Trabzon’un Of ilçesinde dünyaya gelen 55 yaşındaki Salih Zeki Kurumahmutoğlu, 15 Temmuz darbe girişimiyle birlikte 1980 Darbesi’nin acı hatıralarıyla yüzleşti. Darbeninülkeye yıllar kaybettirmemesi için üç evladından birini alarak Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne çıkan Kurumahmutoğlu, tankları ihanet filedekisinden teslim almaya çalıştığı sırada gazi oldu. Tedavisi bir ay süren Kurumahmutoğlu, hem darbe giriftinde yaşadıklarını anlattı

15 Temmuz’da darbe girişimi olduğunu duyduğunuzda neler hissettiniz? Sonrasında süreç nasıl ilerledi?

Salih Zeki KURUMAHMUTOĞLU: 15 Temmuz bu ülkenin önünün kesilmesini hedefleyen bir darbe girişimiydi. İnsanların özgür iradeleri ellerinden alınıyordu. Kendi iradeleriyle seçmiş olduğu yönetime el koyuyorlardı. Birileri ülkeye ayar vermeye çalışıyordu. Birilerinin isteğiyle benim irademe el koyulmaya çalışıldığı için kendi irademe sahip çıkmak için sokağa çıktım. Evde namaz kılıyordum oğlum beni aradı ve televizyona bakmamı istedi. Yorgundum, hafta sonuydu, namazı kılıp istirahate çekilmeyi düşünüyordum. Oğlum tekrar arayıp darbe girişimi olduğunu söyledi. Televizyona baktığımda tanklar köprülere inmiş, askerler sokakta yürüyordu. Gerçekten bir hareketlilik vardı. Önce inanamadım. Eyvah, ülke yine tehlike altına girdi ne yapacağız ne edeceğiz, diye düşünmeye başladım. Yapacak tek şey sokağa çıkıp bu darbeye “dur” demekti. Tabii eşim dışarı çıkmama izin vermedi ama biz ortanca oğlumla birlikte evden ayrılıp Kavacık’a gittik. İnsanlar köprüye doğru gidiyorlardı, biz de Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne doğru gittik. Milet öyle bir duruş sergiledi ki helal olsun dedim. Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızın açıklamalarını dinlemeden oğlumla birlikte sokağa çıktık. En sıcak saatlerde köprüdeydik. Kalabalığın içinde nasıl asil bir millet olduğumuzu gördüm. Köprüye vardığımızda sürekli bu iş sonlansın, asker kışlaya dönsün diye Trabzon’un Of ilçesinde dünyaya gelen 55 yaşındaki Salih Zeki Kurumahmutoğlu, 15 Temmuz darbe giriflimiyle birlikte 1980 Darbesi’nin acı hatıralarıyla yüzleşti. Darbenin ülkeye yıllar kaybettirmemesi için üç evladından birini alarak Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ne çıkan Kurumahmutoğlu, tankları ihanet flebekesinden teslim almaya çalıştığı sırada gazi oldu. Tedavisi bir ay süren Kurumahmutoğlu, hem darbe giriflinde yafladıklarını anlattı hem de ülkemizi karanlığa sürükleyen ihanet flebekelerine karıl uyarılarda bulundu. dua ettik. Tanktaki askerleri ve tankları teslim almak için mücadele ederken yanlış bilmiyorsam bir F16 uçağı tepemize doğru geldi. Biz oradayken, tam üstümüzde sonik patlamalar meydana gelmeye başladı. Tabii biz bomba attıklarını zannediyorduk. Ben o anda kendimi yerde buldum. İnsanlar üst üste düştüler. Bende ters düştüm. Kolum arkaya düşmüştü orada kaslarım, kolum yırtıldı. 1 yıl boyunca tedavi gördüm. O an hastaneye gitmek için imkân yoktu sonrasında hastaneye gittim. Kavacık’ta Medistate Hastanesinde tedavi oldum. Tedavi sürecimde devlet yetkilileri ziyaretimde bulundular. Her zaman her durumda yanımızdaydılar, maddi ve manevi anlamda yanımızda oldular. Sağ olsunlar bu konuda gayet iyilerdi.

O gece sizi, binlerce insanı sokağa çıkartan etmen neydi?

Salih Zeki KURUMAHMUTOĞLU: Ülkenin geleceğinden endişe edenler sokağa çıktılar. Bu darbe gerçekleşirse benim yarınım yok, diye düşünerek gittim. Eğer bu ülke burada kaybederse yarınlarını da kaybedecek diye düşündüm. Allah’ım bu bela bir an önce gitsin başımızdan herkes bir an evvel işine gücüne dönsün, diye dua ediyordum. Orada şehit düşen bir sürü vatandaşımız oldu. Öyle duygu yüklü insanlar vardı ki şehit olmak istiyordu. Tankların önüne çıkıyorlardı, mermilere aldırmadan yürüyorlardı.

