"O gece tanklara kaf atan insanlar gördüm"

15 Temmuz günü darbe girişiminin olduğunu ilk duyduğunuzda neler hissettiniz ve nasıl bir tepki verdiniz?

Arif AKÇAY: O gün avukatlık bir işimiz vardı. Karşı tarafın avukatının bürosu da Beşiktaş’taydı. Avukatla orada görüştükten sonra Okmeydanı’nda bir arkadaşımla buluşup hasta ziyaretinde bulunduk. Gece saat 23.00 civarında darbe söylemlerini duyunca hemen televizyona baktım. Televizyonda da karartılar meydana geliyor bir açılıp bir kapanıyordu. O sırada dışarı baktığımızda deprem olduğunu söylediler ama bu depremlik bir iş değildi. O sırada bir vatandaş, “İhtilal oluyor!” diye bağırmaya başladı. Biz de bunun ihtilal olduğunu düşünüp dışarı çıkmaya karar verdik. Köprüye veya Taksim Meydanı’na çıkma yönünde istişare edip Taksim Meydanı’nda karar kıldık. Taksim’e vardığımızda etrafta hep askerler vardı.

Biz Taksim Meydanı'na doğru yürürken yukarıdan aşağıya doğru sürekli bir şeyler atılıyordu. Tahmin ettiğimiz kadarıyla darbe yanlısı olan bazı insanlar dışarı çıkanlara tepki göstermek amacıyla bu şekilde yukarıdan aşağıya bir şeyler atmışlar. Çünkü benim evimin orada da aynı tarzda bir hadise meydana gelmiş. Biz meydana doğru yürürken benim kafama da yukarıdan bir cisim atıldı. Ne atıldı bilmiyorum o sırada ama benim kafamı yaklaşık 10 cm çapında yarmış. Kafamdan kanlar akmaya başladı. Bir müddet sonra yığılıp bayılmışım. Kendime geldiğimde kanamam devam ettiği halde askerlere doğru hücum etmeye başladım. Tabii ben hareket halinde oldukça kan da şiddetli akmaya başladı ve tekrar bayılıp olduğum yerde yığıldım. Yanımdaki arkadaşım benimle ilgilendi ve kendime geldiğimde, “Senin durumun iyi değil hastaneye gidelim.” dedi.

Zaten gözlerimi ben hastanede açtım. Yol boyunca ayılıp bayılmalar oldu. Oradan kalkıp beni İstinye Devlet Hastanesine götürdü. Bana hangi hastaneye gitmek istediğimi sormuş. Ben de, “Birader İstinye Devlet Hastanesinde, beni oraya götür.” demişim. Beni o hastaneye götürmeye çalışırken yolda kaza yaptık. Kollarım ve ayaklarım yara bere içinde kaldı. Araba deseniz haşat hale geldi. Biz o şekilde hastaneye vardık ve beni hemen acilde müşahede altına aldılar. Bir zaman sonra kendime geldim. Kendime geldiğimde hastaneye sürekli yaralıların geldiğini ve sedyenin, yatağın yetmediğini gördüm. Kalkıp yaralılara yer verdim. Gece saat 03.00’e kadar hastanede kaldıktan sonra beni arabayla eve bıraktılar. Tedavime evde devam etmeye çalıştım. O gece Cumhurbaşkanımız sokağa çıkma çağrısı yapmış mesela ama biz çağrıdan önce çıktığımız için bundan haberimiz bile yoktu. Gazi olduktan sonra devlet yetkilileri, maddi ve manevi desteklerini eksik etmediler, diyebilir misiniz? Arif AKÇAY: O gece hastaneden eve geldikten ertesi gün Ümraniye AK Parti İlçe Teşkilatı’ndan beni ziyaret edenler ve geçmiş olsun ziyaretinde bulunanlar oldu, sağ olsunlar. Yine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından, Büyükşehir Belediyesinden, Ümraniye Belediyesinden devlet yetkililerimiz de ziyaretime geldiler. Maddi ve manevi anlamda çok fazla yardımları oldu diyebilirim.

