TEMİZ LİG!!!

Türkiye “Süper” Futbol Ligisüper!” bir şekilde sona erdi!!! Beşiktaş kıl payı birinci, Galatasaray ikinci, Fenerbahçe ise üçüncü oldular! Trabzonspor 4’üncü olduğu için hiç kimsenin gıkı çıkmıyor! Eğer Trabzonspor şampiyonluk yarışından erken kopmuş olmasıydı kim bilir neler söylenecekti?

Evet, lig bitti ama acaba temiz bir şekilde mi bitti? 55 yıldır basın camiasının, 46 yıldır ise medyanın fiilen içindeyim ve kanaatime göre hiçbir lig temiz bitmemiştir!!! Bunun için ölçü metre Trabzonspor’dan önce ve Trabzonspor’dan sonra milattır benim için… Trabzonspor’dan önce İstanbul’un hacimlileri lige ambargo koymuşlar ve şampiyonluğu sürekli aralarında paylaşmışlar. Trabzonspor gelince de mecburi bir ortak oldu. Çünkü Trabzonspor tekerlerine çomak soktu! Türlü engellemelere rağmen ve bir kulübün müzesinde emanet halde bir kupası bulunmasına, en az 4 şampiyonluğunun çalınmasına rağmen yine de 6 kez lig şampiyonluğu kazandı.

Bu sezona ise Trabzonspor, tarihinin lige çıktığı ilk sezon dahil en kötü başlangıcını yaptı ve 8 maçta sadece 6 puan topladı!!! Buna rağmen Ahmet Ağaoğlu ve arkadaşlarının yanlıştan erken dönüp Abdullah Avcı’yı takımın başına getirmesi ile ivme yakalayan bordo mavili ekip, 71 puanla ligi 4’üncü bitirmeyi, dolayısı ile de UEFA Konfederasyon Kupası’na katılmayı hak etti.

Trabzonspor, kötü başlangıç ve kötü kadro yapılanmasına rağmen Avcı ile şampiyonluğu da yakalayabilirdi. Ligin en az yenilen iki takımından biri (diğeri Sivas) ve yine en az gol yiyen iki ekipten biri (öbürü Galatasaray) olması bunu gösteriyor. Avcı ile 32 maçta toplanan 65 puan da bunu gösteriyor. Yani maç başına iki puanın üstünde bir başarı… Bu şampiyonluk potansiyeli demektir.

Bunlar geçti. Trabzonspor’u değerlendirmek ve nerelerde yanlış yapıldığını görmek ve anlamak için önümüzde uzun zaman var. Bunları yaparız.

Şimdi ise ligin temiz olup olmadığına bakalım. Dedim ya yarım asırdan fazladır basın camiasının içindeyim. Amatör de olsa futbol oynadım. Trabzonspor’un bir kurulunda 6 yıl, Akçaabat Sebatspor’un 2.ligde iken yönetim kurulunda aktif olarak çalıştım. Güneş Doğudan Yükselir, Kupaların Efendisi, Şike Şike Tapeler Yalanlar Gerçekler, Kendini Arayan Adam ve Dünyadan Kenan İskender Geçti adlı geniş hacimli kitaplar yazdım. Hatırlamadığım kadar inceleme, araştırma, fıkra, makale yazısı yazdım. Çok şey yaşadım, çok şey gördüm, çok şey duydum. Bu nedenle değil bu sezonki, Türkiye’deki hiçbir sezon ve hiçbir ligin tamamen temiz olduğuna inanmam!!!

Ben bu ligde Zalad hikayesini, Denizli’de 16 dakika fazladan oynatılan maçı, Kayseri’de maç sonrası paylaşılamayan teşvik primini, ve en önemlisi de 3 Temmuz şike sürecini gördüm. Benim gibi çokları da… Hele geçen sezonun zoraki şampiyonu M.Başakşehir’in bu sezon zar zor ligde kalması tam ironik bir durum değil mi?

