"Bizler Ya İstiklal Ya ölüm diyen bir milletiz"

15 Temmuz gecesi bir kalkışma, darbe girişimi olduğundan nasıl haberdar oldunuz? Barış HATİPOĞLU: 15 Temmuz hain darbe girişiminin yaşandığı gece, Özdil’de arkadaşlarla bir iş yerinde oturuyorduk. Saat 21.00 sularıydı. Türkiye’de bir kalkışmanın olduğunu, İstanbul’daki köprülerin tutulduğu haberini aldık. Televizyonu açtık. Televizyonu açtığımızda ilk etapta bir terör olayı olduğu, köprüde bir hareketlenme yaşandığı söyleniyordu. Daha sonra ilerleyen dakikalarda öğrendik ki Türkiye’de bir darbe girişimi oluyor. Tabii haberi alır almaz arkadaşlarla kalktık ve Yomra’nın merkezine doğru hareket ettik. Merkezde AK Parti Teşkilatı ve belediye birbirine çok yakın. Biz geldiğimizde pek bir kalabalık yoktu. Saatler ilerledikçe insan sayısı, kalabalık artmaya başladı. Alanda yaklaşık 3 bin kişi olmuştu… Özdil’den kardeşlerim, arkadaşlarım hepsi geldi…

O gece nasıl yaralandınız? Yaşananları anlatır mısınız?

Barış HATİPOĞLU: 15 Temmuz gecesi yaralanmamıza sebep olan şahıs ilk etapta “Bu memleketi siz mi kurtaracaksınız?” diyerek bize hakaret etmeye başladı. Vatandaş tepki gösterince şahıs alandan uzaklaştırıldı... Yomra’da belediyenin önündeyiz, ellerimizde sadece bayraklar var. Ne silah var ne başka bir şey ve devletimizin lehine sloganlar atıyoruz. Bu şahıs olaydan yaklaşık 20 dakika sonra saat gece 01.00’i biraz geçiyordu, tekrar alana geldi. Önce bir silah sesi duyduk. Sonra, insanların kaçıştığını gördüm. Sonra tekrar silah sesleri gelmeye başladı. Ben de dönüp bu ses nerden geliyor diye bakmak istedim. Tam o esnada silahtan çıkan mermi benim gözüme isabet etti. Kalabalıktı, sesimi duyurmak için bağırdım ve vurulduğumu söyledim. Hemen bir taksi durdurup, beni Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kaşüstü Kampüsüne getirdiler. Olaydan yaklaşık 4-5 saat sonra ameliyata aldılar… Kurşun göz kapağımdan girmiş beyne yakın bir noktada kalmış. Üç gün Kanuni’de yattım. Daha sonra İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu’nun vesilesiyle Ankara Gazi Hastanesine sevk edildim. Birtakım operasyonlar geçirdim. Yaklaşık bir 20 günde Gazi Hastanesinde tedavim sürdü. Sayın Bakanımız sağ olsun, hastanede ziyaretime de geldi. Her konuda bizimle çok yakından ilgilendi. Bu bizleri onurlandırdı, duygulandırdı. Kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum. Tedavi süreciniz, tamamen iyileşmeniz ne kadar sürdü? Barış HATİPOĞLU: Benim tedavim 1 yıl sürdü. Her ay Ankara’ya bir defa gidip, tedavi oluyordum. Kontrollerimi yaptırıyordum. Birtakım sıkıntılar çektik ama geride kaldı. Allah bu vatana zeval vermesin. Böyle olaylar bir daha yaşanmasın. Allah hainlere fırsat verdirmesin. Çünkü bizim yaşayacağımız başka bir ülkemiz yok. Türkiye Cumhuriyeti tarihine baktığınızda gerçekleşmiş darbeler var. Kamuoyunda, özellikle son yılarda darbelerin ülkeyi 50-60 yıl geriye götürdüğü söylemleri hâkimdi.

Darbe girişimi olduğunu öğrendiğinizde ne hissettiniz?

Barış HATİPOĞLU: Darbe kelimesi ilk telaffuz edildiğinde inanın tüylerim diken diken oldu. Ruhum bedenime sığmadı. Ağlamak istedim. Her şey yoluna girmişken, çok önemli adımlar atılmışken, neden böyle bir şey yaşanıyor diye sürekli kendi kendime sordum. Merkeze gidene kadar hep bunları düşünüyordum… Bir yandan İstanbul’daki, Ankara’daki olayları izleyip, takip etmeye çalışıyoruz. Öte yandan Trabzon’da askeriyenin önüne iş kamyonlarının yığıldığını, araçların çekildiğini duyuyoryordu, tekrar alana geldi. Önce bir silah sesi duyduk. Sonra, insanların kaçıştığını gördüm. Sonra tekrar silah sesleri gelmeye başladı. Ben de dönüp bu ses nerden geliyor diye bakmak istedim. Tam o esnada silahtan çıkan mermi benim gözüme isabet etti. Kalabalıktı, sesimi duyurmak için bağırdım ve vurulduğumu söyledim. Hemen bir taksi durdurup, beni Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kaşüstü Kampüsüne getirdiler. Olaydan yaklaşık 4-5 saat sonra ameliyata aldılar… Kurşun göz kapağımdan girmiş beyne yakın bir noktada kalmış. Üç gün Kanuni’de yattım. Daha sonra İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu’nun vesilesiyle Ankara Gazi Hastanesine sevk edildim. Birtakım operasyonlar geçirdim. Yaklaşık bir 20 günde Gazi Hastanesinde tedavim sürdü. Sayın Bakanımız sağ olsun, hastanede ziyaretime de geldi. Her konuda bizimle çok yakından ilgilendi. Bu bizleri onurlandırdı, duygulandırdı. Kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum.

