"15 Temmuz tekrardan dirilişin sesidir"

15 Temmuz sizin için nasıl başladı, darbe girişimi haberlerini ilk duyduğunuzda neler hissettiniz?

Erkan BALA: 15 Temmuz günü ekmeğimizin peşinde olduğumuz sıradan bir gündü. O gün ailecek köydeydik. Akşam eve geldiğimizde yorgun olduğumuz için erkenden uyuduk. Daha sonra annem aradı ve televizyonda bir şeylerin olduğunu, kalkıp bakmamı söyledi. Televizyonu baktım ki darbe haberleri dönüyor. 1981yılında Trabzon’un Of ilçesinde dünyaya geldim. Tabii yaş itibarıyla daha önce herhangi bir darbeye şahitlik etmediğim için şaşkındım. 28 Şubat Post-Modern Darbesini hatırlıyorum ama o da ufak çaplı bir şeydi, bunun gibi değildi. Televizyondan takip etmeye devam ederken bir yandan da arkadaşlarım arıyordu. Onlarla da konuştum, “Hiçbir şey yapamazlar, merak etmeyin, yatın uyuyun.” dedim. Sonra bir baktım ki TRT’de darbe bildirisini okutuyorlar. Bu sefer işin ciddi olduğunu anladım. Tabii bu arada sürekli kanalları değiştirip Cumhurbaşkanımıza dair bir haber bulmaya çalışıyordum. Nerede olduğunu, yaşayıp yaşamadığını merak ediyordum. Televizyonlarda bir şey bulamayınca sosyal medyaya bakmaya başladım. Sosyal medya kirli bilgi doluydu.

Bir sürü troll hesap vardı. Bunlara cevap yetiştirmek imkânsızdı. Bu hesaplar zaten Türkiye’de de değildi. Dışarıda eli tetikte olan bir sürü tetikçi vardı. Yalan haberler yayınlayıp duruyorlardı. Başkanımızın kaçıp gittiği yönünde haberler dolaşıyordu. Fakat biz dava adamı olduğumuz için kimin peşinden koştuğumuzu biliyoruz. Gerçek liderler çok farklıdır. Kan bağın olmamasına rağmen gönül bağı kurduğun lider ise bambaşkadır. Beni ister eleştirin ister eleştirmeyin. Benim cumhurbaşkanımızla bir gönül bağım var. Kalbime oturmuş nadir insanlardan biridir. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken ben gençtim. O zaman da kendisini tanıyor, nasıl bir insan olduğunu biliyorduk. Bu yüzden kaçmayacağını biliyorduk.

CNN Türk kanalında canlı yayına bağlanınca çok sevindim ve rahatladım. Halka sokağa çıkma çağrısını yaptıktan sonra bizim sokağımız birkaç dakika sonra mahşer alanına döndü. Biz de arkadaşlarla konuşup toplanma kararı aldık. Eşim ve çocuklarım çıkmamı istemediler ama ben abdestimi alıp, hanımı ve çocukları öpüp, helalleşip evden çıktım. Şu an anlatırken bile gözümün önüne geliyor ve tüylerim diken diken oluyor. Siz nereye gittiniz, nerede vuruldunuz, nasıl bir süreç yaşandı?

Erkan BALA: İlk olarak Sultanbeyli İlçe Emniyet Müdürlüğüne gittik. Zaten bayağı bir kalabalıktı. Emniyet Müdürümüz ve muhtarımız oradaydı. Bir kısmımızı Cumhurbaşkanımızın Kısıklı’daki evine yönlendirdiler. Hemen yola çıktık ama her yer kapalı. Kısıklı diye yola çıktık ama yollar kapalı olduğu için şuradan, buradan gidelim derken kendimizi Sabiha Gökçen Havalimanı’nda bulduk. İnsanın iradesi dışında gelişen olaylar bunlar. Havalimanının Orhanlı gişelerine geldiğimizde daha fazla ilerleyemedik ve arabadan indik. Amca çocuklarım, çocukluk arkadaşım ve kayınçolarımla birlikte arabadan inip silah seslerinin olduğu yöne gitmeye karar verdik. Oraya giderken önümüzde 4 tane polis vardı. Yolumuzu kesip, aşağıya gitmememizi, oranın çok karışık olduğunu söylediler. Biz de gideceğimizi söyledik. Uyarılarını tekrarladılar. Bu konuşmamız ısrara binince onlar da bizimle birlikte geldi. Yaklaşık 30-40 kişi yoğun silah seslerinin geldiği yöne gitmeye başladık. Size doğru mu ateş ediyorlardı?

