Baştan söyleyeyim. Yazacağım şeyleri muhtemelen bazıları yanlış anlayacak ya da yazdıklarım bazılarının hoşuna gitmeyecek ama söylemek istediklerimi bana ayrılmış bu köşede dile getiremeyeceksem bu sayfanın da benim için bir anlamı olmaz. Nasıl olsa biz bizeyiz. Nasıl olsa bu yazıyı yine sen ben okuyacağız. Yanlış anlaşılmaması için her kelimesini özenle seçeceğim bu yazıyı, sizden gelmesi muhtemel tüm tepkileri göze alarak kaleme alıyorum.

Öncelikle altını çizerek söyleyeyim ki yanlış kadro seçimi, yanlış oyuncu değişikliği ve bireysel üç hata ile maçı kaybettik. Takım, maçı kazanmak için elinden geleni yapıp iki gol atmış olsa da Kayserispor’un üç golüne engel olamamıştır. Kayserispor’u tebrik ediyorum.

Konu bu değil. Konu takım da değil, konu oynadığımız futbol da değil. Konu biziz. Maç başlıyor, karşılıklı bordo mavi ve sarı kırmızı tezahüratları arasında ilk golü yiyoruz. Bir alkış kopuyor. Nasıl yani? Etrafıma bakıyorum. Evet alkışlıyoruz. Sanırım dostluk ve kardeşlik hissinin düşürdüğü bir boş bulunmuşluk diyorum, yanlışlık olmuştur. Atıyoruz ve nihayet seviniyoruz. Rakibimizin plaka koduna denk gelen dakikada etrafımızda bir anda sarı kırmızı balonlar beliriyor. Bu coşku dolu dakikanın sonrasında futbol programlarının jenerik müziğine klip olabilecek güzellikte bir gol daha yiyoruz ve yine alkış kopuyor. Yok yahu diyorum, olamaz, olmamalı. Gol güzel diye alkışlamışızdır, bu da golün güzelliğine saygıdandır herhâlde. Bir müddet sonra atıyoruz yine seviniyoruz, hafızamız yerine geliyor. Yeneceğiz, yenmeliyiz, hedefimiz Avrupa. Sonrasında yine yiyoruz, yine alkış. Nasıl ya! Yenildik. Bu neyin alkışı? Neye seviniyoruz biz? Rakibimizin sevinmesine mi? Dolayısıyla onun rakiplerinin üzülmesine mi seviniyoruz? Sebep? ...

Futbolun şiddet, kavga, holiganlık, düşmanlık olduğunu iddia edecek kadar deli değilim. Böyle abartılı bir kardeşliğin, tek amacı birincilik için mücadele etmek olan ve yanlış anlaşılmaya bu kadar müsait olan bir oyunda değerlerimize zarar vereceğini anlatmaya çalışıyorum. Tamam umurunuzdadır ya da değildir mahsuru yok, Allah düşürmesin de, kendimizi son üç sıradaki takımların taraftarlarının yerine koyalım. Gözümüz kulağımız Trabzonspor – Kayserispor maçında olsun. Küme hattından kurtulmamız ya da en azından ümitlenmemiz bu maça bağlı olsun. Yediği golleri alkışlayan ve maç bitince kıskananlar çatlasın tezahüratı yapan o taraftarı görseydiniz ne düşünürdünüz? Ya da soruyu kalbinizi daha zorlayacak boyuta getirip öyle sorayım. Bundan altı yıl önce Sivasspor- Fenerbahçe maçı olduğu gün, bir yarısı kırmızı beyaz diğer yarısı sarı lacivert formalı o amcanın fotoğrafını gördüğünüzde ne hissetmiştiniz? Hadi sizin iddianıza göre biz kardeşimize ağabeylik yapmış olalım, peki ya altı sene önce ağız dolusu hakaret ettiğimiz o adama göre de kendi tuttuğu takım abisine kardeşlik yaptıysa. Bu konudan çok soru türer de bir tane daha sorayım daha fazla canınızı sıkmadan. Seneye her şey yolunda gitti, şampiyonluk maçına çıkıyoruz diyelim. En yakın rakibimizden bir puan öndeyiz. Son maç Kayserispor ile. Bu ülkede konuşulacak şeylere hazır mısın Trabzonsporlu? Buna gerek var mıydı? Daha doğrusu bu kadarına gerek var mıydı?

Rakibin attığı goller alkışlanıp futbolcu arkadaşı yuhalanırken Mas, Pereira ve Durica’nın tribünlere bakışındaki anlamsızlık gibi bir mevzu aslında. Tüm bunları rakibe saygı olarak adlandıracaksak diğer yediklerimizi niçin alkışlamadık, yok hayır her yediğimizi alkışlamıyorsak bu bazı mağlubiyetlerin zorumuza gitmediği sonucunu ortaya çıkarır ve bize yakışmaz. Amacımıza, davamıza, değerlerimize, mücadelesini verdiğimiz tüm şeylere ters. Hazırlık maçında yenilince bile canı sıkılan, sevgisini de nefretini de en uç noktalarda yaşayan, düşmanı bol olduğu için dost edinme gereksinimi duyan, kardeş gördüğü takımı yanlış anlaşılma pahasına  abartılı sevecek kadar gönlü kocaman Trabzonspor taraftarı, kardeşlerim, dostlarım.  Sizce de çok abartmadık mı? Bence abarttık.

Saygılar…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.
Avatar
Yasar 2017-05-09 11:16:02

Çok abartıldı hemde, ts camiası ayrıca Anadolu arasında asla taraf olmamalı

Avatar
Rabia 2017-05-09 14:30:53

Eline sağlık abi, çok doğru yazmışsın yine

Avatar
Barış 2017-05-10 00:23:19

Bunu anlayacak kapasite o stadda yoktu