15 Temmuz, demokratik cumhuriyetimizin yeniden varoluş tarihidir. Bizde Vatan için mücadele veren 15 Temmuz Şehit ve Gazilerimizi unutmadık.

"Vatanımız kurtulsun varsın biz ölelim hiç önemi yok"

15 Temmuz darbe girişiminden nasıl haberdar oldunuz ve haberdar olduğunuz andan sonraki süreç nasıl ilerledi? Hüseyin AKYASAN: O geceyi anlatmaya geçmeden önce şunu belirtmek istiyorum. O gece, hayatımın en dehşet verici gecelerinden biriydi. Allah bir daha o tarz bir durumla karşılaştırmasın. 15 Temmuz gecesi ağabeyimin bakkalını işletmekle uğraşıyordum. Saat 21.00 civarındaydı, televizyonu açtım bir baktım ki Cumhurbaşkanımız telefonda canlı yayına bağlanmış ve darbeye karşı omuz omuza durmak için halkı sokağa davet ediyordu. İş yerimizin hemen üst tarafında Üsküdar Çevik Kuvvet Amirliği var. Cumhurbaşkanımızın çağrısı biter bitmez Çevik Kuvvetin önüne doğru gitmeye başladık ve tankların geldiğini gördük. Tanklar Çevik Kuvvetin içine girmek için sürekli mayar yapıyordu. Birkaç defa git gel yaptılar fakat içeri giremediler. Biz de belli bir kalabalık grupla birlikte Çevik Kuvvetin önünde siper aldık ve tankların içeri girmesini engellemeye çalıştık. Tanklar birkaç denemeden sonra ve bizim de çekilmediğimizi gördükten sonra bu sefer doğrudan üzerimize geldi ve tank bana çarptı. O çarpmanın etkisiyle kaburgalarım kırıldı. Fakat bana çarptığı andan sonra bile orada mücadele etmeye çalıştım. Bir zaman sonra gözümü hastanede açtım. Zaten o gece sokağa çıktığımızda geri dönmeyi düşünmedik. Maddi ve manevi olarak gözümde olan tek şey vatanımızın kurtulmasıydı. Vatan kurtulsun varsın biz ölelim, hiç önemli değildi.

Hastaneye kaldırıldıktan sonra gözünüzü hastanede açtınız. Sağlık probleminizle ilgili hastane yöneticileri ve sağlık personelleri sizinle yeterli derecede ilgilendiler mi? Taburcu olma sürecinden sonra neler yaşandı?

Hüseyin AKYASAN: Tank bana çarptıktan kısa bir süre sonra şuurum kapanmış ve beni Üsküdar Yunus Emre Hastanesine götürmüşler. Orada gözümü açtım ve ilk müdahalelerim yapılmıştı. Hastane yönetimi ve sağlık çalışanları benimle çok ilgilendiler. Özellikle doktorumun özel ilgi ve alakası beni çok memnun etti. Maddi ve manevi olarak, psikolojimin iyi olması adına her türlü emeği sarf ettiler. Buradan kendilerine teşekkür etmek istiyorum. Hastaneden üç gün sonra taburcu oldum. Ailem o zaman Trabzon’daydı. Benim hastaneden olduğumu duyunca kalkıp gelmişlerdi. Eve götürdüklerinde ailem oradaydı. Ölmek için evden çıktığım geceden sonra ölmemiş ve ailemi dünya gözüyle tekrar görmüştüm. Bunu bana nasip etmişti Allah. Burukluk ve sevinç arası duygular yaşadım ama Allah’a çok şükrettim. Ölmemiştim, sakat değildim ve en güzeli vatanımızı kurtarmıştık, bayrağımızın yere inmesini engellemiştik.

Bu gurur her şeyden önemliydi. Ailem de başta çıktığım için ve vurulduğum için üzgündüler ama yaşadığımı, sağ olduğumu ve dediğim gibi vatanı kurtardığımı gördükten sonra onlar da şükrettiler. Bu süreçte herhangi bir psikolojik destek görmedim. Çünkü kendime hep pozitif şeylere odaklanmam gerektiğini, negatif şeylerden uzak durmam gerektiğini telkin ettim. Kötü kötüyü çağırır mantığıyla düşünüp iyi olanı, güzel olanı görmeye çalıştım ve kendimi de hep bu yönde motive ettim. Sağ olsunlar ailem de bana her türlü maddi ve manevi desteği verdiler, yanımda oldular. İyileşme sürecinde ailenizin, eşinizin, akrabanızın etkisi büyük oluyor. Ben de bu yönde hep olumlu ve güzel motive edildiğim için psikolojik süreci atlatmam kolay oldu. Tedavi ve toparlanma sürecim bittikten sonra gazi olduğumuza dair rapor hazırlanma ve belge toparlama süreci başladı. Yaklaşık 9 aylık bir bekleme sürecinden sonra, verilen memurluk hakkı kapsamında atamam yapıldı. Ümraniye Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünde memur olarak çalışmaya başladım. Hüseyin Bey, siz gazi olduktan sonra her yerde olumlu ve güzel karşılandınız. Fakat bazı gazilerimiz sırf 15 Temmuz gazisi oldukları için olumsuz tepkilerle de karşılaşmışlar. Siz de böyle olumsuz bir tepkiyle karşılaştınız mı?