Kimse kafasına kuma gömmesin. Mesela TFF’nin açıkladığı transfer harcama limitlerine kim uydu, kim uymadı? Bunların TFF’nin haberi olmadan yapıldığına inanan var mı? Galatasaray’ın, Fenerbahçe’nin harcamaları ne iş? Üstelik Fenerbahçe başkanı sezon başında “Biz bu limitleri aşmasını biliriz” demeci daha kurumadı!

Lig bir tek gol fazlalığı ve atılan gollerin rakipten çok olması ile Beşiktaş tarafından kazanıldı. Hak edip etmedikleri için bir şey diyemem… Ama ligin bitimine 4 maç kala Hatayspor’a tam 7 gol atmasalardı bugün şampiyon olamayacaklardı!!! Ya da Galatasaray son 3 günde küme düşmüş Denizli ve Malatya’dan birer gol yemese idi şampiyon olacaktı. Ya Fenerbahçe? Sivasspor’a sahalarında yenilmemiş olsaydı bugün onların sesi çıkacaktı! Bunlar ihtimal hesapları ama gerçek!

İsteyen isteğine inansın, ben ligin, liglerin temiz olduğuna inanmıyorum! Hele 3 Temmuz 2011 şike sürecinden sonra…

ELBETTE BAŞARI!

Trabzonspor “karanlık bir ligi” daha bitirdi. Başladığı yer ile bitirdiği yere bakarsanız “Büyük başarıdır” derim. Bu sezon öncesi yapılanmanın felaket derecede kötü olduğu gerçeğini değiştirmez. Bunu da bas bas bağırarak yazıp söyledim.

Hafta başında Abdullah Avcı bir basın toplantısı ile ligi ve Trabzonspor’u değerlendirdi. Geç haberim olduğu için ve biraz da iznim olmasına rağmen salgın nedeni ile insanlarla sosyalleşmemek için katılamadım. Toplantıda söylediklerini dikkatle dinledim ve okudum. Hemen hepsine katılıyorum. Avcı’nın Trabzonspor’la çalışması Trabzonspor ve kendi için bir şans olmuştur. İki tarafın da kanı, dokuları uyuşmuştur.

“Trabzonspor lige Avcı ile başlasaydı ne olurdu?” sorusunu sormanın artık anlamı yok. Geçmiş zaman… Ama nasıl bitirdiğini gördükten sonra ona inanmamak için neden de yok. Yönetim ve başkan Ahmet Ağaoğlu da hoca ile aynı görüşte olduğuna göre geleceğe biraz daha güvenle bakabiliriz.

Eleştiri haklarım saklı kalmak şartı ile yapılanlara onay veriyorum! Artık kimim umurunda ise!!! Benim için Trabzonspor’un başarılı olması esastır. Başında kimin olduğu ise çok da önemli değildir. Eğer doğru yapıyorsa sorun da yoktur. Bu nedenle Avcı’nın şu an için kredisi çok yüksek… Galatasaray ve Fenerbahçe teknik adamları ile boğuşurken ve neredeyse onlarla savaş halinde iken Trabzonspor’un denenmiş ve başarılı olmuş, hatta başarıya aç bir teknik adamla yola devam edecek olması büyük avantaj…

Oflu hocanın dediği gibi “Ula diniuzun (dininizin) kıymetini bilin!”

EĞRETİ GELİN: UĞURCAN

Trabzonspor, geçmiş yönetimlerin sorumsuzca kulübe yüklediği büyük mali sıkıntıları, yetiştirdiği oyuncuları satarak ve bununla birlikte ligde zirve mücadelesi vererek var olmayla çalışıyor. Bunun için başarısız olduğunu söylemek insafsızlık olur.

