Trabzonspor için Avrupa, Başakşehir için de şampiyonluk yolunda kritik bir 90 dakikaydı tartışmasız…

Üstelik Trabzonspor-Başakşehir maçı öncesinde hem Antalya’nın hem de Beşiktaş’ın kazanması iki takım için de bu mücadeleye çok daha fazla anlam katmıştı.

Böyle bir atmosfer altında başlayan mücadelenin baskın tarafı da Trabzonspor’du… Özellikle rakibine baskısını kabul ettiren bordo-mavililer, ilk dakikalarda Castillo, Yusuf ve N’Doye ile Başakşehir kalesinde gol aradı ama başarılı olamadı.

Trabzonspor’un ikinci yarıdaki 3 puana ulaşma arzusu da gol noktalarında sonuçsuz kalırken, Yanal’ın taraftar baskısına kayıtsız kalmayıp Rodallega’yı oyuna alması ise bordo-mavili takımda bir şeylerin yanlış gittiğinin göstergesiydi.

Şu bir gerçek ki; seyirci her zaman aksiyon ister.

Ancak bu aksiyonu oluşturmak adına gerek takımdaki oyuncuları eleştirmek, gerekse teknik ekibi taraftarın isteği doğrultusunda hareket etmeye mecbur bırakmak Trabzonspor’un büyüklüğü ile bağdaşmıyor.

Severiz ya da sevmeyiz ama herkesin teknik adamlığa soyunduğu böyle bir tabloda Ersun Yanal’a gerek var mı?

Tribünde binlerce teknik adamın olduğu bir yerde hem sahaya çıkan 11 hem de yapılan oyuncu değişikliklerinin kabul görmesini beklemek hayalcilik olsa gerek…

Kısacası herkese işini yapması için uygun ortam sağlandığında başarıya ulaşmanın daha kolay olacağına inananlardanız.

Ancak her ortamda en büyük rakibimizin kendimiz olduğunu Başakşehir mücadelesinde bir kez daha gördük…

Kendi oyuncusuna küfreden, teknik adamlık görevine soyunan binlerce kişinin olduğu bir ortamda tek yürek olmamızı ve şampiyonluk peşinde koşmamızı da kimse beklemez sanırım!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.