Erkan BALA: 70- 80 kişilik asker grubu bize doğru yaylım ateşi açmıştı. Bunu da sonradan davalara katılarak öğrendim. Cumhurbaşkanımızın nereye ineceği belli olmadığı için Sabiha Gökçen Havalimanına inerse diye Orhanlı gişelerine pusu kurmuşlar. Otobanın etrafı dağ şeklinde olduğu için tepelere, ağaçlara konuşlanmışlar. Orada polisler çatışmaya girdi. 4 polisin hepsini vurdular, biri şehit düştü. Herkes soğuk bir şekilde birbirine bakıyordu. Darbe değil, kesinlikle katliamdı. Darbeyle hiç alakası yoktu. Tamamen ruhunu şeytana satmış insanların birleşmesiyle olan bir katliamdı. Yaralımız var diye bağırmaya başlamıştık ama ateş devam ediyordu. Gişelere gelen sivil bir araca yaralıları yükleyip hastaneye gönderdik. Olayın şokunu atlattıktan sonra neler yaşandı? Siz nerede ve nasıl yaralandınız, o sırada saat kaçtı?

Erkan BALA: Saat 02.00 gibiydi. Artık yaralanan çok oluyordu. Bizim o gişelerde çok yaralanan oldu. Kolu kopan, bacağı kopan, ölen çok sayıda vatandaşımız vardı. Biz orada 40-50 kişilik bir kitle kaldık. Bizi sıkıştırdılar, askerlerle konuşma fırsatı bulduk. Neden ateş ettiklerini sorduğumuzda, “Buradan dağılın!” diye yanıt verdiler. Amca oğlu Dursun ağabeyim de onlara, “Ya kardeşim biz de bu vatanın evlatlarıyız. Terörist değiliz, bize niye ateş ediyorsunuz?” diyerek karşılık verdi. Karşı taraftan gelen cevap: “Hayır, dağılacaksınız! Dağılmazsanız hepinizi vuracağız.” Tık, arkadaş vuruldu. Aldık arabaya koyduk. Bir kişi daha vuruldu. Aldık arabaya koyduk. Git gide azalmaya başladık. 15 kişi ya kaldık ya kalmadık. Çıkıyoruz, bağırıyoruz. Bizi yaylım ateşine tutuyorlar. Bizi bir tane aracın arkasına sıkıştırdılar. Bende vurulsam beni de bir arabaya koyarlar götürürler diye rahattım. Biz kimseyi orada bırakmadık. Önümüzde arkadaş düşüyor, yaralanıyordu. Onu alırken bize de ateş ediliyordu. Yere doğru sıkılan mermilerin parçaları hep bize geliyordu. Zaten orada gişeleri kapatmışlardı ve gişeleri bekleyen araç kuyruğu vardı. Gişelerin içinde şoförler ne oluyor diye bekliyor, muhtemelen radyodan darbe olduğunu öğrenince el attığımızda durup vurulanları alıp götürüyorlardı. Helal olsun yiğitlerime! Ne olursa olsun gelip yaralıyı arabaya götürüyorlardı.