Tedavi süreciniz, tamamen iyileşmeniz ne kadar sürdü?

Barış HATİPOĞLU: Benim tedavim 1 yıl sürdü. Her ay Ankara’ya bir defa gidip, tedavi oluyordum. Kontrollerimi yaptırıyordum. Birtakım sıkıntılar çektik ama geride kaldı. Allah bu vatana zeval vermesin. Böyle olaylar bir daha yaşanmasın. Allah hainlere fırsat verdirmesin. Çünkü bizim yaşayacağımız başka bir ülkemiz yok. Türkiye Cumhuriyeti tarihine baktığınızda gerçekleşmiş darbeler var. Kamuoyunda, özellikle son yılarda darbelerin ülkeyi 50-60 yıl geriye götürdüğü söylemleri hâkimdi.

Darbe girişimi olduğunu öğrendiğinizde ne hissettiniz?

Barış HATİPOĞLU: Darbe kelimesi ilk telaffuz edildiğinde inanın tüylerim diken diken oldu. Ruhum bedenime sığmadı. Ağlamak istedim. Her şey yoluna girmişken, çok önemli adımlar atılmışken, neden böyle bir şey yaşanıyor diye sürekli kendi kendime sordum. Merkeze gidene kadar hep bunları düşünüyordum… Bir yandan İstanbul’daki, Ankara’daki olayları izleyip, takip etmeye çalışıyoruz. Öte yandan Trabzon’da askeriyenin önüne iş kamyonlarının yığıldığını, araçların çekildiğini duyuyorduk… Biz aslında ilk etapta Trabzon’un merkezine gitmek istedik. Sonra bize Trabzon’un çok kalabalık olduğu söylendi. Yomra’da da insanlar olsun. Burayı da kontrol altında tutalım, diyerek Yomra’da kalmaya karar verdik. O gece gazi olacaktık da Allah tarafından bize bir cesaret mi geldi, ne oldu bilmiyorum. Fakat o akşam çok farklı duygular içerisindeydim. Vatandaş,15 Temmuz gecesi milli bir irade ortaya koydu.

Sizce o gece milleti sokağa çıkaran neydi? Komşu ülkelerde yaşananların farkında olması mı? Yoksa geçmişte yaşanan darbelerden alınan dersler mi?

Barış HATİPOĞLU: İnsanların o gece sokağa dökülmesinin tek sebebi vatan sevgisi, bayrak sevgisi, toprak sevgisiydi. Komşu ülkelerde yaşananları, Türkiye’nin geçmişini ve yakın tarihini yakından takip eden aklıselim insanlar ülkenin üzerinde dönen oyunların farkındaydı. Irak, Suriye, Mısır, Libya… Müslüman ülkeler üzerinde oynanan birtakım oyunlar var. Gezi olaylarının nasıl başladığını, gidişatın nasıl olduğunu hepimiz gördük. Terör belası ile 40 yıldır nasıl uğraşıyorsak bir taraftan da içimizdeki bu hainlerle de uğraşıyoruz.

15 Temmuz gecesi bir darbe girişimi olduğunu, bir kalkışma yaşandığını öğrendiniz ve sokağa çıktınız.

Sokağın atmosferi nasıldı? O gece gözlemleyebildikleriniz neler oldu?

Barış HATİPOĞLU: Aslında daha önce de ifade ettiğim gibi o gece insanlarda muazzam bir cesaret vardı. O gün kimse; eşini, anasını, şunu, bunu “Çıkma!” dese de dinlemezdi. Oymalı Mahallesi’nden olan arkadaşımız Sedat Kaplan, o gece rahatsızlığından dolayı tedavi için gittiği Ankara’daydı. Darbe girişimini duyduğunda otelden çıkıyor. Kardeşi gitmesini engellemeye çalışmış. Ama o sokağa çıktı ve şehit oldu. Hainlere karşı tek başına mücadele edecek azim, güç o gece insanlarda vardı. Bunun da o gece Allah’ın bir lütfu olduğunu düşünüyorum. 15 Temmuz gecesi 251 vatansever şehit oldu. Birçok insan gazi oldu.

Darbe girişimini ilk duyduğunuz an hiç bunların yaşanacağını düşünmüş müydünüz?

