"Babam komşumuz ve ben yan yana gazi olduk"

15 Temmuz gecesi bir darbe girişimi yaşandığından nasıl haberdar oldunuz?

Harun OCAK: Ben o gece dışarıdaydım. Gökyüzünden uçaklar geçiyordu. Fakat normalde o kadar alçaktan uçuş yapılmaz. İnsan haliyle düşünmeye başlıyor. “Ne oluyor? Ters giden bir şey mi var?” diye düşünüyor. Ama tabii ki aklıma darbe gelmedi. Sadece ters giden bir şeyler olduğunu düşündüm. Daha sonra televizyon kanallarına İstanbul’da Boğaziçi Köprüsü’nün kapatıldığı haberleri yansıdı. Bir süre sonra da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan televizyon kanalında canlı yayına bağlanıp, bunun bir darbe girişimi olduğunu söyledi. İnsanları demokrasiye sahip çıkması için meydanlara davet etti. O çağrı üzerine babam, ben ve komşumuz hep beraber çıktık. Gidelim mi, gitmeyelim mi, diye bir düşünce zaten yoktu. Direkt çıktık. Bir kalkışma yaşandığını öğrendiniz ve çıktınız. Nereye gittiniz?

Harun OCAK: Genelkurmay Başkanlığının oraya gittik. Merkezi bir yerdi. Herkes de oraya doğru gidiyordu. Bizim gibi düşünen ve ne yapması gerektiğini bilen insanlar toplanmaya başladı. Oraya giderken milli duygularla gidiyorsunuz zaten. Devlete, millete katkı sağlayacağınızı bildiğiniz için de içinizde bir heyecan oluyor. Hiçbir zaman hiçbir şekilde bir korku hissi olmadı. Olayların olduğu, Genelkurmayın önüne gittiğimizde de bir korku oluşmadı. Oraya, “Bu girişimi bastıralım!” düşüncesiyle gidiyorsunuz zaten. Tanklar vardı. Helikopterler vardı. Babam, komşumuz Adnan amca ve ben hep beraber vurulduk. Yan yana gazi olduk. Nasıl yaralandınız? O anı bize anlatır mısınız?

Harun OCAK: Biz Genelkurmay Başkanlığının oraya ilk gittiğimizde darbeci askerler Genelkurmayı teslim almıştı. Babam, Genelkurmayın önünde bekleyen askerlerin yanına gitti. “Niye böyle bir şey yapıyorsunuz?” demeye kalmadan, asker, “Uzaklaş buradan. Niye yaklaşıyorsun!” diyerek babamı uyardı. Babam yine konuşmak istedi ama aynı tepkiyle karşılaştı. Oradakilerin niyeti belliydi. Babam bunu anlayınca, biraz geri çekildi. Biz bu olayları yaşarken; insanlar tankların hareket ettiğini Külliye’ye gideceğini konuşmaya başladı. Halkın arasındaki bu sesler iyice yükseldi. Bir süre sonra tanklar hareket etti. İnsanlar tankları engellemeye çalıştı. Bir tane tank geldi. Bizi geçemeyince arabaların üzerinden onları ezerek geçti. İnsanlar, “Devam edelim!” dedi. Ama tam o sırada helikopter geldi ve ateş etmeye başladı. Kullandıkları mermiler de uçaksavar mermileri… Bu mermiler yere çarptıktan sonra parçaları etrafa sıçrıyor. Benim vücuduma da dokuz tane şarapnel parçası isabet etti. Yüzüme, göğsüme, elime, koluma, bacağıma...

Kolumdaki şarapnel parçaları halen durur. 2 hafta kadar hastanede yattım… Babam hemen iki metre önümdeydi. O çok ciddi yaralandı. Bütün şarapnel parçaları mide ve göğüs çevresindeki kısımlara gelmişti. Babam oracıkta yığılıp kaldı. Komşumuz Adnan amca da benim gibiydi, çok ağır değildi. Üçümüz de yaralanmıştık ama babamın durumu çok ağırdı. İşin enteresan kısmı babamın yere düşmesiyle bir arabanın bizim yanımıza gelmesi bir oldu. Bir tane doktor ağabey geldi. Galiba kalp cerrahıymış. Hastaneye gidene kadar babamla o doktor ilgilendi. O gece gerçekten çok ilginçti. Tevafuk mu diyeyim Hızır mı diyeyim! Bilemedim... Babamın iyileşmesi uzun zaman aldı. Hatta ben taburcu olduktan sonra babama refakatçi oldum. O gece hafızanızdan asla silemediğiniz bir görüntü var mı? O geceye dair gözlemleriniz neler oldu?

