DEREYİ GÖRMEDEN PAÇAYI SIVAMAK

Abdullah Avcı: “Yeni sezona iyi bir idmanla başladık. Bu yolun sonu şampiyonluk olacak inşallah! Trabzon şehrinin beklediği şampiyonluğu bu sezon yaşatacağız...”

Avcı’nın yaptığı bu açıklamaya sosyal medyada Trabzonsporlular tarafından oldukça destek geldi.

Benim burada altını çizmek istediğim husus şu; Trabzonspor’un başında Avcı değil de bir başka teknik adam olmuş olsaydı, o teknik adamın Avcı’nın söyleminden başka bir ifade kullanma şansı olabilir miydi?

Kamp devam ederken, henüz hiçbir takım hazırlık maçları yapmadan, hiçbir takımın fotoğrafı ortada yokken, Avcı bunlara rağmen öyle bir demeç verdi ki, çıtayı en üst seviyeye koyarak “Yolun sonu şampiyonluk olacak” diyerek kesin bir ifade kullanmış oldu.

Halbuki Abdullah Avcı, “Şampiyonluk yarışının içerisinde olacağız hedefimiz elbette ki şampiyonluk hazırlıklarımızı ve transferlerimizi bu doğrultuda yapıyoruz” deseydi daha doğru olmaz mıydı?

Hadi gelin şimdi şeytanın avukatlığını yapalım; maçlar başladı, takım istenileni veremedi ve hedeften de uzaklaştı… O zaman ne olacak?

Abdullah Avcı hedeften kopan takımı için ne söyleyecek?

Bana göre Avcı “dereyi görmeden paçaları sıvamış”

Temennimiz, dileğimiz inşallah henüz görmeden girdiği dereden sağ salim çıkmasıdır hocanın.

Ben yine de uyarımı yapayım; sığ suda bile boğulan çok olmuştur hayatın içerisinde…

TRANSFER GİDERLERİNİ KARŞILARLARMI?

Başkan Ahmet Ağaoğlu “Bir yandan elimizdeki oyuncuları satıp, o sattığımız oyunculardan gelen paralarla, futbolcu alıp, transferlerimizi buna göre gerçekleştiriyoruz” demişti ya.

Ahan bugüne kadar Trabzonspor’dan gönderilen oyuncular.

Kamil Ahmet Çörekçi, Majid Hosseini, Gaston Campi, Marlon, Lewis Baker, Benik Afobe…

Sorarım size bu gönderilen oyunculardan hangisinden hedeflenen rakam alınır?

Hepsinin getirecek olduğu rakamı alt alta, üst üste yazalım ve toplayalım, bugün alınan oyuncuların bırakın bonservislerini, kendi alacak oldukları ücretleri karşılar mı?

Ey gidi Ağamınoğlu ey…

Bir şey söylüyorsan ama maalesef söylediklerinin hepsinin altı boş!

Ve zannediyorsun ki, bizler hiçbir şey bilmiyoruz, bir yerden haberimiz yok ve bunlardan dolayı da söylediklerini yiyip yutuyoruz he.

Sahi öylemi zannediyorsun?

Ey gidi Ağamınoğlu ey...

Gün ola harman ola”

SONRADAN HAYAL KIRIKLIĞI YAŞAMAYINIZ!

Dakika bir gol bir!

Zira olacağı da buydu!

Siz Kulüpler Birliği Başkanı olan Ahmet Ağaoğlu’nun, TFF ye karşın masaya yumruğunu vuracağını mı bekliyordunuz!

Yalandan yere kimse klavye kabadayılığı yapmasın.

Son yapılan Kulüpler Birliği Vakfı yani Ağaoğlu’nun başkan olduğu toplantısının arka planında bakın neler oldu.

Edinilen bilgilere göre Fenerbahçe başkanı Ali Koç ve Galatasaray başkanı Burak Elmas, yapılacak deklarasyonun sert olması konusunda ısrarcı olmuşlar.

Beşiktaş, Trabzonspor ve Başakşehir başkanları ise açıklamanın yumuşatılmasını istemişler. Buna rağmen Fenerbahçe ve Galatasaray, diğer Anadolu ekiplerinin de desteğini alarak metnin hem ultimatom boyutunda kalmasını hem de ‘maçlara çıkmama' ifadesinin yazıdan çıkarılmamasını sağladılar.

Buradan anlaşacağı üzere Kulüpler Birliği’nde her zaman olduğu gibi tokmak Fenerbahçe ve Galatasaray başkanın elinde..

Eeee başkan kimse davul da onun sırtında.

Ağaoğlu’nun başkanlığının forsu ya da yaptırım gücü, birliğin aldığı ve ifade edilmek istediği kararların önüne, arkasına geçebilir mi?

En önemlisi Fenerbahçe ve Galatasaray başkanlarının istekleri dışında alınacak bir kararda, başkan olarak Ahmet Ağaoğlu’nun tek başına karar verme refleksi olabilir mi?

