15 Temmuz gecesi hainler ordusunun silahından çıkan mermiyle sırtından vuruldu gazi Turan Tekke. 1971 yılında Berlin’de başlayıp Trabzon’da devam eden ve yıllar içinde İstanbul’a taşınan yaşamında tarihin en büyük hainliklerinden birine maruz kaldı. Beş ciğerparesini ve eşini geride bırakıp sokağa çıktığında kardeşi aynı zamanda yoldaşı oldu. 12 saat içinde silahlı darbecilere, silahsız bir şekilde darbe yaptıklarını anlatan Tekke, Türk milletinden vatana her zaman sahip çıkmalarını istedi.

15 Temmuz günü sizin için nasıl başladı, neler oldu o gün?

Turan TEKKE: 15 Temmuz günü rutin bir gündü. İşimi bitirdikten sonra eve gidip akşam yemeğini yedim. O gün bayağı yorulmuştum. Yatsı namazını kılıp yattım, uyuyakalmışım. Saat 22.00 civarı beni beraber çalıştığım arkadaşım aradı. Telefonu hemen açtım, “Ağabey haberlere baktın mı?’’ dedi. “Yok, hayırdır ne oluyor?” dedim. ‘’Bir baksana askerler, jandarmalar sokakları kapattılar.’’ dedi. Televizyonda darbeden bahsediyorlardı. Haberlere bir baktım köprü kapatılmış askerler sokaklara inmişti. Saat 22.30 civarı dönemin Başbakanı Binali Yıldırım darbe girişimi olduğunu söylemişti. Haberleri heyecanla takip ediyordum. Saat 23.00 civarı bu kez biraderim aradı. “Ağabey hayırdır ne oluyor?’’ dedi. “Bende bir şey var ama tam çözemedim.” dedim. O esnada da TRT 1’de bayan spiker Yurtta Sulh Konseyi’nin darbe bildirisini okuyordu. Her şey ortaya çıkmıştı artık o andan sonra biraderler aradı ‘’Ağabey çıkalım mı?” dedi. Ben, “Durun biraz daha bekleyelim bakalım, tam bir netleşsin durum.” dedim. Sonra saat 00.05’te Cumhurbaşkanımız sokaklara çıkmamız gerektiğini bunun bir darbe girişimi olduğunu söyleyince o zaman ben biraderleri aradım. Süleyman’la ve beni arayan Bülent arkadaşımla birlikte sokağa çıktık.

Sokağa çıktıktan sonra nasıl bir durum vardı? Etrafınızda neler oluyordu?

Turan TEKKE: Arabaya bindik ama ancak Ümraniye’ye kadar arabayla gidebildik. Tabii yollar kapalıydı. Millet sokaklarda, düğüne gider gibi bir curcuna vardı… Bence o gecenin özeti buydu, millet düğüne gider gibi ölüme gidiyordu. Yürüyerek Kısıklı’ya Cumhurbaşkanının evinin oraya kadar gittik. Mahşeri bir kalabalık vardı orada. Cumhurbaşkanının evini herkes korumaya aldı. Cumhurbaşkanının evinin orada yaklaşık yarım saat durduk bekledik, insanlar anons yaptılar. O sırada selalar okunmaya başladı. Biz arkadaşlarla konuştuk. Köprüye gitmeye karar verdik. Biz köprüye giderken polisler bize, “Köprüye gitmeyin, aşağı inmeyin, burada kalın!” diye anons yaptı. Buna rağmen aşağı yukarı bir 10 kilometre kadar yürüyüp köprü istikametine doğru yola girdik. Köprüye 100 -150 metre kaldığında saat 01.00 - 01.30 civarıydı. Ateşin en yoğun olduğu zaman Anadolu’dan Avrupa yakasına gidiş yönünden ilerledik. Ateş etmeye başladıkları anlarda, siper alarak, arabaların olduğu tarafa doğru geçmeye çalıştığımız anda ben vuruldum.

Vurulduğunuz ana tekrar dönerseniz o anı detaylı anlatabilir misiniz?