Bizi de bir Hyundai arabanın arkasında sıkıştırdılar. Bizi normalden daha yoğun bir ateşe tuttular. Çoğumuzu vurdular zaten. Bu sefer daha kasti, direkt vurmak amacıyla ateş ediyorlardı. O ara, “Birkaç kişi Hyundai aracın arkasına gitsin.” dedik. Arkasına saklanmayı düşünüyordum. O an panikle kalkıp koştum. Tam arabanın arkasına gelirken düştüm. Başımda çok aşırı bir ağrı vardı. Mermi yaklaşık 4 cm kafama girdi. Sonradan estetik operasyonla yarayı, yara izini tedavi ettiler. G-3 mermisi duvara değip oradan kafama girdi. Zaten duvardan bile gelse doktor 1 cm ile kurtulduğumu söyledi. Kafatası kemiğine geldiği için o kadar zorlamış ki 4 cm girebilmiş mermi. Orada kalmış. Ondan sonra ayağa kalktım ama gözlerim görmüyordu. 15-20 saniye geçti ama devasa bir acı duydum. Tarif edilemeyecek bir acıydı. Gözlerim karardı. Bünyamin ağabeyime vurulduğumu ve galiba ölüyor olduğumu söyledim. Elimi tuttu, ellerim kan içindeydi. Bana vurulmadığımı, bir şeyimin olmadığını söylüyordu. Ellerimin üzerine bakıyor ve bir yaralanma görmediğini söylüyordu. Elimi vurulduğum yere kapattığım için o da haliyle elime bakıyordu. Ondan sonra önce bir araba ile daha sonra trafik tıkalı olduğu için bir tane motorla, ara sokaklardan Marmara Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürdüler, sağ olsunlar. Kaldırıldığınız hastanede sizin gibi yaralı olarak gelenlere karşı nasıl bir tutum sergilendi, hastane çalışanları sizinle yeterince ilgilendiler mi? Tedavi sürecinizden bahseder misiniz?

Erkan BALA: Hastanede gözümü açtığımda başımda doktorlar vardı. Yanımda orada vurulan arkadaşlarım da vardı. Daha sonra yiyecek ekmeğimiz varmış hala, diye şükrettim. Öldürmeyen Allah’ın öldürmediğini orada öğrendim. Öyle bir merminin başıma isabet edip beni nasıl öldürmediğine çok şaşırmıştım. Tamamen Allah’ın bir mucizesi yani. Verilmiş sadakam varmış. 2 tane operasyon geçirdim. Tedavilerim yaklaşık 6-7 ay sürdü. İlk ameliyatım sonrasında birkaç parça kalmıştı. Kafatasıma yapışıp orada kalan diğer parçaları da diğer ameliyatla çıkardılar. En son seansta estetik oldum. Sağ olsunlar, Marmara Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çok güzel doktorlar vardı. Özellikle Başhekim İsmail Bey benimle çok ilgilendi. Bize evimizde de tedavi olma imkânı sağladılar. Çok iyi bir tedavi süreci geçirdim. Allah bir milleti devletsiz bırakmasın. Ailemin çok büyük desteği oldu, çocuğumun bana sarılması, kucağıma oturması, beni öpmesi bunlar çok güzel şeyler. Ama devletim kimsenin bana vermeyeceği maddi ve manevi desteği verdi. Öyle ki bizim hiçbir maddi beklentimizin olmamasına rağmen devletimizin arkamızda olup, bizi desteklemesi yaralarımızı daha erkenden sardı.

Devlet büyüklerimiz de aynı şekilde bizimle çok ilgilendiler. Külliye’ye davet edildik, Ramazan ayında bize iftar yemeği verdiler. Sosyal organizasyonlarda devletimiz bizi unutmuyor, ziyaret ediyor. Çocuğa bile sorsanız ülkece seviye atladığımızı söyler. İlerleyen zamanlarda daha iyi olacağını ümit ediyorum. Özellikle Cumhurbaşkanımızdan, Süleyman Soylu’dan, Sultanbeyli Kaymakamımızdan Allah razı olsun. Hepsinden çok çok razıyım. Allah korusundarbe başarılı olsa ertesi gün bizi darağacına asmaya götürülerdi. Bu teröristlerin başarılı olduğunu düşünsenize... Rahmetli babam 1980 Darbesi’nde bir sağdan bir soldan astıkları insanları anlatırdı bize. Oysa bizler o gece devletimize sahip çıkmak amacıyla, vatanı için ölmeye giden, her şeyi göze almış insanlardık. Ertesi gün bu insanların evlerinden alınıp asıldığını düşünün. Bu çok daha acı olurdu. Allah onlara bunu nasip etmedi. Bizler hep, Allah vatanımızı, milletimizi korusun dedik. Yaşlı insanlarımız vatanı ve milleti için sabahlara kadar dua ettiler. Darbe girişiminin bastırılması devletin başarısı olduğu kadar milletimizin de başarısıdır. Bu noktada 15 Temmuz darbe girişiminin başarısız olmasındaki en büyük etki sizce kime veya kimlere aitti?

