Daha ne yazayım?

Daha nasıl anlatayım?

Hala daha neden olan bitenleri yaşananları yazmıyorsunuz diyorsunuz?

Vallahi de pes billahi de pes!

Ne biliyim, daha yazacak bir şey kaldı mı ki?

Bohçamızda, sandığımızda ne varsa bugüne kadar olan ne varsa hepsini ortaya döktüğümüzü zannediyorduk, aynen batan geminin malları gibi!

Yine de sizlerden gelen uyarıları dikkate alarak köşe bucağımızda bir şey kaldı diye, her yeri aradık, yokladık!

Hani “arayan ya belasını bulur yada Mevlasını ” sözünden yola çıkarak, biz de bu aramanın sonunun nereye varacağını hiç düşünmeden, hiç kıvırtmadan, hiç sağ, sol yapmadan, hiç sinyal vermeden, hiç ama hiç lafı uzatmadan ve uzun peşrev yapmadan, ahan da direkt kitabın ortasından girelim dedik, bir türlü cevap bulmayan mevzularımıza!

Hadi var mısınız?

Ahmet Ağaoğlu’nun röntgenini çekmeye?
Perdelerini kaldırmaya?
Görüntüyü netleştirmeye?
Bilinmeyeni bildirmeye?

Hemen belirteyim “ateş olmayan yerden duman çıkmaz” derler ya.

Bizimkisi de o misal.

Ateşi yakalım bakalım, bizim yaktığımız bu ateş ne kadar duman çıkarabilecek?

Trabzonspor’un 10 yıl sonra yaşayacağı şampiyonluğun kaçmasındaki bir numaralı sorumlu Ağaoğlu siz değil misiniz?

Pandemi döneminde tesislerde yatıp “futbolcuları motive ediyorum” diyerek tüm motivasyonu, hiyerarşiyi ve otoriteyi yerle bir eden siz değil misiniz?

Antrenman sahasında gezinen, futbolcuya penaltı çeken, taktik çalışmada oyuncuya “şöyle yap, böyle yap” diyen siz değil misiniz?

Futbolcuyla bilardo oynayan, ayakkabısını bağlayan, “farklı bir başkan olacağım” derken Trabzonspor Kulübü’nün başkanlık makamını sıradanlaştıran siz değil misiniz?

Hüseyin Çimşir’in yanına monte ettiğin Eddie Newton yüzünden takımın dengelerini bozan, yerli – yabancı çatışması yaratan siz değil misiniz?

Hüseyin Çimşir sezon sonuna kadar 250 bin TL alırken, Eddie Newton’a aylık 300 bin TL veren siz değil misiniz?

Sezon başlamadan Abdullah Avcı ile anlaşılmasına rağmen ne olduğu belli olmayan Eddie Newton’a Trabzonspor teknik direktörlük koltuğunu emanet eden siz değil misiniz?

Çalıştığı sürede Newton’a 300 bin Euro, ayrılırken de 350 bin Euro ödeyen siz değil misiniz?

Eddie Newton ile beraber ne idüğü belirsiz topçularla toplamda yaklaşık 22 milyon Euro’luk anlaşma yapan siz değil misiniz?

(Yüzde 10 menajerlik ücretini eklemedim. Onu da eklediğimde rakam 25 milyon Euro’ya yaklaşıyor. Yani TL olarak 250 milyon)

Aşağıdaki fiyatları Trabzonspor’un KAP açıklamalarından aldım. Oradaki rakamlar bunlar. Saklanan var ise bilemem!

Afobe (1,3 milyon Euro - kiralık)

Baker (700 bin Euro - kiralık)

Plaza (1,3 milyon Euro - iki yıl kiralık)

Marlon (600 bin Euro - kiralık)

Diabate (4,6 milyon Euro - 3+1 yıl sözleşme, artı bonservis)

Djaniny (4 milyon Euro - 3 yıllık sözleşme)

Trondsen (4,5 milyon Euro 4 yıllık sözleşme, artı bonservis)

Flavio (4,2 milyon Euro - 4 yıllık sözleşme, artı bonservis)

Peki gelelim zurnanın zırt dediği yereee! Alınan bu futbolcuların neredeyse tamamı ya aynı menajer ya da o menejerin ortak olduğu şirketler üzerinden gerçekleşmesine?