 Turan TEKKE: Vurulduğumu anlayınca biradere söyledim. O da benim 1 metre önümdeydi, ben arkadaydım. “Süleyman vuruldum galiba.” dedim. Hemen baktı “Evet ağabey.” dedi. Tişörtümü çıkarttı tampon yaptı. Ondan sonra geriye doğru tam ters istikamete yürümeye başladık. Ne araba var, ne bir şey var… Allah’tan o esnada arkadan bir motorcu arkadaş geldi. Birader onu görünce durdurdu ve hastane yolunu tuttuk. Çok sürmedi benim köprüde duruşum. Adamlar geçirtmiyorlardı.

Adım attığın yerden G-3 mermisi geçiyordu. 400 metre menzili var G-3 mermisinin biz hainlere 200-250 metre civarı bir mesafede duruyorduk. Sırtımdan vuruldum, hastaneye gittik dikiş atıldı. Ameliyat oldum. Önce Kadıköy Haydarpaşa Numune Hastanesinin içine girdim. O anı hiç unutmuyorum. Hastane adeta mezbahaneydi, ondan hiç farkı yoktu. Her taraf kan revan içindeydi. Yerlerde, sedyede, her yerde insanlar yatıyordu. O an orada tahmini 250-300 civarında yaralı vardı. Çok ağır yaralı olanlar hatta ölüp de morga kaldırılanlar vardı. Aşırı yoğun olduğu için doktorlar yetişemiyordu. Zar zor bir doktoru yanımızdan geçerken durdurduk. Baktı, yarayı kontrol etti. ‘’Ağabey bekle geleceğim.’’ dedi. 15 -20 dakika bekledik gelen yok giden yok. Kardeşlerim, “Başka hastaneye gidelim.” deyince çıktık. Kadıköy’de özel bir hastaneye gittik orada tedavi olduk ve evimize döndük.

O gece yaşanan ve hiç unutamadığınız bir anı var mı?

Turan TEKKE: O ateş edilme esnasında yaşananlar çok dehşet vericiydi. Dışarıda bıçaklı kavga eden birilerini görseniz ne yaparsınız, kaçarsınız değil mi? Bir şey olmasın diye oradan uzaklaşırsınız. O gece şahit olduğum en önemli şey insanların kafalarının üstünden mermiler geçerken hiç korkmadan ona rağmen köprüye doğru koşması, gitmesiydi. Gerçekten unutulacak bir şey değil. Her taraftan şarapnel parçaları geliyor, mermiler geçiyor ama insanlar yine de orada korkusuzca durmaya devam ediyorlardı. En önemli şey buydu.

15 Temmuz gazisi: “Devletimiz varsa her şeyimiz vardır, devletimiz yoksa hiçbir şeyimiz yoktur” 15 Temmuz gazisi: “Devletimiz varsa her şeyimiz vardır, devletimiz yoksa hiçbir şeyimiz yoktur”

Sizce halkın sokağa çıkmasındaki en büyük etken nedir?

Turan TEKKE: Vatan sevgisi, bayrak sevgisi ve iman. Ben Cumhurbaşkanımız, “Sokağa çıkın!” dediğinde çıktım ama o demeseydi de yine çıkardım. Kalbinde vatan sevgisi taşıyan herkes çıkmalıydı. Ya o gün ya da ertesi gün çıkmalıydılar. Tedavi sürecinde neler yaşadınız? Turan TEKKE: Ben hastanede kalmadım. O gece dikiş atıldı pansumanım yapıldı eve döndüm. Doktor bana, “Ben bunu dikiyorum ama bu dikişler tutmaz, mermi yarasına dikiş tutmaz.” demişti. Gerçekten 3 gün sonra dikişler attı. Yaram değişik bir hal almıştı tekrar gittik yarayı temizlediler. Bir ay boyunca ben sırtımın üzerine yatamadım. Vücudumda kalıcı bir etki bırakmadı. 20 gün iş güç yapamadım, çalışamadım. Eşiniz ve çocuklar bu durumdan nasıl etkilendi?

