"Tank üzerimize çıkmaya çalıştı"

15 Temmuz gecesi bir darbe girişiminin yaşandığından nasıl haberdar oldunuz?

Esra DERELİ: Akşam eşimle birlikte oturuyorduk. O televizyon seyrediyordu ben de telefonla meşgul oluyordum. TRT kanalı açıktı. Televizyonda darbe bildirisi okunmuş. Eşim bana darbe olduğunu söyledi. Ben ilk etapta inanamadım. Bütün televizyon kanallarını, sosyal medyayı takip etmeye başladık. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bildirinin okunmasından yaklaşık yarım saat sonra vatandaşları meydanlara, demokrasiye sahip çıkmaya davet etti… Eşim dışarı çıkmak istedi. Ona, “Ben de geleceğim.” dedim. Eşim ilk başta gelmemi istemedi. Bir 5 dakika tartıştık. Sonra beraber evden çıktık. Ne olur ne olmaz düşüncesiyle eşim önce arabayla yola çıkmak istemedi. Ben ikna edince aracımıza binip, yola çıktık. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı üzerine sokağa çıktınız. O andan sonra neler yaşadınız?

Esra DERELİ: Önce Esenler Otogarı’nın olduğu yöne gittik. Orada uzun bir araç konvoyu vardı. Halkın hepsi dışardaydı. Dışarda büyük bir insan kalabalığı vardı. Slogan atan, bağıran, çağıran… Sonra havaalanına yöneldik. Dışarı çıkarken bu kadar büyük bir kalabalık olacağını açıkçası düşünmemiştim. Bu millete gerçekten helâl olsun. O gece yaşadığım duyguları anlatmaya kelimeler yetmiyor… Konvoy halinde tüm halkla birlikte havaalanına doğru gidiyorduk. Üst geçit vardı. Eşime o yola girmemesini söyledim. Çünkü çok kalabalıktı, korktum, göz gözü görmüyordu. O gece nasıl yaralandınız?

Esra DERELİ: Havaalanı güzergâhında yol alıyorduk. Baktık arkamızda bir tank var. O tank ışıklarını açtığında zaten hiçbir şey göremiyorsunuz. Araçta sadece eşim ve ben değil eniştem ve ablam da vardı. Eniştem eşime bağırmaya başladı. “Mehmet tank geliyor, tank geliyor…” diye. “Tank geliyor!” demeye kalmadan arkamızdaki 3 tane aracı ezerek geçti. Sağ-sol yaptı ama bizi ezemedi… Aslında tank da kaçmanın derdindeydi. İnsanlar peşindeydi. Tankın üstüne çıkanlar, çıkmaya çalışanlar vardı. Tank artık kontrolünü kaybetmişti, ne yaptığını bilmiyordu… Tank tam üzerimize çıkmaya çalışırken araç patinaj çekti. Allah’ın işi işte, o trafikte, o kalabalıkta, Allah’ın bir mucizesi oldu ve önümüze bir boşluk denk geldi. Biz de çok şaşırdık. Eşim gaza bastı ve önümüzdeki iki aracın arasındaki boşluğa girdi. Eşim tanktan kaçmak isterken bizi sağa sola baya savurdu…

Tank üstümüze çıkmaya çalışırken ben o arada arabanın kapısını açıp, inmeye çalıştım. Fakat tank arkadan bastırdıkça dengenizi kaybediyorsunuz. O şokla açamıyordum. O hengâmede kapıyı açmışım. Eşim aracı sağa sola savururken o esnada ben araçtan düştüm. Eşim tabii nereden bilsin, tanktan kurtulmanın derdinde, benim araçtan düştüğümü fark etmemiş… Araçtan düşünce kafamı çarptım. Kafamdan, kolumdan, bacağımdan yaralandım. Ben arka koltukta oturuyordum. Tank arabanın camlarını kırınca, o parçalar hep kafama isabet etti… Ayağa kalktım ama tabi şok halindesiniz. Etrafınızda silahlar patlıyor, kornalar çalıyor. O an aslında bir travma yaşıyorsunuz. Bakıyorum araç yok. Düşünüyorum, kendi kendime diyorum ki “tank bunları ezdi, götürdü”… Yolda koşmaya başladım. Koşuyorum ve aracı arıyorum. Eşime sesleniyorum “Mehmet… Mehmet neredesiniz?” diye… O ara ben düşüp, bayılmışım. Sonrasını hatırlamıyorum. Ablamın anlattığı kadar biliyorum. Eşim beni bariyerlerin kenarında bulmuş. Kaldırıma çekmiş. O ara çevredeki insanlar bizi evlerine alıp, su veriyor… Ben 2,5 saat kendime gelemedim. Şoktayım. Ağlıyorum, kendi kendime “ne oluyor, ne oluyor” diye bağırıyorum… Tabii beni eve aldılar ama o ara dışarıdan silâh sesleri, ambulans sesleri gelmeye devam ediyor. Ambulanslar hiçbir yere gelemiyor, hiçbir yere gidemiyor… Saat gece 5’e kadar o evde uyumuşum. Sonra dışarı çıktık. Bende baş dönmesi ve mide bulantısı vardı. Hastaneye gittik. İlk müdahaleyi orada yaptılar. Tedavimi oldum. Sonra, evimize geldik. 15 Temmuz gecesi ölümün kıyısından döndünüz. Çok zor saatler geçirdiniz. Hafızanızdan silemediğiniz bir görüntü var mı?