Hüseyin AKYASAN: Birileri vatanını ve bayrağını koruma peşindedir. Bir de vatanını ve bayrağını yerin dibine sokmaya çalışan insanlar vardır. Allah bunlara fırsat vermesin. Burası dünya, iyi insanlar olduğu gibi kötü insanlar da var. Bu kötü insanlar kendilerini açıktan belli etmiyorlar ama gizliden gizliye darbeyi nereden vuracaklarını düşünüyorlar. Kötü insanları tanıyamıyorsun çünkü yüzüne karşı sahte gülüşler takınıyorlar. Öyle ki bir hedef koyuyorsun fakat o kötü insanlar seni hedefinden saptıracak, yoluna taş koyacak her türlü olumsuzluğu sana yaşatabiliyorlar. Ben sırf 15 Temmuz gazisi olduğum için olumsuz tepkiyle karşılaşmadım. 15 Temmuz gazilerinin her ay düzenli olarak devletten maaş aldıkları iddialarını sormak istiyorum.

Hüseyin AKYASAN: Bütün 15 Temmuz gazilerinin her ay devletten düzenli olarak maaş aldıkları iddiaları kesinlikle asılsızdır. Ben bir 15 Temmuz gazisi olarak devletten her ay düzenli şekilde maaş almıyorum. Bildiğim kadarıyla 2 bin 200 küsur gazimiz var. Bu gazilerden yaklaşık 200’ü yatalak, uzuv kaybı yaşamış gazilerimiz. Devlet uzuv kaybı yaşamış, belli bir özür durumu bulunan ve raporlarla belgelenmiş gazilerimize her ay düzenli maaş verir. Onlar da malulen emekli dediğimiz kategoriye giriyor. Bu durumda maaş almaları elbette lazım ve gereklidir. TRT spikeri Tijen Karaş’a okutulan darbe bildirisini izlediniz mi? İzlediğiniz anda hissettiklerinizi anlatır mısınız? O gece medyanın tutumunu nasıl buldunuz?

Hüseyin AKYASAN: Evet o gece spikere okutulan darbe bildirisini izledim ve zaten o an yaşadığım şoktan sonra kendimi dışarı attım. Tüylerim diken diken oldu, adım atamayacak bir hale geldim. Buna rağmen Yüce Mevla’m beni yürüttü. Tankın bana çarpıp demirlerin içine girmem sonra tekrar kalkmam gibi o zamanda kalkma gücü geldi. Her iki duruma da mucize gözüyle bakıyorum. TRT izleme, TRT Radyosu dinleme geleneği bizde ailecek yerleşmiş bir gelenek gibidir. Bir olay olduğunda hemen TRT’den teyit etme ihtiyacı hissederiz. Medyayı takip etme fırsatı bulamadım fakat o gece Cumhurbaşkanımızın Face-Time canlı yayınını CNN Türk’ten yapması beni epey şaşırttı. Öyle ki böyle bir yayını CNN Türk’ten beklemiyordum tam tersi TRT’den bekliyordum. CNN Türk’ten böyle bir atağın gelmesi çok etkili ve güzel bir atılım oldu. Neredeyse her 10 yılda bir meydana gelen bu tarz darbelerin sebebini neye bağlıyorsunuz?

Hüseyin AKYASAN: Vatanımız eşsiz güzelliklere sahip bir yer. Hani eskilerimiz iki karış toprak için adam öldürmek ifadesini kullanırlar ya işte bizim iki karış toprağımız yok. Bizim bir karış toprağımız var o da Türkiye’dir. Bizim bu vatandan başka gidecek yerimiz, yurdumuz olamaz. Biz bir yere kaçamayız, ölürsek burada öleceğiz ölmezsek burada yaşayacağız. Bu darbeleri yapanların ve yapmaya kalkışanların ben ne Türk ne de Müslüman olduklarını düşünüyorum. Çünkü eğer onlar vatanımızda ya şayan birer Türk ve Müslüman olsalardı kendi kardeşlerine bunu yapmaya kalkışmazlardı. Bizim vatanımız hep içerden birtakım hainliklerle zarar görüyor. Sırtımızı dayadığımız insanlardan zarar görüyoruz. Bu darbeleri gerçekleştiren, gerçekleştirmeye kalkışan insanlar olmasaydı ülkemiz şu an çok farklı bir yerde olacaktı. Bunlar bu darbeleri yaptıkça yahut yapmaya kalkıştıkça ülkemiz hep geriye gitti. Böyle olunca da ilerlememiz sürekli sekteye uğradı. Dış güçler tarafından maşa olarak kullanılan bu insanlar kalkıp kendi vatanına zarar vermeye çalışıyor ve veriyor da. Dağdaki teröristi düşman olarak bilirsin fakat bizim içimizde olan insanların düşmanlığını bilemeyiz. Nereden, ne zaman zarar verecek bilemeyiz. Bu yüzden 15 Temmuz darbe girişimi önceki darbelerden daha farklı bir boyuttadır. 15 Temmuz darbe girişimin önlenmesinde en büyük paya sahip olan kim, ne ya da kimlerdir?

