Öncelikle günlerdir konuşulan şu meşhur maçı hatırlayalım. Ligden düşmemek için varını yoğunu ortaya koyacağı gün gibi ortada olan bir Bursaspor ile karşılaştık. Maçın başlama düdüğüyle birlikte can havliyle saldıran Bursaspor’un, biz kaçırsak saçımızı başımızı yolacağımız birçok pozisyonunu olması gerektiği gibi cansiperane oynayan bir defansla savuşturduk. İkinci yarıda yorulan rakip karşısında golü de bulduk. Hayata tutunmak için son bir hamle daha yapmaktan başka çaresi kalmayan Bursaspor’un iki atağına engel olamadık. Sahada oynanan oyunu televizyondan değil, tribünden izleyen birisi olarak kafamda tek bir soru işareti oluşmadan ve tek bir tereddüt yaşayacağım kişisel futbolcu hatasına bile şahit olmadan öle dirile maçı bitirdik. Son yedi maçından sadece bir tanesini kazanabilen ve kendi evinde oynadığı son dört maçta galip gelemeyen Trabzonspor’un sezona son haftalardaki aynı heyecansız futbolla nokta koymasına şahit olduk. Buraya kadar her şey normal. Sorun nedir? O iğrenç ithamlarınız mı? Peki o zaman, soralım.

Siz ne zamandan beri kendi isteğinizle itiraz ettiğiniz  her mahkemede şike ve teşvik yoluyla çalınmış bir şampiyonluğunun olduğunu tescil ettirdiğiniz Trabzonspor’a, “göreceğiz bakalım bu maçı satacak mı?” diyerek maç kazanma görevi vermeyi kendinizde hak olarak görüyorsunuz?

Siz kimsiniz de sözleşmesine “bizim maçlarda bize karşı forma giyemez” maddesi koyma gereği bile duymayarak kiraladığı futbolcusundan gol yediği için şampiyonluğu averaja bırakan Trabzonspor’a şike imasında bulunma gafletine düşüyorsunuz?

Siz kim oluyorsunuz da sizi ilgilendirmeyen iki küme düşme mücadelesinde işinize yarayan diğer takımı ligde tutabilmek için şike imasıyla Trabzonspor’a psikolojik baskı kurup kendisini parçalaması gerektiği kanısına varmayı haddiniz olarak görüyorsunuz?

Siz ne zamandan beri şike konusunda bu kadar hassastınız? Gözünüzde suç olmayan, eskilerden beri var olan, yapanı cezalandırılma gereği dahi duyulmayan, yapıldığında kurumdan ayrı tutulması gereken, yapıldıysa kendi takımı için yapılan ve sonuçta bu ülkeye başkaları tarafından getirildiği iddia edilince görmezden gelinen şikenin çok kötü bir şey olduğunu bu hafta mı anladınız?

Siz kendinizi sizin gibi olmadığımızı ispatlamak için zaten olmamız gerektiğinden daha üstün bir gayret sergilemeye gereksinim duyulacak kadar önemli kişilikler olduğunuzu mu sanıyorsunuz?

Küme düşmeyi haftalar öncesinde garantilemiş Adanaspor’u, üstelik yendiğimizde Avrupa hayali kuracağımız bir maçta yenemeyince dalga geçiyordunuz da bir başka küme düşme adayını yenemeyince neden işi bu kadar ciddiye alma gereği duydunuz?

Aslında sorulması gereken en önemli sorulardan biri de şu ki siz bu konuya çalıştığı yerden soru çıkmış öğrenci heyecanıyla atlayıp bu kadar emin konuşabilme bilginliğini nerede tecrübe edindiniz?

Sporla ilgili yaptığı son sosyal medya paylaşımı, Fenerbahçe basket takımının final maçının Rize meydanında dev ekrandan canlı yayınlanacak olması olan Rize belediye başkanı Rizespor’un Rize için bir velinimet olduğunu bu hafta mı anladı?

Günlerdir hiç susmadan Trabzonspor teknik direktörüne şöyle yapsaydın yenerdin diyerek akıl verme cüreti gösteren Hikmet Karaman 2010-2011 sezonunda Trabzonspor şampiyon olurken kendi evinde 1-0 öne geçtiği maçta Fenerbahçe’den 3 gol yerken galip gelmek için ne kadar gayret göstermişti ya da Trabzonspor’un şampiyonluk mücadelesi ne kadar umurundaydı?

Bursaspor maçında hakemin vermediği penaltı pozisyonumuzu konuşmak işinize mi gelmiyor, gerek mi duymuyorsunuz yoksa Trabzonspor’u suçlayıp iki şehir arasına nefret tohumu ekerek kendi hatalarınızın konuşulmasına sıra gelmiyor olması hoşunuza mı gidiyor?

Biz de kendi sahasında Trabzon deplasmanındaki Bursaspor taraftarından az olan Rizespor taraftarının, kazanmak zorunda olduğu ölüm kalım maçının sonucundan eminmiş gibi kendi maçına gitmeye tenezzül bile etmeyip Trabzonspor’un maçını izlemesinin altında bir şeyler aramalı mıyız?

Küme düşme mücadelesiyle bugüne kadar hiç ilgilenmeyen, birkaç yıldır şampiyon olamamış ve seneye şampiyonluk sözü vermiş bazı camialar ligden düşen ve lige çıkan takımlarla neden bir anda bu kadar ilgilenmeye başlar oldu?

Sen! Sırf yönetenlere muhalefet olsun diye Trabzonspor’un bir şeyler çevirdiğini ima edip o iğrenç yaftayı Trabzonspor’a vuranlara çanak tutan sözde Trabzonsporlu hain, yarın hangi yüzle aramızda dolaşıp Trabzonspor’un başarısıyla gurur duyuyormuş gibi davranacaksın?

Belki bitmediniz. Belki hiç bitmeyeceksiniz ama Trabzonspor’u da bitiremeyeceksiniz.

Utanmadan sıkılmadan, en çok hakkı yendiği konuda haksızlık yapabileceği imasıyla töhmet altında bırakılan, sayısı savaştığı dış düşman kadar çok olmasa da içinde onlardan daha tehlikeli hainler  barındıran, kendisine kendisinden başka kimsenin sahip çıkmadığı ve bundan sonra da çıkmayacağı, Meydan Parkı’ndaki ihtişamlı armanın kalabalıktaki yalnızlığı, davam, kavgam, sevdam, isyanım. Seni bulunduğum hiçbir ortamda ve sesimi duyurabildiğim hiçbir yerde yalnız, savunmasız ve çaresiz bırakmayacağıma söz veriyorum.

Ve…

Bugünkü yazım sizlerle iyiyi kötüyü paylaştığım bu sayfadan siz değerli okurlarıma bir veda yazısıdır. Nasip, yakın bir gelecekte belki benim için ayrılmış başka bir sayfadan, sizlerle yeniden dertleşme şansım olana dek… İlk yazımda da söylemiş olduğum gibi. Bana katlandığınız için hepinize sonsuz teşekkür ederim.

Saygılar…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.