Turan TEKKE: Eve geldiğimde eşim uyanıktı haberleri takip ediyordu. Kardeşim bana, ‘’Sakın yengeye bir şey söyleme üzülür.’’ dedi. Eve gittim kapıyı açtı içeri girdim. Beni o halde görünce, “Ne oldu, bir şey mi oldu?” dedi. “Yok, bir şey yok.” dedim. Bir çığlık attı. “Söyleyeceğim ama korkma.” dedim. Ondan sonra sırtımı gösterdim. İnanır mısınız çok soğukkanlı davrandı ilk verdiği tepkiden eser yoktu. Nasıl olduğunu sordu. Durumu anlatınca Allah’a şükürler olsun sana bir şey olmadı.” dedi. Çocuklar, eşim beni yaralı görünce ağladılar. O geceden sonra psikolojik olarak neler hissettiniz? Turan TEKKE: O hainler bu halka yenildiklerinde onların ellerinde en güçlü silahlar varken bizim elimizde hiçbir şey yoktu. O gece pijamayla gelen gördüm, şortla atletle gelenler vardı. Eğlenceye gider gibi gelen insanlar vardı. Karşı taraftaki o hainlerin ateş edeceğini kimse tahmin etmiyordu. Ne zaman ki ateş etmeye başladılar o zaman işin boyutu tam anlaşıldı. Darbecilere 10-12 saatte silahsız bir şekilde darbe yapan bir milletiz. O olay bittikten sonra moralim tamamen düzeldi. Çünkü mücadeleyi kazanmış olmanın bir onuru vardı. Bir zaman bayağı bir başarsalardı ne olacaktı diye düşündüm … O beni çok düşündürdü ama psikolojik olarak etkilenmedim. Ben bilinçliydim fakat birçok kişide olumsuz izler de bıraktı. Allah’a şükür bende öyle bir durum olmadı. Bilinçli olarak gittik oraya... “Mantıklı akıllı insanlarız nasıl ateş ederler?” diyorsun. Ben askerim, elimde silah var, karşımdan halk geliyor ya o halkın içinde benimde annem babam olsaydı ben onu düşünürüm. Yani ellerinde hiçbir şey yok. Ellerinde bayrak dilinde tekbir olanlara nasıl ateş edersin! Nasıl bir vicdan, nasıl bir akıl! Karşımızdaki bu kadar alçak bir yapıydı. Onların ki tamamen vatan hainliği başka bir şey değil. FETÖ denilen bu yapı belli bir üst aklın maşası. Türkiye’yi işgal etmek isteyen bir gücün maşası bunlar. Bunu FETÖ yaptı ama bu FETÖ’nün eliyle de yapılan bir şey değil. Bu daha da ötedeki güçlerin FETÖ’yü kullanmasıydı.

15 Temmuz ruhu sizce neden yaşatılmalı?

Turan TEKKE: Biz Osmanlı torunuyuz, biz Kurtuluş Savaşı’nı kazanan bir ordunun torunlarıyız. Çanakkale’yi geçilmez kılan o insanların torunlarıyız. 15 Temmuz benim için Malazgirt ve Çanakkale’den daha üstün bir durumun kurtuluşudur. Çünkü o durumlarda silah kullanılıyordu ama bu olayda bizde hiç silah yoktu. Bizim tarafımızdaki insanların elinde hiçbir şey yoktu. Çakı bile yoktu. Ona rağmen ülke çok büyük bir işgalden kurtuldu. Ülkesini seven vatanını seven herkesin bu ruhu yaşatması gerekir. Vatan, bayrak, millet sevgisi gençlerimize verilmeli.

15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimi başarılı olsaydı sizce ülkemiz ne durumda olurdu?

Turan TEKKE: Aslında söylenecek çok şey var ama en basiti işgal. Ülke tamamen işgal edilirdi. Vatanımız her bakımdan maddi ve manevi işgal olurdu. .Daha sonraki haberlerden duyduğumuz kadarıyla söyleyeyim Doğu’da ve Güneydoğu’da bekleyen terör örgütleri YPG, PKK, DEAŞ ve FETÖ hepsi ülkeyi işgal edecekti.

Anılarınızı tazeledik. Yaşadığınız acı hatıraları bizimle paylaştığınız için teşekkür ederiz.

Turan TEKKE: Ben teşekkür ederim. İnşallah 15 Temmuz ruhu yaşatılır.