Bolu’nun faşist eylemli Belediye Başkanı Tanju Özcan, mültecilerle ilgili tepkisini sürdürdü. Mültecilere nikâh kıyma bedeli olarak 100 bin lira şart koyan ve ‘Ya nikâh kıyıp evlenmesinler veya nikahsız evlensinler’ demek isteyen bu faşist anlayış içme suyunu da dolara bağladı. Neyse ki Bolu’da hakimler var ve faşist anlayışa geçit vermedi.

Mahkemenin kararından rahatsız olan Bolu’nun faşist icraatlı başkanı “Sığınmacı sevenler kına yaksın!..” diyor. “İnsan sevenler… Muhacirlere kucak açanlar… İnsanlık dostları…” demiyor. Zira bunların çok uzağında yaşıyor. Çocukları sokakta yürüyemiyormuş da!.. Çocuklarının ekmeği bölünüyormuş da!.. Rızkı kendisinin verdiğini sanıyor. Kendisine rızkı verenin Allah olduğunu ve Allah’ın herkesin rızkını verici olduğunu ne yazık ki bilmiyor. Allah Kuran’ında, rızkı verenin yalnızca kendisi olduğunu bildirdikten sonra insanların cehaleti için bakın neler diyor: “Malları, mülkleri, güçleri varmış da insanlara bir hurma çekirdeğindeki oyukta kalan minnacık lif artığı kadar bir pay bile vermeyeceklermiş!..” Evet… Kendisini Bolu’nun sahibi zanneden Tanju Özcan, suyu kendisinin akıttığını sanıyor. Allah’ın Bolu halkına verdiği nimeti Bolu’daki muhacirlerden esirgiyor. Suyun ve mülkün sahibi kendisiymiş gibi!..

***

Bolu Belediye Başkanının bu insanlık dışı eylemini destekleyen ve kendilerine ‘Türk milliyetçisi’ diyen meclis üyeleri de Müslüman Türk’ün dünyasında birer kara leke hükmündedir. Bu tabloya bakarak bir şey söylenebilir. İYİ Parti milliyetçiliği CHP milliyetçiliğine evrilmiştir. Veya ulusalcı İYİ Particilik, ulusalcı CHP ile artık fikren de bütünleşmiştir. CHP ve İYİ Parti artık birbiriyle benzeşmiştir. Bolu Belediye Meclisinin CHP’li ve İYİ Partili üyeleri yalnız kendi siyasi kimliklerine değil, Müslüman Türk’ün misafirperverliğine derin bir yara vermişlerdir. Tek tesellimiz ise bu tür insanların ülke için örnek teşkil etmeyecek kadar azınlıkta kalmalarıdır. Yine bu zulüm oylamasına ses vermeyen Bolu halkı dileriz Cenabı Hakkı üzmemişlerdir.

***

Fenerbahçe ile Beşiktaş oynayacakmış!..

Fenerbahçe Kulübü, 2010-11 yılında yaptığı şikenin üzerini örtmek için kırk dereden su getiriyor. Ne yazık ki derelerin tamamı bulanık ve su bir türlü temizlenmiyor. Yargıtay’ın garip kararı Fenerbahçe kulübünü kesmemiş olacak ki yeni atraksiyonlar arıyorlar. Şimdi de 2010-11’in sahte şampiyonu ile aynı yılın kupa şampiyonu Cumhurbaşkanlığı kupası oynamak istiyorlar.

Beşiktaş kulübü böyle bir çirkin oyunun figüranı olur mu? Biz inanmıyoruz. Daha önemlisi böyle sanal bir kupayı Sayın Cumhurbaşkanına nasıl verdirecekler? Futbol Federasyonu böyle bir karar alırken konuyu Cumhurbaşkanına da iletecektir. Cumhurbaşkanı, hakemliğini Yargıtay hakimlerinin yaptığı böyle bir müsabakaya devleti alet etmeyecektir. Şike konusunda taraflı duruşu ile Trabzonspor camiası yeterince üzüldü. Dileriz Trabzonspor’un şampiyonluğa yürüdüğü bu süreçte kulübün ve camianın kimyasını bozacak adımlara izin verilmez. Zira böyle bir adım yalnızca 2010-11 şike sezonuyla alakalı değil. Bu atraksiyon daha çok Trabzonspor’un bugünkü şampiyonluk yürüyüşünü taşlamak olarak değerlendirilecektir. Biz öncelikli olarak TFF’nin… İkinci olarak Beşiktaş kulübünün Trabzonspor’a karşı ortaya atılan bu oyunun bir parçası olmayacaklarına inanıyoruz.

***

İstanbul STK’larının bildirisine biz de imza atıyoruz

CHP Genel Merkezi geçmişiyle yüzleşmek ve ‘özür dilemek’ gibi bir programdan bahsederken, diğer yandan en etkili ağızlar, Diyanet’e ve Kuran Kurslarına saldırıyor. CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel’in 4-6 yaş dönemindeki Kuran-ı Kerim eğitimine yönelik sözlerine karşılık İstanbul’da 300’ü aşkın STK temsilcisi bir basın açıklamasıyla Özel’i kınadı. Trabzon’daki STK’lar sessiz kalsa da günebakış olarak aynı açıklamanın altına Trabzon’dan imza atıyor, ‘dinle ve diyanetle uğraşmayı bırakın’ diyerek sütunumuza alıyoruz.

"Peygamber Efendimizin (s.a.v.) 'Ben, ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.' hadisini hayatlarına tatbik etmek isteyen aziz milletimiz, 'Ağaç yaşken eğilir.' düsturuyla güzel ahlakı ve dinimizin temel vecibelerini, çocuklarının öğrenmesini isteyerek Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından yürütülen çalışmalara büyük bir teveccüh göstermektedir. Her fırsatta dinimize, manevi değerlerimize özellikle Diyanet İşleri Başkanlığımıza saldıran ve yıpratmaya çalışan, yalan yanlış bilgilerle milletimizin faydasına olan hizmetleri karalama girişiminde bulunan, ortaçağ zihniyetine sahip, siyaset iddiasında bulunanlar bir kez daha harekete geçmiştir. Aziz milletimizin gözünün içine baka baka bir de helalleşme isteyerek, değerlerimize hakaret ederek, milletin kendilerine teveccüh edeceğini düşünmektedirler. "Milletimiz Size Hakkını Helal Etmeyecektir" yüzyıl Türkiye'sinde aziz milletimiz size itibar etmeyecek ve hakkını helal etmeyecektir. Siyasi malzeme yapılmaya çalışılan konu evlatlarımızın geleceğidir. Ülkemizin geleceği için atılan her türlü olumlu adımın karşısında duran bu çağ dışı zihniyeti kınıyor, yapılan ithamları sahibine geri iade ediyoruz."