Geçen pazar günü 1967 Trabzonsporlular Derneği’nin kongresine icabet ettik. Bilindiği üzere merhum başkanı Alaattin Hatayoğlu ile özdeşleşmiş olan bu dernek başkanın ani vefatı sonrası derin bir sessizliğe gömülmüştü. Çünkü başkan cesur çıkışları ve sert eleştirileriyle camiada kendine haklı olarak saygın bir yer edinmişse de ardında kurumsal bir yapı bırakmamıştı. Eskilerin tabiriyle nev’i şahsına münhasır biriydi. Tekrar rahmetle anıyor ve kongreye geçiyoruz.

Katılım insanın içini burkacak kadar düşüktü ama yukarıda izah etmeye çalıştığım sebeplerden ötürü bu çok da beklenmedik bir durum değildi. Hatayoğlu’ndan sonra görevi devralan yardımcısı Deniz Hacıbayramoğlu ve ondan sonra devam eden Engin Hacıbayramoğlu son derece kaliteli insanlar ve aynı derecede Trabzonsporlular. Fakat gerek merhum başkanın ani kaybının yol açtığı vakum etkisi ve gerekse pandemi vs. gibi sebeplerden ötürü derneğe yeni bir ivme kazandıramadılar. Kısa bir süre önce de Engin Hacıbayramoğlu yönetim kuruluyla istişare ederek Bordo Mavi Gönüllüler platformuyla Trabzonspor için yüksek aktivite sergileyen Yusuf Ünal’ı aday gösterdi. Kongreye de Yusuf Ünal’ın teklif ettiği tek listeyle gidildi.

Gecikme iyi olmadı

Organizasyonun düzenlendiği mekânda süre sınırlı olmasına rağmen kongre çok geç başladı. Sebebini sorduğumda divan için teklif edilen bir üyenin beklendiği bilgisi verildi. Kongre başlayabilir, divan üyesi de yetiştiği andan itibaren görevine devam edebilirdi. Trabzon Dernekleri Federasyonu’nun son kongresinde de divan başkanı seçilen Nurettin Turan gecikince kongre divanda yardımcısı olan Tahsin Usta’nın yönetimiyle başlamış, Nurettin Turan gelince de görevi kendisine devretmişti. Gecikmeden dolayı rutin gündem maddelerinin görüşülmesi dışında en önemli bölüm olan konuşmalara yeterince vakit kalmadı. Hâlbuki kongreler tam da düşündüklerini, şikâyet ve memnuniyetlerini dile getirme yeridir. Amaç sadece yönetimi belirlemek değildir. Neyse… Ne kongreler gördük, zaten yoktular. Bu onların yanında gül suyuyla yıkanmış gibi kalır.

Yeni yönetimde çok değerli, tecrübeli ve derneğe ciddi ivme kazandıracak isimler var. Çiçeği burnunda başkan Yusuf Ünal’ın enerjisi tanıyan herkesin malumu. Çoğunu tanıyıp bazılarını bizzat tavsiye ettiğim, diğerlerini de kongre sonrası Güngören Trabzonlular Derneği’ndeki sohbette tanıma şansına sahip olduğum kadro Trabzonspor adına verimli ve faydalı faaliyetlere imza atabilir, camianın hafızasında güçlü bir yeri olan derneği eskisinden çok daha başarılı bir pozisyona taşıyabilir.

Üye esaslı dernekçilik olmalı

Bunun için anahtar kavram (aslında her dernekte olması gerektiği gibi) “üye”dir. Yani dernek gücünü üyelerinden almalı, hedeflerine bu güçle yürümelidir. Ne yazık ki derneklerimizin üye diye bir derdi (!) yok. Üye kavramı sadece kongrelerde akla geliyor, o da birden fazla aday varsa. Doğu’da bir köy okulunu boyamak sıvamak, ülkenin bir tarafında Trabzonlu olmayan bir taraftarı gidip bularak onore etmek elbette göz ve gönül okşayan aktiviteler. Tamam da öncelik sıralaması diye bir şey var. Önce üyelerinizin bir halini hatırını soracak, onlara değerli bir kimliğin unsurları olduklarını hissettireceksiniz. Kim bilir, belki onların içinde de çocuklarına forma alamayan, çocuklarını maça götüremeyenler vardır. Belki kimseciklere söyleyemedikleri ihtiyaçları vardır. Siz dernek üyelerinizin varlığını bile umursamazken ülkenin öbür ucundaki çocuklara ileride belki birkaç tanesi Trabzonsporlu olur diye cilalı yatırımlar yaparsanız, üyeleriniz de “Sen beni tanımaysan, ben seni heç tanımayrım” der ve ortaya Trabzonspor adına hiçbir faydalı sonuç çıkmaz. Hikâyenin sonunda da 15-20 kişilik kongreleri dahi yapamaz hale gelirsiniz.