Diyorum ki, fuzuli yere gameti uzatmayınız!

Hatırlayın, Göztepe başkanı da bir dönem Kulüpler Birliği Başkanı olmuştu ve kaçarcasına istifa etmişti!

   

KEŞKE BU SORULARI DA SORSAYDILAR

Ben isterdim ki Ahmet Ağaoğlu’nu Kulüpler Birliği Başkanı olduktan sonra siyasetçisinden tutun taraftarlarına kadar tebrik yarışına girmişler, yakın zamanda yapılan genel kurulda Ağaoğlu’na geçen sezon yaptığı transferleri sorsun!

Ben isterdim ki Ağaoğlu’nu Kulüpler Birliği Başkanı olduğu için tebrik edenler, Ağaoğlu’na genel kurulda Trabzonspor’u neden bu kadar borçlandırdığını sormuş olsaydılar!

Ben isterdim ki Ağaoğlu’nu Kulüpler Birliği Başkanı olduğu için tebrik edenler, Ağaoğlu’na genel kurulda Abdullah Avcı’yı geçen sezon başı neden getirmediğini sormuş olsaydılar?

Ben isterdim ki Ağaoğlu’nu Kulüpler Birliği Başkanı olduğu için tebrik edenler, Ağaoğlu’na yönetiminde Abdulkadir Parmak için Avcı’yı neden oylattığını sormuş olsaydılar?

Ben isterdim ki Ağaoğlu’nu Kulüpler Birliği Başkanı olduğu için tebrik edenler, Ağaoğlu’na genel kurulda saklanan bir evrak yüzünden Trabzonspor’un neden Avrupa Kupaları’na gidemediğini sormuş olsaydılar!

Ben isterdim ki, Ağaoğlu’nu Kulüpler Birliği Başkanı olduğu için tebrik edenler Ağaoğlu’na genel kurulda yönetiminin neden bölük pörçük olduğunu, neden bütün kararları tek başına aldığını sormuş olsaydılar!

Ben isterdim ki Ağaoğlu’nu Kulüpler Birliği Başkanı olduğu için tebrik edenler, Ağaoğlu’na genel kurulda alınan oyunculara her yıl imza paralarının neden ödeneceğini sormuş olsaydılar!

Ben isterdim ki Ağaoğlu’nu Kulüpler Birliği Başkanı olduğu için tebrik edenler, Ağaoğlu’na genel kurulda şike sürecini takip eden Önder Bülbüloğlu’nun neden istifa ettiğini sormuş olsaydılar?

Ben isterdim ki Ağaoğlu’nu Kulüpler Birliği Başkanı olduğu için tebrik edenler, Ağaoğlu’na genel kurulda bir önceki sezonda sürekli aynı menajerlik şirketi üzerinden neden oyuncu aldığını sormuş olsaydılar!

Ben isterdim ki Ağaoğlu’nu Kulüpler Birliği Başkanı olduğu için tebrik edenler, Ağaoğlu’na genel kurulda kulübün içerisin de bir başkan olarak değil de neden bir futbol şubesi sorumlusu olarak görev yaptığını sormuş olsaydılar!

Ben isterdim ki Ağaoğlu’nu Kulüpler Birliği Başkanı olduğu için tebrik edenler, Ağaoğlu’na ‘genel kurulda sizden başka konuşan görüntü veren yönetici yok mu da her yerde kameralar ve mikrofonlar karşısına siz geçi veriyorsunuz’ diye sormuş olsaydılar!

Ben isterdim ki Ağaoğlu’nu Kulüpler Birliği Başkanı olduğu için tebrik edenler, Ağaoğlu’na genel kurulda Trabzonspor’a ekonomik anlamda bu güne kadar ne kadar katkı yaptığını sormuş olsaydılar (birçok yönetici yaptı)!

Ben isterdim ki Ağaoğlu’nu Kulüpler Birliği Başkanı olduğu için tebrik edenler, Ağaoğlu’na genel kurulda Trabzonspor’a başkan olmadan önceki ekonomik durumuyla başkan olduktan sonraki ekonomik durumunu genel kurul delegelerine anlatmasını sormuş olsaydılar (Ekonomik anlamda sıkıntılı olduğunu bilmeyen yoktu)!

Ben isterdim ki Ağaoğlu’nu Kulüpler Birliği Başkanı olduğu için tebrik edenler, Ağaoğlu’na genel kurul öncesinde bağlı olan gemilerini (birisi batmış) nasıl yüzdürdüğünü sormuş olsaydılar!

Aslına bakarsanız Kulüpler Birliği Başkanı olan Ahmet Ağaoğlu’na sorulacak çok soru var ama şimdilik bu kadarla yetinelim diyorum.

Diğer sorulması gereken soruları da bir başka bahara bırakalım ne dersiniz!