Barış HATİPOĞLU: Hayır, kesinlikle düşünmedim. Kimse de düşünmedi bence. Geçmişte de darbeler yaşanmış ama asker hiçbir zaman halka ateş açmamıştı. FETÖ’yü hiçbir zaman hoş karşılamadım. Cemaatlere her zaman karşı oldum. Devlet cemaatleri kesinlikle sıkı kontrol altında tutmalı. Buralarda ne öğretiliyor? Ne eğitim veriliyor? Denetlenmeliler. Nerdeyse, FETÖ’nün Türkiye’de girmediği delik kalmamış. Her yere sızmışlar.

Türkiye o gece ortaya koyduğu irade ile gerek dış güçlere gerekse içerdeki hainlere nasıl bir mesaj verdi?

Barış HATİPOĞLU: Bugün çevre ülkelere baktığınızda dostumuz olan bir tane ülke yok. Türkiye Cumhuriyeti’nin her zaman tedbirli olması lazım, zaten bunun da farkında. Askeri donanımını, ekonomisini, sanayisini her şeyini düşünmesi gerek. Türkiye güçlü bir ülke, güçlü bir ülke olmasaydı o gece o iradeyi ortaya koyamazdı. Sonradan biz bunları öğrenmedik mi, işte Kobani’den, Güneydoğu’daki sınırlarımızdan ülkemize saldırılar olacaktı. Türkiye’nin güçlü oluşu, insanların dirayeti ve Allah’ın da yardımıyla 15 Temmuz gecesini atlattık. Dış güçlere karşı o gece çok güçlü bir mesaj verdiğimize inanıyorum. Türkiye’de artık darbelere geçit olmadığını göstermiş olduk. O gece, 81 ilde insanların sokağa dökülmesi bunun göstergesidir. Tabii ki diğer vilayetlerimizde İstanbul, Ankara gibi çok ciddi olaylar yaşanmadı. Ama bütün iller o gece o iradeyi ortaya koydu. Ben inanıyorum ki Türkiye’de darbe olayı artık tamamen kapanmıştır. Avrupa’nın o geceki tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Barış HATİPOĞLU: Her zamanki gibi ikiyüzlü. Güzel bir söz var. “Bükemediğin bileği öpeceksin.” Avrupa, etrafında güçlü bir Türkiye istemiyor. Fakat Türkiye’nin güçlü bir ülke olduğunu öğrendiler artık… O gece, Allah korusun darbe başarılı olsaydı da anlık olurdu. Ertesi gün bir iç savaş çıkardı. Bugün Türkiye, Türkiye olmazdı. Sonra, Türkiye’nin dağılması hiçbir şeye benzemez. Ne Suriye’ye benzer ne de Irak’a. Tamam, herkesin vatanı kendine güzeldir ama hiçbir yer insanın kendi ülkesi gibi olmaz. Bizler “ya istiklâl ya ölüm” diyen bir milletiz. O yüzden düşmanlarımıza karşı güçlü olabilmek için Güneydoğu’suyla, Karadeniz’iyle, Ege’siyle, Batı’sıyla, Doğu’suyla hep bir ve güçlü olmalıyız. Son olarak neler söylemek istersiniz?

Barış HATİPOĞLU: O gece sağcısı, solcusu, milliyetçisi herkes sokağa çıktı. Sadece, Türkiye’nin lehine sloganlar atıldı. Hep birlikte İstiklâl Marşı okundu. Ellerimizdeki bayrakları salladık. İnanın, ne benziyor maçlardaki tezahüratlara ne benziyor düğünlerdeki halay çekmelere, çok farklı bir geceydi. O birlik, beraberlik duygusu tüylerimizi diken diken etti. “Bazı şeyler anlatılmaz yaşanır” derler ya işte tam da öyle bir şey. Ben 46 yaşındayım. Bu yaşıma kadar böyle duygusal bir an yaşamadım. Ne bileyim milli maçları seyrederiz, Türkiye terör operasyonları yapar ama o akşamki gibi hiç duygusal bir an yaşamadım. O gece bakıyorum her parti mensubu insan alanda tek yumruk olmuştu. Belediyenin önünde toplanmış, hep bir ağızdan Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez olduğuna dair sloganlar atıyorduk. Ben 15 Temmuz gecesini Türkiye’nin yeniden doğuşu olarak nitelendiriyorum. Türkiye o gece sırat köprüsünden döndü. O gece sokağa çıkan, Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğünü sağlayan o güç, o irade inanıyorum ki Türkiye Cumhuriyeti’nin yeniden doğuşu.

Biz Çanakkale ruhunu yaşamadık ama kitaplardan, tarihten okuduk. Büyüklerimizden, dedelerimizden dinledik. O gece insanlarda Çanakkale ruhu vardı. Biz o gece dedelerimizin yaşadığı duyguları yaşadık… Nüfus cüzdanında TC ibaresi olan herkese seslenmek istiyorum! Başka yaşayacağımız bir ülke yok. Başka bir Türkiye Cumhuriyeti yok. Elimizdeki vatanın kıymetini çok iyi bilelim. Bu bilinci de gelecek nesillere, çocuklarımıza çok iyi aktaralım. Çünkü vatan elden giderse hiçbir şeyin önemi, kıymeti kalmaz.