Dedi: Önce Almanya, sonra Hollanda, AK Partili siyasetçilere ülkelerinde propaganda yasağı koydu. Bu tablo, siyasetçinin konuşma özgürlüğüne indirilen büyük bir darbe. Bu gelişmeyi nasıl yorumluyorsunuz?

Dedim: Daha geriye gidin… Hani darbecileri iadeye söz vermesine rağmen iade etmeyen Yunanistan vakasına…

Dedi: Evet, Yunanistan ile başladı.

Dedim: Yunanistan hikâye… Sen konuşturana bak. Yunanistan diye bir irade yok artık. Almanya var. Almanya Yunanistan’ı çoktan satın aldı. Dolayısıyla darbecileri iade ettirmeyen de, Kardak’ta tilkiyi öttüren de Almanya’dır. Süreç o hale geldi ki artık maşa üzerinden değil, kendisi ortaya çıkmak zorunda kaldı.

Dedi: Nedir Avrupa Birliği’nin zoru? AB’ye almazsa almasınlar. Ama bu tavırlar, düşmanlıklar neden? Velev ki Türkiye’de ifade özgürlüğünde sorun olsun!.. Bunu terbiye etmek Almanya’nın görevi mi? İçişlerimize bu denli müdahale ne için? Hem AB’ye almıyorlar hem içişlerimize müdahale ediyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan yüzde 52 ile seçildi. Ama Erdoğan’a ‘diktatör’ diyorlar. Mısır’da ‘Sisi’ darbeyle geldi. Sisi Almanya’ya gidince ayaklarına kırmızı halı seriyorlar, Mısır’da ise önünde eğiliyorlar. Demek ki mesele demokrasi özgürlük falan değil. Nedir mesele o zaman?..

Dedim: Sade ve net bir analiz yaptınız. Mesele Türkiye’yi eski hâline döndürmek. ‘Yeni Dünya Düzeni’nde Türkiye üzerinde de ameliyat yürütmek. Dolayısıyla bütün mesele Recep Tayyip Erdoğan’da kilitleniyor. Erdoğan’ı tasfiye edebilirlerse Türkiye’yi teslim alabileceklerine inanıyorlar.

Dedi: Erdoğan’a boyun eğdiremiyor ve dediklerini yaptıramıyorlar öyle mi?

Dedim: Yalnız o kadar değil. Tayyip Erdoğan ‘Ben de masada olmalıyım’ diyor. Bunun yerine “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!..” dese belki de dokunmayacaklar. Ama bırakın Erdoğan’ın Türkiyesiz operasyona razı olmasını veya seyirci kalmasını “Operasyon Türkiye’ye rağmen yapılamaz.” diyor.

Dedi: Ama o zaman da işte böyle kuduruyorlar. Dokunmasak olmaz mı?

Dedim: Yeni Dünya Düzeni için kafalarında ‘Bağımsız Kürt Devleti’ var. İkinci bir İsrail oluşturma niyetindeler. Türkiye’ye hiç dokunmasalar bile ‘Marksist-Leninist bir PYD devleti ile bizi ömür boyu terörle uğraştıracaklar. Yani doğrudan bölmeseler bile dolaylı olarak asla diriltmeyecekler. Bugüne kadar olduğu gibi… Hep hükmettikleri bir Türkiye istiyorlar.

Dedi: Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek gibi bir şey…

Dedim: Aynen öyle…

Dedi: PYD üzerinden oynanan oyunda ABD de var. Almanya yalnız değil.

Dedim: Rusya’yı da kat içine… İşte Menbiç… ABD-Rusya anlaştı. Menbiç Türkiye’nin iradesi altına girmesin diye Esat’a devrettiler. Rusya ve ABD nasıl anlaştı gördünüz mü? Rusya bizi 1 kalemde nasıl sattı anlaşıldı mı?

Dedi: Öyleyse bu bir kuşatma… ABD-Almanya ve diğerleri…

Dedim: Rusya içinde yok. Ama Ukrayna ve Kırım işgalleri karşısında baskıyı azaltmak için Türkiye’yi hemen satabilir.  Sattı da nitekim. Türkiye tam bir kuşatma altında.

Dedi: Kesin olarak ne istiyorlar?

Dedim: Eski Türkiye’yi… Bölgede yeni sınırlar çizecekler ve Türkiye’yi de doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendiren bu yeni düzene ses çıkarmamamızı istiyorlar.  Tayyip Erdoğan buna razı değil. Dolayısıyla Erdoğan’ı çökertmek istiyorlar. Bütün mesele bundan ibaret.

Dedi: Referandum için konuşturmuyorlar. 16 Nisan’ı bu kadar mı önemsiyorlar?

Dedim: Elbette... Erdoğan’ı tasfiye iradesi, GEZİ ile başladı. 17/25 Aralık’ta açığa çıktı. 15 Temmuz’la son kozlarını oynadılar ama başaramadılar. Artık doğrudan toslamayı bıraktılar. Dolaylı yollardan deneyecekler. 16 Nisan’da kuşatarak boğmak istiyorlar.

Dedi: Ne demek kuşatarak boğmak.

Dedim: ‘Hayır’ çıkması halinde siz terörden tutunuz da ekonomiye kadar çok derin bir sarsıntı yaşamayacağımızı mı sanıyorsunuz? Bu işin hükümetten tutunda Cumhurbaşkanının meşruiyetine taşınmayacağını mı düşünüyorsunuz? Kuşatarak böyle boğacaklar. Ne Suriye’de kalabilirsin ne Irak’ta… Kabuğuna kıstırıp üzerine basacaklar!..

Dedi: 16 Nisan bu kadar mı önemli?

Dedim: Küresel kuşatmayı yarmak az mı önemsiz?.. 16 Nisan, Türk’ün kendisine biçilen rolü reddedeceği tarih. Ya boyun eğip rıza göstereceğiz ya reddedip yola devam edeceğiz.

Dedi: Mesele diktatörlük, otokratlık, hukuk falan değil yani.

Dedim: Bu hataların hepsi düzeltilir. Kendi içimizdeki baskıları sandık olduğu müddetçe her daim aşarız. Ama ülke esaret altına alınırsa bir daha kolay kurtaramayız. Bilmem anlatabildik mi?

Devam edecek (...)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.