Sürekli şampiyonluğa oynamak için elbette Yusuf Yazıcı, Sorlöht, Uğurcan Çakır gibi yıldızları elinde tutması beklenirdi. Bunların etrafına Abdulkadir Ömür, Abdulkadir Parmak (bu ayrı bir yazı konusudur), Serkan, Hüseyin Türkmen, Berat, Yusuf Sarı, satılmazlarsa Vitor Hugo, Edgar Ie gibi oyuncularla birkaç tecrübeli futbolcuyu monte etmekle belki bu amaç gerçekleşebilir. Ama dedik ya kulübün büyük mali sorunları var. Bunun için oyuncu satmaktan başka gelir kapısı da yok. Hem şampiyonluğa oynayacaksın, hem kaliteli kadro yapacaksın!! İkisi çok zor. Futbol ticaret olmadığı halde çok zor!

İşte Trabzonspor bu nedenle büyük, çok büyük kulüp… Öyle bir transferde Fenerbahçe gibi 90 milyon avro, Galatasaray gibi bir o kadar para harcama lüksü yok! Hoş bu iki kulüp de harcadıkları paraları havaya savurmuşlar… Sezon başında şöyle demiştim: “Kim ne kadar para harcarsa harcasın sonunda sadece biri şampiyon olacak.” Tarih aynı puanla Galatasaray’ı ikinci, Fenerbahçe’yi iki puan arkada üçüncü olarak yazmayacak. Sadece başarısızlıklarını yazacak!

Bunun için Trabzonspor belli ki Uğurcan’a artık kesin olarak satacak. Zaten sezon başından ve hatta geçen sezondan itibaren Uğurcan Çakır Trabzonsporeğreti gelin” gibi duruyordu! Ha gitti, ha gidecek! Sadece Uğurcan mi? Belki Ekuban da… Hatta belki stoperlerden biri de satılacak! Bilmiyoruz.

Trabzonspor’un bir açmazı da ister alt yapıdan yetiştirsin, ister başka kulüplerden alsın, biraz palazlanan oyuncunun “ Hedefim Avrupa” teraneleridir! Öyle şövalye ruhlu Şenol, Turgay, Necati, İskender gibi oyuncular aramayın! Onların nesli tükendi! Fatih ve Gökdeniz de alt yapıdan yetişmişti. Yusuf Yazıcı da… Koşa koşa gittiler! Şimdi de Uğurcan gidici!!! Şaşırdım mı? Hayır! Yarın Abdulkadir Ömür de gidecek! Sadece Avrupa hedefi için değil, biraz da duygusal nedenlerle!!! Bunların hedeflerinde “ Trabzonspor’u şampiyon görmek” hiç yok!!! Bir yanlışlık var! Ya yetiştirme tarzında, ya da bunlarda…

Daha birkaç hafta önce Galatasaray maçının uzatma anlarında kasıtlı olarak oyuna girmeyen Abdulkadir Parmak’ı unuttum mu sanıyorsunuz? Bir dakika bile olsa oyuna girseydi belki de uzatma dakikalarının uzatmasında o gol yenmeyecek ve Trabzonspor galip gelecekti! Sonra özür dilemiş de affetmek büyüklüktenmiş de! Geçiniz! O da alt yapıdan yetişmedi mi? Yaptığı hata değildir. Hata; zararı olmayan masum yanlışa denir! Kimsenin goygoyculuğunu yapmam! Doğru ve gerçek ne ise onu yazar, onu söylerim! Bu oyuncular elbette başarılı ve yetenekliler. Ama Trabzonspor sayesinde bu melekeleri kazandılar. Gerisi boş laf!

GÜNEŞ’E KATILMIYORUM!