Desteklerini esirgemediler. Zaten devlet yetkilileri bizi ziyaret edince biz gazi olduğumuzu ve bu işin ciddiyetini anladık. Öncesine kadar kafamızda hiç bu tarz bir düşünce bile yoktu. 15 Temmuz gecesi sokağa çıkanlar olduğu kadar çıkmayanlar da vardı. Sizi o gece sokağa çıkaran duyguyu nasıl tanımlarsınız? Arif AKÇAY: Ben panik atak hastasıyım. Olağanüstü durumlarda aşırı tepkiler veriyorum. 1980 Askeri Darbesi’ni görmüş ve yaşamış biri olarak bir daha bu ülkede darbenin esamesini bile görmek istemiyordum. Çünkü o yıllarda 15 yaşlarında olmama rağmen darbe sürecinin olumsuzluklarından bayağı etkilenmiştim. O gece de geçmişte yaşadıklarımı düşünüp kendimi sokağa atarak tepki göstermeye çalıştım. Yani o hissin önüne geçemezdim. Bir daha bu ülkede darbelerin yaşanmaması adına, bir Türk vatandaşı olarak kendimi sorumlu hissettim ve bunun sonucunda sokağa çıktım. Bunu bu şekilde ifade edebilirim. 1980 Askeri Darbesi’ni yaşadığınızı söylediniz. Peki, sizce 15 Temmuz’u 1980 Askeri Darbesi’nden ve 28 Şubat Post- Modern Darbesi’nden ayıran nedir?

Arif AKÇAY: 1980 Askeri Darbesi’nin olduğu yıllarda 15 yaşlarımda ve köydeydim. Köyden aşağı indiğimizde yollarda askerlerin olduğunu gördüm. Yanlarına gitmeye çalıştığımda bana, “Evine dön, darbe oldu.” dedi. Tabii ben darbe nedir, niye evime dönmeliyim bilmiyorum. O zamanlar da askerden çok korkardık. Şimdiki gibi bilinçli değildik. 15 Temmuz’u öncekidarbelerden ayıran şey bence halkın artık bilinçli olmasıdır. Eskisi gibi korkmayıp, sokağa çıkarak mücadele edebilme cesaretini gösterebilmesidir. Sizce bu yapı 2016 Türkiye’sinde neden darbe girişiminde bulundu? Arif AKÇAY: Bu yapı ve başındaki FETÖ denen şahıs Amerika’nın maşalığını yapan bir örgüttür. Bunlar kalkıp kendi vatanına ihanet eden maşalardır. Tıpkı Saddam Hüseyin gibi Humeyni gibi devletin tamamını ele geçirmeye çalıştılar. Tamamen bir iktidar hırsı ve mücadelesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Kendilerinin bulunduğu bir imparatorluk kurma amacındaydılar. Böylece Amerika’ya uşaklık eden bir ülke olacaktık ama Allah bizi korudu.

15 Temmuz darbe girişimi başarılı olmuş olsaydı Türkiye nasıl bir sabaha uyanmış olurdu? Arif AKÇAY: Ben o gece akın akın sokaklara dökülen ve mücadele eden o halkı gördükten sonra başarılı olacakları ihtimalini bile düşünmedim. O sokakları görmeniz lazımdı. Her yaştan her çeşit insan grubu sokaklara dökülmüş ve vatanını koruma mücadelesi veriyordu. Başarılı olmaları için o halkın hepsini kırmak ve öldürmek gerekiyordu. Ben o gece tanklara kafa atan, tekme atan insanları gördüm. Bu ihtilal ancak tüm halk öldürülerek başarıya ulaşabilirdi. Öyle bir şey de mümkün olamazdı zaten. O gece yaşadıklarınızdan sonra herhangi bir psikolojik tedavi gördünüz mü? Arif AKÇAY: O gece yaşadıklarımdan sonra psikolojik tedavi alma ihtiyacı hissettim. 3.5 yıl geçmesine rağmen halen psikolojik destek almaya devam ediyorum. Uyku problemlerim vardı, gece uyuyamıyordum. Hatta bir ara kırmızı reçete ilaçlarından bile kullandım. Tedavilere düzenli şekilde giderek ve ilaç tedavisini de devam ettirerek daha az hasarla atlatmaya çalıştım. Şu anda olayın sıcaklığındaki gibi bir psikolojik durum yok tabii. Çok şükür daha iyiyim ve zamanla tamamen atlatacağımı düşünüyorum. Yine olsa ben yine gözümü kırpmadan sokağa çıkarım. Cumhurbaşkanımız sokağa çıkma çağrısı yapmasa bile ben yine çıkar vatanımın mücadelesi adına elimden geleni yapmaya çalışırım. 15 Temmuz darbe girişiminin önlenmesindeki unsur veya unsurlar sizce nelerdi?

Arif AKÇAY: Ben o gece eğer halk sokaklara dökülmeseydi bu işgal girişiminin başarıya ulaşabileceğini düşünüyorum. Halkın sokaklara çıkması çok etkili bir hamleydi. Bunu da Cumhurbaşkanımızın Hande Fırat’la canlı yayına bağlanarak halkı sokağa davet etmesine bağlıyorum. O çağrıdan sonra insanlar akın akın meydanları doldurmaya başladılar. Darbenin önlenmesinde Cumhurbaşkanımızın da etkisi yadsınamaz ölçüde büyük. Hatta onların başarıya ulaşmamasının en büyük unsurlarından biri de halkı hesaba katmamış olmalarıydı. Keza Allah onları şaşırttı ve darbe saatini erkene almak zorunda kaldılar.

