışma başladı. Ne diyeceksiniz?

Dedim: Emekli olduktan sonra bile devletin lojmanında oturan, özel araç, özel şoför tahsis edilen, VIP hizmetten yararlanan amirallerimiz belli ki VIP gözaltı beklediler. Özel bir oda... Koltuklar, çaylar ve hizmet eden polisler... Galiba yaptıklarının ne anlama geldiğini hala bilmiyorlar.

Dedi: Gerçekten bir darbe çığırtkanlığı mıydı, bunu mu anlamalıyız?

Dedim: Ses çıkarmazsanız yol olur. Askeri vesayet hiçbir şeye benzemez. Bu amiraller ve onların silah arkadaşları kendilerini bu ülkenin gerçek sahibi zannederler. Ellerine, bellerine ve emirlerine silahlar verilince ülkeyi yalnız dışa karşı değil, içe karşı da korumaları gerektiğine inanırlar. Onlara göre en iyi okullarda, en iyi eğitimi aldılar. Dışarıdaki herkes yönetilmeye mahkum ikinci sınıf insanlar!.. Bu psikolojinin emeklisi olur mu? Bu psikoloji demokrasiye; insan haklarına inanır mı? Bu psikoloji İslam’la barışır mı? Hatta bu psikolojinin Türk ve Milliyetçilik anlayışı bile farklıdır. Dikkat edelim... 103 emekli Amiral... Aralarına 13 akademisyen, hukukçu, büyükelçi, eski milletvekili almadılar. Birbirleriyle irtibata geçip gece yarısı açıklama yaptılar. Artık hükmettikleri silahları da olmamasına rağmen önce katılmadıklarını beyan etmişler... Sonra kınamışlar... Ardından da “Tüm varlığımızla karşı çıkıyoruz” deyip parmak sallamışlar!.. “Aksi halde (Yani dediklerimizi dikkate almazsanız) Türkiye Cumhuriyeti tarihinde örnekleri olan (Darbeleri kast ediyorlar) bunalımlı ve bekası için en tehlikeli olayları yaşama risk ve tehdidi ile karşılaşabilecektir” diyorlar.

“En tehlikeli olaylar hangi dönemde ve nasıl yaşandı?” Cevabı basit ve net... 1960 darbeleri ve Menderes ile arkadaşlarının idamı... Kelimelerin arkasına saklanarak tam da bu hatırlatılıyor. Dolayısıyla özellikle öncülük edenlerin mutlak surette yargılanması ve cezaya çarptırılmaları gerekiyor. Bunun bir yol, bir yöntem olmaması için... Askerlerin emekli olduktan sonra bile kendilerinde hala bir güç vehmetmemeleri için bu tedbirlerin mutlaka alınması gerekiyor.

Dedi: Sabah evlerinden alınmayı ve sorgulanmayı eleştiriyorlar. Yöntem yanlış mıydı?

Dedim: Darbecilik... Cezası idamlık bir suçtan bahsediyoruz. Ne yapılmalıydı? “Aman Amiralim bir zahmet geçerken uğrayıp bir ifade verseniz!..” muamelesi mi uygulanmalıydı. Böyle bir suçun karşılığı her alanda sosyolojik ve psikolojik karşıtlık olarak yansıtılmalı. Her süreci, zanlısına işlediği suçu veya hatayı hatırlatmalı.

Dedi: Amirallerin avukatları diyor ki... “Birikimlerinden yararlanmak yerine cezalandırılıyorlar”.Bu yaklaşıma ne dersiniz?

Dedim: Birikimleri tehdit ve darbe... O birikimlerden kim yararlanmak istiyorsa bünyesine katabilir. Kültürel, bilimsel keyfiyetleri güçlüyse fikrini taşıdıkları parti kendilerini davet edip yararlanabilir. İşte orada böyle bir açıklama yaparlarsa anlaşılabilir. Yoksa 103 emekli Amiralin gece yarısı bildirisi masum değildir.

Dedi: Olayın bir de siyasi boyutu var. Amirallerimizin hemen tamamı aynı zamanda ulusalcı-Rusçu amiraller. Yani NATO karşıtı olarak yansıtılıyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Dedim: Olayın bu boyutunu fazla önemsemiyoruz. İster Rusçu ister NATO’cu olsunlar. Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı ve darbe aşkı ortak yönleri... Şimdi sosyalistleri izleyin... Suriye’de ABD’yi destekleyen bizim sosyalistleri... ABD; Erdoğan hükümetine ambargo uyguladığında göbek atan sosyalistleri... FETÖ darbesini bile üstü kapalı destekleyen sosyalistleri... Aynı sosyalistler bugünkü tablo karşısında ikileme düştü. Emekli Amiraller büyük oranda kendileri gibi düşünüyor. Ama yaptıkları sosyalist ilkelere aykırı!.. Ne yapacaklar?.. AK Parti’yi NATO’culukla ve Amerikancılıkla suçlayacaklar! Bir yandan “Devir şu Tayyip’i Ey Amerika!..” diye yazılar yazıp çağrılar yapacaklar!.. Diğer yandan Erdoğan hükümetinin bağımsız duruşunu Amerikancılıkla suçlayacaklar. Bu çelişki de ne yazık ki bizim Amerikancı sosyalistlerin en büyük açmazı!..

Dedi: Erdoğan’ın bağımsız ve özgün duruşu Atatürk’ten bu yana en önemli duruş olarak nitelendirilirken özellikle bağımsızlığı temel varlıkları olarak gösteren sosyalistler neden düşmanlık ediyor?

Dedim: İslam’dan dolayı... İslam’ı sevmemelerinden dolayı... İslam’a düşman oluşlarından dolayı. Şayet Erdoğan’ın İslamcı kimliği olmamış olsaydı, şu dış politikada yaptıklarından ötürü heykellerini dikerlerdi. Hani Nazım Hikmet’in Üstat Necip Fazıl’a dediği gibi... “Sen bizim fikrimizi savunmuş olsaydın sana taçlar giydirirdik. Ama bu halinle düşmanımızsın!..”

Bütün mesele bundan ibaret...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.