Şenol Güneş benim çok eski arkadaşım. Futbolda zirveye çıkmaya başladığı zamanlarda ben de mesleğe başladım. Onun başarıları ile övündük, onun başarıları ile Türk Futbolu dünyada adını duyurdu. Trabzonspor’da, Beşiktaş’ta, milli takımda yaptıklarını unutmak mümkün değil… Yani Türk Ulusu’na mal olmuş bir değerdir. Bunun için 2002 Dünya Kupası üçüncülüğünden sonra adına Güneş Doğudan Yükselir adlı bir de kitap yazarak onu taçlandırdım. Ama bütün bunlar onun her dediğinin ve yaptığının doğru olduğu anlamına gelmez. Mesela milli takımın Avrupa Şampiyonası öncesi skype üzerinden düzenlediği basın toplantısında “ Trabzonluyum, Trabzonsporluyum ama, Beşiktaş için ölürüm” lafını çok yadırgadım, çok… Halbuki hiçbir sportif mücadele için ve hiçbir takım veya hiçbir kulüp için değil ölmek, tek damla kanın bile akıtılmasına karşı olması gereken kişidir benim bildiğim, tanıdığım ve arkadaşım olan Şenol Güneş! Bir takım için ki, kim olursa olsun “ölürüm” ifadesini kullanmasına anlam veremiyorum. Hele Şenol Güneş’in böyle konuşmasına… Bunu anlamadım, hiç de anlamayacağım… Bunları ona en yakın kişiler söyleyemezler! Ben ise gerçek dostu olduğum için yazıyorum! Gerçek dost doğruyu söyleyendir!

ONURLU BİTİRİŞ!

Ligin temiz olmadığını söyledim ve bundan geri adım atmayacağım! Ama Trabzonspor’u ayrı bir yere koyuyorum. Hele son haftaki onurlu duruşu için… Göztepe ve Malatyaspor, Beşiktaş ile Galatasaray karşısında iyi mücadele ettiler. Ama sonuçta rakiplerine yenildiler. Yani can siperane oynamalarına rağmen rakipleri istediklerini aldılar! Kayserispor da az da olsa şampiyonluk umudu olan Fenerbahçe karşısında lige tutunabilmek için en az bir puanı mutlaka almalıydı. Alabildi mi? Ne gezer? Kayserispor’un rakibi kimdi? Gençlerbirliği… İşte Trabzonspor bu Gençlerbirliği ile oynadı. Trabzonspor’un ligde hiçbir iddiası yoktu. Yenilse de konumu değişmeyecekti. Ama o ne yaptı, çıktı ve oynayarak Gençlerbirliği’ni yenerek, asıl puan alması gereken Kayserispor’u kurtarmış oldu! Trabzonspor yenilse idi kim ne diyebilirdi? En fazla “ İddiasız, amaçsız bir takım” denirdi o kadar… Yok, kendi onurunu da kurtardı. Yani son haftada en onurlu duruşu takınan takım kesinlikle Trabzonspor’dur. Tarihe not düşmek için yazdım.

SİVASSPOR VE ÇALIMBAY!


Bu sezon ligde dikkat çeken takımlar oldu: Sezon başında Alanyaspor, Hatayspor, sonraları Gaziantep FK ve ardından Trabzonspor ile Sivasspor… Alanyaspor geçen sezondan itibaren çıkışta idi. Hatayspor ise ligin yenisi olmasına rağmen çok çarpıcı sonuçlar aldı. Trabzonspor ilk 8 haftada 6 puanla düşme hattında idi. Ama Sivasspor, Rıza Çalımbay’la inanılmazı yaptı. İlk yarı itibari ile düşecek takımlar listesinde gösterilen Sivaspor, Çalımbay’la müthiş bir grafik yakaladı. Trabzonspor’la birlikte en az yenilen takım oldular. Son 19 maç yenilmediler. Bu ligin belki de en temiz teknik adamlarından biri olan Rıza Çalımbay’la da ilk 5’e de girdi. Şenol Güneş milli takım kadrosunu açıklarken bana göre Sivas’ı onore etmek için bir tek oyuncuyu milli takıma çağırabilirdi. Kim bilir belki de Çalımbay’la da konuşmuştur. Çalımbay’ı Rizespor ve Trabzonspor teknik direktörlüğü sırasında da iyi tahlil etmişim demek ki. Kendisini kutluyorum.

ŞİMDİLİK BİRAZ ARA

Sevgili okurlarım. Lig bitti. Ben de şimdilik biraz ara veriyorum. Buluşmamız ya kısmet…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.