MİNİK KARGAYLA BULUŞACAĞIZ

Ne bileyim gün gelecekte mışlı muşlu hikâyeler yazacağımı…

Ne biliyim bir gün Ali Savaş dayımın kargasına ihtiyaç duyup, minik kargası için dayımın kapısını çalacağımı…

“Büyük lokma ye ama büyük konuşma” dermişler ya bizimkisi de o misal.

Şimdi diyeceksiniz ki karga nereden çıktı? Kınalı kuzunuz vardı ya o nerede?

Kınalı kuzum kurban bayramından dolayı bizleri terki diyar edip yaylalarına, ovalarına gittiğinin daha öncesinden duyurusunu yapmıştım.

Öyle görünüyor ki, kınalı kuzumun dönüşü biraz zaman alacak gibi.

Şu sıralar eş ve dostlar sağ olsunlar, bu yaz gününde bizleri malzemesiz bırakmıyorlar. Öylesine mışlı muşlu hikayeler bizlere ulaştırıyorlar ki, bundan dolayı da mışlı muşlu hikayelerin anlatımı ve yazımında tecrübeli ve işin erbabı olan komşumuz Ali Dayımın minik kargasına müracaat etmek zorunda kaldık.

Vira bismillah diyerek, bende sizler gibi merak ediyorum, bakalım bir dahaki yazımda nasıl bir mışlı muşlu bir hikaye ile minik kargamız sizlerin huzuruna çıkmış olacak?

ON PARMAĞINDA ON MARİFET

Hani ya hak eden için deriz ya…

O bir marka!

O bir isim!

O bir efsane!

O bir duayen!

O bir renk!

O bir aranan yüz!

O bir fenomen diye…

Kim ne der, kim ne düşünür orası beni çokta ilgilendirmiyor…

Beni ilgilendiren Süleyman Aslan’ın yukardaki sıfatları taşıyıp taşımamasıdır…

Ben işin bu tarafına bakıyorum.

Bana göre Aslan, fazlasıyla hak ediyor.

Çünkü bulunduğu konuma, ulaştığı markaya, işinde vardığı noktaya tırnaklarıyla adeta kazıya kazıya gelmiştir.

Giyim sektörünün büyüteç ile aranan isimlerinden olan Süleyman Aslan başarısıyla giyim sektörüne ismini altın harflerle yazdıranlardandır.

Güler yüzü, naif ve nazikliği ile de mağazasına uğrayan müşterilerin gönüllerine taht kuran Süleyman Aslan’ın, başarısında, dolayısıyla fit kalmasında en büyük etken sabah sporlarını muntazam şekilde hiç aksatmadan yapmasıdır.

Aslan’ın farkına varamadığımız, bilmediğimiz bir özelliğini de sabah yaptığı sporda öğrenmiş olduk!

Meğersem Süleyman Aslan iyi bir spor eğitmeniymiş!

Meğersem Süleyman Aslan’ın on parmağında on marifet varmış!

Spor esnasında ekibinde olanlara neler yaptırmıyor ki?

Buradan kilo verip fit olmak isteyenlere çağrımı yapıyorum, istediğiniz ve arzuladığınız fiziğe kavuşmak istiyorsanız, tek adresiniz giyim sektörünün marka yüzü Süleyman Aslan’dır.

Giyim sektöründe işinin hakkını veren Süleyman kardeşimiz, spor eğitmenliğinde de işinin hakkını fazlasıyla vermektedir.

Boş yere zaman harcayıp ve spor salonlarına avuç dolusu para vermeyiniz!

Az daha pas geçiyordum, Süleyman Aslan’a ulaşmak isteyenler, kendisine Ayasofya altında birinci cepte ulaşabilirler…

NE OLURSA OLSUN KULLANILMAMALIYDI!

Sadri Şener, “4 ay daha maaş almak için her şeyi kabul eder. Bana ve Trabzon’a hakaret eden Emre’yi yardımcı alır. Profesyonel gibi adi bir kelimenin arkasına sığınıp Trabzon’dan sonra her takımı çalıştır, Medical Park Stadı’na onun ismini vermenin Trabzon’a hakarettir, Senin başkanını uçakta dövmek için arayan Emre’yi yanına almak bize hakarettir, terbiyesizliktir. İnsanlarda biraz utanma duygusu olmalı. Para da bu kadar önemli olmamalı. Yazıklar olsun benim verdiğim emeklere. Verdiğim her emek haram olsun”

Bir kere eski başkan Şener’in, eski teknik direktörü Güneş hakkında kullandığı bu ifadeler ağırın ağırana kaçmış!

Vallahi de billahi de, bu ifadeler kavgada söylense, inanın söyleyen kişi ağır ceza mahkemesinde yargılanır!

İki kişinin arasında zamanla her ne geçmişse geçmiş, buna rağmen şu ifadeler kamuoyunun önünde kullanılmamalıydı…

Kısa ve net; Sadri başkan kullandığı bu ifadelerle ayıp etmiştir.