Dünyada başka menajer yok muydu da yapılan transferlerde hep aynı menajer kullanıldı?

Yine peki’den devam edeyim. Size herhangi bir yönetici arkadaşın ya da scout ekibin, “6 ve 10 numara mutlaka alalım” dedi mi?

Siz de karşı tarafa “Hoca istemiyor” cevabını verdiniz mi?

Biliyorum kaçamak cevap vereceksiniz, sizin vermeyeceğiniz cevabı ben vereyim.  Dediniz! Hatta scout ekibinin bütün bir yıl boyunca izlediği futbolcuları reddettin ama her nedense Hugo’yu zoraki aldın!

İyi ki de Hugo’yu almışsın, Onu da almasaydın şu an Trabzonspor sizlerin sayesinde son sıralarda geziniyordu!

Devam ediyoruz sevgili başkan anlatımlarımıza…

Yol uzun ön sıralara doğru ilerleyelim lütfen!

6 maçta 1 galibiyet alan Newton için yönetimd ki arkadaşların artık vedalaşalım derken, siz  “devam edelim” demediniz mi?

Fenerbahçe maçından sonra size “Abdullah Avcı için tam yetki” veren yönetim kurulunu hiçe sayarak 3-1’den 4-3 kaybedilen Kasımpaşa maçına Newton ile neden çıkma kararı aldınız?

Abdullah Avcı’nın sezon başında da gelmemesi yönünde direniş göstermediniz mi, ayak sürtmediniz mi, işi yokuşa sürmediniz mi?

Peki, neden bunları yaptınız?

Bir başkan Avcı’yı neden istemez!

Buna da cevap veremez sevgili başkan, cevap vermek benim üstüme elzem değil ama yine de cevabı ben vereyim!

Sırf bu transferleri yapmak için istemedi Ağaoğlu Abdullah Avcı’yı!  Çünkü Avcı olsaydı bu transferlerden biri hariç hiçbirini kapıdan içeri sokmazdı!

Devam edeyim mi beyler?

Biliyorum etmemi istiyorsunuz, çünkü heyecanlı oluyor, çünkü Trabzonspor’da kapalı kapılar arkasında yaşananlara ışık tutup gün ışığıyla buluşturmaya çalışıyoruz ve maalesef acı gerçekleri gözler önüne seriyoruz!

Bir yıl önce şampiyonluğa oynayan Trabzonspor’dan, bir yıl sonra küme düşmemeye oynayan bir Trabzonspor neden yaratma gereği duydunuz?

Yine pekiiii! Bu plansızlığın, bu transferlerin, bu bilgisizliğin baş sorumlusu siz değil de kim sevgili başkan?

250 milyonluk çöp transferlerin, 3 galibiyet alabilmiş Trabzonspor’un baş sorumlusu siz değil misiniz?

Şimdi ise tüm bunların sorumluluğunu almam diye düşünüyorsunuz değil mi?

Gündemi başka yerlere kaydırıp, bu konuları kimse konuşmasın istiyorsunuz değil mi?

Kimi zaman Sortloth kimi zaman Yusuf Yazıcı’yı konuşarak gündem saptırmaya çalışıyorsun. Arkasından konuştuğun, yönetimine almadığın adamların, bugün yanlarına giderek “Bana yönetim içerisinde kumpas kuruyorlar” diyerek gündem değiştirmeye çalışıyorsun...

Kazın ayağı öyle değil sayın başkan!

Sana kumpas kuran yok ancak görünen fotoğrafta Trabzonspor’a kumpas kuran birsinin olduğunu görmekteyiz!

Eddie’yi bu takımın içerisine kim soktuysa, şampiyonluğun kaybedilmesinin sorumlusu kim ise (yukarıda anlattım zaten), Eddie’yi bu takıma kim hoca yaptı ise, bu transferleri kim getirip bu kulübün başına bela etti ise, şampiyonluğa oynayan bir takımı küme adayı kim yada kimler yaptı ise sorumlu odur, onlardır!

Ben yaptım, kaçayım öyle bir köyün olmadığını herkes bilmelidir!

