BÖYLE TRANSFER OLMAZ!

Türkiye’de hemen kulüp, başarısız geçen dönemi unutturmak için yeni sezon öncesi gündemi değiştirmek ve taraftarlara gaz vererek başarısızlıklara kılıf bulmanın yolunu “bomba transfer haberleri” ile bulmuştur!!! Bu “bomba transfer haberleri”ni yöneticiler, menajerler, simsarlar, aracılar yayabilirler! Bunun için de en kolay ve kestirme yol, medyadır!!!

Medyada bu işlere çanak tutanlar vardır ve bu işe ayrıca teşne olanları da ayırmak gerek! Yani bir kısmının da ortak çalıştığı iddiaları vardır! 50 yıla yaklaşan meslek hayatımda edindiğim tecrübelere göre bazı teknik adamlar medya ilişkisi de oldukça ilginçtir! Teknik adam- menajer - medya işbirliği de göz ardı edilmesin!

Mesela hiç gündemde olmayan ve kimsenin düşünmediği bir oyuncunun ismi ortaya atılır. Bunu kim yayacak? Elbette medya… İsim tutarsa altındaki ateş harlanır! Sonuçta iş olarsa birileri bir şeyleri kaldırır! İsim tutmaz ise “ Yalan”, “ Bizim haberimiz yok!” denir. Yine büyük takımlar için gündeme çıkarılan bazı isimler eğer o takıma transfer yapamaz ise “ Nasıl olsa büyükler talip oldu. Bunda bir şeyler var.” denilerek küçük takımlara pazarlanır!

Hatırlardınız mı? Hani bir kulüple 500 bin avro ya da dolara anlaşan futbolcunun, büyük bir kulübe bu rakam bilindiği halde bir milyon 350 bin avro ya da dolara kakalandığını!!!

Neyse, bunlar bilinmeyen işler değil… Ben Trabzonspor’u uyarmak istiyorum: Bilsinler ki böyle transfer olmaz!!! Yani davul zurna ile transfer yapılmaz! Ya yöneticiler yanlış yapıyor ya da bu isimler yalan… Elbette günümüz teknoloji ve iletişimi ile bütün transfer haberlerini gizleyemezsiniz ama, bunun bir usulü, kaidesi, kuralı olmaz mı? Tüm aleme ilan edilen transfer mi olur? Üstelik transfer sezonuna çok zaman olmasına rağmen…

Geçen hafta yazmıştım, tekrarlayalım: Trabzonspor için adı geçen özellikle yerli oyuncuları almak şimdi kolay, transfer mevsiminde almak imkansız! Şimdi nasıl olsa yaptırımı yok, at atabildiğin kadar… Ama transfer sezonu gelince bu oyuncuların talibi çoğalacaktır. Yani şu anda imza attıramayacağınıza göre en azından biraz daha sessiz ve derinden gitmek mantıklı olmaz mı? Ne dersiniz?

Her transfer öncesi bu ve benzeri birkaç yazıyı okuyucularla paylaşırım ama, hiçbir şey değişmez. Bir kısır dönü içinde debelenip gideriz.

HEKİMOĞLU, OF VE YOMRASPOR

Trabzonspor’un dışında profesyonel liglerde mücadele eden 3 takımımız da gruplarında Play-Off oynamaya hak kazandılar. İsterdik ki 3’ü de bir üst lige direkt çıksınlar. Ama olmadı ve şimdi zorlu mücadeleye girişecekler.

Ofspor ile Yomraspor 3’üncü ligde gruplarında ilk 5’e girdiler ve 6 Mayıs’ta başlayacak play off’larda Trabzon’u temsil edecekler. Umarım ve dilerim ki iki takımımız da 2’lige terfi ederler. Bu ekiplerden Yomraspor ile duygusal bağım da var. Çünkü ben bu takımın 1970’lerin başında takım kaptanlığını yaptım. Önce rahmetli “Kıllı” Recep (Çetinkaya)’in, sonra da Aras Perekli hocamın antrenörlüğünü yaptığı Yomraspor’da 3 yıl oynadım Bu nedenle onların 2’lige çıkmalarını istemem için özel nedenim de var.

Bunların dışında 2’nci ligde Hekimoğlu FK da grubunu ikinci tamamladı. İyi bir başkan, yönetim ve kadroya sahip Hekimoğlu bu hafta tamamlanacak ligden sonra 12 Mayıs’ta başlayacak play off’larda Birinci Lig’e çıkma mücadelesi verecek. Çok tecrübeli bir kadrosu olan Hekimoğlu’nda son derece umutluyuz.