Esra DERELİ: Tankın arkamızdan gelmesini ve o araçları dümdüz etmesini unutamıyorum. Bizim arabanın arkası kesik olduğu için üzerine tam çıkamadı. Tankın namlusunun arka camdan içeri girmesine zaten ramak kalmıştı. Bizi havaya da kaldırabilirdi… Benim iyileşmem 1,5-2 sene sürdü. O geceden sonra bende panik atak başladı. Kaygı bozukluğu oldu. O zamanlar evliliğimin ilk zamanlarıydı. Çocuğum da yoktu. 2 sene ilaç tedavisi gördüğüm için çocuk sahibi olamadım. Doktor da zaten bu ilaçlarla çocuk sahibi olunamayacağını söyledi. Buna da psikolojim çok bozuldu… Sonra, devlet biz gazilere iş hakkı tanıdı. Çalışmaya başladım. O arada da tedavim bitti. Çok şükür çocuk sahibi de oldum. Bir kızım var. Türkiye Cumhuriyeti tarihine baktığınızda 1960 ve 1980 yıllarında da darbeler gerçekleşti. Darbelerin ülkeyi geriye götürdüğü, demokrasiye zarar verdiği tartışılırken; ülke yeni bir darbe girişimle karşı karşıya kaldı. İlk öğrendiğinizde ne hissettiniz?

Esra DERELİ: Darbeleri yaşamadım ama babamızdan, büyüklerimizden o dönemlerde neler olduğunu, neler yaşandığını hep duyduk, dinledik. Kitaplardan okuduk. İlk duyduğumda gerçekten inanamadım… O gece herkes çok zor şeyler yaşadı. Ben dünyanın başka bir yerinde böyle bir gecenin yaşandığına inanmıyorum… Üzerinden 3 yıl geçti ama etkisinden halen kurtulamadım. İlk 2 yıl psikolojik tedavi gördüm. İlk 2 ay uyku ilaçları ile uyuyabildim. Eşiniz, ablanız, enişteniz hep beraber sokağa çıktınız. Sokağın atmosferi nasıldı? O gece vatandaş milli bir irade ortaya koydu. Bu size ne hissettirdi?

Esra DERELİ: Ben o gece sürekli ağladım. İnsanların birlik olması, beraberlik içerisinde hareket etmesi, vatana, demokrasiye sahip çıkması bana gurur verdi. O gece tankların üzerine çıkanlar, geçmesin diye altına yatanlar, kurşunlara siper olanlar oldu... Ben bu kadarını beklemiyordum. Bunu ne cuntacı askerler ne de destek veren dış güçler de beklemiyordu. O gece Türk milletinin ne kadar cesur olduğunu tüm dünya gördü… 15 Temmuz görüntülerini izlediğimde tüylerim diken diken oluyor. O insanların öldürülme anları, TRT binasının basılması, Boğaz Köprüsü’nde yaşananlar, insanların anlattıkları… O gece sizi sokağa çıkaran ne oldu?

Esra DERELİ: Beni o gece sokağa çıkaran Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a olan sevgimdi. Devletime olan bağlılığımdı. O gece herkes önce vatan için, millet için dışarı çıktı. Cumhurbaşkanımızın çağrısı çok önemliydi. O gece o çağrıyı yapmasa, “Milletimi meydanlara, demokrasiye sahip çıkmaya davet ediyorum.” demeseydi, belki çoğu kişi çıkmayacaktı. Çıkmayacaktık. Sonuçta ilk etapta ne olup, bittiğini bilmiyoruz ki… Cumhurbaşkanının “Çıkın!” demesi bize güç verdi… 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişimini geçmişte yaşanan darbelerle kıyaslamıyorum bile. O gece darbe değil işgal girişimi vardı. O gece başarılı olunsaydı, bugün Türkiye’de iç karışıklık vardı. Böyle bir girişim Türkiye’de ilkti. Ve amaç çok farklıydı. Amaç bu ülkeyi, vatanı parçalamaktı... O gece hepimizde sadece bayrak vardı. Başka hiçbir şey yoktu. Kimsenin aklına bu şekilde vatandaşın üstüne ateş açılacak, birtakım yerler bombalanacak diye düşünmedi… 15 Temmuz davaları devam ediyor. Benim çalıştığım adliyede de davaları görülüyor. Zaman zaman takip ediyoruz. Bir dosyalar hazırlamışlar. Görseniz sayfa sayfa… “Yok, yapmak istemedik, şöyle oldu, kandırıldık…” Çok fazla da takip edemiyorum. İnanın psikolojim bozuluyor. Son olarak neler söylemek istersiniz?

Esra DERELİ: 15 Temmuz gecesi iyi ki sokağa çıktık. Yoksa çok kötü şeyler olabilirdi. Allah korusun, Cumhurbaşkanımız başına bir şey gelebilirdi. Vatandaş o gece kendisinden hiç beklenilmeyen bir şeyi yaptı ve darbenin seyrini değiştirdi. Ben o gece bu milletle gurur duydum.