Harun OCAK: Babam yanı başımda neredeyse ölüyordu. Ameliyata girmeden önce kalbi durmuş. Hatta şöyle bir olay olmuş. Babamın bacağını alçıya almak için bir görevli yanına gelmiş. Doktora, “Bu adam zaten ölmüş. Biz bunu niye alçıya alıyoruz ki!” DEMİŞ. Doktor da “Sen dediğimi yap!” diye kızmış… Bütün bu yaşadıklarım hayatım boyunca bir travma olarak kalacak. Ama sağ olsun ailemin desteği, hep bir arada olmamız, bu süreci bir şekilde atlatmamıza yardımcı oldu. Ben o geceyi pek konuşmam zaten. Arkadaş çevremden soranlar oluyor. “O gece neler yaşadın? Nasıl atlattın?” diye. Çok anlatmamayı tercih ediyorum. Çünkü anlattıkça bu acılar depreşiyor. Tüm bunların dışında o gece gördüğümüz insanlar da vardı. Durumu anlatılmayacak şekilde kötü olanlar. İşte tankların arabaların onların üstünden geçmesi… Kendi ülkemde, hem de ülkenin merkezi başkentte tanklar sivil insanların araçlarını eziyor. Bu hiç atlatılabilecek bir şey değil. Bu görüntüler bile başlı başına bir travma. Türkiye’nin komşu ülkeleri Irak ve Suriye’de uzun süredir devam eden bir iç karışıklık var. Yine Türkiye’nin yakın tarihine baktığınızda darbeler gerçekleşmiş. Türk milletini o gece sokağa çıkaran tüm bunların farkında olması mıydı? Sokağa çıkaran neydi?

Harun OCAK: Tabii en başta milli duygular geliyor. Toplumumuzda olsun dünyada olsun birazcık sürü psikolojisi var. Eğer o duygulara sahipse, eğer o duyguları destekliyorsa biri bir adım attığında birileri de ardından geliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın o gece halkı sokağa çağırması, darbenin engellenmesinin en önemli nedenlerinden biridir. O gece demokrasi hareketini başlatan Erdoğan oldu. 15 Temmuz gecesi yaşananlarda sosyal medyanın da çok büyük rolü var. An be an insanlar her şeyi paylaştı. “Ne olup, ne bitti!” her şeyden haberimiz oldu. İnsanlar sosyal medya üzerinden örgütlendi. Geçmişte olan darbelere baktığınızda, insanlar bir sabah uyanmış ve darbe olduğunu öğrenmişler… Ne olursa olsun milli duygulara sahip olmayan bir kişi o gece sokağa çıkmazdı. Biz istasyonlarda, bankamatiklerde, marketlerde kuyruk olan insanları da gördük…

15 Temmuz gecesi sizi sokağa çıkaran ne oldu? Dışarı çıkarken ne olacak diye hiç düşündünüz mü? Harun OCAK: Babam olsun, dedelerim olsun kendimi bildim bileli beni vatan, bayrak, millet, ülke sevgisi gibi milliyetçi duygularla büyüttüler. Hep bu duygularla büyüdüğüm için o gece rahatlıkla, düşünmeden sokağa çıktım. Bu duygulara sahip olamayan insanların o gece sokağa çıkabileceğini de düşünmüyorum. Harun Bey size göre 15 Temmuz gecesinin simgesi neydi?

Harun OCAK: O gecenin simgesi, öncelikle darbenin engellenmesini sağlayan halktı. Yine Cumhurbaşkanının cep telefonuyla canlı yayına bağlanıp, halkı meydanlara davet etmesi, o görüntüler de gecenin simgesi oldu. Şehit Ömer Halisdemir’in darbeci Semih Terzi’yi vurması yadsınamaz bir kahramanlık örneği. Allah ondan bin kere razı olsun. Aslında baktığınızda tek bir sebep yok. Hepsi bir bütünü oluşturuyor…

Halk, Cumhurbaşkanı, Binali Yıldırım, Ömer Halisdemir, sosyal medya bir bütün olabilmek darbeyi engelledi. Kısa sürede üstünden gelinmesini sağlayan da bu güç oldu… Allah milletten razı olsun. O gece tankları durdurmaya çalıştılar. Üzerine çıktılar, ilerlemesin diye hava filtrelerini tıkamaya çalıştılar. 15 Temmuz gecesini nasıl tanımlarsınız? Anlatırsınız? Harun OCAK: 15 Temmuz gecesi milletin, demokrasinin zaferidir. Sadece bunu söyleyebilirim. 15 Temmuz davalarına müdahil oluyor musunuz?

Harun OCAK: Bir kere girdim. Fakat davaları yakından takip ediyorum. Adaletin er geç tecelli edeceğine inanıyorum. Bir kere girdiğimde de şunu gördüm. Hiçbir şeyi kabullenmeyip, sonuna kadar inkâr ediyorlar. Başka şansları yok. Ne yapacaklar, ya inkâr edecekler ya müebbet yiyecekler… Allah korusun bir kere değil on kere o gece yaşansa on kere çıkarım. Hele ki milletin bu birlikteliğini bu desteğini gördükten sonra daha çok canla, başla çıkarım. Derim ki: “Milletini, ülkesini gerçekten seven insanlar varmış. Ben de çıkayım, canım bu vatana feda olsun.” Son olarak neler söylemek istersiniz?

Harun OCAK: Şu an gündemimizde Barış Pınarı Harekâtı var. Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur. Bunu bir kez daha anladık. Ama bunun yanı sıra, defalarca tarihte gösterdiğimiz gibi bir kez daha dünyaya göstermiş olduk ki Türklerle başa çıkılmaz! … Bu millet her zaman “Ya istiklâl ya ölüm!” diyen bir millet olmuştur. Ben 25 yaşında bir insanım. Çok fazla yaşam tecrübem yok. Ama değer verip, dinlemek isterseler; herkes yaptığı işin en iyisini yapsın. Mühendissen mühendisliğin en iyisini yap, siyasetçiysen siyasetin en iyisini yap, askersen askerliğin en iyisini yap, hatta inşaat işçisiysen onun en iyisini yap. Ama herkes kendi işini yapsın.