Bu 3 takımımızın üst liglere çıkması demek Trabzonspor’un de elini kuvvetlendirecektir. Genç yetenekler en azından bir ara takımından sonra Trabzonspor’un kapısını aralayabilirler. Bu nedenle Hekimoğlu, Ofspor ve Yomraspor kulüplerine şimdiden başarılar…

 

TEK TÜRK OYUNCU

Geçen hafta içinde Beşiktaş – Hatayspor maçı oynandı. Herkes biliyor ve maçtan, sonuçtan oyundan söz etmeyeceğim. Maç başlarken esame listesine baktım ve tek Türk oyuncu göremedim! Ah pardon varmış… Numunelik. Beşiktaş kalecisi Ersin’miş o tek Türk oyuncu… Düşünün, Türkiye Süper Ligi’nde lider takım ve şampiyonluğun en güçlü adayı Beşiktaş’ın ilk11’inde tek Türk oyuncu var. Karşıdaki lige yeni çıkmış ama iyi işler yapmış Hatayspor’un ilk 11índe tek Türk bile yok. Vallahi ramazan ayı olduğu için fazla yorum yapamıyorum. Çünkü aklım durdu da ondan…

SAHİ FENERBAHÇE’YE

SALDIRI OLAYI NE OLDU!

4 Nisan 2015 tarihinde Rizespor’la oynadıktan sonra İstanbul’a uçmak için Trabzon Havalimanı’na hareket eden Fenerbahçe’yi taşıyan otobüse Sürmene civarında bir saldırı meydana geldi! Bu alçak, hain ve kalleş saldırı ile ilgili şimdiye kadar somut bir bilgimiz olmadı. Zaten sanıyorum dosya ile ilgili de gizlilik kararı var! Bu gizlilik kararı niye var bilmiyorum! Ama geçen ay Fenerbahçe’nin Divan Genel kurulunda konuşan Fenerbahçe Başkanı Ali KoçSürmene saldırısı aydınlatılmalı” diye bir cümle kurmuş. Evet, bence de aydınlatılmalı. Hem de bir an önce… Aydınlatılsın ki bakalım bu alçak, kahpe saldırıyı kim veya kimler niye yapmış? Aydınlatılsın ki eteklerdeki taşlar dökülsün. Ne dersiniz? Çok şey istemiyorum değil mi?

GÖNÜLDEN DÜŞEN ESKİŞEHİR LİGDEN DE DÜŞTÜ!

Çocukluğum ve gençlik yıllarımın sporla ilgili bölümü; o yoksulluk şartlarına rağmen futbol ve İdmanocağı - İdmangücü çerçevesi içinde geçti. Bir de “Trabzonspor kurulacak mı? Ne zaman ve nasıl kurulacak?” tartışmalarını takip ettim. En kolayı buydu! Çünkü, kollarımın altına sıkıştırılan 100 - 150 adet gazeteyi böyle satıyordum. (O zamanlar gazeteler okunuyor ve “ Gazete yazdı ise doğrudur” ilkesi hakimdi! ve gerçekti de…)

Bazen 5 dakika ara verip tüm gazetelerin spor sayfalarını karıştırmak adetim olmuştu! Sonra Trabzonspor nihayet kuruldu. Önce kırmızı-beyaz, bir yıl sonra da kırmızı-beyazlı Trabzonspor mahkemece lağvedilip bordo - mavi renklerle bu günkü Trabzonspor’u gördük…

Çocukluktan gençliğe geçiş yıllarımızdı. Rahmetli Orhan Karaali’nin Uzunsokak’ta yazlık İnci Sineması’nın tam karşısında şimdi yerinde bir pastana olan, 24 Şubat Kitapevi’nin camına her pazar akşamı 2.ligde alınacak sonuçları, puan durumunu gösteren A4 kağıdı ebadındaki bilgileri okumak için her nerede olursam olayım mutlaka koşarak giderdim!

Sadece bu kadar mı? Değil elbette… Atapark’ta sanıyorum sevgili Ahmet Celal Ataman’ın rahmetli babasına ait fırının hemen yanındaki spor toto bayisinde de maç sonuçlarını inceleyen ve orada yığılan kalabalığı hatırlıyorum. Trabzonlu da olsa o zaman hemen herkesin “tuttuğu” bir takım vardı. İdmanocaklılar renklerinden dolayı genelde Galatasaray’ı, İdmangüçlüler Beşiktaş’ı tutarlardı. Fenerbahçe’yi tutmaya gerek yoktu! Çünkü Trabzon’da zaten aynı adlı amatör bir kulüp vardı! Anlayacağız kimse kimseye düşmanlık yapmaz, kötü konuşmaz, maçlarda en ağır tezahürat ise “ Hey baba hindi...” idi!!!