Avrupa, FETÖ'cülere kucak açtı Avrupa, FETÖ'cülere kucak açtı

Darbeci askerlerle konuştunuz mu?

Salih Zeki KURUMAHMUTOĞLU: Konuştum, konuştuk ama onlar oraya çıktıktan sonra onlar için sadece komutanları önemliydi. Erler bizi dinlemiyorlardı. Erler bilinçli olarak orada değildi bence ama komutanlar bilinçli olarak oradaydı. 20 yaşlarında erler vardı. Biz orayı teslim alırken tank komutanı tankın içinde saklanıyordu ama erler hep etraftaydı. Ben tanka girdim içini boş zannediyorum meğer içeride saklanıyorlarmış. Çıkarttık onu tanktan yakaladık. Beni görür görmez bıçağı aldı boynuma doğru hamle yaptı, tuttuk. Durdurduk onları. Sonra ben emniyetten tanıdığım bir dostumu aradım ne yapmamız gerektiğini sordum. Bana, “Yakaladığınızı bağlayın polise teslim edin.” dedi. Biz de bağladık ve polise teslim ettik.

Sizce darbe girişimi başarılı olsaydı ülkemizi nasıl bir gelecek bekliyor olurdu?

Salih Zeki KURUMAHMUTOĞLU: Onu o anda çok düşünemiyorsun ama bu ülkeye büyük kayıplar yaşatılacaktı ve bundan herkes etkilenecekti. Allah muhafaza geçmişte olduğu gibi tüm insanlar haksızlığa uğrayacaktı. Bu ülkemizi Suriye haline getirmek için bir projeydi. Bunun arkasında kim vardı Amerika ve CIA vardı. İçerideki birtakım hainleri de kullandılar. Allah ülke düşmanlarına fırsat vermesin. Türkiye yine 1980’de olduğu gibi aynı sisteme geri dönecekti. Birçok yatırımımız yapılmayacaktı. Bugün yüzde 10 gibi bir işsizlik varsa şayet, darbe başarılı olduğunda bu oran artacaktı. Ekonominin olduğu yerde iş fazla olur, işsizlik azalır. Eğer darbe gerçekleşseydi bizim halkımız daha fazla fakir olacaktı.

Sizce darbe girişiminin önlenmesindeki unsurlar nelerdi?

Salih Zeki KURUMAHMUTOĞLU: Bana göre milletin iradesine sahip çıkmasıdır birinci derecede etkili oldu. Yine Allah’ın bir mucizesiyle Cumhurbaşkanımızı veya Başbakanımızı teslim alamamaları onları başarısızlığa sürükledi. Akabinde kendi içlerinde bu darbeyi yaparken birbirleriyle anlaşamadılar, birbirlerine düştüler. Sonuçta hepsi bir gücün temsili, hepsi aynı görüşte değildiler. Ortak bir akıl oluşturamadıklarından bu millet onların önüne geçerek darbeyi bastırdı ve milletin direnci kurşunlara, F-16 uçaklara karşı gelebildi. Halkın bu direncini hesaba katmadılar ve kaybettiler. Halk sokağa çıkmasaydı sonuç çok daha farklı olabilirdi. Mısır’da Mursi’ye sahip çıkanlar sadece 10 gün sokakta durabildi. Mursi’ye sahip çıkılmadı ve Mısır bugün bu halde. Ama çok şükür bizim ülkemizde böyle olmadı. Geçmişte birçok darbe yaşadık ama 15 Temmuz darbesi diğer darbelere göre çok farklı bir noktada yer alıyor.

