Trabzonspor (birçoğu Şampiyonlar Ligi’nden elendikten sonra da olsa) hareketli bir transfer sezonu geçirdi diyebiliriz. Gelenlerin arasında önemli isimler de var ve ne kadar isabetli olduklarını zaman gösterecek.

Tabii gelenler olduğu gibi gidenler de var ve bize göre bunların en önemlisi Ahmetcan Kaplan. Yaşı henüz 19, altyapısından yetiştiği takımında yeni yeni forma bulmaya başlamışken Avrupa ve hâttâ dünyada altyapı denince ilk akla gelen kulüp tarafından ciddi bir ücret karşılığında transfer edildi.

Bu transfer Trabzonspor tarihinin en önemli hadiselerinden biri olmasına rağmen nedense tuhaf ve kahredici bir sessizlikle geçiştirildi. İstanbul hegemonları ve kurşun askerlerinden bahsetmiyorum, Trabzonspor aya merdiven dayasa onların tavrı bellidir. Benim dikkatimi çeken ve canımı sıkan camianın duyarsızlığı. Bu çocuk takımda kalsa ve oynamaya devam etse ne olacaktı? En ufak hatasında yerin dibine sokulacak, günlerce küfür ve hakarete maruz kalacak, takıma mutlaka birinin torpiliyle girdiği iddia edilecek, kuvvetle muhtemel harcanıp gidecekti. Fakat torpil (!) Ajax’tan gelince herkes dut yemiş bülbüle döndü.

Tabii bu olumsuz psikolojinin sebepleri vardı. Trabzonspor altın çağdan sonra başarıdan uzaklaştıkça sorgulamalar iyice çoğalmış, esas sorumlu olarak da kulübün başarı kodlarında kadro iskeletinin şehrin kendi çocuklarından oluştuğunu bahane gösterip bu bahaneyle takıma Trabzonlu çocukları dolduran fırsatçı zihniyet mahkûm edilmişti.

Trabzonspor’un altın çağında kadronun ezici çoğunluğunun yörenin çocuklarından oluştuğu bir gerçekti. Öte yandan takip eden yıllarda ekonomik hacmi sınırlı olan bir şehirde ciddi paraların döndüğü bir kuruluştan üç beş kuruş istifade etmek isteyenlerin çocuklarını “bir şekilde” içeri sokmak için kapının önüne yığıldıkları da sır değildi. Doğal olarak bunlar yetenekli çocukların önünü de kesiyor olabilirlerdi, hâttâ öyleydi.

Bu çarpıklığa camianın tepkisi büyük oldu ama kantarın topuzu kaçtı. Altyapıdan gelen her çocuk ciddi ve acımasız bir imtihandan geçmek zorunda kaldı. Bazıları geçemedi, bunların içinde takıma faydalı olabilecek olanlar da vardı. Bazıları vasat takımlara gidip yıllarca çile doldurduktan sonra takıma dönüp yıldız olabildi. Bazıları yine vasat takımlara satılmak üzereyken direkten döndü.

Trabzonspor’un hakiki manada potansiyel sahibi çocukları harcama lüksü de yoktur, hakkı olmadığı halde kulüpten üç beş kuruş yemlenmek isteyenleri besleme lüksü de. Karşısındaki kural tanımaz güçlerle baş edebilmek için kaynaklarını ve imkânlarını azami derecede verimli kullanmak zorundadır.

Elleri cebinde…

O harcanmak üzereyken son anda direkten dönen, sonra yıldız olan, Avrupa’nın önemli liglerinden birine gidip orada takımıyla şampiyon olan bir futbolcu da Yusuf Yazıcı. Şimdi hem alkış hem de eleştirilerle birlikte kiralık olarak geri döndü. Fakat o da ne? Kameralar karşısında koskoca kulüp başkanının yanında elleri cebinde poz veriyordu! Böyle bir saygısızlık (!) olabilir miydi? Vay anasını sayın seyircilerdi… Yani Trabzonspor bir futbol kulübü müydü yoksa tarikat ya da asker ocağı mı?

Bu görüntü Ahmetcan’ın Ajax’a transferinden çok daha fazla konuşuldu, tartışıldı. Kimse kusura bakmasın, bu vahamet futbolu çok iyi bildiğini zanneden camianın aslında ne durumda olduğunu da pek âlâ gözler önüne serdi.

Ne dedik yukarıda? Ahmetcan takımda kalsa en ufak hatasında tükürükle boğulacaktı. Ama Ajax aldı gitti. Onun yaşamadıklarını Yusuf fazlasıyla yaşadı, gitti başarılı da oldu. Şimdi bu vaziyette onları yese doymayacak arkadaşlar biraz kendi bilgi ve ferasetlerini sorguluyorlar mı acaba? Ne gezer… Ben bugüne kadar “Öngörü ve yorumların çok yanlış çıktı. Demek ki futboldan zerre kadar anlamıyormuşum” benzeri itirafta bulunan bir kişiye bile rastlamadım.

Trabzonspor kadrosunun tamamı ya da çoğunluğu altyapıdan gelmelidir. Öyle olduktan sonra başarı önemli değil” diye bir zihniyet asla savunulamaz. Verimli ve faydalı olduktan, maliyeti de kulübün boyunu aşmadıktan sonra herkes Trabzonspor’da oynayabilir. Amma ve lakin Ajax gibi bir dünya markasının gelip hasat ettiği tarla çok bereketli bir tarla demektir. Azami seviyede verim alınmalıdır.