Erkene aldıkları zamanda koordine bozukluğu ortaya çıktı ve iyice şaşırdılar. Bunlar darbeyi gece yarısı yapmayı planlamışlardı ve erkene çektiklerinde telaşlandılar. Eğer planladıkları gibi yapsalardı kuşkusuz kan gövdeyi götürmüş olacaktı. 251 şehidimiz ve 2 bin 193 gazimiz vardı ama bunlar darbeyi gerçekleştirmiş olsaydı çok daha kanlı biterdi. 15 Temmuz darbe girişiminden yargılananların davalarına müşteki olarak katılım gösterdiniz mi? Oradaki ortamdan bahseder misiniz? Arif AKÇAY: 15 Temmuz darbe girişimi davalarına müşteki olarak katıldım. Silivri’de katıldığım davalarda gördüklerim karşısında çok üzüldüm. Orada adeta bir tiyatro oynanıyordu. Bir tane Trabzonlu binbaşının duruşmasına katılmıştım. Orada sabah 09.00’da başlayıp öğle arasından tekrar akşama kadar sadece tek bir kişinin savunmasını dinledik. Gayeleri tamamen mahkemeleri oyalamak.

O binbaşı da Trabzonlu olduğu için aklımda kalmış. Mesela hakim ona hayatıyla ilgili soru sorduğunda binbaşı da, Trabzon’da doğduğunu, ailesinin kendisini evlatlık olarak amcasına verdiğini anlattı. Daha sonra hakim ona, “Sen üniversite mezunu, tahsilli birisin. Neden ilkokul mezunu bir adamın peşinden gittin?” diye soru sordu. Cevap olarak, “O ilkokul mezunu dediğin kişi benim hocamdır. Bize ilmi ve bu ülkeyi kurtarmayı öğretti.” tarzında şeyler söyledi. “Ben yetim büyüdüm. Bana hocam sahip çıktı, onların okullarında okudum, hocamın sayesinde binbaşı oldum.” diye anlatmaya devam etti. Öyle şeyler anlattı ki inanın orada olsanız şoke olursunuz. Hakime, “Siz benim hocama iftira atıyorsunuz.” dedi. Hakim de ona, “Senin hocana niye iftira atayım, bak ben burada durmuş seni dinliyorum ve senin davanın sonucu benim iki dudağımın arasında.” diye cevap verdi. Orada tabii biz de yuhalamaya başladık. O kadar davaya katıldım ama hiçbirinin yüzünde pişmanlık belirtisi dahi görmedim. Bizim köyden bile FETÖ’cü çıktı.

Bir beş yıl daha bunlar kalsalardı ülkeyi yer bitirirlerdi. O mahkemeleri görseydiniz hayret ederdiniz. Sanki onlar suçsuz, sokağa çıkan bizler suçluyduk. Biri orada çıkıp, “Ben halktan davacıyım. Neden sokağa çıktılar, ne gerek vardı?” dedi. Orada ilgi çekici çok şey vardı ama aklımda kalanlar bunlardı. O gece sizi ve binlerce insanı sokaklara döken bir ruh vardı. 15 Temmuz ruhu dediğimiz o destansı mücadeleyi yaşatmak için sizce neler yapılmalıdır? Arif AKÇAY: O gece beni ve binlerce insanı sokağa çıkaran ruh, düşünce şüphesiz vatanımızı ve milletimizi selamet içinde görmekti. 15 Temmuz ruhu aslında bunu ifade ediyor.

15 Temmuz ruhunun yaşatılması için her seneyi devriyesinde hatırlatılmalıdır. Unutulmaması yönünde çeşitli etkinlikler ve organizasyonlar yapılmalıdır. Ben FETÖ’nün halen bittiğine inanmadığım için o geceki ruhun daima canlı tutulması gerektiğini düşünüyorum. Televizyonların bu konuyu ve o geceki ruhu sürekli işlemesi gerekiyor. Kitaplar belge niteliği taşıması açısından önemli olduğu için kitaplar basılmalı. Bu kitapları alıp okusunlar. Ülkesini sevsinler. Bu ülke bizim ve gidecek başka bir ülkemiz yok. Yaşadığınız zor günleri samimiyetle aktardığınız için teşekkür ederiz. Arif AKÇAY: Ben teşekkür ederim.