1980 Darbesi’ni yaşamış biri olarak, sizce 15 Temmuz’u diğer darbelerden ayıran unsur nedir?

Salih Zeki KURUMAHMUTOĞLU: 1980 Darbesi’nin başarılı olması için öncesinden zemin hazırlandı. Ülkede iş yoktu, ekmek kuyrukları vardı, eğitim kötü durumdaydı ve sağ – sol çatışması sürüyordu. Sokaklarda can ve mal güvenliği yoktu. Artık ihtilal olsun, diye insanlar dua eder oldular çünkü o yaşam şartlarını kimse istemiyordu. Ama bugüne bakıldığında ülkenin havaalanları, köprüler, yollar, ekonomik olarak birtakım değişimler yaşanmaya ve yaşatılmaya çalışılıyordu. Bir grupta bunu engellemeye çalışıyordu. 1980 yıllarında ise sokağa kim çıkarsa çıksın kör kurşuna kurban gidebiliyordu. Akşam saat 19.00’dan sonra kimse sokağa çıkamıyordu. Türkiye böyle bir ülkeydi. Dolayısıyla doğal olarak her kesimden insan darbeyi destekledi çünkü desteklemek zorunda kaldılar. Arada böyle bir fark var. Darbeyi yapanlar ülkeyi düşünmüyorlardı. Ben hangi makamda olayım, hangi konumda devlete kapak atayım, düşüncesinde olan insanlardı. Bir örnek vereyim Abdülhamit Han tahttan indirildi ve sonrasında tam 3 ay sonra Balkanları ve Ortadoğu’yu kaybettik. Abdülhamit Han’ı indirenler ne makam ne mevkii görebildiler. Ülke yönetmek el koydum ben yöneteceğim demekle olmaz. Bu darbeyi yapanlarda belli makamlarda kendileri olmak için bunu tezgâhladılar. Bu ülkenin Sisileri bunlar. Bu bir işgal girişimiydi, darbe değildi. Birkaç paşanın makam kaybetme durumu sonucunda yaptığı kalkışma, işgal girişimi… Eskiden bir zemin hazırlanıyordu. Burada darbeye gerek kalacak durum yoktu. Bizim elimizde hiçbir şey yoktu, taş bile atmadan tankları tüfekleri durduran cesur inançlı vatandaşlarımız vardı.

15 Temmuz darbe girişiminden yargılananların davalarına katıldınız mı?

Salih Zeki KURUMAHMUTOĞLU: Davalara katıldım ve bu darbe girişimi onlarda herhangi bir pişmanlığa sebebiyet vermemişti. Hainler savunmalarda pişkin pişkin çıkıp konuşuyorlardı. Hem haberlerde hem de davalarda gördüğüm tablo aynıydı. Bir tanesinde bile pişmanlık ifadesi veya duruşu görmedim.

O gece hiç unutamadığınız, dikkatinizi çeken bir olay yaşadınız mı?

Salih Zeki KURUMAHMUTOĞLU: Milletimizin köprüyü bir an olsun terk etmemesi, orada verdiği mücadele bence unutulmaması gereken bir durum. 7’sinden 70’ine bir asker gibi gözünü kırpmadan geri adım atmadan mücadele ettiler. Allah hepsinden razı olsun ve şehitlerimize Allah rahmet eylesin. O duruş olmasaydı çok çok farklı bir ülkeye uyanırdık.

Sizi ve binlerce insanı o gece sokağa çıkaran adına 15 Temmuz ruhu dediğimiz o ruhu yaşatmak için sizce neler yapılmalıdır?

Salih Zeki KURUMAHMUTOĞLU: O gece mücadele etmemizi sağlayan, her şeyimizi arkada bırakmayı göze alıp bizi sokağa çıkaran o ruhun yaşatılması gerekiyor. Çünkü ben benim milletimin iradesini ezip geçecek herhangi bir gücü kabul etmem. Unutturmamak adına ne gerekiyorsa yapılmalı. Bu ülkenin tekrar aynı sorunları, darbeleri yaşamaması adına 15 Temmuz ruhunu dinç tutmalıyız. Bunu sadece başka devletlere karşı değil birbirimizi sevdiğimiz için yapmalıyız. Kurtuluş Savaşı’nı kazanan bir ordunun, insanlarının torunlarıyız. Çanakkale Zaferi’ni Çanakkale’yi geçilmez kılan o insanların torunlarıyız. Ülke çok büyük bir işgalden kurtuldu, ülkesini seven vatanını seven herkesin bu ruhu yaşatması gerekir. Vatan, bayrak, millet sevgisi gençlerimize verilmeli.

Son olarak toplumumuza bir mesajınız var mı? Bir şey eklemek ister misiniz?

Salih Zeki KURUMAHMUTOĞLU: Özgürlük ve demokrasimize sahip çıkmak adına, ülkemizi geleceğe daha iyi ileri seviyelere getirebilmek adına, tüketen değil üreten bir Türkiye adına, bayrağımızı daima dimdik tutmalı, şehitlerimizin hakkını ödeyebilmek için çok çalışmalı ve üretmeliyiz. Bu nedenle kardeşliğimizi milli birliğimizi ve bağlarımızı korumalıyız. Sadaka, zekat gibi unsularımız ile birbirimize sahip çıkalım. Aramıza fitne sokamasınlar ve bizi dağıtamasınlar. Ülkeme ve gençlere daha iyi bir Türkiye bırakabilmek adına bunları söyleyebilirim. İnşallah gerekli yerler de sesimizi duyarlar.

Vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz.

Salih Zeki KURUMAHMUTOĞLU: Ben teşekkür ederim