Erkan BALA: Kesinlikle bir şey ekleyip çıkarmaya gerek yok, darbenin önlenmesindeki en büyük aktör bence Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dı. Cumhurbaşkanımız milletin gönlünde, kalbinde taht kurdu. Babamın halini görürdüm, 6 tane çocuğa bakmak için gece gündüz çalışırdı garibim. Şimdi Cumhurbaşkanına bakıyorsun, biz de onun evladı gibiyiz. Seçimle gelen seçimle gider. 2000’li yılları düşünün. Batan yaklaşık 22 banka vardı, millet kan ağlıyor ekmek bulup yiyemiyordu. Cumhurbaşkanımız gelip hepsinin borcunu ödedi. İçimizde ki hainleri temizledi. Türk Silahlı Kuvvetleri milli üretime geçti. En önemli silahları bugün kendimiz üretiyoruz. Dışa bağımlı halimiz bitti. En önemlisi bizim gibi gözüken şeytanları temizledi. Bütün düşmanlarımızı aynı safta birleştirdi. O gece bulunduğunuz yerde şahit olduğunuz ve hiç unutamadığınız maddi, manevi bir olay yaşadınız mı?

Erkan BALA: Tabii ki yaşadım. 15 Temmuz gecesi öyle bir geceydi ki Allah bir daha yaşatmasın. Baştan sona kadar çok korkutucu ve çok ürkütücü bir geceydi. Kendi askerin kendi vatandaşını vuruyor ve öldürüyor. Bu korkunç bir şey. Bu darbe değildi bence bu olay tamamen Türkiye’nin dışa bağımlılığının azalmasını çekemeyen dış güçlerin tezgahıydı. Yarın öbür gün savaş olsa orduya teslim ettiğin asker sana mermi atıyor, seni vurup öldürüyor. Daha korkunç ne olabilir? Çok şükür vatanımız sağ. Özgürce işe gidiyoruz. Az önce sizinle ayağa kalkıp İstiklal Marşımızı okuduk. Özgür bir ülkede bunlar yapılır. Bakın Suriye’de savaş var ve adamlar cuma namazı bile kılamıyorlar. Bir insanı savaşa götürüp savaştıracak kişi komutanıdır. Lideridir. Bizim öyle bir liderimiz vardı ve o savaştan biz, silahsız bir şekilde, Allah’ın yardımıyla zaferle ayrıldık. 15 Temmuz gazilerinin her ay devletten düzenli şekilde maaş aldıkları yönünde iddialar var. Siz bu iddialara ne cevap vermek istersiniz?

Erkan BALA: Kesinlikle şu konuda çok netim ve altını çizerek söylüyorum. Benim maaşa ihtiyacım yok. Benim vatana ve bayrağa ihtiyacım var. Benim daha güzel nesiller için güzel, güçlü bir Türkiye’ye ihtiyacım var. Allah aşkına bu iddialar çok ayıp şeyler. Bizi kimse bilmese de olur. Alıyor muyum almıyor muyum Allah biliyor. Devletten herhangi bir maaş almadığımı Mevla biliyor. Hala bunları konuşuyor olmak ne kadar ayıp! Sizce o gece medyanın tutumu nasıldı? Erkan BALA: O gün medyaya pek bakmadım. O gün hep dışarıdaydık. Sosyal medya yıkılıyordu, bir kaos vardı. En etkili haberi o akşam CNN Türk yaptı. Bence darbe bastırıldıktan sonra medya organları hep birlikte ağız değiştirdi. Ben o gün marketlerde reyonları boşaltanları da gördüm. Ama benim aklıma o gün bunlar gelmedi. Tek aklımda olan vatanım, milletimdi. 15 Temmuz’dan sonra yaralandınız ve uzun bir tedavi süreci gerçekleşti. Bunun yanında psikolojik herhangi bir tedaviye ihtiyaç duydunuz mu?

