Son zamanlarda, futbolumuzda birçok şeyin tartışıldığı günlere geri döndük. Bunların başında finansal fair play ve altyapı bulunuyor. Bu yazımda altyapı ile alakalı bazı bilgiler ve örneklerden bahsedeceğim daha sonra finansal fair play ile alakalı da yazı yazacağım.

Ülkemiz futbolunun yıllardır dile getirilen en temel sorunu alt yapıdır ve maalesef uzun yıllardır düzeltilmedi bu sorun. Hem yönetim, hem tesit hemde futbol olarak alt yapıda sınıfta kalıyoruz.

***      

Avrupa’da oynadıkları futbolla her zaman takdir alan ve finallerde kendilerine sürekli yer bulan takımlar, her konuda alt yapımını gelişimini tamamlamış durumda. Bunlardan bir tanesi de UEFA Avrupa Liginde finalinde en geç kadroyla çıkan ( 22 yaş 282 gün ) Ajax takımı oldu.

 ***

Türk futbolunun başarısının günlük motivasyona odaklı olması, istikrarsız ve profesyonellikten uzak görüntüsünün altında yatan neden yetersiz altyapı. Altyapının nasıl olması gerektiğini ve bizim bu konuda ne kadar geriye düştüğümüzü ve dersini Hollandalılardan öğrenen FC Barcelona'nın yükselişini daha iyi anlamak için uzun süren bir duraklama devrinin ardından yeniden UEFA Avrupa Liginde final oynayan Ajax’ın 60'lı yılardan beri yürüttüğü faaliyetleri bilmek gerekir.

”Profesyonellikten uzak görüntü çizmek.” Bu saptamaya itiraz edenler olacak muhakkak. Onun için argümanımızı desteklemekle işe başlayalım. Futbolda profesyonelliğin en büyük göstergesi şüphesiz defans becerisi. Gol atmak ve attırmak için doğuştan gelen bireysel yetenekler başrolü üstlenirken, defans yapmak için yetenekten daha çok, çalışarak kazanılacak tecrübeler ve melekeler etkili olur. Konsantrasyonu yüksek tutabilmek, doğru pozisyon alabilmek esastır. Ve bunlar iman gücüyle değil, profesyonel mantaliteyle yapılacak şeylerdir. Türk futbolunun en büyük zaafının defans yapmayı becerememesi olduğu aşikar. Artık modern futbolda yalnızca “Çanakkale geçilmez!” ruhu da fazla işe yaramıyor ne yazık ki.

Ajax 1960’larda dünya futboluna yeni bir anlayış getirdi. “Total futbol” adı verilen bu anlayışta defans, orta saha ve forvet oyuncuları o güne dek alışıldığı gibi keskin çizgilerle belirlenmiş bir işbölümünün sınırları içinde yalnızca kendi işlerini yapmakla yükümlü değildiler. Hücum ve defans birlikte yapılıyor, oyunun gidişatına göre oyuncular pozisyon değiştirebiliyor, birbirlerini boşluklarını doldurabiliyorlardı.

***

Ajax sadece, Dünya futbolunda bir örnek ve bunlar çok rahatlıkla çoğaltılabilir. Trabzonspor’u örnek vermek gerekirse; genç yetenek çıkarmada ki temel sorun oyunculara güvenmemek, yabancı oyuncu hayranlığı yüzünden bütün sezon boyunca yatan futbolculara milyon €’lar verirken, alt yapı için 1 Milyon € bütçe ayırmamak. Son zamanlarda Yusuf Yazıcı konuşuluyor fakat onun gibi birçok oyuncu sırada bekliyor ki başta Abdülkadir Ömür. Trabzonspor’un geleceği bu oyuncuların başarısında yatıyor ve değer verilmesi gerekiyor.

***

Son olarak; Ülkemizde maalesef Sporting Lizbon gibi bir takım yok. Neden yok? Çünkü alt yapıda ki oyuncunun yıllık geliri 4-5 Bin TL iken, süper ligde oynayan bir oyuncunun almış olduğu maç başı puandan kazanacağı ücret bu seviyelerde. Hangi alt kademelerde oynayan takım, gençlere ne para ayıracak da ne yetiştirecek?!

Jupp Derwall Türkiye'ye ilk geldiğinde 'Öncelikle geçici değil, kalıcı başarıların, çağdaş altyapı ve tesislerin' olması gerektiğini söylemişti. Hala daha aynı şeyler vurgulanıyor fakat , kime ?! Bu vurguya dikkat eden var mı, yok. Olsaydı kulüplerin borcu bu seviyelerde olmazdı.

Saygılar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasa dışı, tehdit ve rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, ahlâka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü malî, hukukî, cezaî, idarî sorumluluk içeriği gönderen üye/üyelere aittir.