Yok öyle ihaleyi birilerinin üzerine yıkmak!

Yok öyle gündemi saptırarak gerçekleri gizlemeye çalışmak!

Bütün bu yapılanların hesabını bu camiaya vereceksiniz Sayın Başkan!

Sen ve sana destek veren kimler var ise ve yaptıklarına ses çıkarmayıp olur veren o yönetim kurulunuzda olanlar da hesaba kitaba dahil olacaklardır!

Öyle pipo içerek!

Öyle caka satarak!

Öyle hava yaparak yöneticilik yapılmıyor!

Buradan Trabzonspor camiasına bir çağrı yapıyorum.

Bu yönetim kurulu nasıl Muharrem Usta’dan, kulübe yaptığı zararları mahsup etmiş ise bundan sonra gelecek yönetim kurulu da, kulübe verilen zararı aynı şekilde Sayın Başkan ve avenelerinden mahsup etmelidirler.

Hiçbir şey yapanın yanına kar kalmamalıdır!

Bundan sonra göreve gelecek yönetim kurulları hiçbir şey yapamazlar ise Eddie ve biri bacanağı diğeri arkadaşı olan yardımcılarına ödenen fesih tazminatlarını, o feshin altına imza atanlar kim ise onlardan bu parayı tahsil etmelidirler!

Eğer ki bunlar yapılmayacaksa, eğer ki bunlar tahsil edilmeyecekse, anlayın ki mevcut başkan ve yönetim kurulundan sonra göreve gelecek yönetim de giden bu yönetimin devamı olur!

Yani Trabzonspor’da ”Aynı tas aynı hamam” dümeni, pardon düzeni, devam eder.

Son sözüm;

Ahmet Kaya söylüyordu ”Bu da benim sana, ayrılırken hediyem olsun”

Bu da benim Ahmet Ağaoğlu  beye hediyem olsun!

GENÇLERİNİZİ SEYRETTİNİZMİ?

Alt yapıya yönelip gençlere şans verilmeliymiş!

Adana Demirspor maçında, sizin istediğiniz gibi yapıldı.

Alt yapıdan oyuncu alındı, şans verildi.

Sonuç ne oldu?
Soruyorum sizlere, Adana Demirspor karşısında gençlerinizi seyrettiniz mi?
Gençlerinizi seyrederken ne hissettiniz?

Ne gördünüz?
Yemin billah söyleyeceklerinizi çok çok merak ediyorum.

ÇOK ARARSINIZ O ŞANSI!

Kimse kusura kalmasın içimden geçenleri hiç imtina etmeden yazmaya çalışacağım!

Trabzonspor forması bu kadar mı ucuzladı?

Ya da işportaya düştü de bizlerin mi haberi olmadı!

Bu formayı giymek bu kadar mı kolay oldu?

Hepimizin hayallerini süsleyen o forma bu kadar sıradanlaştı mı?

Dışardan gelip o formayı hasbel kader forma giyen futbolcuları saymıyorum bile.

Çünkü onlar o formanın nasıl asil bir forma olduğunu bilip anlayamazlar!

Ben altyapıdan gelen futbolculara seslenmek istiyorum.

Ve altyapıdan gelip o şansı bulan futbolcuların o forma altında sahada gösterdikleri mücadeleyi, sergiledikleri performansı seyredince inanın isyan edesim geliyor.

Güzel kardeşlerim şans bulup, o formayı sırtına giymişsin.

Oynadığınız futbola bir bakın Allah aşkına!

Sahada gösterdiğiniz mücadeleyi bir seyreyleyin!

Yazıktır, günahtır ya!

O anlı, şanlı formayı sırtına geçiren bir futbolcu tabiri caizse o oynadığı topu yer ya.

Rakibini ısırır ya.

Sahada sizlere bakıyorum, Kordon’da kız tavlamaya çıkmış gibisiniz!

Ondan sonra  da ‘vay efendim bize neden şans verilmiyor.’

Vay efendim alt yapıdan kimse oyuncu almıyor.

Neden alsın?

Neden sizlere şans verilsin güzel kardeşlerim!

Çok ararsınız o şansı ama siz ararken tren çoktan gitmiş olacak!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.