Erkan BALA: Ben o gecenin psikolojik etkilerini atlatmada en büyük desteği namazımdan aldım. Devletimiz sağ olsun psikolog da sosyolog da tayin etti. Fakat oturup konuştuğumuzda ihtiyacım olmadığına kanaat getirdik. Ben Allah’ıma dua ettim. Bundan büyük mutluluk yok. Ben özümü ona açtım. Olumsuz bir durum yaşamadım. Vurulduğum yerden geçerken orada duruyorum. Arabayı sağa çekip iniyor ve etrafa bakıyorum, orada oturuyorum. 10 -15 dakika o geceyi düşünüyorum ve neler yaşamışız diyorum. Allah bir daha yaşatmasın. Çok kötü bir durum. Sizce darbe gerçekleşseydi Türkiye nasıl bir ülke olurdu?

Erkan BALA: Bakın bu darbe sadece bize yapılmadı. Bu darbe tüm Müslüman coğrafyasına yapıldı. O gün bu darbe olsaydı tüm dünyadaki Müslümanlar acı çekerdi. Tüm Müslümanlar zulüm görürdü. Dünyadaki tüm Müslüman ülkeler Türkiye’den bir şeyler umut ediyor. Müslümanların sesini duyuran tek ülke Türkiye olduğu için bu darbe İslam âlemine yapıldı. O gece eğer darbe girişimi başarılı olsaydı bizim de Suriye’den, Irak’tan, Yemen’den, Afrika’daki Müslümanlardan farkımız kalmayacaktı. 15 Temmuz, Ebu Cehil’in ve onun etrafındakilerin Peygambere kurduğu tuzaklar gibiydi. Onlardan farkı yoktu. Eğer gerçekleşseydi diğer Müslüman ülkeler gibi bizde zulüm altında olurduk. Son olarak 15 Temmuz ruhu sizce neden yaşatılmalı?

Erkan BALA:15 Temmuz ruhu gerçekten insanlarımızın sadakatini, ülkeye olan sevgisini, yeni nesillere aşılayabilmek için anlatılmalı. Biz nasıl Çanakkale’de, Malazgirt’te insanlarımızın bize vatanımızı bırakmak için şehit olduklarını biliyorsak gelecek nesiller de 15 Temmuz’u bilmelidir. Bizim o gün gözükmeyen bir sürü kahramanımız vardı. Vatan aşkı ne demek, millet aşkı ne demek bunların bilinçli bir şekilde videolarla aktarılması gerekiyor. 15 Temmuz bence Çanakkale Savaşı’nın yanında hiçbir şey. Bence en büyük savaş Çanakkale Savaşı’dır, Kurtuluş Savaşı’dır.

Orada düşmanı biliyorduk, fakat 15 Temmuz’da vatanı silahsız şekilde savunduk. O gece yaşananlar, ders kitabı olarak basılmalı, okullarda ders olarak okutulmalıdır. O çocuk bir gün büyüyecek, sadece anlatmakla olmaz. 15 Temmuz tekrardan dirilişin ve Müslümanların sesidir. Her şeyi ile çok farklı bir destan örneğidir. Mazlumların dirilişidir. 15 Temmuz zengin localara çok büyük bir tokattır. İsrail’in oyunlarını belki de 50 yıl geciktiren bir gecedir. 15 Temmuz “bu ülkede, demokrasi var ve seçimle gelen seçimle gider” demektir. Size geçirdiğiniz zor günleri hatırlattık. Samimiyetiniz ve içtenliğiniz için teşekkür ederim.

Erkan BALA: Ben teşekkür ederim.