Nedense ben o demlerde İzmir’in Göztepe’sine ve de özellikle Eskişehirspor’a sarmıştım! Eskişehirspor başka, bambaşka idi gözümde… Amigo Orhan (Erpek) bile bizim Trabzonspor’dan daha ünlü idi! Eskişehirspor ise gözümde bir efsane… Teknik ardamlar Abdullah Matay ile Abdullah Gegiç, yönetici Aydın Begiter ve Fethi Heper, İsmail Arca, Nihat, Halil, Kamuran gibi futbolcular hala hafızamda tazece duruyor. Muhteşem bir takımdılar. Ligi ikinci sırada tamamlamış, Türkiye ve Cumhurbaşkanlığı Kupaları’nı da kazanmışlardı. Onlar Göztepe ile İstanbul’a başkaldıran iki ekiptiler.

Sonra Trabzonspor çıktı meydana ve onların yapamadığını ya da onlara yaptırılmayanları tek tek aşarak başardı. Ne olursa olsun Göztepe ve dediğim gibi özellikle Eskişehirspor hep yüreğimin bir kenarında vardılar. Çok zor zamanlar geçirse, yıllarca 2.ligde sürünse de… Ama tüm bunlar 2011 yılında noktalandı! İçimde inanılmaz bir şaşkınlık ve hayal kırıklığı yaşadım.

Çünkü bu hayallerimin takımı, şike iddialarına bulaşmış ve ben de bunları yakından takip etmiştim. 2008 ile 2014 arasında küçük oğlum burada yani Eskişehir’de konservatuarda okumuştu. 6 yıl boyunca sık sık gittiğim Eskişehir’de yaz kış uzun zamanlar kaldım. Tüm Eskişehir’i yaya olarak baştan başa, doğudan batıya, kuzeyden güneye saatlerce yürüyerek adım adım karışladım. Kenti çok önceleri de görmüş ama 1910’ların bir Anadolu kasabasına benzetmeme rağmen, Eskişehir’e sihirli bir el değmiş ve Türkiye’nin belki de en yaşanılır kenti olmuştu! Bizim eski Bokludere’den beter olan Porsuk Çayı islah edilmiş, içinde artık kanolar, kayıklar, kumsalında yüzen yüzlerce, binlerce insan vardı. Derenin içinde de her türlü balık… Esnaf rahat, tam bir öğrenci ve memur kenti idi. 6 yıl boyunca halkı ile ilgili hemen hemen hiçbir olumsuzluğa rastlamadım. Hatta orada bulunduğum sırada gezi olaylarının yansıması olarak şehrin en yoğun yerine park ettiğim ve güvelik kuvvetleri ile öğrenciler arasında kalan aracıma en küçük bir çizik bile atılmamasına hala şaşarım.

Nasıl oldu da Eskişehir gibi böyle bir kent şike ve teşvik olaylarına bulaştı? Şike olayı 3 Temmuz 2011’de patladı. Ben ise 2014’e kadar Eskişehir’e gitmeye devam ettim. Sürekli yürürken zaman zaman eski stadın karşısındaki bir pastaneye soluklanmak için uğrardım. Sahibi, ortağı ya da çalışanı sanırım orta yaşlarda tesettürlü bir bayan vardı. Sık sık uğrayınca sohbet de etmeye başladık. Hali ile Trabzonlu olduğumu söyledim. Ve konuyu her zaman Eskişehirspor – Trabzonspor ve Eskişehirspor – Fenerbahçe maçlarına getirdim. Kadıncağızın futboldan, şikeden haberi yoktu ama, sonuçları az çok kestirebiliyordu.

“ Sizin kentin takımı yanlış yaptı. Şikeye bulaştı. Teşvik aldığı iddia edilir. Çok büyük hak yedi. Günah işledi. Bunun bedelini mutlaka ödeyecek.” falan dedim. Kadıncağız “ İhsan Bey, bunun bize zararı olur mu? İşlerimiz etkilenir mi?” diye kaç kez sordu!

Eskişehirspor’un şike ve teşvik olaylarına karışmasından en büyük zararı Trabzonspor gördü ve hakkı olan şampiyonluk kupasını hala alamadı. Kimse Eskişehirspor’dan himmet beklemiyordu ama, her rakibe karşı aynı tavrı takınmalarını istemek herkesin hakkı idi.

O kadıncağızın işyeri ne oldu bilmiyorum ama, stat oradan zaten batıya taşındı. Eskişehirspor ise artık kayıplarda… 2011’den sonra bir türlü toparlanamadı. Bunun şike ve teşvik olaylarına karışmasından mı, kötü yönetiminden mi olduğunu elbette bilemem, ayrıca onlar için ne ifade ettiğini de kestiremem ama, benim nazarımda bu köklü kulüp ne yazık ki ışığını yitirdi ve ligden düştüğü gibi gönlümden de düştü! Yazık…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.