O gece millet darbeye darbe yaptı - Muhammer POLAT O gece millet darbeye darbe yaptı - Muhammer POLAT

Hüseyin AKYASAN: 15 Temmuz darbe girişiminin önlenmesinde en büyük paya sahip olduğunu düşündüğüm kişi Sayın Cumhurbaşkanımızdır. Çünkü tüm halkın sonsuz güveni sayesinde o gece herkes sokağa döküldü. Onun insanlara o güveni vermesi bu noktada çok önemliydi. Bir sözüyle milyonlarca insan sokağa çıktı. Zaten Cumhurbaşkanımız sokağa çıkma çağrısını yapmasaydı insanların çok az kısmı sokağa çıkardı. Kimse neyin ne olduğunu bilmiyordu. Fakat ne zaman ki Cumhurbaşkanımızın sağ olduğunu ve insanlara sokağa davet ettiğini gördük o zaman milyonları alıp sokaklara, darbeye karşı durmaya gittik. Tanktaki askerde karşıdaki poliste vatanı bekliyor. Ne yapacaksın? Bizim bildiğimiz polis de asker de yol arkadaşıdır, vatanını korumakla görevlidir.

Konuşma yapılmadan önce tankın içindeki asker ile polisi ayırt etmenin mümkünü yoktu. Hangisinin içinde birtakım hainler olduğunu nasıl bileceksin? Cumhurbaşkanımızın konuşması bu noktada aydınlatıcı olup belli kitleleri ayırdı zaten. Devletimizin ve halkımızın da desteğiyle 15 Temmuz darbe girişimini canımız pahasına engelledik. Darbeyi gerçekleştirmeye çalışan hainlerin planları bozulmasaydı, kalkışma gece 4’te olsaydı belki başarılı bile olacaklardı. Ama ben burada da Allah’ın hikmetini görüyorum. Onların planlarını bozdu ve kendi başlarına çevirdi. “Şayet başarılı olsalardı Türkiye’yi nasıl bir süreç beklerdi?” diye sordunuz. Kanaatimce başarılı olsalardı, 70’lerdeki 80’lerdeki sağ sol çatışmalarını aratmayacak bir dönem başlamış olurdu. Ben o dönemlere yetişemedim fakat ağabeylerimin anlattıkları ve yaşadıklarından biliyorum. Yahut Mısır, Suriye gibi bir ülke olarak güne uyanabilirdik. Vatanımızın her yeri karışacaktı. İç karışıklığın ne gibi kötü sonuçlar getirdiği hepimizin malumudur. O gece sizi, diğer insanları hiçbir şey düşünmeden sokağa döken bir ruh vardı. 15 Temmuz ruhu diye nitelendirdiğimiz bu ruhun canlı tutulması için neler yapılmalı? 15 Temmuz’u bir diriliş destanı olarak nitelendirirsek siz bu diriliş destanına neler katmak istersiniz?

Hüseyin AKYASAN: Ortada bir savaş varsa eğer silahını alır, kuşanır, mühimmatını da alır düşmanla savaşmaya gidersin. Bu ayrı bir şeydir. Fakat bizim savaşımız daha farklı bir noktada oldu. 15 Temmuz’daki savaş ve mücadele silahsız insanların tanklara kafa tuttuğu bir mücadeleydi. Silahsız insanların bayraklarla tanklara karşı mücadele verdiği ruhtur 15 Temmuz ruhu. O gece beni ve tüm insanları vatanın müdafaası için sokağa döken o ruhun canlı tutulması gerektiğini düşünüyorum. Bu ruhun yaşatılması ve unutulmaması için de devletimizin ortaya bir çalışma koyması gerektiğine inanıyorum. Gelecek nesillere aktarılabilmesi için sizin yaptığınız gibi bir kitap olabilir, yazılı görsel yayınlar olabilir… Bu tarz şeyler yapılırsa 15 Temmuz ruhunun bir nebze de olsa yaşatılacağını düşünüyorum. 15 Temmuz bir diriliş destanıdır. Bu dirilişe bir şeyler daha eklemek istiyorum. Benim gözümden vatanın yeniden doğuşudur. Hainlerin bu memlekette barınamayacağının en güzel örneğidir. 15 Temmuzları Allah bir daha yaşatmasın. Vatanımız kurtuldu, tüm şehitlere, gazilere, devletimize minnettarım. Allah razı olsun ki o gece el ele kol kola verdik, vatanımızı kurtardık. İçtenliğiniz ve mücadeleniz için teşekkür ederiz.

Hüseyin AKYASAN: Ben teşekkür ederim.